Yazar Arşivi: Remziye Yazıcıoğlu

AMERİKAN FUTBOLU

AMERİKAN FUTBOLU; oval bir topla elle oynanan, futboldan çok rugby’ye benzer sert bir oyun. İlk defâ 1872 yılında Amerika’nın Harvard Üniversitesinde oynandı. Amerika’da büyük ilgi görmekle berâber diğer ülkelerde fazla yaygın değildir. Oyuncular birbirleriyle temas hâlinde bir bakıma kavga ederler. Baş ve eklem yerlerini korumak için, oyuncular maç esnâsında özel bir kıyâfet giyerler. Oyun, on bir oyuncu ve çok sayıda ...

Devamını Oku »

(ABD) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

(ABD) AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ Ormanları, çölleri, dağları, yüksek düzlükleri ve verimli ovaları ile çeşitli özellikleri bulunan dünyânın en büyük ülkelerinden biri. Kıta üzerinde bulunan ABD; doğuda Atlas Okyanusundan batıda Büyük Okyanus’a kadar 4.500 km ge- nişliğindedir. Kuzey sınırını Kanada, güneyini ise Meksika körfezi çevirmektedir. Saatte 96 km hızla giden bir tren, ülkenin bir ucundan öbür ucuna 48 saatten fazla bir zamanda ...

Devamını Oku »

AMERİKA

AMERİKA Nüfusu_____ ______ Yüzölçümü En yüksek noktası…. En alçak noktası Ölü Vâdi (denizseviyesinden ……………………………………………………….90 m aşağı). 650 milyon En uzun nehri 42 Milyon km2 Aconcagua(6960 m) En büyük gölü Ortalama yükseklik Mississippi (6730 km Mi s suri ile beraber.) Superior 625 m İklim ve bitki örtüsünün gösterdiği değişikliğe bağlı olarak çeşitli hayvanlara rastlanır. Batıdaki ormanlarda geyikler, kuzey bölgelerde de kutup ...

Devamını Oku »

ÂMENTÜ

ÂMENTÜ; îmân etmek için inanılması lâzım olan esâslar. îmân esaslarını kendinde toplayan kelime veya söz. Imânlı olmanın altı şartı. Âmentü kelimesinin lügat mânâsı: “îmân ettim, tasdîk ettim, güvendim” demektir. Amentü’de bildirilen altı şeyin mânâlarını bilip, beğenip ka- bûl eden kimseye müslüman denir. Her Müslü- manın çocuğuna ezberletip, öğrettiği âmentü du- âsı şöyledir: Âmentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve rusulihî ...

Devamını Oku »

AMELİYATHANE

AMELİYATHANE; Alm. Operationssaol (m), Fr. Salle dé Opération, tng. Operating Theatre. Bir hastanın ameliyat yapıldığı yer. Bu yerin; ameliyat yapan doktorun (operatör) rahat çalışmasını sağlayacak, hastayı tehlikeye atmayacak ve mikrop girmeyecek şekilde inşâ edilmesi ve hergün te mizlenmesi gerekir. Hastahânenin diğer bölümlerinden buraya geçişler dâimâ hijyenik (sağlığa uygun) yollarla temizlendikten sonra yapılmalıdır. Ameliyathânede kullanılan bir çok uçucu gaz karışımı, patlayıcı ...

Devamını Oku »

AMELİYAT

AMELİYAT; Alm. Opération (f), Fr. Opération, İng. Surgical Opération. Bir operatörün teşhis veya tedâvî gâyesiyle hastanın vücudu üzerinde yaptığı kesme, yarma ve dikme işlemleri. Cerrâhî müdâhale, sirüji 1500 sene öncesinden beri aynen kullanılan ve genel bir müdâhaleyi ifâde eden “cerrâhî” kelimesi, ameliyat tekniklerini ve bununla ilgili diğer bilgileri anlatan bir ilimdir. Tıbbî konulardaki eski bilgilerin çoğu ameliyatlar ile ilgilidir. Eski ...

Devamını Oku »

AMBARLI TERMİK SANTRALI

AMBARLI TERMİK SANTRALI; İstanbul Avcılar’da kurulu Türkiye’nin en büyük termik elektrik santrallerinden. Kuruluş çalışmalarına 1964 senesinde başlandı. İlk ünitesi 1967’de, diğer üniteleri de 1970-7l’de faâliyete geçti. Toplam beş ünitesi olan Ambarlı Termik Santralinin kurulu gücü 630 megawattır. Santral tam kapasite ile çalıştığı zaman günde 14 milyon, yılda 4-4,5 milyar kilowat saat elektrik enerjisi üretmektedir. îpraş, Ataş ve Aliağa rafinerilerinden getirilen ...

