Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Yazar Arşivi: Yazıcıoğlu İletişim

VEHHABİ ONBEŞİNCİ KISIM

— İk iy ü zellid o k u zu n cu sahîfesinde (M escid-i nebeviye nemâz kılmak için girenin, selâm verm ek için, kabre gitmesi yasakdır. M escide her girişde, Kabr-i Nebiye gitmeğe, im âm -ı Mâlik m ekrûhdur dedi. Sahâbe ve Tâbi’în m escide gelir. Nemâz kılar ve — m — çıkarlardı. Selâm verm ek için kabre gelm ezlerdi. ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ONDÖRDÜNCÜ KISM

14 — İk iy ü z o tu z d o k u z u n c u sa h îfe sin d e n b a şlıy a ra k d iyor ki: (Hadîs-i şerîfde, insanların en kötüsü, kıyâm et kopacağı zeman diri olanlardır ve kabrleri m escid yapanlardır buyuruldu, islâ- miyyetden önce, mezârlar m escid yapılmışdı. Bu üm ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ONÜÇÜNCÜ KISM

Y üzsekseninci sahîfesinde, İm âm -ı B usayrî’nin (Kasîde-i bürde) sinden örnek vererek: (Bu sözler Allahdan başkasına güvenm ek, mahlûku büyültm ekdir. Şirkdir) diyor. R esûlullahı A llah ü teâlâ ö v m ü şd ü r. K endisi de, kendisini överek, A llahü teâlânın kendisine ihsân etm iş o lduğu n i’m etleri saym ışdır. Bu övm eleri, o ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ONİKİNCİ KISM

— İk iy ü zy irm id ö rd ü n cü sahîfesinde: (Şa’rânî, şeyhi A liyyül— havâsın Resûlullahdan bir ân ayrılm adığını yazıyor. Bunlar yalandır. Doğru olsaydı Peygam ber gelip, Eshâbı arasındaki ayrılıkları önlerdi) diyor. Z erre k a d a r aklı ve din bilgisi o lan , böyle söyliyem ez. Ç ünki, R esûlullah «sallallahü aleyhi ve ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ONBİRİNCİ KISM

11 — K itâbın ikiyüzonaltıncı, ikiyüzyirm inci ve ikiy ü zy irm id ö rd ü n cü sahîfelerinde, R esû lu llah ’m am cası E bû T âlib için gelm iş olan, K asas sûresinin (Sen sevdiğini hidâyete getiremezsin. Fekat, Allahü teâlâ, dilediğini hidâyete kavuşdurur) m eâlindeki ellialtıncı âyet-i kerîm esini yazıp, kalbleri küfrden, fıskdan îm âna ve ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ONUNCU KISM

— K itâbın ikiyüzsekizinci sahîfesinde diyor ki: (ibni K ayyım -ı C evziyye dedi ki, şirkin çeşidleri vardır: M uhtâc olduğu şeyleri ölüden istemek, ölülerden istigâse etm ek de şirkdir. Ölü iş yapamaz. Kendine lâzım olan şeyi yapam az ve zarar veren şeyi giderem ez ki, başkalarına fâidesi olsun. Kendisi için Allaha şefâ’at etm esini ölüden istem ek de şirkdir. ...

Devamını Oku »

VEHHABİ SEKİZİNCI KISM

— K itâbın yüzaltm ışsekizinci ve üçyüzelliüçüncü sahîfelerinde: (A llahü teâlâ ile kulları arasında birini vâsıta yapmak, ondan birşey istemek, sözbirliği ile küfr olur, ibni Kayyım, ölüden birşey istemek, ondan Allahü teâlâ katında şefâ’at etm esini dilemek, büyük şirkdir, dedi. H anefî kitâblarından Fetâvâ-yı Bezzâ- ziyye, ervâh-ı meşâyih hâzırdır diyen kâfir olur demekdedir. Meyy itd e his ve h a ...

Devamını Oku »

VEHHABİ BEŞİNCİ KISM

— Y üzonbirinci sahîfesinde: (LiT’JUıe illallah diyerek, Allahdan başka şeylere tapımmyanlann malı ve cânı harâm olur) hadîs-i şerifini y a z a ra k î (Yalnız kelim e-i tevhidi söylem ek, insanın — 95 — kanını \*e malını kurtaramaz. Bugün, kabrlere ve ölülere tapınanlar böylediıi. Bunlar, K ur’ân-ı kerîm de bildirilen, câhiliyye m üşriklerinden dahâ kötüdür) diyor. B azıları da ...

Devamını Oku »

VEHHABİ DÖRDÜNCÜ KISM

Y üzsekizinci sahîfesinde: (Tesavvufcular, şirk ve küfr üzeredir. Mürîd şeyhine tapınıyor. Şa’rânînin kitâbları, bu küfrlerle doludur. Hüseynin babasının vs çocuklarının ve Şâfi’inin, Ebû Hanî- fenin ve Abdülkâdir-i Gey|__./’nin mezarlarını putlaşdırıyorlar. Onlara tapınıyorlar) diyor. (Üsûl-ül-erbe’a fi-terdîd-il-vehhâbiyye) kitâbının üçüncü kısm ında, fârisî o larak diyor ki: Böyle in an an kim se, gâib olan, y a’nî y anında bulunm ıyan bir kim ...

