Yazar Arşivi: Hamza Taşdemir

işciler ve islam

kendilerine tohumluk buğday vermiş ve: «Bunu ekin, sonra Allah’agüvenin» demiştir.Buna göre, muhtaç olan vatandaşa âmme mallarından veyakullanılmayan yerlerden veya sahipsiz topraklardan yahutâmme emlâkinden, yahut da imar edilip kullanılabilecek arazidenyeteri kadar vermek devletin vazifesidir, ilk halîfeler (Hulefâ-iRâşidîn) bazı müslümanlara böyle topraklardan vermişler,buralar onların mülkü olmuş, kafa ve kollarını çalıştırarakbu toprakları işlemiş, hem kendileri istifade ederek toplumayük ve başıbozuk bir grup olmaktan ...

Devamını Oku »

İŞÇİLER ve İSLÂMl*)

İslâm işi ve çalışmayı, ferdin bir şeye mâlik ve sahip olmahakkını elde etmesinin asıl yolu olarak kabul etmiştir. AllahTeâlâ şöyle buyurur: «Yeryüzünü size boyun eğdiren O’dur;öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah’ın verdiği nzıktan yiyin;sonunda dönüş O’nadır.» (el-Mülk: 67/15). «İnsan için ancakçalıştığının (karşılığı) vardır.» (en-Necm: 53/39). Rasûlul-(s.a.) de: «Hiçbir kimse, elinin emeğiyle elde ettiğinden dahahayırlı bir ekmek yememiştir.», «Birinizin eline ipini alarakdağa ...

Devamını Oku »

Devletin sınırlı müdahalesi:

İslâm, prensip olarak ticaret, sanâyi ve ziraat sektörlerinin yaptıklannı, onların yerine bizzat devletin yapmasını benimsemiyor. İslâm’a göre devletin vazifesi, ülkede dirlik ve düzeni sağlamak, eğitim ve öğretim yoluyla halka doğru ve hayırlı yolu göstermek, adâleti tesis etmek, bozukluk ve gayr-i meşrûluk lara son vermek, âmme hizmetlerini yerine getirmektir. Siyasi güç yanında arâzi mülkiyetini, sanâyi ve ticareti devletin tekeline almasından doğan ...

Devamını Oku »

Zekât:

İslâm devlete, bütün ferdleri için iş hazırlamak, iş bulmakvazifesini vermemiştir; çünkü bu, bütün üretim vasıtaları üzerindetoplum hakimiyeti veya en azından nazizmin ön gördüğüşekilde bir hâkimiyet bulunmadıkça mümkün olmaz; öylebir hâkimiyetin zararlı ve isâbetsiz yönlerinden daha önce bahsetmiştim.Bununla beraber İslâm, ferdleri kendi başlanna bı~rakakarak, herkesin kendi durumu, arzusu ve vâsıtasıyla toplumhayatında dilediğini yapmasını, sonra da toplum içinde hiçbir kimsenin, acizler, fakirler ve ...

Devamını Oku »

Diğer üretim vâsıtaları ve iş hayatı :

İslâm, tüketim araçları ile üretim vâsıtalarını —birindeözel mülkiyet meşrû, diğerinde gayr-i meşrû olacak şekilde—birbirinden ayırmaz. Tam aksine bir kimsenin, bir ihtiyaç maddesini üretmesi veya imal etmesini sonra da bir başkasına satmasınıtereddütsüz caiz görür. Üretici işi bizzat yapıp yürütebileceğigibi başkasını da çalıştırabilir; o, üretim için kullandığıhammadde, âlet, makina ve fabrika gibi bütün vâsıtalarınmeşrû sahibidir. Bu, sınâî inkılâptan önce olduğu gibi bugün ...

Devamını Oku »

Toprak Mülkiyeti:

İslâm insanın, diğer yaşama vasıtaları ve ihtiyaç maddeleri yanında, toprağa da mâlik olmasını kabul etmiş, insanm diğer şeylere sahip olabildiği meşrû ve kanunî bütün yollar ve vâsıtalarla toprak mülkiyetine de sahip olabilmesini caiz görmüş ve bu mülkiyet hakkını, mâlikin hayatı boyunca devamlı kılmıştır. İslâm’ın özellikle toprak mülkiyeti üzerine koyduğu (yalnızca toprak mülkiyetine ait) hiçbir kayıt ve sınır yoktur. İnsan kanunî ...

