Atabetü’ 1-Hakayık

Atabetü’ 1-Hakayık (Gerçeklerin Eşiği),
Edip Ahmed Yükneki’nin(*) Doğu Türkçesi
ile kaleme aldığı manzum dinsel öğüt
kitabı. Nerede ve ne zaman yazıldığı kesin
olarak bilinmemekle birlikte, 12. yüzyılda,
Semerkand yakınlannda bulunduğu samlan
Yüknek’te yazılmış olabileceği ileri sürülmüştür.
Edip Ahmed, kitabını Dâd Sipehsâlâr
Muhammed Bey’e sunmuştur.
Atabetü’l’Hakayık, Türk edebiyatının Kutadgu
Bilig’den sonraki en eski yapıtı olduğu
için edebiyat tarihi açısmdan önemli bir
kaynaktır. Aruzun, hece ölçüsünün 6+5
kalıbına uygun düşen feûlün / feûlün /
feûlün kalıbıyla yazılmıştır. Tann’mn, Peygamberin,
Dört Halifenin, Dâd Sipehsâlâr
Muhammed Bey’in övüldüğü ve kitabın
yazıhş nedeninin dile getirildiği ilk beş
bölümdeki manzumeler kaside biçiminde
kafiyelenmiştir.
Kitabın dörtlüklerden oluşan ve mani düzeniyle
(aaxa) kafiyelenmiş olan ana bölümü,
konulara göre bazı alt bölümlere aynlmıştır.
Bu bölümlerde bilimin yaran, bilgisizliğin
zaran, dilini tutmanın gerekliliği,
dünyanın kararsızlığı, cömertliğin övülüp
cimriliğin yerilmesi, alçakgönüllülük, kibir,
harislik, çeşitli iyi huylar ve zamanın bozukluğu
dile getirilir. Son bölümde ise kitabın
öğüt vermek amacıyla yazıldığı ve okuyanlardan
dua beklendiği belirtilir.
Manzum bir ahlak kitabı olan Atabetü’l-
Hakayık’ta düşüncelerin, çoğu kez ayet,
hadis ya da Arapça beyitlerle kanıtlanması
yoluna gidilmiştir. Kullanılan Arapça ve
Farsça sözcükler Kutadgu Bilig’e göre daha
çoktur ve Türkçe söyleyişe uydurulmaya
çalışılmıştır. Ama yapıt henüz aruzun Türkçede
işlerlik kazanmadığı bir dönemde yazıldığı
için imale ve zihaf gibi kusurlar göze
çarpmaktadır.
Arap ve Uygur harfleriyle yazılmış altı
nüshası^ bulunan yapıt, bilim dünyasına
Necip Âsim (Yazıksız) tarafından tanıtılmış
(1906) ve yayımlanmıştır (1918). Kitabın
adı uzun yıllar Hibetü’l-Hakayık, Hiybetü’l-
Hakayıky Aybetü’l-Hakayık gibi farklı biçimlerde
okunmuştur. Reşid Rahmeti
Arat(*) tarafından doğru biçimi Atabetü’l-
Hakayık olarak saptanmış, yazma nüshalannın
karşılaştınlmasıyla yeniden yayımlanmış
ve Batı Türkçesine çevrilmiştir (1951).

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*