Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Yazar Arşivi: Kursistem

Orucun Nevileri

5- Oruçlar: Farz, vacib, nafile ve mekruh nevilerine ayrılır. Farz ve vacib oruçlar da belirli ve belirsiz kısımlara ayrılır. Şöyle ki: ramazan ayı orucu belirli bir farzdır, kazaya kalan ramazan ayma ait oruçlarla keffaret olarak tutulacak o- ruçlar da belirsiz birer farzdır. Bunlar, istenilen mübah günlerde tutulabilir. Belli bir günde tutulması adanan bir oruç, belirli bir vacibdir. Herhangi bir gün, ...

Devamını Oku »

Orucun Mahiyeti

1- Oruç, ikinci fecirden başlayarak güneşin batışına kadar yemekten, içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi kesmek, demektir. Oruç kelimesinin Arabçası, siyam ve savm’dır ki, nefsi tutmak ve engellemek manasınadır. “Siyam” sözü, Savm’ın çoğulu olarak da kullanılır, din deyiminde “Müftırat” (oruç bozucu) denilen şeylerden nefsi gerçekten veya hükmen yasaklamak bir imsak (oruç tutmak)tır. Yanılarak ve unutarak bir şey yeyip içildiği takdirde hükmen ...

Devamını Oku »

Şehidler ve Onlara Ait Hükümler

628- Şehidlik büyük bir derecedir. Allah yolunda canını veren bir müslümana “Şehid” denir, çoğulu Şüheda’dır. Böyle bir adama şehid denilmesi, ya cennete gireceğine şahidlik yapıldığı veya ölümü anında birtakım rahmet meleklerinin hazır bulunduğu veya kendisi Yüce Allah’ın manevi huzurunda hazır olarak rızıklanacağı içindir. Şehid kelimesi, Şahid sözüne denk olup hazır manasını taşır. Şehidler üç kısma ayrılırlar 1) Hem dünya, hem ...

Devamını Oku »

Kabir ve Makbereler

Kabirleri ve kabristanları (mezarlıkları) güzel korumak, temiz tutmak ve ağaçlarla süslemek, hayatta olanlar için bir görevdir. Kabirleri çiğneyip üzerlerinden geçmek mekruhtur, böyle bir davranış ölü hakkında bir saygısızlıktır. Onların haklarını çiğnemek gibidir. Onun için böyle yapmaktan mümkün olduğu kadar sakınmalıdır. Fakat mezarlığa sait başka bir yol bulunmayınca, Kur’an okumak, tesbihde bulunmak ve dua etmek şartı ile, kabirlerin aralarından ve üzerlerinden ...

Devamını Oku »

Cenazelerin Kabirlerine Konulması

598- Cenaze kabre götürülüp omuzlardan indirilince, bir engel olmadığı zaman cemaat oturur. Bundan önce oturmaları mekruh olduğu gibi, bundan sonraayakta durmaları da mekruhtur. 599- Kabrin bir insan boyu kadar derin ve yarım boy kadar enli olması güzeldir. Yarım boy mikdarı derin olamsı da yeterlidir. Kabirlerde faziletli olan lâhiddir. Şöyle ki: Toprağı sert olan bir kabrin içinde kıble tarafı oyulur. Ölü ...

Devamını Oku »

Cenaze Namazları

Yıkanıp hazırlanan müslüman bir ölü, ön tarafa konarak onun namazı kılınmak üzere müslümanların abdest almaları ve kıbleye yönelmiş bulunmaları farz-ı kifayedir. 556- Cenaze namazının şartı niyettir. Bu niyetle ölünün kadın veya erkek, kız çocuk veya oğlan olduğu tayin edilir. İmam olan zat, Allah-u Teâlâ’nın rızası için, hazır olan cenaze namazını kılmaya ve o cenaze için dua etmeye niyet ederek namazı ...

Devamını Oku »

Cenazelerin Kefenlenmesi

546- Ölen erkek veya kadm her müslümanı bedenini örtecek şekilde bir giysi ile kefenlemek farzdır. Bu farz görevini yapmayan müslümanlar günahkâr olurlar. Ölünün kefenlenmesi üç şekilde olur: Birincisi, “Sünnet üzere olan kefenleme”dir ki, erkekler için kamis, İzar ve Lifafe’den ibaret olmak üzere üç kattır. Kadınlar için ise, bu üç parça ile beraber bir baş örtüsü ile bir göğüs örtüsünden ibaret ...