Devamını Oku »

BAZI AÇIKLAMALAR :

Yukanda geçen mütâlâamız ve «yeni kapitaüst sistem» hakkında söylediklerimiz incelenirse serbest ekonominin insana en uygun ekonomi prensiplerini ihtivâ ettiği anlaşılacaktır; ancak bu sistemi, burjuva sınıfının, aşırılık ve bencillikleri sebebiyle karıştırdıklan unsurlardan temizlemek şarttır; esasen —açıkladığımız— kötü neticelerin sebebi de bu aşırı katkılardır; bunlar temizlenince İnsanî ekonomi, bütün kolaylık ve huzuru ile fıtrî ve tabiî temelleri üzerinde yürüyecek, kapitalist sistemin kötülükleri ...

Devamını Oku »

GERÇEK PROBLEM:

münizmle savaşının bir başka sebebi de komünistlerin, üretimvasıtalarım ferdlerin elinden çıkarmak için katil, işkence, soygun,baskı ve tehdit vasıtalarına başvurmalarıdır. Islâm’ın tabiatı,sosyalizmin teklif ettiği sistemi de kabüle müsait değildir;sosyalistler her ne kadar rejimlerini yürütmek için zulüm,işkence ve soygun metodlarını kullanmıyor, arazî, ticaret vesanayii kanunlar çıkararak adım adım devletletiriyorlarsa da,bu sistem de insanlığın yaratılışı bakımından öldürücüdür. Aynışekilde faşizm ve nazizmin getirdiği kayıtlar ...

Devamını Oku »

İSLÂM EKONOMİ DÜZENİ İÇİNDE İŞÇİ – İŞVEREN MESELESİ

TEŞHİS ve TEDAVİ :İktisâdı ve İktisâdi doktrinler tarihini, geniş bir perspektifiçinde inceleyenler, şu apaçık neticeleri göreceklerdir:1 — Batı’nın dünkü ile bugünkü içtimâi hayatı arasındaortak problemler ve açmazlar vardır. Feodal sistem, birçok özellikleriyletoplumumuzda varlığını devam ettirmektedir. Sayısızkusur ve noksanlarıyla bizde kapitalizm de doğmuştur. Ortada,gerileme devrimizden kalan hastalıklar yanmda, ülkemizekapitalizmle birlikte giren dertler vardır. Ancak bizim toplumumuzile batı toplumu arasında mevcut önemli ...

Devamını Oku »

Âmme hizmetlerinin gerektirdiği giderler itemin etmek :

S a v u n m a , e ğ i t i m v e ö ğ r e t i m , s a ğ l ı k , y o l , s u , e l e k t r i k v b . â m m e h i z m e t l ...

Devamını Oku »

4. Mahkemeler:

islâmda nazari olarak mahkemeler hür ve müstakildir, hâ­k i m l e r i b a ğ l a y a n ş e y y a l n ı z c a k a n u n l a r v e – k e n d i l e r i m ü c t e h i ...

Devamını Oku »

3. Hisbe teşkilâtı:

in, devesine fazla yük vuran bir taşımacıyı hisbe memuru sıfatıyle cezalandırdığını bütün ügili kaynaklar kaydetmektedir. (İbnu’l-uhuvve Muhammed b. Ahmed el-Kuraşî (v. 729/1329), Me’âlimu’l-kurbe, Mısır, 1976, s. 11; 277-323, H. Karaman, Islâmın Işığmda Günün Meseleleri, C. II.). Muhtesib adı verilen hisbe görevlileri stokçuluk, tekelleşme, toptan işi bırakma gibi amme menfaatine ve ihtiyacına aykın davranışlarla da ilgilenmiş, bunlan önlemiş, gerek iş sahibi ...

Devamını Oku »

2. Hakemler:

îslâmdan önce de anlaşmazlıkların çözümünde kullanıldığı bilinen hakem usûlü, islâmm gerçekleştirmek istediği maksatlara uygun bulunduğu için benimsenmiş, Kur’ân-ı Kerîm aile anlaşmazlığında hakeme başvurulmasını tavsiye etmiş, Peygamberimiz de gerektikçe bu yola başvurmuştur. Hakemlikle ilgili âyette şöyle buyurulmaktadır: «Eğer kan-kocamn aralarının açılmasından korkarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin; bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur, şüphesiz Allah her ...

Devamını Oku »

Anlaşmazlıkları Çözüme Bağlayan Kuruluşlar ve Çözüm Yollan

1. Sulh aracılan:Anlaşmazlık olduğunu bilen, haber alan her müslümanelinden gelen gayreti sarfederek taraflan anlaştırmak, aralarındauzlaşma sağlamak için gayret edecektir; çünkü Kur’ân-ıKerîm müslümanlan buna teşvik etmiş, bunu yapanlara büyükmükâfat vâdedilmiş (Nisâ: 4/114), «sulhun hayırlı olduğu» bildirilmiş(Nisâ: 4/128), bizzat Peygamberimiz (s.a.) defalarca,anlaşmazlığa düşen tarafların arasına girerek onlan uzlaştırmışve şöyle buyurmuştur: «Müslümanlar arasmda sulh caizdir;ancak haramı helal kılan, yahut helali haram kılan anlaşmamüstesnadır.» ...

