Kategoriler
wiki

badem ezmesi,

ezilmiş badem içi, şeker ve yumurta akından yapılan, biçim verilebilecek kıvamda şekerleme türü. Yumuşak badem ezmesi çeşitli pasta ve şekerlerde dolgu malzemesi olarak kullanılır. Daha sert kıvamda olan badem ezmesi ise geleneksel olarak minyatür meyve, sebze, çiçek ve deniz yaratığı gibi biçimlere sokulur ve buna uygun olarak renklendirilir. Şekerlemeciler badem ezmesi yaparken genellikle iki yöntem kullanırlar. Alman usulünde ezilmiş badem ve şeker bir kapta kanştırıldıktan sonra kuruyana değin ısıtılır ve soğuduktan sonra glikoz ile şekerli krema eklenir. Fransız usulü badem ezmesi yapılırken ezilmiş bademler pişirilmeksizin doğrudan kaynatılmış şekerli su ile karıştın- lır. Böylece daha lezzetli, ince dokulu ve daha beyaz görünüşlü badem ezmesi elde edilir. Türkiye’de badem ezmesi geleneksel bir şekerleme sayılır. Badem içi, bir dakika
117 bademcik çevresi apsesi
süreyle haşlandıktan sonra kabuklan soyularak kurutulur ve mermer dibekte dövülerek toz haline getirilir. Daha önce hazırlanarak soğutulan şerbet, yavaş yavaş dövülmüş bademin üzerine dökülür ve karıştınla- rak yedirilir. Mermer tezgâh üzerine serilen şekerli badem bir süre dinlendirilir. Daha sonra ezilip yoğrularak topak haline getirilir. Topaklar oklavayla iki parmak kalınlığında açılır ve birkaç santim boyunda kesilerek çeşitli biçimler verilir. Badem ezmesinin içine yoğrulurken yumurta akı ve bazı kokulu maddeler de katılabilir. Üstüne rendelenmiş hindistancevizi serpildiği de olur. bademcik, insanda ve öbür memelilerde, boğazın arka bölümünde, yutak duvarına yerleşmiş durumdaki küçük lenf dokusu kütlesi. Bu terim, insandaki üç ayrı bademcik çiftinden herhangi birini, ama daha çok damak yakınındakileri adlandırmak için kullanılır. Boğaz bademcikleri de denen bu bademcikler, ağız boşluğunun arkasındaki yutağın her iki yanında çıkıntı yapan bir çift oval (bademsi) kütledir. Dış yüzeyleri, daha derindeki lenf dokularına kadar uzanan çok sayıda çukurla kaplıdır. Bu çukurların sık sık yabancı maddelerle dolması bademcik iltihabına yol açar. Boğaz bademciklerinin, hastalık yapıcı etkenlerin yok edilmesine yardımcı olan antikorlar üreterek, solunum ve sindirim sisteminin enfeksiyonlardan korunmasında rol oynadığı sanılmaktadır. Ne var ki, çoğu kez bu organlar da bir enfeksiyon odağına dönüştüğünden cerrahi girişimle (bademcik ameliyatı) çıkarılmalan gerekir. Yaş ilerledikçe bademcikler küçülmeye başladığı için, erişkinlerde bademcik iltihabı genellikle çocuklardakinden daha az görülür. İkinci bademcik çifti, genellikle adenoitler olarak adlandınlan yutak bademcikleridir. Burun boşluğuna açılan üst yutağın tavanına yerleşmiş, dağınık bir lenf dokusu olan yutak bademciklerinin büyümesi, burundan soluk almayı ve sinüslerin boşalmasını engelleyerek sinüzite ve ortakulak iltihabına yol açabilir. Ayrıca, burun tıkalı olduğu için sürekli olarak ağızdan soluk alıp vermek de, çocuğun gelişmekte olan yüz kemiklerini zorlayarak yüzde biçim bozukluklarına neden olabilir. Bunun için çocuklarda adeno- itlerin genellikle bademciklerle birlikte alınması önerilir. Adenoitler de erişkin dönemde küçülmeye başlar. Üçüncü bademcik çifti, dil kökünün yüzey dokusu üstündeki lenf dokusu kütlesinden oluşan dil bademcikleridir. Öbürlerinde olduğu gibi, bu bademcik çiftinin yüzeyinde de daha derinlerdeki lenf dokularına uzanan çukurlar bulunur. Ancak bu çukurlar mukoza bezlerinin salgılarıyla yeterince te- mizlenebildiğinden, bu bademciklerin iltihabına oldukça seyrek rastlanır.

