Yazar Arşivi: Kursistem Moderator

Kursistem Moderator

Kolay Çanta Süslemesi Kendi Elimle Çizdim Çantamı

Çantam bana hediye gelmişdi ve bende üstündeki resmi beyenmiyordum ve üstüne yapışan kağıt yapışdırdım youtubedan bakarak bende cizdim çok güzel oldu sizede tavsiye ederim ;D

Devamını Oku »

San’dığımı Anladığımı Anladım…

Devamını Oku »

Seni Sen Eden İle..; Seni SENDEN EDEN FARKLI Olur

Devamını Oku »

kabir ziyâreti ve okunacak dualar

Ölümü hatırlamak, ölüden ibret almak ve âhire- ti düşünmek için kabirleri ziyâret etmek sünnettir. Bir gün kendisinin de aynı hallere düşeceğini hatırına getirir. Kimseye kötülük düşünmez. İyi bir Müslüman olarak yaşamaya çalışır. Hanefî mezhebinde, Perşembe, Cuma ve Cumartesi günleri kabirleri ziyaret etmek sünnettir. Şafiî mezhebinde ise, perşembe günü ikindiden cumartesi günü güneş doğuncaya kadar ziyâret etmek sünnettir. Ziyaret edenin, ölü ...

Devamını Oku »

zehâvî

zehâvî; Irak velîlerinden. İsmi Muhammed bin Molla Ahmed olup Bâbân Emirleri sülâlesindendir. Feyzî lakabıyla da bilinir. Bilâhare Bağdat’ta müftü olunca, Muhammed Feyzî, Müftî Zehâvî adıyla meşhûr oldu. 1793 (H. 1208) târihinde Süleymâniye kasabasında doğdu. 1890 (H.1308) târihinde Bağdat’ta vefât etti. Babasının terbiye ve hi- mâyesinde büyüdü. Süley- mâniye’deki medreselerde okudu. Babasının Zaho’ya gitmesi üzerine bir müddet orada kaldı. Sonra çeşitli medreselerde ...

Devamını Oku »

NEFSE MUHÂLEFET

NEFSE MUHÂLEFET Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri, talebelerinden Abdülvehhâb Sûsî’yi İstanbul’a gönderdi. Orada devlet büyüklerinden gördüğü iltifât karşısında kibir ve gurûra kapılınca, talebelikten tardedildi. Abdülvehhâb Bağdat’a geri dönüp Yahyâ Mezûrî hazretlerine geldi, elini öptü ve yeniden talebeliğe kabûlü için Hâlid-i Bağdâdî hazretlerine iltimasta bulunmasını istedi. Yahyâ Mezûrî de, hocasının hu- zûruna geldi ve Abdülvehhâb’ın affını arzetti. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretleri; “Emir ...

Devamını Oku »

yahyâ muammer mezûrî imâdî

yahyâ muammer mezûrî imâdî; Evliyanın büyüklerinden ve fıkıh âlimi. Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin talebelerinin önde gelenlerindendi. Babası Hüseyin’dir. Doğum târihi belli değildir. 1834 (H.1250)’de yüz yaşlarında vefât edip, Bağdat’ta Abdülkâdir-i Geylânî hazretlerinin kabrinin güneybatısına defnedildi. Yahyâ Mezûrî hazretleri, küçük yaşta ilim tahsili ile meşgûl oldu. Bağdat’ta, Şerîf Âsim Hayderî ve Sâlih Hayderî gibi âlimlerden din ve âlet ilimlerini öğrendi. Her ...

Devamını Oku »

veclhüddîn Ömer efendi

veclhüddîn Ömer efendi; Evliyanın büyüklerinden. Ebû Bekr’in (radıyal- lahü anh) neslindendir. Muhammed Dîneverî am- casıydı. Babası Ebû Mu- hammed’dir. İlk zamanlarında memleketin ileri gelen âlimlerinden olup, fet- vâlar kendisine sorulurdu. Bu sırada tasavvufa meyledip, kemâle ermiştir. Sühreverd’de doğup, Bağdat’ta yetişti. Tasavvuf yoluna girişi şöyle olmuştur: Âl-i Sel- çuktan İbrâhim Han zamanında Sühreverd’e onu kâdı tâyin ettiler. Pâdişâh tarafından yarlığ (ferman) ...

