Yazar Arşivi: Kursistemin Prensesi

Kursistemin Prensesi

DIRÂR BİN MÜRRE

Hadîs âlimlerinden. Künyesi Ebû Sinân eş-Şeybânî’dir. 132 (n*ı. 749) senesinde vefât etti. Hadîs-i Ş’erif >nitip, rivâyet ettiği zâtlardan bir kısmı şu zâtlardır. Ebû Sâlih es-Semân, Saîçi bin Cübeyr, Kuz’a bin Yahyâ, Muha-rib bin Desâr, Abdullah bin Hâris Ztibeydî, el-Kûfi, Abdullah bin Htizeyl, Ebû Sâlih elHanefi ve diğerleri. Kendisinden ise, Şu’be bin Haccâc, Şureyk, Siifyân-ı Sevrî, Süfyân bin Uyeyne, Âbdülaziz bin ...

Devamını Oku »

d â v Od -I t â I

îmâm-ı â ’zam Ebû Hanîfe hazretlerinin ileri gelen talebelerinden. İsmi, Ebû Stileymân Dâvûd bin Nâsır-i Kûfî’dir. Takvâ sâhiplerinin büyüklerinden, kanâat ehli olup, zâhidlerin (dînin emirlerini yerine getirenlerin) en meşhûrlanndandır. Horasanlı’dır. Habîb-i Acemî’ nin halifesi idi. Sultan Hârun Reşîd ve diğer makam sahiplerinin hediyyelerini kabûl etmezdi. Haramlardan, şüphelilerden, mübahlann fazlasından sakınan, pek çok ilimlere sahip bir zâtdır. 165 (m. 781)’de Bağdat’ta ...

Devamını Oku »

DEHHÂK BİN M ÜZÂHİM

Tâbun devri nin büyüklerinden ve meşhûr tefsir âlimlerinden. Belh şehrinden olup, Ebû’l-Kâsım ve Ebû Muhammed künyelerine sâhiptir. Annesi onu karmnda iki yıl taşımış olup, doğduğunda dişleri vardı. Gülerdi, güldüğü zaman dişleri görünürdü. Bunun için “Gülen” anlamında “Dehhâk” denildi. 105 (m. 723) senesinde Belh’de vefât etmiştir. Dehhâk bin Müzâhim, Eshâb-ı kirâmdan Abdullah ibn-i Abbâs hazretlerinin sohbetiyle yetişti. Ondan tefsir, hadis gibi ...

Devamını Oku »

CA’FER-I SÂDIK

İslâm âlimlerinin gözbebeklerinden olup, seyyid ve oniki imâ­ mın altıncısı. Hazret-i Ali’nin torununun torunu, Eshâb-ı kirâmı görmekle şereflenen Tâbiîn devrinin yükseklerinden ve evliyâmn büyüklerinden olup, silsile-i âliyyenin dördüncüsüdür. Künyesi, “Ebû Abdullah”dır. Tâhir, Fâdıl gibi birçok lakâbı vardır. En meşhûru “Sâdık”tır. Babası Muhammed Bâkır, onun babası İmâm-ı Zeynel’âbidîn, onun babası Hz. Hüseyin ve onun babası da Hz. Ali’dir. Annesi Ümmü Ferve’dir. ...

Devamını Oku »

CÂBİR BİN HAYYAN

Modem kimyanın kurucusu meşhûr İslâm âlimi. Tebe-i tâbiîndendir. Asnmn fen âlimiydi. Fen ilimlerinin bütün dallannda eser verdi. Bütün İslâm âlimleri gibi, fen ilmini İslâmî ilimlerle beraber okudu. Peygamberin (s.a.v.) torunu, tasavvuf ilimlerinin mütehassısı ve kaynağı, Ca’fer-i Sâdık hazretlerinin, tasavvufta vârisi oğlu Mûsâ Kâzım (k.s.), fikıhda İmâm-ı a’zam (r.a.), olduğu gibi fen ilimlerinde ve bilhassa kimya ilminde vârisi, Câbir bin Hayyan’dı. ...

Devamını Oku »

BİLAL BİN SA ’D,

Tâbiînden âlim, vâiz, kâri (Kur’ân-ı kerim hâfizı) bir zât. İsmi, Bilâl bin Sa’d bin Temim el-Eş’âri. Künyesi Ebû Amr’dır. Ebû Zûr’â da denilmiştir. Şam’da bulunmuştur. Babası Sa’d bin Temim, Eshâb-ı kirâmdandır. Hz. Bilâl] babası Hz. Sa’d, Hz. Muâviye, Hz. Ebüdderdâ, Hz. îbn-i Ömer, Hz. Câb’ r’den velannı kabûl ederim ” buyuruyorsun. Biz, çok günâhlarımızın bulunduğunu itiraf edip, doğruyu söyledik ve ...