Kategoriler
wiki

badeli âşık,

h a k â ş iGi da denir. Âşık edebiyatı geleneğinde, düşünde Hızır ya da ak sakallı pirlerin elinden bade içtikten sonra dili çözülüp saz çalmaya başlayan ve doğaçtan şiirler söyleyerek âşık olan kişi. Halk öykülerinde kahramana, düşünde Hızır ya da başka bir pir tarafından bir güzelin resmi gösterilerek bade içirilir. Uyanan kahraman şiir söylemeye ve düşünde görüp âşık olduğu kızı aramaya koyulur. Aşıklar düşlerinde genellikle pirleri Hızır Nebi, İlyas Nebi ve Kutub Nebi olmak üzere üç biçimde görürler. Bade içimi de iki türlüdür. Er dolusu içenler yiğit ve kahraman, pir dolusu içenler düşlerinde gördükleri güzele âşık olurlar. Badeli âşık olduğunu duyuranları öbür âşıkların sınavdan geçirmesi gelenektendir. Âşık edebiyatında badeli âşık olarak kabul edilenlerden Sümmanî, Şenlik, Erzurumlu Emrah, Celali, Hıfzî, Nihanî ve Pervanî özellikle anılabilir

Kategoriler
wiki

Bad Reichenhall,

Almanya’nın güneyindeki Bavyera (Bayern) eyaletinde (Land) kent. Salzburg’un güneybatısındaki Alp Sa- alach Vadisinde yer alır. Dağlarla çevrili önemli bir sağlık ve kış sporlan merkezidir; Predigtstuhl’a (1.650 m) teleferik ile çıkılır. Roma döneminde ve ortaçağda önemli bir tuz çıkanm merkezi olan kent, özellikle Charle- magne döneminde (y. 800) zenginleşti.

Kategoriler
wiki

Bad Mergentheim

Almanya’nın güneyinde, Baden-Württemberg eyaletinde (Land) kent. Würzburg’un güneybatısındaki Tauber Irmağının kıyısındadır. İlkçağdan beri yerleşim yeri olan Bad Mergentheim, 1219’da Töton Şövalyeleri’nin mülkü oldu. 1340’ta tüzel kimlik kazandı. Töton Şövalyeleri’nin büyük önderlerinin 1525-1809 arasında oturduğu barok tarzdaki şato bugün de ayaktadır. Kentte, 14. yüzyıl yapısı iki kilise ile ortaçağdan kalma birçok ev vardır. Tunç ve Demir çağlarında da bilinen, ama suyun kum ve çamurla dolması yüzünden zamanla kapanan madensuyu kaynakları 1826’da yeniden açılmış ve kent bir sağlık merkezi olarak gelişmiştir. Bad Mergent- heim’da orman ürünleri ve çeşitli giyim eşyası üretilir. Nüfus (1989 tah.) 19.801.

Kategoriler
wiki

Bad Kreuznach,

r e u z n a c h olarak da bilinir, Almanya’nın ortabatısında, Rheinland-Pfalz eyaletinde (Land) kent. Mainz’ın güneybatısında, Ren’in kolu olan Nahe Irmağı kıyısında yer alır. Önceleri bir Roma kalesinin, 819’da da bir Karolonj sarayının (Cru- ciniacum) bulunduğu kent, 1065’te Speyer piskoposlarının, 1241’de ise Sponheim kont- lannın eline geçti. 1290’da tüzel kimlik kazandı, 1565’te Pfalz’a bağlandı. Otuz Yıl Savaşlan’nda büyük hasar gördü, 1689’da Fransızlarca yıkıldı. 1815’te Prusya’ya bırakıldı. Özellikle Badevvörth Adasındaki tuzlu su kaynaklan ile gözde bir kaplıca oldu. Tarihsel yapılar, Sponheim Şatosu’nun kalıntılan ile 13. yüzyıl yapısı St. Nikolaus Kilisesi’dir. İlginç 15. yüzyıl evlerinden birinin Dr. Faust’a ait olduğu sanılır. Bir şarap ticâreti merkezi olan kentte optik gereçler, deri eşya ve çeşitli makine üretilir. Nüfus (1989 tah.) 39.400.