Devamını Oku »

BİR DUÂSI KÂFİYDİ

BİR DUÂSI KÂFİYDİ Evliyanın büyüğü, esseyyid Ebü’l-Vefâ, Köylerden birisine, uğramıştı bir defâ. Biri gelip dedi ki: “Bu köyde bir büyük var, Âlimdir, kendisine, her kişi saygı duyar. O zât çok hasta olup, babamdır benim hattâ, Ayağa kalkamıyor, yatıyor hep yatakta. ” Ebü’l-Vefâ dinleyip, köylünün bu derdini, Gidip ziyâret etti, evinde pederini. Lâkin keşif yoluyla, anladı ki orada, Saplanmış o ihtiyar, ...

Devamını Oku »

SABIR

SABIR Tâc-ül-Ârifîn Ebü’l-Vefâ buyurdu ki: “Her kim mevlâsına kavuşmak isterse, yolunun üstünde kendisini bekleyen zahmet ve meşakkatlere sabredip, göğüs germelidir. Meselâ keten, öyle hadsiz ve hesapsız eziyet ve meşakkatler çeker ki, anlatmakla bitirile- mez. Keten bitkisi bütün bu zahmet ve meşakkatlere sabredip göğüs gerer, sonunda da kâğıt olur, üzerine Allahü teâlânın ismi yazılır. Muazzez ve mükerrem olur. Allahü teâlânın isminin ...

Devamını Oku »

tâc-ül-ârifln (ebü’l-vefâ);

tâc-ül-ârifln (ebü’l-vefâ); Evliyanın büyüklerinden olup seyyiddir. Künyesi Ebü’l-Vefâ, ismi Mu- hammed, lakabı Tâc-ül- Ârifîn’dir. Kakis diye de anılır. Seyyid Ebü’l-Vefâ 1026 (H.417) senesi Re- ceb ayının on ikinci günü Irak’ın Kuşende denilen mevkiinde dünyâya geldi. Seyyid Ebü’l-Vefâ, kerâ- met ve hârikada asrının reîsiydi. Zamânın birçok âlimleri ondan istifâde etti ve feyz aldı. Binlerce talebesi vardı. 1107 (H.501) senesi Rebî’ülâhir ayının ...

Devamını Oku »

şihâbüddîn sühreverdî

şihâbüddîn sühreverdî; Evliyanın büyüklerinden ve fıkıh âlimi. İsmi Ömer, babasınınki Mu- hammed’dir. Künyesi E- bû Abdullah’tır. Ebû Hafs ve Ebü’l-Kâsım Sûfî de denildi.Nesebi, soyu Ebû Bekr-i Sıddîk’a ulaşır. Şeyh Ebü’n-Necîb’in kardeşinin oğludur. 1144 (H.539) senesinde Sühre- verd’de doğdu. 1234 (H.632) senesi Muharrem ayında vefât etti. Şihâbüddîn Sühreverdî, ilim öğrenmek için Bağdat’a gitti. Amcası büyük âlim Ebü’n-Necîb Abdülkâhir’in sohbetlerinde bulundu. Ondan ...

Devamını Oku »

KAVGANIN ESÂSI

KAVGANIN ESÂSI Ebû Bekr-i Şiblî bir gün yolda giderken, buldukları bir ceviz için kavga eden iki çocuk gördü. Şiblî hazretleri cevizi alıp onlara; “Sabredin, bu cevizi size paylaştırayım” dedi. Sonra cevizi açınca, cevizin içi boş çıktı. Bu sırada şöyle bir ses duydu: “Eğer taksim yapan ve kısmet dağıtan biriysen, şimdi bunu da taksim etsene.” Bunun üzerine Şiblî hazretleri, “Bütün bu ...

Devamını Oku »

şiblî; Büyük velîlerden

şiblî; Büyük velîlerden. Adı Câfer, babasının adı Yû- nus’tur. Künyesi Ebû Bekr’dir. 861 (H.247) senesinde Samarrâ’da doğdu. Bağdat’a gelip, buraya yerleşti. Cüneyd-i Bağdâdî’nin talebesidir. Aynı zamanda Mâlikî mezhebinin fıkıh âlimlerinden olup, İmâm-ı Mâlik’in Mu- vattâ’sını ezbere bilirdi. Zamanının birtânesi olan Ebû Bekr-i Şiblî 945 (H.334) senesinde Bağdat’ta vefât etti. Ebû Bekr-i Şiblî, takvâ sâhiblerinin tâcı, birçok ri- yâzetleri ve kerâmetleri ...