Devamını Oku »

Cenazelerin Yıkanması

528- Cenazelerin bir an önce yıkanması, kefenlenip hazırlanması ve kabirlerine konulması müstahabdır. Bunun için önce cenaze teneşir denilen tahtadan bir sedir üzerine, ayakları kıbleye doğru olarak arka üzeri yatırılır, teneşirin çevresi güzel kokulu bir şeyle üç, beş veya yedi defa tütsülenir. Göbeğinden dizleri altma kadar olan avret yerleri bir örtü ile örtülüp elbiseleri tamamen çıkarılır. 529- Cenaze yıkayan erkek veya ...

Devamını Oku »

Mescidlere Ait Hükümler

490- Mescid, İslâm mabetlerine (ibadet evlerine) verilen bir isimdir. Lûgatta “secde edilecek yer” demektir. Çoğulu “mesacid” denir. Mescidlerin büyüğüne “Cami” denir. Bunun çoğulu da “Cevami”dir. Mescidler Yüce Allah’a ibadet için yapılmıştır. Bundan dolayı her mescidin büyük bir şeref ve fazileti vardır. Bu şerefi göstermek için her mescide Beytullah (Allah’ın evi) denmiştir. Onun için mescidlere hürmet edilir. Mescidlerde hiç kimse istediği ...

Devamını Oku »

İskat-ı Salât (Namaz Borcunu Düşürme) Meselesi

Kazaya kalmış beş vakit farz namazlarda vitir namazlarının bağışlanması umudu ile yapılan bir sadaka verme işlemine “İskat-ı Salât” denilmektedir. şöyle ki: mükellef bir insan, farz ve vitir namazlarını, ima ile dahi olsa yerine getirmeye gücü olduğu halde, eda veya kazayı yapmaksızın ölse, bunların düşürülmesi için (bunların manevi sorumluluğundan kurtulması ümidi ile) bunlara karşı ödenmek üzere malının üçte birinden harcama yapılmasını ...

Devamını Oku »

Namazı Bozan ve Bozmayan Şeyler

475- “Fesad” bozulma ve “İfsad” da, bozma demektir. Bunların karşıtı “Salâh (Sıhhat)” ve “Islah”dır. İbadetlerde fesad ile “butlan” birdir. Fasid olan bir ibadete “batıl”da denir. Bir şeyi bozan sıhhat halinden çıkaran şeye de, “müfsid” denir. Çoğulu “müfsidat” denir. Bir namazın şart ve rükünlerinden biri bulunmamakla o namaz fasid olacağı gibi, bu şart ve rükünler üzere başlanıldıktan sonra bazı şeylerin bulunmasından ...

Devamını Oku »

“Her şeyin bir süsü vardır. Kur’an’ın süsü de, güzel sestir.”

Fakat tecvide aykırı şekilde sesi yükseltip alçaltmalar ve nağme yapmalar caiz değildir, kelimeleri değiştiren bir okuyuş, ihtilâfsız haramdır. Böyle bir hata ile okuyan kimseye doğrusunu bildirmek, işiten kimse için bir borçtur. Ancak bu yüzden aralarında bir kin doğacak olursa uyarma terk edilir. 472- Kur’an-ı Kerim’i okuyup öğrenmiş olan kimse, soma Kitab’dan okuyamayacak derecede unutacak olsa, günahkâr olur. 473- Kur’an-ı Kerim’i ...

Devamını Oku »

Kur’an-ı Kerim’i Öğrenip Okumak ve Dinlemek Görevleri

Her müslümana, namazı caiz olacak kadar Kur’an-ı Kerim’den ezberlemek bir farzı ayndır. Fatiha sûresi ile diğer bir sûreyi ezber etmek de vacibdir; bununla farz da yerine getirilmiş olur. Kur’an-ı Kerim’in diğer kısımlarını ezberlemek de, müslümanlar için bir farz-ı kifayedir. 464- Kur’an-ı Kerim’i namaz dışında Mushaf a bakarak okumak, ezber okumaktan daha faziletlidir. Çünkü böyle yapmakla okuma ibadeti ile Mushaf a ...