Kategoriler
wiki

Bad Ischl,

s c h l olarak da bilinir, Avusturya’nın orta kesiminde Yukarı Avusturya (Oberösterreich) federal eyaletinde (Bundesland) kent. Salzburg’un güneydoğusunda, Traun ve Ischler Ache ırmaklanmn birleştiği kavşakta yer alır. Tarihte ilk kez 1262’de adı geçen kent, 1940’ta belediye oldu. Salzkammergut(*) tatil yöresinin merkezidir. Tuzlu, iyotlu ve kükürtlü sularıyla 1822’den beri sık gidilen bir kaplıcadır. 1854-1914 arasında imparator I. Franz Jo- seph’in yazlık sarayının burada bulunması nedeniyle uluslararası bir üne kavuşmuştur; Franz Lehar, Johannes Brahms, Anton Bruckner ve Richard Strauss gibi besteciler de belirli dönemlerde burada kalmıştır. Saray günümüzde halka açıktır; Lehar’ın evi ise müze haline getirilmiştir. Kentte ayakkabı, kayak takımlan, giysi ve madeni eşya üretimi yapılır. Nüfus (1981) 13.027.

Kategoriler
wiki

Bad Homburg

tam adı b a d h o m b u r g v o r d e r h ö h e . Almanya’nın ortabatı kesiminde, Hessen eyaletinde (Land) kent. Frankfurt am Main’in hemen kuzeyindeki ormanlık Taunus Dağlarının eteklerinde yer alır. Adına ilk kez 12. yüzyıl kayıtlarında rastlanan kent sık sık el değiştirdi. 1521’de Hessen hanedanının eline geçti, 1622-1866 arasında Hessen-Homburg kontluğu olarak bağımsızlığını korudu. Elizabeth yeraltı su kaynağının ve daha önce Romalılarca kullanılan öteki kaynakların 1834’te yeniden açılmasının ardından, 1841’de yörede bir kumarhane kuruldu. İîunu kentin yeniden kuruluşu izledi. Böylece Bad Homburg, uluslararası ün taşıyan bir kaplıca bölgesi oldu. 1890’larda Galler prensi Edward (sonradan İngiltere kralı VII. Edward), Bad Homburg- lu bir askerin başlığını giyerek, yumuşak keçeden dikilen Homburg şapkasını tüm dünyaya tanıttı. 12. yüzyıl yapısı kulesi ile köntluk sarayı (1680-85) ve modern kumarhane binası kente egemendir. Romalılardan kalma bir sınır kalesi olan ve 1800’de yeniden inşa edilen Saalburg da kentin yakınındadır. 1918’den sonra bir konut yerleşmesi olarak gelişen Bad Homburg’da makine, bisküvi, dokuma ve deri eşya üreten sanayi kuruluşları da vardır. 1972’de iki komşu kasabanın bağlanmasıyla daha da genişleyen kent, Obertaunus bölgesinin merkezi oldu. Nüfus (1989 tah.) 51.035.

Kategoriler
wiki

Bad Harzburg,

Almanya’nın kuzeydoğusundaki Aşağı Saksonya (Niedersachsen) eyaletinde (Land) kent. Yukarı Harz Dağlarının kuzey yamacında, Goslar’ın tam güneydoğusundaki Radau Vadisinin girişinde yer alır. Kent, İmparator IV. Hein- rich’in 1066’da, yakındaki Büyük Burgberg’ de (483 m) yaptırdığı şatonun çevresinde gelişti. Şatonun kalıntıları hâlâ ayaktadır. Pagan tannsı Krodo’ya (Crodo) adanmış sunağın parçalan ise Goslar Müzesi’nde korunmaktadır. Bugün bir kış sporları merkezi olan kent, kaplıcalarıyla da ünlüdür. Başlıca sanayi dalları dokumacılık, ağaç ürünleri, oyuncak, deri ve ilaç yapımıdır. Nüfus (1989 tah.) 23.079.

Kategoriler
wiki

Bad Godesberg,

Almanya’nın batısındaki Kuzey Ren-Vestfalva (Nordrhein- Westfalen) eyaletinde (Land), başkent Bonn’un güney banliyösü. Ren Irmağının sol kıyısında, Siebengebirge (Yedi Dağlar) doğal parkının karşısında yer alır. Köln başpiskoposu Dietrich tarafından 1210’da yapılan Godesburg Kalesi’nin çevresinde bir köy olarak doğdu. 19. yüzyıl sonlarında modern bir kaplıca kasabası olarak gelişti. 1935’te tüzel kimlik kazandı. 1969’da öteki yedi banliyö ile birlikte Bonn’a bağlandı. Bad Godesberg’in tarihsel yapıları arasında, 1583’te Bavyeralılarca yıkılan kalenin kalıntıları, Alman şövalyelerinin karargâhı olan Muffendorf Vakfı (1254) ve eskiden federal hükümetçe düzenlenen diplomatik kabullerin yapıldığı rokoko tarzındaki La Redoute Malikânesi sayılabilir. Ren Irmağı boyunca, 9 km uzunluğunda bir gezinti yeri vardır. Birçok bakanlık ile yabancı temsilciliğin, ayrıca önemli bilimsel ve sınai kuruluşların merkezleri Bad Godesberg’dedir. Konferans turizmi büyük önem taşır. En önemli sanayi kolu ilaç üretimidir.