Devamını Oku »

ASIL HASTA KİM?

Ebû Bekr-i Şiblî hazretleri bir gün hastalanmıştı. Bunu duyan devrin hükümdârı, kendisine Nasrânî (Hıristiyan) bir tabib gönderdi. Tabib, hastanın yanına girdiğinde şöyle sordu: “Gönlün neyi istiyor?” Ebû Bekr-i Şiblî; “Gönlüm senin Müslüman olmanı istiyor” diye cevap verince, tabib; “Eğer ben Müslüman olursam, sen gerçekten hemen iyi olur, yataktan kalkar mısın?” diye sordu. Şiblî hazretleri; “Elbette iyi olur, yataktan kalkarım” diye ...

Devamını Oku »

CÂMİYE GİDELİM

CÂMİYE GİDELİM Ebû Bekr-i Şiblî hazretlerinin hizmetinde bulunan Bekr Dîneverî şöyle anlatır: “Hazreti Şiblî’nin ömrünün son günlerinden bir cumâ günüydü. Hastalığı biraz geçtiği için bana; “Câmiye gidelim” dedi. Berâ- ber giderken bana karşıdan gelmekte olan şahsı işâret etti ve; “Şu şahsı görüyor musun?” deyince; “Evet” diye cevap verdim. Bunun üzerine; “İşte onunla yarın bizim işimiz olacak” dedi. O gece Şiblî ...

Devamını Oku »

Şeyh İsmâil Enarânî

şeyh ismâil enarânî; Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yetiştirdiği büyük velîlerden. Doğum târihi ve yeri belli değildir. Hayâtı hakkında fazla bilgi yoktur. İlim tahsiline Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî hazretlerinin yanında başladı. İleri gelen hizmetçilerinden oldu. Vefât edinceye kadar Mevlânâ Hâlid’in hizmetlerine devâm etti. Ayrıca yazısı da güzel olduğundan, Mevlânâ Hâ- lid-i Bağdâdî’nin eserleri ve gerekli yazılarını yazardı. Mevlânâ Hâlid onu çok sever ...

Devamını Oku »

Şeyh Abdurrahmân

şeyh abdurrahmân; Irak’ ta yetişen evliyadan. İsmi Abdurrahmân bin Osman Sirâcüddîn Tavilî, künyesi Ebü’l-Ve- fâ’dır. 1837 (H.1253) târihinde Biyâre’de doğdu. 1868 (H.1285) târihinde Bağdat’ta vefât etti. Kabri oradadır. Abdurrahmân Ebü’l- Vefâ, iyi bir âile terbiyesi gördü. Kur’ân-ı kerîmi hatmetti. Memleketinde ilim sâhibi zâtlardan okudu. Molla Mahmûd, Molla Hâmid, Mevlânâ Ahmed bunlardandır. Velî bir zât olan Şeyh Osman Efendiden velîlik yolunun ...

Devamını Oku »

Sırrî-Yi Sekatî

sırrî-yi sekatî; Zühd ve edepte pek çok harikulâde hâl ve hareketleri, tasavvufa dâir sözleri meşhûrdur. Bir yere gittiğinde, yolda olan şeyler ve havada uçan kuşlar, açık bir lisân ile kendisine selâm verirlerdi. Kırk defa yürüyerek hacca gidip geldi. Üzüntü ve dert deryâsı, hilm ve sebat dağı, mürüvvet ve şefkat hazinesiydi. Ticâret yapardı. Bağdat’ta bir dükkânı vardı. Ticârette yüzde beşten fazla ...

Devamını Oku »

FAYDASI OLMAYACAK

FAYDASI OLMAYACAK Sâlih ibni Beşir ki, Tâbiînden bir kişi, Sünnet-i seniyyeye, muvâfıktı her işi. Halîfe Mensur onu, Bağdat’a etti dâvet, Ayakta karşılayıp, gösterdi büyük hürmet. Ve dedi: “Bir nasîhat, eyleyin de fakîre, Saltanat işlerini, yapayım ona göre.” Buyurdu: “Ey halîfe, tavsiyem şu ki sana, Merhameti, elinden, bırakma her insana. Resulün ahlâkiyle, tezyin et ahlâkını, Hep O’nun sünnetine, uydur harekâtını. Dikkat ...

Devamını Oku »
bool(false)