Devamını Oku »

BEŞİR BİN MANSÛR (es-SUleymî)

Hadîs âlimlerinden. Künyesi, Ebû Muhammed el-Basrî’dir. 180 (m. 796) senesinde vefât etti. Hadîs rivâyet ettiği zâtlar; Ebû Eyyûb Sahtiyânî, Saîd el-Cerirî, Saîd bin Hicâb, Âsım-ül-Ahvel, İbn-i Cüreyc ve diğer âlimlerdir. Kendisinden ise oğlu Ismâil bin Beşir, Abdurrahmân bin Mehdî, Fudayl bin Iyâd, Bişr-i Hâfî, Abdula’lâ bin Hammâd, Şeyban bin Ferrûh, Ubeydullah elKavârîrî, Muhammed bin Abdullah erRakkâsî ve diğer hadîs âlimleri, ...

Devamını Oku »

BEKİR BİH ABDULLAH M ÜZENİ,

Tâbiîn’in tanın mışlanndan. 108 i m.726)’ de vefât etti. Ebû Hâtem; Alkame bin Abdullah el-Müzeni’nin, Bekir bin Abdullah’ın kardeşi olduğunu söylerse de, âlimler, kardeşi olmadığım bildirmişlerdir. Bekir bin Abdullah el-Müzenî, Enes bin Mâlik, Ibn-i Abbâs, Ibn-i Ömer, Mugire bin Şû’be, Ebû Râfî es-Sâığ, Haşan el-Basrî, Hamza, Urve bin Mugire bin Şû’be, Ebû Temime el-Huceymî ve başkalarından hadîs-i şerif rivâyet etmiştir. ...

Devamını Oku »

BEHLÜL DANÂ,

Halife Hârun Reşid zamanında yaşayan meczûb (Allah aşkı­ nın sarhoş uı ve velî bir zât. Asıl ismi Ebû Vüheyb bin Ömer Sayrafî’dir. Doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Küfe’ li olduğu halde Bağdad’da yaşamış ve 190 (m. 805/ de vefat etmiştir. Harun Reşid’in kardeşi olduğuna dair rivâyetler varsa da bunun aslı yoktur. Herkese ders olacak hikmetli sözleri çok meşhurdur. Hârun Reşid’e ...

Devamını Oku »

İçtimai (Toplumsal) Görevler

14- Bilindiği üzere, insanlar yaratılış bakımından medenidirler. Toplu bir halde yaşamak ihtiyacındadırlar. Bu yönden aralarında karşılıklı bir takım görevler bulunur. Bunlar gözetilmedikçe, toplum hayatı devam edemez, hiç bir işte düzen bulunamaz. Bu görevlerin başlıcaları şunlardır: 1) Cemiyet ferdlerinin hayatını gözetmek: Her insan yaşamak hakkına sahibdir. Hiç bir kimsenin hayatına haksız yere tecavüz edilemez. İslâm gözünde bir insanı haksız yere öldüren, ...

Devamını Oku »

Ailevi Görevler

13- Aile hayatı, toplumsal varlığın başlangıcıdır. İslâmda aile teşkilâtı pek önemlidir. Aile ferdleri, başta zevç ile zevceden ve bunların çocuklarından ibarettir. Bunların karşılıklı görevleri vardır. 1) Kocasının başlıca görevleri: Zevcesi ile güzel geçinmek, onu korumak, onun nafakasını (geçim ihtiyaçlarını) karşılamak, kendisine doğruluktan ayrılmamaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: o X O > * / o * A A-fr.jL.U-.lJ J Ll ‘ ...

Devamını Oku »

Şahsa Ait Görevler

İnsanların kendi nefislerine karşı da birtakım görevleri vardır. Bu görevlerin bir kısmı bedenlerine, bir kısmı da ruhlarına aittir. Başlıcalan şunlardır: 1) Beden terbiyesi: Öyle ki, her insan için temiz ve pak olmak, güçlü bir bedene sahib olmak gereklidir, bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: “Kuvvetli olan mü”min, zayıf olan bir mü’minden hayırlıdır.” 2) Sağlığı koruma: Sağlık büyük bir nimettir. Onun için sağlığa ...

Devamını Oku »

İlâhi Görevler

8- Her akıl sahibi ve baliğ kimse, Allah Teâlâ Hazretlerini bilip ona kullukta bulunmakla yükümlüdür. Bir kısan için bu kulluktan daha büyük bir nimet ve şeref olamaz. Biz önce büyük yaratanımızın varlığını, birliğini, kudret ve azametini, kutsal emirlerini ve yasaklarım bilir ve doğrularız. Bunlar bizim inançla ilgili gö- revlerimizdir. Soma da, namaz oruç, zekât ve hac gibi sırf bedeni veya ...

