Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Aşık Çelebi

Aşık Çelebi, asıl adı p ir m e h m e d (d.
1519-20, Prizren – ö. 1572, Üsküp), tezkireci
ve şair. 14-16. yüzyıllar arasında yaşamış
şairleri kapsayan özgün tezkiresiyle
ünlüdür.
Hz. Muhammed’in soyundan gelen Bağdatlı
bir ailedendi. Bu aileden Mehmed
Nattâ, 14. yüzyıl sonunda Emir Sultan’la(*)
Bursa’ya gelmiş ve orada yerleşmiştir. Mehmed
Nattâ’nın torunu ve Âşık Çelebi’nin
babası Seyyid Ali de çeşitli yerlerde kadılıklarda
bulunmuştur. Aşık Çelebi’nin annesi
ise II. Bayezid döneminin ünlü bilgin ve
kazaskeri Müeyyedzade Abdurrahman
Efendi’nin(*) kızıydı.
Âşık Çelebi, edebiyat ve ilimle ilgilenen
bir çevrede başladığı öğrenimini İstanbul’da
sürdürdü. Burada Süruri Çelebi, Taşköprülüzade,
Arabzade, Abdülbaki Efendi, Saçlı
Emir Efendi, Karasili Haşan Çelebi, Ebussuud
Efendi(*) ve eniştesi Muhiddin Efendi
gibi dönemin ünlü ulemasının derslerine
devam ederek öğrenimini tamamladı;
Zâti(*), Taşhcalı Yahya(*), Hayalî(*) gibi
ünlü şairleri tanıdı.
Bir süre Bursa’da mahkeme kâtipliği yaptıktan
sonra, ilmiye mesleğini bırakarak
1541’de Emir Sultan vakıflanna mütevelli
oldu ve Bursa’ya yerleşti. Aynı yıl Bursa
güzellerini anlatan Şehrengiz-i Bursa adındaki
manzum mesnevisini yazdı. 1546’da
Bursa vakıflarını denetleyen Muradiye müderrisi
Ruşenîzade’nin raporu üzerine bu
görevinden alındı. Kısa bir süre sonra
mahkeme kâtibi oldu. 1550’de Silivri, daha
sonra Priştine ve Serfiçe kadılıklanna getirildi.
Serfiçe’de, o zamana değin yazdığı
şiirleri ile hezel ve hicivlerini bir Divan’da
topladı. Buradaki görevinden alındıktan bir
süre sonra Narda (bugün Arta) kadılığına
atandı. Kendisinden önce Narda kadılığı
yapan Yenişehirli Musa Kadı ve Narda
voyvodası Ferruh Kethüda’nın etkisiyle bu
görevinden de alınarak 1562’de, merkezi
Manavgat olan Alaiye (Alanya) kadılığına
getirildi. I. Süleyman’ın (Kanuni) “Halk
içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,
olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi”
matlalı gazeline yazdığı tahmisi bir tazarruname
ile birlikte padişaha sununca, önce
Niğbolu, 1563’te de Çemovi kadılığına
atandı. Ama Ali Reis yönetiminde Tuna
yoluyla Belgrad’a giden padişah kayığını
Rusçuk’tan geçerken karşılamaya çıkmaması,
bu görevinden de ahnmasına yol açtı.
Bu kez Zigetvar’dan İstanbul’a dönen II.
Selim’e bir lamiyye (lam kafiyesi ile düzenlenmiş)
gazelle birlikte sunduğu arzuhal
üzerine Kırtova kadılığına getirildi. Bu
sıralarda Arapça yazdığı Zeylü’ş-Şakaik’i
Sadrazam Sokullu Mehmed Paşa’ya sundu.
Uzun süredir üzerinde çalıştığı ünlü tezkiresi
Meşâirü’ş-Şuara’yı da bitirerek 1566’da
II. Selim’e sununca, ölünceye değin görevde
kalmak üzere Üsküp kadılığına atandı ve
orada öldü.
Âşık Çelebi şiirlerini sade ve basit bir dille
yazmıştır. Şiirleri, ana temalan aşk olmakla
birlikte, yaşanan pek çok olayı da yansıtır.
Köstendi! ılıcalan, Tuna, Serfiçe ve Narda’
yı anlattığı şiirleri ve bestelenmek üzere
yazdığı murabbalan bunun en güzel örnekleridir.
Ama onun en önemli yanı 16.
yüzyılın en özgün edebiyat tarihçisi olmasıdır.
Kendi yaşamı üzerine önemli bilgiler
içeren uzun bir önsözden sonra şairleri
ebced sırasına göre düzenlediği Meşâirü’şŞuara
(Meşâiru ş-Şuara or Tezkere of Âşık
Çelebi, 1971) adlı tezkiresi, 14-16. yüzyıllar
arasında yaşamış 350 kadar şairin yaşamöyküsünü
kapsar. Âşık Çelebi’nin kendi görüp
duyduğu bilgilere dayanması, çağdaşlanndan
pek çoğu ile yakın ilişki kurmuş
olması ve daha önce ölen şairler üzerine
bilgileri onlann yakın arkadaşlanndan toplaması
nedeniyle, bu yapıt birinci derecede
bir kaynak sayılır. Şairlerin karakter özelliklerini
belirtmesi ve onların yaşamı ile
çevresine ilişkin en küçük aynntılara kadar
inerek bilgi vermesiyle de benzerlerinden
ayrılır.
Âşık Çelebi’nin Ravzatü’ş – Şüheda Tercümesi
adlı yapıtı, Hüseyin Vaiz’in Farsça
yapıtının 1546’dan önce yapılmış bir Türkçe
çevirisidir ve Hz. Ali’nin oğullanndan Hüseyin’in
Kerbela’da öldürülüşünü anlatır.
Taşköprülüzade’nin ünlü yapıtının Türkçeye
çevirisi olan Şakaikü’n – Numaniye
Tercümesi ise pek ilgi görmemiştir. Âşık
Çelebi, Gazalî’nin, Sultan Sencer’in emriyle
onun huzurunda yapılan konuşmalan Farsça
yazdığı kitabını, Arapçasından Türkçeye
çevirerek et-Tibru l-Mesbûk fi^ Nasihati’l-
Mülûk adını vermiştir. Ataî, Âşık Çelebi’
nin Şerh-i Ehadis-i Erbain adlı iki yapıtı
olduğunu söyler. Bunlardan biri kendi derlemesi,
öbürü Kemalpaşazade’nin Arapça
derlemesiyle şerhinin çevirisidir. Ravzatü’l-
Ahyâr Tercümesi, Muhyiddin Muhammed
bin el-Hatib el-Kasım’ın Arapça yapıtının
II. Selim adına yapılan bir çevirisidir. Âşık
Çelebi, İbn Teymiye’nin ünlü yapıtı es-siyasetü’ş-
Şeriyye fi Islâhi’r-Raiyye’yı de II.
Selim adına Mi’racü’l Ayale ve Minhacü’l-
Adale adıyla Türkçeye çevirmiştir. Kâtip
Çelebi’ye göre Âşık Çelebi bu yapıta savaş
ve beytülmal (devlet hâzinesi) konusunda
bazı eklemeler yapmıştır. I. Süleyman’ın
Zigetvar seferini konu edinen manzum
yapıtı, Sigetvarname adını taşır. Yalnızca
Ataî’nin sözünü ettiği Mecmua-i Sükûk,
onun mahkeme kâtiplikleri ve özellikle
kadılık yaptığı dönemlerde yazdığı edebi
değeri olan bazı ilamları kapsayan bir
mecmuadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.