Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Ataergin Zeki Arif

Ataergin, Zeki Arif (d. 1896, İstanbul – ö.
4 Ocak 1964, İstanbul), Cumhuriyet döneminin
en başarılı şarla bestecilerinden.
Kanuni Hacı Ârif Bey’in oğludur. Vefa
Sultanisinden sonra Hukuk Mektebi’ni bitirdi.
Yargıçhk, savcıhk, serbest avukatlık,
1952’den sonra da noterlik yaptı.
Babasından kanun çalmasını ve temel
müzik bilgileri öğrendi. Daha sonra Ahmet
Irsoy, Leon Hancıyan, Abdülkadir Töre ve
özellikle Hacı Kiramî Efendi’den ders aldı.
Kanunu babası gibi mandalsız çalardı. Aynı
zamanda kişisel üslubuyla tanınmış bir hanende
olan Ataergin’in, büyük bir hünerle
okuduğu gazellerde hiç detone olmaksızın
istediği perde üzerinde istediği makama
geçme (şedçilik) konusunda büyük ustahğı
vardı.
Çok kullanılan makamların yanı sıra sipihr,
mâye, dilkeşhaveran gibi unutulmaya
yüz tutmuş makamlarda da beste yapmıştır.
Yapıtlan arasında, son derece kıvrak bir
gırtlak ve nefes kullanma ustalığı gerektiren
şarkılar çoğunluktadır. Aynca büyük formlarda
da ürün vermiştir. Selahattin Pınar’da
beste üslubunun, öğrencisi olan Alaeddin
Yavaşça’da da okuyuş üslubunun etkisi
görülür.
Başhca şarkılan arasında “Kalacak sanma
bu çağın, bu güzellik solacak” (bayatiaraban);
“Beni ateşlere salan o kapkara siyah
gözler” (şehnaz); “Bir nigâh et, kahr ile sen
bakma Allah aşlana” (saba); “Söyle neden
ağladın, neler geldi başına” (kürdilihicazkâr);
“Nerdesin, sinemde âteş, ufku sardı mâhtâb”
(suzinâk); “Gönlümü cânâna verdim, oldu
cânânım benim” (ısfahan); “Açıldı bağçede
güller” (dilkeşhaveran) sayılabilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.