Devamını Oku »

Görevlerin Mahiyetleri (Esasları) Ve Nevileri

5- Görev, yapılması dinen zorunlu olan veya tavsiye edilen herhangi bir hayır, bir kemal ve güzel bir şey demektir. Bu tarife göre, görevler iki nevidir. Biri, dince zorunlu olan görevlerdir ki, bunlan yapmamak herhalde azabı ve sorumluluğu gerektirir Namaz, oruç, zekât gibi… Diğer nevi, dinen her halde zorunlu olmamakla beraber istenen ve tavsiye edilen ahlâki birtakım görevlerdir ki, bunlara riayet ...

Devamını Oku »

Ahlâkın Önemi ve Arındırmaya Elverişli Olması

3- İslâm dini, ahlâka pek büyük bir kıymet ve önem vermiştir. Aslında İslâm, bir ahlak ve fazilet, bir hikmet dinidir. Öyle ki, Peygamber Eendimiz buyurmuştur: «* O ^ • •< / # * > > o J ■—>**«» ı “Ben, ancak mekârim-i ahlâkı (ahlâkın iyi ve güzel olanlarını) tamamlamak için gönderildim.” İslâmda, insanların manevi kıymetleri, sahib oldukları ahlâka göredir. Bir ...

Devamını Oku »

Ahlâkın Mahiyeti, Nevileri ve Ahlâk İlminin Kısımları

1- Ahlâk sözü, hulk kelimesinin çoğuludur. Hulk, insanın ruhundaki “huy” dediğimiz bir meleke, özel bir hal demektir. Böyle bir meleke, ya hayırlı bir semere verir veya hayırsız ve zararlı bir semere verir. Bu bakımdan ahlâk özellikleri güzel ve çirkin diye ikiye ayrılır. Şöyle ki: Güzel huylara ve bunlarm güzel meyve ve neticelerine: “Ahlâk-ı Hasene, Ahlâk-ı Hamide, Mehasin-i Ahlâk, Mekârim-i Ahlâk ...

Devamını Oku »

İslâmda Maddî ve Manevî Temizlik

178- İslâm dini, hem maddî, hem de manevî temizliğe büyük bir önem vermiştir. Bu iki kısım temizlik arasında büyük bir ilgi vardı. Bunlardan biri diğerinden ayrılmaz. Öyle ki bunlardan her biri, bir bakımdan maddî ise, diğer bir bakımdan da manevidir. Abdest gibi… 179- İslâmda, maddî şeylerle kirlenen bir vücudu, bir elbiseyi, bir yeri temizlemek bir görev olduğu gibi, günah denilen ...

Devamını Oku »

Hayvanlara Yumuşak Davranmanın Gereği

173- İslâm dininde bütün yaratıklara şefkatle muamele yapılması bir görevdir. Özellikle hayvanlara zulüm yapılmayıp iyi bakılması gerekir. Hayvanlan fazla yormamalıdır, dövmemelidir. Hayvanlara eziyet cezası ağırdır. Çünkü hayvanların Allah’dan başka yardımcısı ve koruyucusu yoktur. “Allah’dan başka yardımcısı bulunmayanlara zulmedenler hakkında Hak Teâlâ’nm gazabı pek şiddetli olacaktır” diye buyurulmuştur. 174- Hayvanların gözetilecek haklan vardır. Bir kısmı: Evcil hayvanların yiyecek ve içeceklerini zamanında ...

Devamını Oku »

İslâmda İnsanların Hayat ve Organ Dokunulmazlığı

163- İnsanların bedenleri ve organları hayatta olduğu gibi, öldükten soma da hürmet edilmeye lâyıktır ve dokunulmazlığı vardır. Onun için herhangi bir insanını hayatına haksız yere kasdedilmesi haramdır, bir cinayettir. Yine bir insanın herhangi bir organmı, kendi hayatma ait bir zaruret bulunmaksızın haksız yere kesmek ve yarmak da haramdır, bir suçtur. Bir insanı hadım etmek, haksız yere döğmek de caiz değildir. ...

Devamını Oku »

İslâmda Eğlence ve Yarışmaların Hükmü

160- İslâmda meşru sayılan eğlenceler mübahtır. Oyun ve eğlence denilen birtakım zararlı ve faydasız eğlenceler ise caiz değildir. Bunların bir kısmı haramdır. Bir kısmı da harama yakın mekruhtur, bunlar aslında boş şeylerdir. İnsanın hayatı ise çok kıymetlidir, daima yararlı şeylerde harcanmalıdır. Zararlı ve faydasız şeylere harcanması doğru olmaz. Örnek: kumar oyunu haramdır, çünkü bunun zararı herkesçe bilinen şeydir. Kumar yüzünden ...

Devamını Oku »