Devamını Oku »

3. İdâri tedbirler:

Islâma göre insanlann hayatında Allah irâdesinin gerçekleşmesinive bu iradeye dayanan düzenin korunmasını kollamakve sağlamak toplumun ve devletin görevleri arasındadır.Bunun için, zaman ve zemine, medeni ve kültürel gelişmelereparalel olarak alınması gereken tedbirler alınacak, vücuda getirilmesigereken kuruluşlar gerçekleştirilecektir. Bugün gereklibulunan bazı kuruluşların geçmişte bulunmaması, bazı tedbirleredaha önce başvurulmamış olması bunların islâma aykırıolduğunu, yahut islâmda bulunmadığını göstermez. îbnu’lKayyim’inşu tesbiti, bu konuda düstur vasfım ...

Devamını Oku »

İŞÇİ-İŞVEREN ANLAŞMAZLIKLARINDA ÇÖZÜM YOLLARI

A) Anlaşmazlığı Önleyici Tedbirler:Çözüm olayı bir anlaşmazlığın peşinden gelir, anlaşmazlıkbulunmayan yerde dâva ve çözüm de söz konusu olmaz. Heranlaşmazlık toplum bünyesinde ateşin yükselmesi, âhenk ve disiplinin,küçük veya büyük ölçüde bozulması demektir. İslâmbirlik ve beraberliğe önem verdiği, müslümanlan birbirine kenetlenmişbir bütün, bir kardeşler toplumu olarak görmek istediğiiçin önceden tedbir almayı tercih etmiş, anlaşmazlığa götürenyollan mümkün olduğu ölçüde tıkamıştır. İslâm hukukundaakit ve ...

Devamını Oku »

Grev Hakkında

Grev, bir teşebbüsün bir kısım işçilerinin, bütün işçilerinin, yahut bir bölge veya memleket işçilerinin; işverenler, âmme makamları ve âmme efkarı üzerine baskı yapmak, arzularını kabul ettirmek üzere anlaşarak işi bırakmaları demektir. Grevde işi bırakmak, işten ayrılmak mânâsında değildir, grevin sonunda işe devam fikri mevcuttur. XVI. asırda işçilerin, güçleşen hayat karşısında, ücretlerin arttırılması için birlikte hareket ettikleri görülmektedir. Ancak asıl grevler, ...

Devamını Oku »

a) Sendika:

Muayyen bir meslek mensuplarının meslekî hak ve menfaatlerinikorumak maksadıyla vücûda getirdikleri teşekküldenibaret olan sendikayı, sanayi inkılâbından sonra kapitalist sistemlerzarurî kılmıştır. Ortaçağda esnaf teşekkülleri, mesleklerinive mensuplarını koruyor, üyelerine ekonomik ve sosyalyardımlar temin ediyordu. Zamanla bu teşekküller maksat vegayelerinden uzaklaştı, yetersiz hale geldi. Liberaller, iş hayatındakiteşekküllere karşı olduklarından işçi teşekkülleri vücutbulamıyor ve işverenler, işçileri rahatça istismar ediyorlardı.Devam eden mücadele, işçilerin zaferi ile ...

Devamını Oku »

HAKLARIN KORUNMASI v e İŞ B AR I Ş I

Her sistem kendi prensiplerini ve düzenini korumak için tedbirler almış, müeyyideler koymuştur. Totaliter rejimlerde fertler, devletin soluğunu her an enselerinde hissederler. Liberal rejimlerde ise işçiler, işçi – işveren anlaşmazlıklarında idarenin, işvereni tuttuğu kanâati içinde hareket ederler ve bu kanâat yer yer, zaman zaman, bir ölçüde doğrudur. İşte bu durum, —diğer faktörlerle beraber— işçiyi birleşmeye, sendikalaşmaya, grev ve benzeri davranışlara itmektedir

Devamını Oku »

4 — İşçi işyerini, âlet ve malzemeyi emanet bilecektir:

İslâm umumî olarak emanet mefhumuna ve duygusuna, hususî olarak da işçi ve memurların nzık vâsıtalarını ve iş yuvalarını emanet bilmelerine itina göstermiş, bu duygu ve düşünceyi telkin etmiştir: «İki kadmdan biri: “Babacığım! Onu ücretli olarak tut; ücretle tuttuklannın en iyisi bu güçlü ve güvenilir (emîn) adamdır” dedi.» (Kasas: 28/26) meâlindeki âyet, işçinin iki vasfına dikkat çekmektedir: a) Güçlü, kuvvetli, işe ...

Devamını Oku »