Kategoriler
wiki

Bad Gandersheiıtı,

g a n d e r s h e im olarak da bilinir, Almanya’nın kuzeydoğusunda Aşağı Saksonya (Niedersachsan) eyaletinde (Land) kent. Leine Irmağı vadisinde yer alır. Unlü başrahibelerin mezarlannın bulunduğu 11. yüzyıldan kalma kilisesiyle ve 852’de Saksonya dükü tarafından kurulan manastıny- la tanınır. Manastınn ilk başrahibeleri dükün iki kızıydı. III. Ludwig, Saksonya düklüğüne, bu işi üstlenmeye elverişli ve istekli aile üyeleri olduğu sürece, başrahibelik makamını elinde tutma ayrıcalığım verdi. III. Otto manastıra bir çarşı ve darphane kurdu ve geçiş vergisi alma hakkı tanıdı. Sonunda manastır Kutsal Roma-Germen İmparatorluğunun mülkiyetine geçti ve başrahibeye imparatorluk meclisinde (Diet) oy hakkı tanındı. Manastınn geniş topraklan üzerinde Hannover elektörü (seçici prens) ve Prusya kralının da feodal haklan vardı. Manastır 1568’de Protestanlığı benimsedi. Son Katolik başrahibe Braunschvveigli Au- gusta Dorothea 1589’da öldü; Protestan başrahibeler ise imparatorluğun tanıdığı ayrıcalıklardan, Gandersheim’ın 1803’te Braunschweig düklüğüne katılmasına değin yararlandılar. Gandersheim bazı edebi yapıtların beşiği olarak da bilinir. Alman şairi ve oyun yazarı Hrosvitha(*) 10. yüzyılda burada yaşayan

Kategoriler
wiki

Bad Ems,

m s olarak da bilinir, Alman- yanın güneybatısında, Rheinland-Pfalz eyaletinde (Land) kent. Lahn Irmağı kıyısında ve Koblenz’in hemen doğusunda yer alır. Avrupa’nın en eski sıcak su kaynaklarının bulunduğu ve madensuyunun Romalılar zamanından beri bilindiği Ems’den, 1172’de kaplıca olarak söz edilmiştir. Prusya kralı I. Wilhelm (sonradan Alman imparatoru) 1870’te Ems’de tatilini geçirirken, Fransız elçisiyle tarihsel önem taşıyan bir görüşme yapmış ve aralannda geçen konuşmayı Otto von Bismarck’a telgrafla iletmiştir. Bu telgraf, 1871’de Fransız-Alman Savaşı’nın başlamasına neden olmuştur. Bad Ems, bugün de sık sık ziyaret edilen bir sağlık ve turizm merkezidir. Madensuyu ihraç eden kentte, kimyasal maddeler üreten bir fabrika vardır. Nüfus (1983 tah.) 10.241.

Kategoriler
wiki

Bad Dürkheim,

d ü r k h e im olarak da bilinir, Almanya’nın ortabatısında, Rheinland- Pfalz eyaletinde (Land) kent. Neustadt an der Weinstrasse’nin kuzeyinde, Isenach Vadisi girişinde ve Haardt Dağlarının doğu yamacında yer alır. 1030’da imparator II. Kon- rad tarafından kurulan Limburg Benedikten manastırına bağlı olan Bad Dürkheim, sonradan Leiningen-Hartenburg kontlarının yönetimine girdi. Kontlar 14. yüzyılda burada bir kale inşa etti. Limburg Manastın’ nın kalıntılan kentin güneybatısına düşer. Fransızların 1794’te yıktığı kalenin yerinde günümüzde bir kumarhane ile belediye sarayı bulunmaktadır. Kalenin kilisesi ise hâlâ ayaktadır. Sağlık merkezi olarak tanınan kentte tuzlu ve arsenikli kaplıcalar ve bir tuz fabrikası vardır. Şarap ticareti oldukça canlıdır. Nüfus (1989 tah.) 16.670.

