Yazar Arşivi: Kursistem

Toprak Mülkiyeti

İslâm insanın, diğer yaşama vasıtaları ve ihtiyaç maddeleri yanında, toprağa da mâlik olmasını kabul etmiş, insanm diğer şeylere sahip olabildiği meşrû ve kanunî bütün yollar ve vâsıtalarla toprak mülkiyetine de sahip olabilmesini caiz görmüş ve bu mülkiyet hakkını, mâlikin hayatı boyunca devamlı kılmıştır. İslâm’ın özellikle toprak mülkiyeti üzerine koyduğu (yalnızca toprak mülkiyetine ait) hiçbir kayıt ve sınır yoktur. İnsan kanunî ...

Devamını Oku »

Örf ve âdet kaynağına dayalı hukuk kaideleridir

şeye ermemiş ve doğru yolu bulamamış idiyseler —yine onlara uyacaklar mı?—» (Bakara: 2/170), «… size, babalarınızın yolundan daha doğrusunu getirmiş olsam da mı —beni bırakıp onlara uyacaksınız?—» (Zuhruf: 43/24), «Allah size —gerekeni— açıklamak, sizden önce gelip geçenlerin sünnetlerine (iyi geleneklerine) sizi de ulaştırmak ve günâhlarınızı bağışlamak istiyor; O, ilim ve hikmet sahibidir.» (Nisâ: 4/26). Sakal, bıyık, sünnet, temizlik, güzel koku ...

Devamını Oku »

Eğiterek sakındırmak (tedîb)

Bağlayıcı, farz ve zaruri olmadığı halde iyi, güzel, uygun olan davranış ve ibâdetleri teşvikte heyecanlı ve itici ifadeler kullanıldığı gibi, bunlann zıddı söz konusu olduğu zaman da caydıncı, alıkoyucu, engelleyici ifadeler kullanılmıştır. Eğitimde bu üslûb ve ifade hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Müctehid, bu ifadelerden hangilerinin kesin olduğunu, hangilerinin böyle olmadığını diğer delil ve karineleri değerlendirerek ayırmak mecburiyetindedir. Meselâ Peygamberimiz, namazı evlerinde ...

Devamını Oku »

İnce ve yüce gerçekleri öğretme

îslâm, insanların iman ve düşüncelerine de yön vermekte, ışık tutmaktadır. îman ve düşünce çerçevesine giren çok ince, zor ve yüce konular vardır. Bunları kavrama hususunda, sa- hâbeden de olsa, kişiler aynı seviyede olamazlar. «însanın, Allah’ı anlayıp kavrayamayacağını anlaması, anlamanın ta kendisidir» diyen Ebû-Bekr ile «Allah nerede?» sorusuna göğü göstererek cevap veren, buna rağmen imam geçerli sayılan bedevi kadının idrâki aynı ...

Devamını Oku »

Takvâ ve kemâl eğitimi vermek

Eşsiz bir eğitimci olan Peygamberimiz’in bu sıfatla vaki davranışları daha çok ashâba yönelik olmuştur. Kur’ân-ı Kerîm’- de ve hadîslerde ashâb öğülmüş, islâmm bu ilk ve büyük neslinin müstesna özellikleri dile getirilmiştir. Peygamberimiz nasıl en kâmil örnek insan ve peygamber ise, ashâbı da öyle kâmil ve örnek bir nesildir. Peygamberimiz bu nesli yetiştirirken, eğitirken onların bu özelliklerini dikkate almış, onlara mahsus ...

Devamını Oku »

Öğüt vermek (nasihat)

Peygamberimiz, haram ve yasak olmamakla beraber uygun ve yerinde bulmadığı bir davranış veya teşebbüse muttali olduğu zaman ilgililere öğüt vermek, doğru ve uygun olanı söylemek suretiyle nasihat etmiştir; bu da kesin ve bağlayıcı olmayan davranışları çerçevesine girmektedir. Bu cümleden olarak Beşîr b. Sa’d isimli sahâbî, oğlu Nu’mân’a bir hizmetçi hediye etmiş, diğer oğullarına böyle bir bağışta bulunmamıştı. Karısının isteği üzerine ...

Devamını Oku »

Arabulmak, anlaştırmak (sulh)

Bir konuda anlaşmazlığa düşen tarafları, mahkemeye başvurup dâvayı isbat ile uğraşmaksızm kısa yoldan anlaştırmak için yapılan teşebbüsler sulha yöneliktir. Sulh için aracılık yapanlar hâkim gibi davranmazlar, tarafların iddiâlannı isbat edip istediklerini almalarını sağlamazlar, onları karşılıklı fedâkârlık ve anlayışa çağırırlar, bu ise başka anlaşmalara emsâl teşkil etmez. Peygmberimiz’in (s.a.), sahâbeden Câbir’in -babadan alacaklılarına- yaptığı fedâkârlık teklifi bir sulh teşebbüsüdür, bu teklif ...