Devamını Oku »

AMBARGO

AMBARGO; Alm. Embargo (n), Fr. Embargo (m), İng. Embargo. Bir devletin aldığı iktisâdî, siyâsî veya askeri sebeplerle, umûmiyetle ülkeler arası mal alım-satım ve naklini yasaklayan tedbirler. Ambargo kelimesinin kaynağı, “durdurmak, önlemek, tahdit etmek” mânâsına gelen İspanyolca “embargar” kelimesidir. İktisâdî maksatla uygulanan ambargo, bir ülkenin bir diğer devleti iktisâdî bakımdan zor duruma düşürmek ve belirli mal ve hizmetleri üretmesi ve tüketmesine ...

Devamını Oku »

AMBALAJ

AMBALAJ; Alm. Packung (fy, Fr. Emballage (m), İng. Packing. Bir malı, eşyâyı değişik malzeme ve araçlarla sararak, paket yaparak bir kaba veya sandığa yerleştirerek taşınabilir, saklanabilir ve tanınabilir hâle koyma işi, sarmalama, sandıklama işlemi. Eski devirlerde en çok rastlanan ambalaj şekli cam veya şişe içine saklamak olmuştur. Yine bu devirlerde çok kullanılan bir ambalaj yolu da tahta sandıklar ve sazdan sepetlerle ...

Devamını Oku »

AMAZON NEHRİ

AMAZON NEHRİ; Güney Amerika’da And Dağlarından doğup, Atlas Okyanusuna dökülen 6275 km uzunluğunda büyük bir nehir. Havzası 5.318.100 kilometrekaredir. Havzasının genişliği ve suyunun çokluğu bakımından dünyâ nehirlerinin birincisi, uzunluğu bakımından ise İkincisidir. Nehrin büyük bir kısmı Brezilya sınırları içinde akarak, kollarıyla birlikte ülke arâzisinin yarısını sular. Havzasında yer alan dünyânın en büyük ovasına ismini verir. Nehir kendisine karışan kollarıyla dünyânın ...

Devamını Oku »

AMAZON HAVZASI

AMAZON HAVZASI; Güney Amerika’da Brezilya’da Amazon Nehrinin suladığı veya sular altında bıraktığı büyük bir havza. İki eski fakat yüksek olmayan kristal plato arasındaki genç ve çö- kelmiş bir ovadan ibârettir. Kuzeyde Guiana yaylaları, batıda Andean Cordillera ve güneyde Brezilya yaylası ile çevrilidir. Pekçok bölge deniz seviyesinden 60 m yüksekliktedir. Ancak bâzı yerler 120-140 metreye kadar yükselir. Amazon’da en çok dikkati ...

Devamını Oku »

AMASYA

AMASYA; târih boyunca şehzâdelerin, bilginlerin (âlimlerin) ve sanatkârların yetiştiği ve barındığı bir ilimiz. Bu özelliğinden dolayı “Kubbet-ül-Ule- mâ” yâni “âlimlerin toplandığı yer” ismi verilmiş olup, bu tâbir eski pekçok kitapda geçmektedir. Amasya, Yeşilırmak’ın açtığı dar boğaz üzerinde, deniz seviyesinden 400 m yükseklikte, dağ, ova-su ve yeşilliğin kucaklaştığı şirin ve târihî değer taşıyan bir ildir. Yeşilırmak, şehrin ortasından akar. Nehrin batısı ...

Devamını Oku »

AMANOS DAĞLARI

AMANOS DAĞLARI; Akdeniz bölgesinin doğusunda, Dış Toroslar’ın güneybatıya doğru uzantısı olan sıradağlar. Kahramanmaraş yakınındaki Ahır dağının güneyinden başlayarak İskenderun Körfezinin doğusundaki Hızır Burnuna kadar devâm eder. Uzunluğu 175 km olup yaklaşık olarak 4000 kilometrekare yer kaplar. Bu dağlara Gâvur Dağları, Elma Dağı, Amanus Dağı, Kızıldağ, Nur Dağları gibi isimler verilmişse de, 1941 yılında toplanan Coğrafya Kongresi “Ama- nos Dağları” adı ...

Devamını Oku »

AMALGAM

AMALGAM ; Aim. Amalgam (n.), Fr. Amalga- me (m), İng. Amalgam. Çok kuvvetli çözme özelliğine sâhip olan civanın, metaller ile yaptığı karışım (alaşım). Sıvı civa, birçok metali, özellikle bakır, gümüş, altın ve alkalimetalleri (lityum, sodyum, potasyum, …) çözer. Amalgam; katı, yumuşak veya sıvı olabilir. Civa, bâzı metal olmayan maddeler ile de amalgam verir. Amalgamın sertliği ve yumuşaklığı ilâve edilen metalin ...

