Yazar Arşivi: serkan doğan

serkan doğan

AABENRAA veya ABENRA

D anim arka’­ da Jylland’ın güneyinde bir İdarî bölgenin (am t’ın) merkezi; 14 600 nüf. Ticari merkez. G ıda sanayii, bira fabrikası. — AabenraaSonderborg am t’ının nüf. 129 300 (lm)

Devamını Oku »

ALLAHÜ TEÂLÂ BİLDİRİYOR

Tatlı nar bulduğum zaman yerim deyip, yoluma Devam ettim. Bir yere varınca, eli, ayağı ol­mayan, zayıf, hâlsiz, yaralı bir kimse gördüm. Yarala- rına kurt düşmüş, hattâ birçok eşek arısı yaralarına hücûm etmiş, zavallıya ızdırab veriyorlardı. Onun bu çâresiz ve muzdarib hâline acıyarak, yanına varıp; “Bu halden kurtulmak .ster misin?” dedim. “Hayır” dedi. Ben hayretle “Niçin?” dedim. “Sağ sâlim olmak nefsimin ...

Devamını Oku »

Enez

Enez 1980 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 13 bin 230 olup, bunun 2 bin 878’i ilçede ve 10 bin 352’si köylerde yaşar. Yüzölçümü 458 km2 olup, nüfus yoğunluğu 29’dur. Merkez bucağına bağlı 19 köyü vardır. Ege kıyısında sahilleri bulunur. Meriç nehri kenarındadır. Tarihi eski çağlara dayanır. Gala gölü bu ilçededir. Ekonomisi tarıma ve balıkçılığa dayanır. Tahıl, ayçiçeği, pirinç, üzüm ve ...

Devamını Oku »

Osmanlı Öncesi Eserler

Osmanlı Öncesi Eserler Enez; Efes ve Milet gibi eski kentlerden biridir. Kale içindeki kazılarla eski bir kent ortaya çıkarılmıştır. Mahzenler içinde önemli eski eserler, altın paralar ve antika heykeller bulunmuştur. Enez çok eski tarihlere dayanan bir yerleşim merkezidir. Çardakaltı: Edirne’ye 5 km uzaklıkta olup Cilâlı Taş Çağına ait yerleşim merkezidir. Manastır: Romalılara aittir. Keşan’ın Gökçepete köyündedir. harala: U zunköprü’nün ve ...

Devamını Oku »

SRC Belgesi Alma

SRC Belgesi Alma Arkadaşlar kendime src belgesi çıkardım …almak isteyen ve ihtiyacı olan kişiler verdiğim numaradan garantili ve uygun bir şekilde belgelerini çıkartılabilirler  …aynı zamanda tüm evrak tak iplerinizi bu arkadaşımız tarafından güvenli bir şekilde yapılır …. Hazan Faruk Korkmaz 0538 418 0228

Devamını Oku »

Kaydırak

Kaydırak 1. Yassı ve kaygan taş. — 2. Çocukların bu tür bir taşı ayaklarıyla kaydırarak oynadıkları bir oyun. (Eşanl. SEKSEK.) —3. Çocuk bahçelerinde çocukların, yüksekte olan baş tarafına oturarak aşağı doğru koymaları için yapılmış oyun aracı. —4. Kaldırılacak yükün altına uzunlamasına yerleştirilen ve kaymayı kolaylaştıran uzun tahta parçası.

Devamını Oku »

Kaydırma

Kaydırma Kaydırmak eylemi. —Bilş. Bir bilgisayarın bellek hücresinde ya da kütüğünde bir yerinin ya da sözcüğün, karakterlerinin ya da bitlerinin tümünün ya da bazılarının aynı sayıdaki konumlarının sağa ya da sola aynı anda taşınmasıll Kaydırma kütüğü, üzerinde kaydırma işlemleri yapılabilen kütük. Aritmetık kaydırma, işaretin konumunu koruyarak bir bellek hücresini ya da aritmetik bir kütüğü sağa ya da sola kaydırma. Çembersel ...

Devamını Oku »

Kaydi

Kaydi Esk. Kayıtla ilgili, kayda ait. —Ikt. Kaydi para, gözle görülüp elle tutulabilen herhangi bir maddeyle (maden ya da kağıt) temsil edilmeyip, basit bir kayıt işlemiyle yaratılan ve dolaşıma giren para. (Eşanl. BANKA PARASI.) [Bk. ansikl. böl.] —ANSİKL. Ikt. Kaydi parada, hesaplar banka kaimelerine tekabül eder; çek de, biçim bakımından kambiyo mektubuna oldukça benzeyen bir para çekme aracından başka bir ...

Devamını Oku »

Kaydıye

Kaydıye Bir kuruluşa yazılmak ya da bir belgeyi işleme koyabilmek için ödenmesi gereken para.

