Âşık Garip Hikâyesi

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Âşık Garip Hikâyesi, birbirlerini görmeden,
düşlerinde bade içerek âşık olan iki
gencin başlanna gelenleri konu edinen Türk
halk öyküsü. Değişik biçimlerine Türklerle
iç içe yaşayan Ermeni ve Gürcülerin halk
M. Sabri Koz Arşivi
edebiyatlarında da rastlanır. Öykünün kökeniyle
ilgili değişik görüşler ileri sürülmüştür.
Bu görüşlerin büyük çoğunluğu, kimi
tarihsel izleri de değerlendirerek, Azerbaycan
üzerinde durmaktadır. Türkmenistan
kökenli olabileceği görüşü de ortaya atılmıştır.
Konusu şöyledir: Tebriz’in tanınmış
Aşık Kurbanî Hikâyesi 466
tacirlerinden Hoca Ahmet ölür, oğlu Resul’a
büyük bir miras kalır. Babasından
kalan her şeyi, dalkavuk arkadaşlarıyla
birlikte kısa sürede yiyip bitiren Resul,
birçok işe girip çıkarsa da başarılı olamaz.
Sonunda bir kahvede saz çalıp deyişler
söyleyen âşıkların yanma çırak girer, ama
bir türlü saz çalmayı öğrenemez. Bir gün
düşünde bir dervişin sunduğu aşk badesiyle
Şah Sanem^adlı bir kıza âşık olur, eli ve dili
çözülerek Âşık Garip adıyla saz çalıp deyişler
söylemeye başlar. Aynı gece aynı derviş
Şah Sanem’e de bade vermiş, onun da
Resul’a âşık olmasını sağlamıştır. Âşık Garip,
sevgilisini aramak üzere Tebriz’den
Tiflis’e gider, tki sevgili birbirlerini bulurlarsa
da, kızın babası Hoca Sinan başlık
olarak kırk kese altın istediği için evlenmeleri
gerçekleşmez. Âşık Garip para kazanmak
için gurbete çıkar. Önce Erzurum’a,
ardından da Halep’e gider. Orada bir
kahvede âşıklık yapmaya başlar ve kazandığı
başarıyla Halep paşasından ilgi ve destek
görür. Paşanın yardımı ve ak sakallı bir
ihtiyar biçiminde görünen Hızır’ın himmetiyle
Erzurum ve Kars üzerinden Tiflis’e
gelir. Şah Sanem, Şah Veled adlı bir tacirle
evlenmek üzereyken Garip’in çıkagelmesi,
iki sevgilinin, başkası için hazırlanmış düğünde
birbirlerine kavuşmalarına ve evlenmelerine
yol açar. Âşık Garip kızkardeşini
de, kendisini tanıdıktan sonra Şah Sanem’le
evlenmekten vazgeçen Şah Veled’e verir,
böylece onun da mutlu olmasını sağlar.
Araştırmacılar, Âşık Garip Hikâyesi’nin
16-18. yüzyıllarda oluştuğu görüşünü ortaya
koymuşlar, hatta aynı adı taşıyan bir âşığın
yaşamış olabileceğini de ileri sürmüşlerdir.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.