Devamını Oku »

ALYUVARLAR

ALYUVARLAR ; Alm. Rote Blutkörperchen Allıvion (f), Fr. Globule rouge (f.), İng. Red blo- od celi. Kırmızı kan hücreleri. Alyuvarlar (eritrositler) dolaşım sistemi içinde oksijen ve karbondioksit taşırlar. Bu taşıma işlemi, alyuvarların ihtiva ettiği hemoglobin vâsıtasıyla olur. Alyuvarlar bikonkav (iki taraftan içe çökük) disk şeklinde hücrelerdir. Alyuvarlar kemik iliğinde yapılırlar. Memelilerde dolaşıma geçmeden evvel çekirdeklerini kaybederler. Bu bakımdan tam bir ...

Devamını Oku »

ALVARLI MUHAMMED LÜTFÎ EFENDİ

ALVARLI MUHAMMED  LÜTFÎ EFENDİ; Erzurum’da yetişen din adamlarından. İsmi, Muhammed Lütfî olup, babası Hoca Hüseyin Efendidir. Alvar İmamı veya Efe Hazretleri diye meş- hûr olmuştur. 1868 (H.1285) senesinde Erzurum’un Hasankale (Pasinler) ilçesinin Kındığı köyünde doğdu. 1956 (H.1375) senesinde Erzurum’da vefât etti. İlk tahsîlini babası Hoca Hüseyin Efendiden gördü. Daha sonra Erzurum’a giderek tanınmış bâzı âlimlerin derslerini tâkib etti. 1891 senesinde ...

Devamını Oku »

ALÜVYON

ALÜVYON ; Alm. Alluvion (f), Fr. Alluvion (f), İng. Alluvium. Akarsular tarafından taşman kil, kum, çakıl gibi kütle parçalarının, suyun akış hızının azalması sonucu elverişli yerlere birikmesiyle meydana gelen tortular. Alüvyonlar, geniş vâdilerin bir çoğunda tabanda geniş yer kaplar veya daha geniş yerlere yayılarak, alüvyon ovalannı teşkil ederler. Büyük ve küçük Menderesler, Gediz, Seyhan, Ceyhan ırmaklarının vâdileri alüvyon ovalarıdır. Alüvyonlar ...

Devamını Oku »

ALÜMİNYUM

ALÜMİNYUM ; Alm. Aluminium, Fr. Aluminium, İng. Aluminium. Periyodik sistemin 3A grubunda bulunan metalik bir element. Atom numarası 13, atom ağırlığı 27, yoğunluğu 25öC’de, 2,698 g/cm3, erime noktası 659,7°C, kaynama noktası 2057°C’dir. Bütün bileşiklerinde +3 değerlidir. Sanâyide demirden sonra ikinci derecede önemli bir element olup dünyâ ve ayın yüzeyinde bol miktarda bulunur. Tabiatta elementel halde bulunmayıp, bileşikler hâlinde bulunur. Bileşikleri ...

Devamını Oku »

ALTUNCUZÂDE

ALTUNCUZÂDE ; Fâtih Sultan Mehmed Han devri hekimlerinden. İsmi, Şeyh Sâlih’tir. Doğum ve vefât târihleri belli değildir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. Tıb ve botanik ilimlerinde mütehassıs olup, faziletli, sâlih, dînin emir ve yasaklarına tam uyan, haram ve şüphelilerden sakınan bir zât idi. Çok Kur’ân-1 kerîm okurdu. İlmi, irfânı ve faziletleri sebebiyle Fâtih Sultan Mehmed Hanın ikrâm ve iltifâtma kavuştu. ...

Devamını Oku »

ALTİMETRE

ALTİMETRE ; Alm. Altimeter (n.), Fr. Altimètre, İng. Altimeter. Deniz seviyesine göre bir yerin yüksekliğini ölçebilen özel bir barometre. Barometreler basıncı mm civa olarak göstermelerine mukâbil; altimetre, yüksekliği doğrudan doğruya metre cinsinden gösterir. Deniz seviyesinden îti- bâren yukarıya doğru her 10,5 m çıkıldıkça barometre 1 mm civa basıncı kadar düşme gösterir. Bir dağın eteğindeki basınç ile tepesindeki basınç bir değildir. ...

Devamını Oku »
bool(false)