Kategoriler
wiki

Bacon, Roger,

lakabı d o cto r m irabilis (Latincede “Olağanüstü Bilgin”) (d. y. 1220, Ilchester, Somerset ya da Bisley, Gloucester ? – ö. 1292, Oxford ?, İngiltere), deneysel bilimin ortaçağdaki öncülerinden Fransisken filozof ve eğitim reformcusu. Matematik, astronomi, optik, simya ve yabancı diller öğrenimi gören Bacon, barut yapımını aynntılanyla betimleyen ilk AvrupalIdır. Uçan makineler, motorlu gemi ve arabalar yapılmasını önermiş, kendisinin de övünerek belirttiği gibi deneysel bilim yolunda olağanüstü çaba harcamıştır. Her yerde dilden dile dolaşan araştırmaları, halk arasında bir tür mucizeler adamı olarak, görülmesine yol açmıştır. Bu nedenle Bacon, deney alanındaki gerçek başanları biraz abartılmış da olsa, çağdaş bilimin deneysel yaklaşımının, tarihsel bakımdan erken olgunlaşmış bir temsilcisidir. Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Klasikler üzerinde derin bilgi edindi. Küçük yaşta aldığı quadrivium (dörtlü; geometri, aritmetik, müzik ve astronomi) eğitiminden çok yararlandı. Aristoteles’in yapıtla- nm sık sık “dinlemiş” ve “okumuş” olmakla övünürdü. Sonradan Paris’te ders verdiğine göre, “Magister Artium” diplomasını da (en erken 1241’de) burada almış olmalıdır. Bilim yaşamı. Bacon, bilim yaşamına Aristoteles’e dayalı ya da onu yorumlayan metinler üzerine dersler vererek başladı. O tarihlerde, gelecekte bilime yöneleceğini gösteren bir belirti yoktu. Paris dersleri, Aristoteles’in yapıtlarını Batı Avrupa’ya yeni yeni tanıtan çalışmalan üzerinde öteki araştırmacılann da bilgilenmesi bakımından önemliydi. Bu ders metinleri, Bacon’ın, çok çeşitli kaynaklardan gelen Yeni-Platoncu etkiler altında kalmış Aristotelesçi bir tutumu izlediğini sergiler. İbn Sina’nın Bacon’ m üzerindeki etkisi ise abartılmıştır. Bacon’m düşünsel gelişmesinde 1247 dolaylarında önemli bir değişiklik oldu. Bu tarihten sonra, deneysel araştırmalar yapmak, “gizli” kitaplan elde etmek, yeni aletler ve bilimsel tablolar geliştirmek, kendisine yardımcılar yetiştirmek ve bilginlerle dostluk kurmak için, büyük zaman, çaba ve para harcadı. Bu etkinlikler, olağan üniversite uğraşlarından kesin bir kopuş anlamına geliyordu. Bu değişimde, büyük olasılıkla, Oxford’a dönüşünün ve orada, Yunan düşüncesini Batı’ya tanıtmanın önderliğini yapan büyük bilgin Robert Grosseteste ile öğrencisi Adam de Marisco’nun, aynca St. David piskoposu Thomas Wallensis’in payı vardı. 1247-57 arasında, Oxford’da tanıştığı yepyeni bilgi dallarının (yabancı diller, optik ve simya) üniversitede kök salması ve astronomi ile matematik öğretiminin geliştirilmesi için var gücüyle çalıştı. Bacon’ın kulaktan dolma önermeler karşısında çağdaşlarından daha kuşkucu olduğu, doğrulayıcı deneyleri daha güvenilir bulduğu, salt usa dayalı çıkarımlara kuşkuyla baktığı doğrudur. Deneyi öyle ısrarla yü- celtmiştir ki, daha 300 yıl önceden modern bilimi müjdelediği öne sürülür. Ama yapıt- lan üzerindeki incelemeler onu, bir deney adamı olarak nitelemenin abartılı olacağını gösterir. Bacon’m özgünlüğü, bilgi birikimine belirgin bir katkıda bulunmasından çok, verimli araştırma dalları ve deneysel inceleme yöntemleri üzerinde ısrarla durmasıdır. Gene de simya deneyleri için bir tür
da yuvarlak Afrika evleri ortadaki bir toplantı evinin çevresinde daire oluşturacak biçimde kümelenmiştir. Genç evli çiftlerin kocanın ailesiyle birlikte oturmalarına karşın soy anadan geçer. Çokkarılılık, reis ve varlıklı sınıflarla sınırlıdır. Erkek çocuklar için sünnet, kızlar için karmaşık yetişkinliğe geçiş törenleri ve bu törenlerde maske kullanımı bütün bölgede yaygındır. Baçokueler el sanatlarında çok başarılıdır. Hasır örücülüğü, çömlekçilik, sepetçilik, demircilik ile heykel, iskemle ve maske yapımı çok gelişmiştir.

