BÂTILI TASVİR

BÂTILI TASVİR…

Avrupadan gelen işçilerimizin başına toplanıp o diyarın haberlerini bir kısım insanlar merak ve heyecanla dinlerlerken, bön şiddetli bir ruhi sıkıntı duyar, anlatılanları duydükça âdeta tuz gibi erirjıh. Biçârö işçimiz gayrimüslimlerin materyalist hayâtlarında gördüğü sefahet ve eğlenceleri kefodine pay çı­ karırcasına kabara kabâra anlatırken, başına toplanan bir beyaz kâğıt kadar temiz insanlara hem aşağılık duygüsu hem ahlâksızlık’ telkin ettiğinden, masum dinleyicilerinin bilmedikleri, hatta hayal bile etmedikleri sefajhet ve dalâletleri’ hayallerine .nakşetmek suretiyle zararlı propaganda yaptığından haberdar bile değil! .Geçenlerde bir tanıdığım, Belçika’dan geldi. Baktım o da diğer işçilerimiz gibi ğayrirriüslimlerdeki ahlâksızlıklardan, sefahat ve gece hayatlarından güya nefretle tafsilat veriyor. Fakat o rezalet ve sefaheti bilmeyenlerin nefislerini tahrik ederek, hayal ve zihinlerine Avrupa’nın nefsi aldatıcı taraflarını yerleştirdiğinin farkında değildir. t ‘B u tanıdığıma dedim ki: * — Sana çok muhtaç olduğun îslâmi bir prensip söyleyeceğim. Fakat, evvelâ bu İslâmî düsturu ezberleyip her zaman hatırında tutacağına söz vermen şarttır. — Kimin için bu prensip, dedi? ■ — Senin gibi saf zihinleri bozucu haberler nakleden zararlı kimse için, dedim. — Ben zararlı mı oluyorum, dedi? — Evet, zararlı ve kötü haberler anlatıyorsun, dedim. «Bizim görmediğimiz, bilmediğimiz ahlâksızlıkları ¡bütün mübalağasıyla ortaya seriyorsunuz. Bizim de aklı­ mız iştirak etmese büe yaradılışı icabı nefsimiz anlattı­ ğınız sefahetlere meylediyor, hiç olmazsa hayalen olsun bizi meyhanelere- kumarhanelere ve daha bilmem nerelere götürmüş oluyorsunuz. Bunlara tarafdar çıkan nefsimizle bizi kargı karşıya getiriyor, hayâlimizi kirletiyorsunuz.» — Peki ne yapayım? Gezdiğim memleketlerde gördüklerimi anlatmayayım mı? — Anlat, anlat ama, sana söylemek istediğim şu İslâmî prensibi akimdan çıkarmadan anlat. — Ne imiş o prensip, anlat da meraktan kurtulalım! — Peki anlatıyorum, iyi dikkat et! «— Bâtıl şeyleri iyice tasvir, sâfî zihinleri idlâl eder!» Muhatabım bu cümleyi kendi kendine tekrar tekrar mınldandı?ı «— Batıl şeyleri iyice tasvir sâfî zihinleri idlâl eder !» Bir şeyler anlamıştı ama ben yine de izah ettim..- Her nerede olursa olsun ahlâk bozucu eğlenceleri, itikat yıkıcı fikir ve haberleri iyice tasvir ederek anlatmak, dinleyenlerin tertemiz zihinlerinde ve hayallerinde lekeler bırakır, nefis de bunlara alâka gösterir, bu suretle safi zihinler idlâl edilmiş, anlatılan ve tasvir edilen aynı kötülüklerle lekelenmiş olur. îstanbulun sefahat yerlerini bilmeyen saf bir köy lü çocuğuna bunları iyice anlatın. Sonra da. «— Buralar çok kötü yerlerdir, sakm gitme» deyin. Tutar mı bu tavsiye? O saf köylü çocuğu İstanbul’a geldiği gün ilk işi iyice tasvir ettiğiniz o batıl yerleri gezmek olacaktırBelçika’h ahbabımın bu prensibe o kadar aklı yattı — 10 — ki bundan sonra Avrupa’dan bahsederken dinleyenlerin saf zihinlerini bulandırıp, aşağılık duygusu telkin edecek tek cümlesine rastlamadım. Bir gün kendisine: — Belçika’da eğlence yerlerinden ve onların bizden çok medenî olduğundan bahsediyorlar, ne dersin dedim? Bu zeki ve dindar işçimiz parmağını dudağına bastırarak (sus!) işareti verdikten sonra bana şöyle mukabele etti: «— Bâtıl şeyleri iyice tasvir, sâfî zihinleri idlâl eder.»

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)