Devamını Oku »

Hz. Peygamber’in Çeşitli Sıfatlarından Kaynaklanan Davranışları

Hz. Peygamber’in sıfat ve davranışlarında hâkim olan peygamberlik ve örneklik vasfıdır; bu sebeple sayısız âyet ve ha- dîsterO’na uyulması, itaat edilmesi, örnek alınması, sünnetine dört elle sanlınması istenmiştir. Ancak yukarıda sunulan birçok örnek O’nun, başka sıfat ve özelliklere da sahip olduğunu, bunlara dayalı ve bunlardan kaynaklanan birçok davranışının da bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu sebeple gerek islâmm yorumcuları ve gerekse uygulayıcılar ...

Devamını Oku »

Rasulullahın Davranışlarının vahiy ile alâkası Bu konuda yapılmış çalışmalar

Allah Rasûlü’nün söz, fiil ve tavırlarının, vahye bağlılık ve bağlayıcılık açısından tasnife tabi tutulması daha O’nun hayatmda başlamıştır. Kendileri ashabını sık sık ikaz ettiği ve «ben beşerim, vahiy gelmediğinde reyimle de hükmederim, dünya işlerini siz daha iyi bilirsiniz» gibi sözler söylediği için ashâb, O’nun davranışlarını, vahye bağlılık bakımından ayırıma tabi tutar ve tereddüt ettikleri zaman kendisinden «vahiy mi, rey mi» ...

Devamını Oku »

Rasulullahın Davranışlarının vahiy ile alâkası

Allah Rasûlü’nün bütün davranışları (sözü, fiili, tavır alışları) vahye dayamrsa örneklik ve tebliğ dışında kalan bir davranışından söz edilemez. Eğer davranışlarından bir kısmı beşeri tabiatmdan geliyor, yahut rey ve içtihada dayanıyorsa bu takdirde bağlayıcı davranışlarını, böyle olmayanlardan ayırmak ve ayrı kategorilerde değerlendirmek gerekecektir. Konu ile ilgili âyet ve hadîslerden bir kısmı —diğerleri gözönüne alınmazsa— O’nun, her davranışının vahiyden kaynaklandığım anlatır ...

Devamını Oku »

RASÛLULLAH’IN DAVRANIŞLARI

Örnekliği ve özellikleri: Tarihte ye günümüzde birçok düşünür, bilgi kaynağı olarak yalnız akla ve duyu organlarına itibar etmiş, bunlarla elde edemediği bilgiyi de, bu bilginin ilgili bulunduğu varlıkları da inkâr etmiş, yok saymışlardır. Bunlara karşı yine bazı düşünürler ile peygamberler ve semavî bir dine iman edenler, akıl ve duyu organları yanında başka bilgi kaynaklarmdan söz etmişler, bu kaynaklardan elde edilen ...

Devamını Oku »

JAMES WATT

Doğumu ve çocukluğu : James Watt, İngiltere’nin v İskoçya bölgesinde 1736 yılında doğdu. O zamanlar, dünyada fabrikalar, makineler, demiryolları ve vapurlar yoktu. Watt, okula gidemiyecek kadar zayıf ve sıska olduğundan ona okumayı annesi, yazmayı ve aritmetiği de babası öğretmiştir. Watt açıkgöz ve akıllı bir çocuktu. Daha 6 yaşına geldiği zaman renkli tebeşirle makinelere ait çizgiler ve şekiller çizerdi. Onun en ...

Devamını Oku »

GEORGE STEVENSON

Doğumu ve çocukluğu : Bugün bir trene binip, rahatlık ve konfor içinde geziler yaparken; bu büyük buluşu kimin meydana getirdiğini hiç düşündünüz mü? . Bunun; George Stevenson adında fakir bir çocuk olduğunu öğrenince hiç şaşmayın. George Stevenson; 9 Haziran 1781 de İngiltere’de küçük bir köyde dünyaya geldi. Babası Robert Stevenson bir maden ocağında ağır işlerde çalışarak, günlük ekmeğini güçlükle kazanan ...