Kategoriler
wiki

Bacon, John

(d. 24 Kasım 1740, Londra – ö. 4 Ağustos 1799, Londra), bazı heykelcilik tekniklerini yetkinleştiren yeni-klasik heykel sanatçısı. Bacon 1754’te, Londra’da Lambeth’deki bir porselen imalathanesine çırak olarak girdi. Burada önceleri küçük porselen süs eşyasını boyamakla görevlendirildi. Kısa bir süre sonra ürünlere biçim vermeye başladı. Çıraklığı sırasında başladığı yapay taştan heykel çalışmalarını sonraları kusursuz bir yöntem oluşturacak biçimde geliştirdi. 1763 dolayında ilk kez mermer üzerinde çalışmaya başladı ve gelişmiş bir alet icat ederek modelin biçimini mermere geçirme yöntemini kolaylaştırdı. Küçük bir pergel içine yerleştirilen ve hem model, hem mermer üzerinde kullanılabilen bu alet her yönde doğru ölçümler yapılmasını sağlıyor, oldukça da hassas sonuçlar veriyordu. Bacon 1769’da, Aineias’ın Troya’dan kaçışını canlandıran alçak kabartma çalışmasıyla Kraliyet Akademisi’nin heykel dalındaki ilk altın madalyasını kazandı. 1770’te sergilediği bir Mars figürü ise ona Sanatçılar ği’nin altın madalyasını kazandırarak Kraliyet Akademisi’ne üye seçilmesini sağladı. En başarılı çalışmalanndan bazıları West- minster Abbey’deki yapıtlarıdır

Kategoriler
wiki

Bacon, Francis

s t . a l b a n s v İk o n t u , s ir f r a n c is b a c o n (1603-18) ya da v e r u l a m b a r o n u (1618-21) olarak da bilinir (d. 22 Ocak 1561, York House, Londra – ö. 9 Nisan 1626, Londra), İngiliz devlet adamı ve filozof. Doğanın ve toplumun kavranmasında deneyci bilgi öğretisini ve tümevarım yöntemini savunmuştur. Aynı zamanda İngiliz dilinin ustalanndan biri olarak kabul edilir. Yaşamı. Babası krallık mühürdan olan Francis Bacon, anne tarafından I. Elizabeth’ in başbakanı William Cecil’in akrabasıydı. 1573’te Cambridge’de Trinity College’a girdi. “Kısır” olarak nitelendirdiği Aristotelesçi felsefeye karşı duyduğu hoşnutsuzluk bu dönemde başladı. 1576’da hukuk öğrenimi görmek üzere Gray’s Inn’e girdi, ama ardından İngiliz büyükelçisinin maiyetinde Paris’e gitti. Babasının ölümü üzerine 1579’da geri döndü ve hukuk öğrenimini sürdürerek 1582’de avukat oldu. Aynı kurumdaki hocalık ve baro yönetim kurulu üyeliğinden sonra saray hukuk danışmanlığı yaptı. 1584’te parlamentoya girdi. Kraliçeye ve etkili kişilere çeşitli ülke sorunları ile ilgili mektuplar yazarak göze girmeye çalıştı, ama bu çabalan sonuç vermedi. 1593’te İspanya’ya açılan savaşın giderlerini karşılamak için krallık ödeneklerinin artırılmasına karşı çıkması, gözden düşmesine yol açtı. Danışmanlığını da yaptığı dostu genç Essex kontunun girişimlerine karşın, boşalan başsavcılık makamını, yaşamı boyunca rakibi olan Sir Edward Coke’a kaptırdı. Essex
Francis Bacon, sanatçısı bilinmeyen bir yağlıboya çalışma; Ulusal Portre Galerisi, Londra National Portrait Gallery, Londra
laşılan önyargılardır. Bunun en açık örneği doğada gerçekte olduğundan daha büyük bir düzenlilik görme, kolayca genelleme yoluna giderek doğadaki olayları soyutlaştırma eğilimidir. Kuşaktan kuşağa geçen inanç ve söylencelerle karışmış bu yanılgılar, duyuların yetersizliğinden, doğa varlıklarına keyfi benzetmeler yüklemekten ve kesin ilkelere ulaşma tutkusundan kaynaklanır. 2) Idola specus (mağara idolleri), bireyin düşünsel ve bedensel yapısından doğan yanılgılardır. Birey dıştan gelen etkileri kendi zihnine yansıdığı gibi görür. Bu nedenle de doğanın bütünü yerine kendine yansıyan bölümünü temel alır; nesneler arasında aşırı ayrım ve benzetmeler yapma yoluna gider. Burada “mağara” benzetmesi Platon’un Devlet diyalogundaki “mağara” simgesinden etkilenerek kullanılmıştır. 3) Idola fori (çarşı idolleri), soyut sözcüklerin zihin üzerindeki etkisinden kaynaklanır. Bunlar en tehlikeli yanılgılardır. İnsanlar karşılıklı konuşmalarla düşünce alışverişinde bulunur. Gerçeğe dayanmayan soyut düşünceleri araştırmadan ve eleştirmeden benimsemek insanları yanılmalara sürükler. 4) Idola theatri (tiyatro idolleri), gelenekleşmiş felsefe sistemlerinin ve yanlış kanıtların yol açtığı temelsiz düşünce kalıplarıdır. Bütün donmuş düşünce akımlan bu bölüme giren önyargılann yoğunlaşmasıyla ortaya çıkar. Denemeler. İnsanoğluna yalnızca “doğanın gizleri”ni değil, “yaşamın güçlükleri”ni de açıklamayı amaçlayan Bacon, ortaya koyduğu yeni mantığı, insan ilişkilerini de kapsayacak biçimde tasarlar. Bu yüzden Essayes’de tutku, ikiyüzlülük, kin ve sevgi gibi “yalın yaradılışlar”ı irdelemeye çalışır. Tarihten ve kendi gözlemlerinden çıkardığı deneyimlere dayanarak, davranış ve güdüleri inceler ve genellemelere vanr. Bu yoldan insanoğlunun yaptıklarını ve yapması gerekenleri ortaya koyar. Gerçekçiliğin ve ahlaksal ideallerin bir karışımı olan bu denemeler, dünyevi bir bilgelik taşır. Yazılanna yansıyan kişiliği son derece berrak ve canlı olan Bacon’m anlatımı insanı sıkmayan zengin imgelerle doludur. Okuyucusunu kolayca avucuna alarak zihnindeki akışa katar ve böylece düşüncelerini harekete geçiren duygu dünyasına taşır. Gerçek bir iletişim ustası olarak titizlikle işlenmiş dengeli cümleler kurar; düşüncelerini sunuş biçimi sağlam bir yapı gösterir. Bacon yapıtlarıyla bilimin ve felsefenin gelişme yolunu göstermiş, doğa ile us arasında bir bütünlük kurulabileceği inancını yerleştirmiştir. ÖBÜR YAPITLARI. De Interpretatione naturae proeminum (1603; Doğanın Yorumlanmasına Giriş), Redarguito philosophiarum (1609; Filozofların Eleştirisi), Historia Ventorum (1622), Historia Vitae et Mortis (1623; Yaşam ve Ölümün Tarihi), The Historie of the Raigne of King Henry the Seventh (1622; VII. Henry Döneminin Tarihi), Apophtagrıes new and old (1625; Yeni ve Eski Özdeyişler), Sylva Sylvarum (ös 1627; Ormanların Ormanı), Cases of Treason (ös 1641; İhanet Davaları), Promus of Formularies and Etegancies (ös 1883), The Poems of Francis Bacon (ös 1870; der. ve bas. haz. Rahip A. B. Grosart; Francis Bacon’m Şiirleri).