Devamını Oku »

Namazlarda Mekruh Olan ve Olmayan Okuyuşlar

Namazlarda mütevatir (gerçek bir nakil ile sabit) yedi kıraattan (Kur1 an okunuşundan) herhangi biri seçilebilir. Ancak Jujjaf ve garib görülecek kıraatlar seçilemez. Çünkü işin gerçeğini anlayamayacak bazı kimselerin günaha girmelerine sebebiyet verilmiş olabilir. Hanefi İmamaları, Ebu Amr ile Hafs’ın Asım’dan olan kıraatlarmı seçmişlerdir. 415- Kur’an-ı Kerim’i namazda sırası üzere okumakta bir sakınca yoktur. Fakat mukim (ikamet halinde) olan bir kimse ...

Devamını Oku »

Mekruh Vakitler

Beş vakit vardır ki, onlara Mekruh Vakitlerdenir. Birincisi: Güneşin doğmasından bir mızrak boyu (beş derece) ki, memleketimize göre kırk ile elli dakika arasında bir zamanla yükselişine kadar olan zamandır. İkincisi: Güneşin yükselip de tam tepeye geldiği zeval anını bulunduğu vakittir. Üçüncüsü: Güneşin sararmasından ve gözleri kamaştırmaz bir hale gelmesinden itibaren batışı zamanına kadar olan vakittir. Dördüncüsü: Fecr-i Sadık’m doğmasından güneşin ...

Devamını Oku »

Yaşamak Seninle Güzel

Devamını Oku »

Nafile Namazlar

Beş vakitte kılınan namazların sünnetlerinden başka birtakım nafile namazlar daha vardır ki, bunlara Tatavvu (Nafile) namazı denir. Bunlar müstahab ve mendub namazlardır. Bunlar, Yüce Allah’a manevî yönden yakınlığa sebebolurlar, her birinin kendine has birtakım fazilet ve sevabları vardır. Nafile namazların başlıcaları şunlardır: 1) Tahiyyetü’l-Mescid: Bu, bir müstahab namazdır. Şöyle ki: bir mescide sadece ziyaret için veya öğretmek ve ğöğrenmek gibi ...

Devamını Oku »

Korku Namazına Ait Bilgi

399- Korku namazı, İmam Azam ile İmam Muhammed’e göre, bugün decaizdir. İmam Ebu Yusuf a göre, bu namaz Peygamber Efendimizin devrine ait idi. Korku namazından maksad, düşman saldırısı, sel ve yangı felâketi veya büyük bir canavar gibi tehlikeler karşısında bulunan İslâm cemaatının, kendilerini idare eden bir idareciyi veya diğer muhterem bir zatı imam edinerek onun arkasında farz bir namazı nöbetleşe ...

Devamını Oku »

Şükür Secdesi

397- Şükür secdesi, bir nimetin kazanılmasından veya bir felâket ve musibetin kalkmasından ve bunların benzeri işlerden dolayı kıbleye yönelerek tekbir alıp secdeye varmak, hamd ile tesbihde bulunup şükrettikten sonra, yine tekbir ile secdeden kalkmaktır. Bu da tilâvet secdesi gibidir. Şükür secdesi müstahabdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ile ashabm ileri gelenlerinden çokları şükür secdesi yapmışlardır. Peygamber Efendimiz, Ebu Cehil’in başını kesilmiş görünce, ...

Devamını Oku »

Tilâvet Secdesi ile İlgili Meseleler

364- Kur’an-ı Kerim’in sûrelerinde ondört secde ayeti vardır ki, bunlardan birini okuyan veya işiten her mükellef için bir secde gerekir. Şöyle ki: Tilâvet secdesi niyeti ile, elleı kaldırılmaksızın “Allahü Ekber” denilereksecdeye vardır. Üç kere “Sübhane Rabbiye’l-alâ” veya bir kere: “Siibhane Rabbena in kâne vadü Rabbina lemefulâ” denilir. Ondan sonra “allahü Ekber” denilerek kalkılır. 365- Tilâvet secdesinin rüknü, Yüce Allah’a saygı ...

Devamını Oku »