ÂYET-İ KÜRSÎ’NİN OKUNMASIYLA İLGİLİ KUDSÎ ÖZELLİKLER HAKKINDA İMAMLARIN SÖZ VE GÖRÜŞLERİ

Şeyh Muhakkik Celâl Devanî (K.S.) Hazretleri diyor ki: «Kim Âyet-i Kürsî’yi harfleri sayısınca (107 harf) okursa, ne gibi bir mertebe taleb ederse herhalde onu bulur. Rızık isterse geniş bir nîmete erişir. Borcundan kurtulmak isterse, ödeme imkânı bulur. Zindanda olup da oradan kurtulmak için okursa Allah kurtuluş sebeplerini yaratır. Şiddet ve helâktan uzak kalmak isterse, düşmanın şerrinden yaka kurtarmayı düşünüp okursa arzusuna erişir. Bu sayıyı bilhassa farz namazdan sonra okursa sür’atle talebi yerine gelir. Gece ortası abdestli bir vaziyette kıbleye yönelerek okursa, kabul olunmaya pek yaklaşmış olur. Bir hükümdarın yanında belirtilen sayı kadar okuyacak olur ve bununla şefaat dilerse kabul görür. Âyet-i Kürsî’yi kelimeleri sayısınca (50 kelime) yavaş yavaş okuyacak olursa, mübarek kılınır ve şeytanın nez inden (çekip çevirmelerinden) korunur.»

MES’ELE:

Bir âyeti tekrar tekrar okumakta sakınca yoktur. Ebû Zerr-i Gıffarî’den (R.A.) yapılan rivâyete göre, buyuruluyor ki: Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz gece kalkıp bir âyeti tekrar tekrar okudu ve buna sabaha kadar devam etti. Resûlüllah’ın tekrar tekrar okuduğu âyet «în tüazzibhüm feinnehüm ıbâdüke ve in tağfir lehüm feinneke entel aziyzül hakim» âyetidir. Me- âli: «Onlara azâb edersen, doğrusu onlar senin kullarındır; onları bağışlarsan, AzSb olan, Hakim olan şüphesiz ancak sen- sin.»M! Aynı rivâyete el-îtkan kitabında yer verilmiş ve gerekli açıklama yapılmıştır. Şeyh îmam el-Bunî (Bevnî), Âyet-i Kürsî’nin faziletleri hakkında diyor ki: Âyet-i Kürsî birtakım harf, kelime ve bölümleri kapsamaktadır. 170 harf bulunmaktadır. Onu bu sayıda okuyan, ömrü boyunca kötü hiçbir şeyden korkmaz ve hiç kimse ona karşı (bir kötülük yapmak için) güç bulamaz. Ne söz ile, ne hareket ile, ne de dininde ve dünyasında nâhoş görülen bir şey ile dokunamaz. Şeytanın çekip çevirmelerinden korunmuş olur. Hükümdarların şiddet ve hiddetinden yaşadığı müddetçe uzakta kalır. Kim de belirtilen sayıca Âyet-i Kürsî’yi okur ve buna devam ederse, varlık âleminde bulunan şeyler ona itaat eder ve hiçbir şey ona zarar vermeye güç getiremez. Kim de onu bu sayıca geceleyin insanlardan uzak, kimselerin bulunmadığı, seslerin duyulmadığı temiz bir yerde okur, sonra da Allah’a duâ ederse, Cenâb-ı Hak onun ihtiyaçlarını sür’atle yerine getirir. Kim de farz namazların arkasından bu sayıyı muhafaza ederek Âyet-i Kürsî’yi okursa, (revâtib sünnetlerden sonra da olabilir) halk yanında, ruhanî varlıklar katında çok sevimli ve sevgili olur. Bütün işlerinde, durumlarında söz ve fiillerinde tasvip görür. Kimin de bir ihtiyacı ya da dileği olur da ona ulaşmaya bir sebep bulamazsa, 170 defa Âyet-i Kürsî’yi okuduktan sonra üçbin defa Yâ kâfi, yâ ğaniy, yâ fettah, yâ rezzak desin; Allah’ın izniyle müstağni olur ve arzu ettiği sebep kapıları kendisine açılır Harfleri sayısınca okuyan kimse arzu ettiğinin sevgisine lâyık olur. Rızık ona doğru gelir. Sevdiği bir kadın varsa (meşru) yoldan onunla evlenir. Bununla düşmanını kahredebilir. İnatçı ve hasedçiyi defedebilir. Hile yapanın düzenini bozabi- * lir. Borcunu ödeme imkânını elde eder. Bir esirin kurtulmasına kapı aÇar ve böylece Allah onun bir nice istek ve arzusunu yerine getirir. Bu birçok defalar tecrübe edilmiştir; artık te’- sirinde hiç şüphe kalmamıştır. Âyet-i Kürsî ile zenginlik arzu eder veya sevdiği bir şeye erişmek isterse Cenâb-ı Hak onun bu isteklerini ve ihtiyaçlarını sür’atle yerine getirir. Şeyh el-Bunî (Bevnî), Âyet-i Kürsî’nin fazileti hakkında diyor ki: «Kim bu âyeti Peygamber (.S.A.V.) Efendimiz’in isimleri sâyısınca (201 defa) okur ve dünya ve âhiret işleriyle ilgili herhangi bir hacetini Allah’tan isterse, onun bu ihtiyacı’ karşılanır. Kim de bunu (Âyet-i Kürsî’yi) üçyüz onüç defa okursa, kendisine ölçülmeyecek kadar hayır hâsıl olur; Allah onun din ve dünya işlerinde ona yeterli olur, kendisine hayır kapılarını açar. O bunu okumaya devam ettikçe bu kapılar kapanmaz.» Yine aynı zat diyor ki: «Bu sayıda  bir mücahid gurubu savaşacak olursa mağlûb olmaz.» Tefsîr-i Teysîr sâhibi diyor ki: «Bilmiş ol ki, bu sayının büyük bir sır ve hikmeti ve garip özellikleri vardır. Bu sayı, peygamberlerden Resûl olanların sayısıdır. (Salât u selâm hepsine olsun.) Tâlût un yâran- larının sayısı da üçyüz onüç idi ki Kur’ân-ı Kerîm’de onlardan şöyle bahsedilmektedir : «Tâlût orduyla birlikte ayrıldıktan sonra,

«Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir. Ondan içen benden değildir. Onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesnâ şüphesiz bendendir»

dedi.. Onlardan pek azı hâriç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan insanlar ırmağı geçince, «Bugün Câlût ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok» dediler. Kendilerinin Allah’a kavuşacağını bilenler ise «Nice az topluluk çok topluluğa —Allah’ın izniyle— üstün gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir» dediler…»

Bedir savaşında Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz’le bulunan ashâb-ı kirâmm sayısı da üçyüz onüç idi. (Allah hepsinden razı olsun). Bu Allah yolunda cihâda gelenler kendilerinden kat kat fazla olan kâfirleri mağlûb etmişti. Yapılan rivâyete göre Hazret-i Katâde diyor ki: Bize kadar gelen haberlerde Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz Bedir günü ashabına şöyle seslenmişti: «Sizler bugün Tâlût’un ashabı sayısında bulunuyorsunuz. O, etrafındaki 313 kişilik inanmış bir orduyla Gâlût’a karşı savaşa çıkmıştı.»

Nitekim Bedir savaşma iştirak eden ashâb-ı kirâm da üçyüz ön küsur idi. (Çoğu kitaplar onların 313 olduğunu kaydeder.)

Kim bu kadri yüce âyeti veya bundan başka diğer esmâ ve âyetleri, meselâ Fâtiha-i Şerîfe’yi, îhlâs’ı, diğer âyet ve sûreleri üçyüz onüç defa okursa, kendisine hâsıl olan hayırları, sırları ve yararları hiçbir kimse belirleyip tesbit edemez. Evet bu sayı iksir gibidir, maksad ve matlubun meydana gelmesinde süratli te’siri vardır. Nitekim Âyet-i Kürsî’nin tefsirinde de bu husus açıklanmıştır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)