Kategoriler
wiki

Bacolod,

Filipinler’in Negros Adasının kuzeybatısında, Negros Occidental ilinin merkezi kent. Guimaras Boğazının kıyısında, Guimaras Adasının karşısında yer alır. Ülkenin en önemli şeker üretim bölgesinin tam ortasında bulunması nedeniyle Filipinler’in şeker merkezi olarak bilinir. Kentin gelişmesi, 1800’lerden sonra başladı. Bu dönemde Bacolod, Panay Adasındaki Iloi- lo’ya dönük deniz trafiği için uygun bir liman olarak kullanıldı. Ardından, şeker tarımının gelişmesiyle birlikte, Negros’un en yoğun nüfuslu kentsel alanı ve ticaret merkezi oldu. Bacolod’un dış limanı olan Pulupandan, kıyı şeridini izleyen ana karayolu boyunca güneye doğru uzanır ve önemli bir balıkçılık limanıdır. Kentin ızgara planlı sokak dokusu, Filipin kıyılarındaki geleneksel tarzın dışında kalır. Hem mevsimlik, hem de sürekli nüfus artışı, büyük bir konut açığınayol açmıştır. Bacolod’da büyük bir havaalanı, il hastanesi ve özel Negros Occidental- Recolestos Üniversitesi (1941) yer alır. En yakın şeker işleme merkezi, kıyıdan 2,4 km içeridedir. İl yönetim binası, çevre düzenlemesi yapılmış geniş bir alanın ortasmdadır. Kent meydanında eski bir taş kilise ile rahibe manastırı yer alır. Zengin çiftçilerin görkemli konutları, kentin dış semtlerinde- dir. Nüfus (1990) 364.000.

