Ateizm

ateizm, Tann’yı ya da tinsel varlıklan
kabul eden metafizik inançların eleştirisi ve
yadsınması. Tannsal varlığın gerçekliğini
öne süren ve tanıtlamaya çalışan teizmin
karşıtıdır. Ateizm, Tann’mn var olup olmadığı
sorusunu karşılıksız bırakan, bu sorunun
yanıtsız ya da yanıtlanamaz olduğunu
savunan agnostizmden de aynlır. Ateistlere
göre, Tann’mn var olmadığı kesin bir
doğrudur.
Ateizm, Batı düşüncesi içinde çeşitli zamanlarda
ortaya çıktı. Platon, Yasalar’d a
ateizme karşı çıkarken, Demokritos ve
Epikuros, materyalist görüşleri bağlamında
ateizmi savundular. 19. yüzyılda ateizm,
Kari Marx ve başka materyalistler tarafından
dile, getirildi ve tinselciliğin metafizik
yaklaşımıyla mücadeleye yöneldi. Ama çağdaş
ateizm materyalizmin dışında çok farklı
biçimlerde de gelişti. 16. yüzyılda Niccolö
Machiavelli, siyasetin törelerden ve dinden
bağımsız olması gerektiğini öne sürerek
ateizme siyasal düzeyde katkıda bulundu.
18. yüzyılda, Rene Descartes’ın mekanik
evren anlayışı ile İngiliz deneyselciliğini
birleştiren Fransız Ansiklopedistleri arasında
da ateizm kendini gösterdi. David
Hume, Dialogues Concerning Natural Religion’da
(1779; Doğal Din Üzerine Konuşmalar)
Immanuel Kant gibi, Tanrinın varlığı
lehine öne sürülen geleneksel tamtlara
karşı çıktı. Ne Kant ne de Hume ateistti;
ama insan usunu duyularla elde edilen
deneyim ile sınırlayarak, doğal dinbilimin
dayanaklannı çürüttüler, böylece Tanrinın
varlığı salt bir inanç sorunu haline geldi.
Kısacası çok sayıda felsefe sistemi içinde
ateizmin kökleri vardı.
19. yüzyılın en önemli ateistlerinden sayılan
Ludwig Feuerbach Tann’nın, insan
ülkülerinin bir yansıması olduğu görüşünü
ortaya attı; Tann’yı yadsımanın insanın
özgürlüğünü onaylamak olduğunu öne sürdü.
Tann’nın yalnızca bir yansıma olduğunu
sergilemek, insanı, kendi kendini gerçekleştirebilmesi
için özgür kılacaktı. Feuerbach’
m, dinin temelde insana indirgenebileceği
savından yola çıkan Marx, dinin toplumsal
ve ekonomik düzeni yansıttığı ve insanı
kendi emeğinin ürününe, dolayısıyla da
kendi gerçek benliğine yabancılaştırdığı görüşünü
geliştirdi. “Ezilenlerin iç çekişi, taş
yürekli bir dünyanın yüreği ve ruhsuz bir
ortamın ruhu” biçiminde tanımladığı dinin,
günün birinde yok olacağını öne sürdü.
Marx, ateizmi toplumbilim ve siyasal iktisat
kuramının kavramlarıyla dile getirirken,
bir agnostik olan Charles Darwin Museviliğin
ve Hıristiyanlığın Yaratıcı-Tann kavramına,
doğa tarihinin bilimsel bir kuramını
geliştirerek karşı çıktı. Sigmund Freud da
dini ilkel insan topluluklan bağlamında ele
alırken Darvvin’in yaklaşımından esinleniyordu.
Freud’a göre Tann inancı, çaresiz
insanın, çocukluk durumuna geri dönerek,
koruyucu bir baba figürünü doğada aramasıydı.
Çağdaş ateizmin üçüncü biçimi varoluşçu
tutumla ortaya çıktı. Friedrich Nietzsche
“Tann’nm ölümü”nün ve bunun sonucunda
da tüm geleneksel değerlerin yıkılışının açık
sözcülüğünü yaptı. Ona göre, savunulabilir
tek insanca tepki nihilizmdir: Tanrı olmadığına
göre, yaşamın amacı ve anlamı sorusunun
da yanıtı olamazdı. Tanrinın ölümü,
insanı, kendisini bütünlemesi.ve kendi özünü
bulması için artık özgür kılmıştı. 20.
yüzyılda Jean Paul Sartre, Albert Camus ve
başka düşünürler, insanın evrende tek başına
bulunduğu ve kendi değerlerini belirlemekte
özgür olduğu düşüncesini geliştirdiler.
Sartre’a göre insan özgürlüğünü kabul
etmenin, kaçınılmaz sonucu Tann’mn varlığını
yadsımaktı; çünkü Tanrinın varlığı,
insanın, özgür etik seçimi ile kendi değerlerini
yaratma özgürlüğünü tehdit ediyordu.
Mantıksal Olguculuk olarak adlandınlan
felsefe akımı da çağdaş ateizmin önemli
sözcülerindendir. Bu akım, Tanrinın varlığını
olumlayan ya da yadsıyan önermelerin
saçma ya da anlamsız olduğu görüşündedir.
Bu deneyselci bilgi kuramının kökleri, anlamlı
bilginin yalnızca deney ve gözlemden
elde edilebileceğini öne süren Hume, Thomas
Huxley, John Stuart Mili gibi düşünürlere
uzanır. Olgucu düşünür ?A. J. Ayer
Language, Truth and Logic (1936; Dil,
Hakikat ve Mantık) adlı kitabında teizm ve
agnostizm gibi ateizmin de gerçek bir sav
olmadığını, çünkü doğrulanamayan bir
Tanrı üzerine söz söylemenin’ anlamsız olduğunu
savunur. Olgucular, Tann’nın var
olmadığının tanıtlanabileceğim öne sürmek
anlamında değil, “Tann” kavramını tartışmanın
olanaksızlığını savunmak anlamında
ateisttirler.
20. yüzyıl ortalarında, PauLTillich, Kari
Barth ve Rudolf Bultmann gibi Hıristiyan
ilahiyatçılar, metafizik Tanrinın yok edilmesinin,
insanın mutlak iman yoluyla, yaşayan
Tanriyla yüz yüze gelmesini olanaklı
kılacağını ileri sürmüşlerdir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.