Devamını Oku »

MİHAEL FARADA

Doğumu ve çocukluğu: Mihael Faraday, 1791 yılında Londra’da dünyaya geldi. Babası nalbantlıkla geçinen bir adamdı. Sağlık durumu bozuk olduğundan sabahtan akşama kadar çalışamıyordu. Londra’nın tam ortasında, alt katı arabalık ve hayvan ahırları olarak kullanılan, üst katı da fakir ailelerin barınması için kiraya verilen yıkık bir binada oturuyorlardı. O sıralar İngiltere’de kıtlık olduğundan; anne, baba ve 4 kardeşten ibaret Faraday ailesi ...

Devamını Oku »

EMİLE ZOL

Doğumu ve çocukluğu : Fransa’nın ve dünyanın en ünlü romancılarından olan Emile Zola: 2 Nisan 1840 tarihinde, akşam saat 11 sıralarında Paris’de Saint Joseph sokağında 10 numaralı evde doğdu. Babası François Zola, 45 yaşlarında olup mühendisti. Ailesi soyca Dalmaçyalı yani İtalyandı. Venedik’de doğan babası Fransızlaşmış ve bir Fransız kadını ile evlenmişti. İşte Emile Zola bu çiftin çocuğudur. Mühendis François Zola ...

Devamını Oku »

CLAUDE BERNARD

Doğumu ve çocukluğu: Claude Bernard, Fransa’da Ron vilâyetinin Saint – Julien köyünde 13 Temmuz 1813 de doğdu. Babası küçük bir bağın sahibiydi. Ailesini geçindirmek için çok uğraşıyor, didiniyor; buna rağmen yoksulluktan bir türlü yakasını sıyıramıyordu. Bir aralık şarap ticareti yapmağı denemiş, büyük borçlara girmiş, sonunda başarısızlığa uğrıya- rak çekilmişti. Nihayet, oğlu Claude üzerinde hiçbir etki yapmadaü hayata gözlerini yummuştu. Çocuğun ...

Devamını Oku »

Rodin

Doğumu ve çocukluğu : 19 uncu yüzyılın en büyük heykeltraşı olan Rodin, devamlı bir çalışma sonunda çağının sanatına hâkim olmuş ve başılbaşına bir ekol kurmuştur. O güne kadarki sanat kurallarının izinden ayrılıp kendi özel düşüncelerini eserlerinde yaşatarak yaptığı devrim onun başarısını sağlamıştır. François Auguste Rodin 12 Kasım 1840 tarihinde Paris’de dünyaya gelmiştir. Rodin’in evi Cartier – Laten civarında Sorbonne ile ...

Devamını Oku »

Osmanlı İmparatorluğu

600 yıllık hükümranlığıyla üç kıtaya yayılan Osmanlı İmparatorluğu, tam otuz altı padişahın hükümdarlığına sahne oldu. Biz de “Osmanlı Günlükleri’’ adlı dizimizde, bu hükümdarları sizlere sunuyoruz. Elinizdeki bu diziyle, bir rüyayla başlayan Osmanlı serüvenini, sultanların kendi dilinden dinleyecek; onların sevinçlerine, hüzünlerine şahit olacak ve onlarla birlikte imparatorluğun en uç sınırlarında gezineceksiniz. Uzun süren araştırmalar sonucunda hazırlanan bu altı kitaplık dizi, Osmanlı ...

Devamını Oku »

Sultan IV. Murad

Ben Osmanlı padişahlarının on yedincisi, İslam halifelerinin seksen İkincisi, Bağdat Fatihi Sultan Murad Han’ım. Sultan III. Mehmed’in torunu ve Sultanlar Sultanı Padişah I. Ahmed Han’ın oğlu IV. Murad Han, işte benim. 27 Temmuz 1612 tarihinde bir cuma günü, Boğaziçi’nde, Çengelköy’deki büyük bir konakta dünyaya gelmişim. Babam Sultan Mehmed Han, annemi çok sever, her gittiği yeire onu da yanında götürürmüş. İşte ...

Devamını Oku »

Amcam Şehzade Mustafa Tahta Oturuyor

Eskiden beri bir padişah ölünce tahta en büyük şehzade geçermiş. Bu kez bir değişiklik olmuş ve babamın yerine kardeşi Şehzade Mustafa tahta oturtulmuş. Annem, “Sevgili kocam Sultan Ahmed’in vasiyeti böyledir. Bu karara uymak zorundasınız.” derken bazı vezirler, “Ama bu haksızlıktır. Yeni hünkârımız Şehzade Osman olmalıydı.” diyorlardı. Bu duyduklarımı lalamla paylaşmak, bazı şeyleri sormak istiyordum ama o, “Siz böyle şeylerle kafanızı ...

Devamını Oku »