Kategoriler
wiki

Backhaus, Wilhelm

(d. 26 Mart 1884, Leipzig – ö. 5 Temmuz 1969, Villach, Avusturya), Beethoven yorumlarıyla ünlü Alman piyanist. Leipzig ve Frankfurt am Main’da piyano dersleri aldı. İlk konserini sekiz yaşında verdi ve 1905’te Paris’te Rubinstein Ödülü’ nü kazandı. Manchester Kraliyet Müzik Okulu’nda (1905), Sondershausen’de (19071 ve Philadelphia Curtis Enstitüsü’nde (1925) öğretmenlik etti. II. Dünya Savaşı’ndan sonra İsviçre’de Lugano’ya yerleşti, ama turneye çıkmayı ve plak doldurmayı sürdürdü. Sert ve açık seçik, ama sıcaklıktan da yoksun olmayan üslubu ve çalarken partisyona büyük bir titizlikle bağlı kalmasıyla tanınmıştı.

Kategoriler
wiki

Bacillus

Bacillaceae familyasından, suda ve toprakta çok bol miktarda bulunan çomak biçimindeki bakterileri (basilleri) içeren cins. B. arıthracis ve B. thuringiensis gibi birkaç önemli bakteri dışında, Bacillus türleri genelde insanlar ve hayvanlar için zararsızdır. Mikrobiyolojik açıdan tümü grampozitif olarak sınıflandırılan basiller, hareketsiz hücreler ya da endosporlar oluşturabilir. En büyük türleri yaklaşık 2 n m (mikrometre; 1 (im=10~6m) eninde, 7 um uzunluğundadır ve genellikle zincir biçiminde dizilmiştir. Endospor durumundayken ısıya, kimyasal maddelere ve güneş ışığına karşı dayanıklı olan basiller, toz tanecikleriyle birlikte hemen her yere yayılırlar. Toprakta çok bulunan Bacillus cereus, konserve yiyeceklerde bozulmaya yol açabilir. Gene çok yaygın bir tür olan ve çoğu kez insan derisinde de bulunan B. subtilis laboratuvar kültürlerine en çok bulaşan bakterilerden biridir ve bu özelliği nedeniyle Louis Pasteur’ün birçok deneyini bozmuştur. Hastalık yapıcı basillerin en önemlileri ise, insanda ve evcil hayvanlarda şarbon(*) hastalığının etkeni olan B. anth- racis ile bir tırtıl hastalığının etkeni olan B. thuringiensis’tir; bu basilin sporlu biçimi, bitki zararlısı olan tırtıllan öldürmesine karşılık omurgalılara hiç zarar vermediği için böcek öldürücü olarak kullanılır. Aynca, tıpta tedavi amacıyla kullanılan basitra- sin ve polimiksin B gibi antibiyotikler de, sırasıyla B. subtilis ve B. polymyxa türü basillerden elde edilir.

Kategoriler
wiki

Bacillariophyta,

daha çok diyatomeler adıyla bilinen algleri içeren bölüm. Ayrıca bak. diyatomeler.

Kategoriler
wiki

Baciccia

tam adı g io v a n n i b a t t is t a g a u l – li (d. 8 Mayıs 1639, Cenova – ö. 2 Nisan 1709, Roma), 17. yüzyılın ikinci yarısında, önde gelen Romalı barok ressam. Baciccia, Cenova’da Luciano Borzone’nin öğrencisi olmakla birlikte van Dyck ve Bernardo Strozzi’den de etkilendi. 1660 sıralannda Roma’ya yerleşti, 1669’da Cor- reggio’nun fresklerini incelemek üzere Par- ma’ya bir gezi yaptı. Sanatını en çok etkileyen kişi,ona dostluk gösteren ve Romalı sanat koruyucularıyla tanıştıran Berni- ni oldu. Baciccia’mn başlıca yapıtları Roma’daki Santa Agnese (1668-71), II Gesü (1684’te bitti) ve Santissimo Apostoli (1707) kiliselerinde bulunan fresk bezemelerdir. Başta II Gesü olmak üzere bu yapıtlarda, Bernini’ nin dinsel kişileri betimleme üslubundan ve Correggio’nun figürlerindeki yüzlerin yumuşak, duyumsal yorumlamasından esinlendi. Bu nitelikleri, çok iyi düzenlenmişışık-gölge lekeleri ve göz alıcı bir ustalıkla birleştirdi. Ayrıca çeşitli altar panoları resimledi ve papalık çevresinde portre ressamı olarak ün kazandı.