Devamını Oku »

VEHHABİ ÜÇÜNCÜ KISM

K itâbın doksansekizinci ve yüzdördüncü sahîfelerinde, A .’ahü teâlâ dan başka şeylere tap m an lan n , onları vesîle yapanların m üşrik olduklarını bildiren âyet-i kerîm eleri yazarak: (Peygam berlerden ve sâlih kullardan ölm üş veyâ uzakda olanlardan herhangi bir sözle yardım istiyenler, bu âyetlere göre müşrih olur) d r“ tevi. islim ânlar, Evliyânın «rahim e-hüm ullahü teâlâ> kendili. ...

Devamını Oku »

VEHHABİ İKNCİ KISM

K ırksekizinci ve üçyüzkırksekizinci sahîfelerinde (A m eller, ibâdetle r-îm â n d a n d ır, ibâ d e t ya p m ıya n ın îm ânı gider, im ân azalır ve çoğalır. Ş âfi’î ve A h m e d ve başkaları bunu söz1 birliği ile bildiriyorlar) diyor. İb âd etin vazife o ld u ğ u ...

Devamını Oku »

VEHHABİ BİRİNCİ KISM

E lham dülillâh! H erhangi bir kim se, herhangi bir zem anda h erhangi b ir yerde, h erhangi b ir kim seye, herhangi bir şeyden dolayı, herhangi bir sûretle h am d ederse, bu h am d ve şükrlerin hepsi, A llahü te â lâ ’ya olur. Ç ünki, herşeyi y a ra ta n , terbiye eden, yetişdiren, ...

Devamını Oku »

ONUNCU FASL

(Arasat meydanı) na (mevkıf) ve (mahşer yeri) de denir. B urada b u lu n an ların nasıl d a ’vet edileceklerini âlim lerim iz başka başka söyledi. T efsîrlerde anlatıldığı gibi, sahih hadîslerde de bildirilm işdir. A llahü teâlânın en önce hü k m edeceği, kâtillerdir. Ve en önce ecrlerini vereceği kim selerde îm ânı doğru olan a ’rnâlardır. ...

Devamını Oku »

DOKUZUNCU FASL

A llahü teâlâ m eâlen b u y u ru r ki, (Yâ Muhammed, başını secdeden kaldır! Söyle, dinlenir. Şefâ’at et, kabûl olunur). B unun üzerine, P eygam ber «sallallahü aleyhi ve sellem»: (Yâ Rabbî! Kulların arasından iyileri ve kötüleri ayır ki, zemanları gâyet uzadı. Herbiri, günâhlarıyle arasât meydânında rezîl ve rüsvây oldular) der. Bir nid â gelir: (Evet yâ ...

Devamını Oku »

ALTINCI FASL

A llah ü teâlâ, S ûr ü fü rü ld ü k d e n so n ra, kıy âm etin k o p m a ­ sını m u râ d b u y u rd u ğ u v ak t, d ağ lar uçar, b u lu tla r gibi y ü rü ­ m eğe b ...

Devamını Oku »

BEŞİNCİ FASL

K ab rd e ölüler d ö rt h âlde b u lu n u r. B a’zısı ökçesi üzre o tu ru r. G ö zü dağılıp, bedeni şişip, cism i to p ra k o lu n cay a k a d a r bu hâlde kalır. S o n ra rû h u , d ü n ...

Devamını Oku »

DÖRDÜNCÜ FASL

Fâcire, y a’nî k âfir o la n la ra M ü n k er ve N ekîr m elekleri (M en R ab b ü k e) dedikleri vak t, (L â-edrî), y a’nî (Ben bilm em ) der. O n lar da, bilm edin ve h â tırla m a d ın derler. S o n ra o ...

Devamını Oku »

ÜÇÜNCÜ FASL

F âcirin yani kâfirin rû h u sert o la ra k şiddet ile alın ır ve yüzü E b û C ehl k a rp u z u gibi olur. M elekler o n a h itâb en (Ey habîs o lan rûh! H ab îs o lan cesedden çık der. O d a m erkeb gibi b ağ ...

Devamını Oku »

İKİNCİ FASL

Bundan sonra, Allahü teâlâ,insanı hayâtı bgjttım rf düny âd a d u rd u ru r. Belli olan eceli gelinceye kM grçfigîsâ^m ikeninceye k a d a r ve ezelde takdir edilm iş otan *fîpMÎtteri bitinceye k ad ar, d ü n y ad a d u p lf. D ü n y ad ak i ölürafryaW aşdığı vak t, ...

Devamını Oku »

BİRİNCİ FASL

A llahü teâlâ A dem aleyhisselâm ı yaratınca, belini kudretiyle m esh buyurduğu zem an, o n d an iki avuç aldı. Birisini sağ tarafın d an , diğerini ise sol tarafın d an aldı. H er insanın zerresini birbirinden ayırdı. Â dem aleyhisselâm o n lara bak tı ki, onların zerreler gibi olduğunu gördü. E l-V âkı’a sûresindeki bir ...

Devamını Oku »