Devamını Oku »

Kaydolmak

Kaydolmak Bir yere kaydolmak, bir kimseden söz ederken, bir listede yer almak ya da bir gruba, bir örgüte, bir kuruma vb. kabul edilmek için gerekli işlemleri yerine getirmek; kaydedilmek; yazılmak: Yedek listeye kaydolmak. Bir partiye, derneğe kaydolmak. Eylülden önce kaydolmanız gerekiyor

Devamını Oku »

Kaye

Kaye Danny —denir), rus asıllı amerikalı sinema oyuncusu (New York 1913 – Los Angeles 1987). 1942’de New York’ta Cole Porter’in bir operetini sahneye koydu: Let’s Face it. Bu başarı çok geçmeden onu Hollywood’a götürdü ve burada birçok filmde rol aldı. Bunlar arasında, Upin Arms (E. Nugent, 1944), Walter Mitty’nin gizli yaşamı (The Secret Life of W. Mitty) [N. Z. McLeod, ...

Devamını Oku »

Kayeput

Kayeput malayca kayu-puti, beyaz ağaç’tan). Hindistan’da yetişen melaleuca cinsinden birçok bitkinin ortak adı. Eskiden bu türlerden tıpta çok kullanılan bir esans çıkarılırdı. (Mersingiller familyası.)

Devamını Oku »

KAYES

KAYES, Kongo’da yer, Pointe-Noire’ın K.-B.’sında. Şekerkamışı işleme. Sıvı yağ fabrikası. KAYES, Mali’de kent, Senegal ırmağının sol kıyısında, ırmak ulaşımının sona erdıği noktada, bölge yönetim merkezi; 50 993 nüf. (1987). Küçük ticaret limanı ve kırsal kesim pazarı. —Kayes bölgesi 120 000 km2; 1 058 575 nüf. (1987).

Devamını Oku »

Kaygan

Kaygan 1. Üzerinden kolayca kayılan yüzey için kullanılır: Kaygan bir yol. Buz/anma var, asfalt çok kaygan. —2. Pürüzsüz olduğu için elden kayan ya da tutunulamayan şey için kullanılır: Sabun kaygan bir nesnedir Dikkat et, trabzanlar çok kaygan. —Esk. sil. Yayda kullanılan kemiğin pul pul kabararak kalkması. (Bu durum yayın bozulmasına neden olduğundan, bu tür kemikler değersiz sayılırdı. Manda boynuzundan yapılan ...

Devamını Oku »

Kaygana

Kaygana a. (fars. haye, yumurta ve gine, nispet ekinden hay-gine > k(9-yana). Mutf. Yumurta, un, süt ya da su ve bir tutam tuzla hazırlanıp tereyağında beyaz olarak pişirilen omletin arasına şekerli meyve ezmesi, bal, kaymak, reçel vb. konularak yapılan tatlı yiyecek. (Bk. ansikl. böl.) —Aynı biçimde hazırlanan omletin arasına kavurma ya da peynir konularak yapılan yemek. —ANSİKL. Kaygana yapılırken omletlerin ...

Devamını Oku »

Kayganlaşmak

Kayganlaşmak Kaygan duruma gelmek: Yağmurdan sonra kayganlaşan yollar

Devamını Oku »

Kayganlı

Kayganlı Esk. sil. Yaya konulan kemiklerin, iyice temizlenmemesi yüzünden pul pul kalkan parçalara verilen ad. (Bı.t parçalar sivri olduğunda kuş dilli diye adlandırılıyordu. Kemiğin kayganlı ya da kuş dilli oluşu, yayın kısa zamanda bozulmasına neden olurdu.)

Devamını Oku »

Kayganlık

Kayganlık Kaygan olma durumu; kaygan bir şeyin niteliği. —Bayınd. Sürtünme katsayısı çok düşük olan bir yüzeyin ve özellikle de bir yolun durumu. (Bk. ansikl. böl.) —ANSİKL. Kayganlık, lastiğin yola aderansı yetersiz olduğunda ortaya çıkar: bu durum, yol kirli (yağlar, çamur) ya da ıslak olduğunda görülür; lastik ve yol üzerinde ancak kuru bir temas olduğu zaman ve ölçüde, aderanstan söz edilebilir ...

Devamını Oku »

Kaygı

Kaygı 1. İnsanın kafasını saplantılı biçimde kurcalayarak onu tedirgin eden düşünce, tasa, sıkıntı; endişe: Bir yakının sağlı- O’ndan kaygı duymak. Parasızlık, gelecek vb. kaygısı. —2. Kaygı çekmek, üzüntü duymak, tasa etmek. Il (Bir şey) kaygısına düşmek, bir şey yüzünden endişelenmek, üzüntü duymak: Biz can kaygısına düşmüşüz, on/arsa mal kaygısında. (Kaygı yemek, tasalanmak, üzülmek (esk.)

Devamını Oku »

Kaygılanmak

Kaygılanmak 1. (Tümleçsiz) tasalanmak, endişelenmek; üzülmek: Kaygı/anma, her şey yoluna girecek. —2. Bir kimse için kaygı/anmak, o kimsenin geleceği için, o kimseye yapılacak şeyleri düşünerek endişelenmek; tasalanmak: Onun için kaygı/anma, kendi başının çaresine bakabilir • kaygılandırmak ettirg. f. Bir kimseyi kaygılandırmak, onu endişelendirmek, üzülmesine neden olmak: Sağlığından söz ederek onu kaygılandırmayın. Kızının sağlığı onu kaygılandınyor

Devamını Oku »
bool(false)