Artvin (kent)

Artvin (kent)
Artvin ilinin merkezi. Doğu Karadeniz dağlarını derin bir biçimde yaran Çoruh vadisinin sol yamacında yeralan Artvin’in nüfusu 20 306’dır. Doğu Karadeniz dağlarını Cankurtaran geçidinde aşan| 6 8 km’lik karayoluyla Karadeniz kıyısındaki iskelesi olan Hopa’ya bağlanır. Bu yol Artvin’den güneye doğru da bir süre Çoruh vadisini izleyerek Erzurum’a ulaşır.

Artvin'den görünüş.

Artvin’den görünüş.

TARİH

Artvin Ortaçağ’da kurulmuş, nispeten yeni bir kenttir. V. yy’da Bizans egemenliğinde olan günümüzdeki Artvin yöresi, VII. yy’da İslâm akınlarına uğramaya başladı ve 646’da, Halife Osman döneminde Araplar tarafından fethedildi. Daha sonra Bizans ve İslâm orduları arasında birkaç kez el değiştirip, bu el değiştirmeler sırasında Bizanslılar tarafından akın yapan İslâm kuvvetlerini gözetlemek için, günümüzde Artvin kentinin çekirdeğini oluşturan Livane kalesi yapıldı (İ.S. 939). 1068’den başlayarak Selçukluların egemenliğine giren kale ve çevresi, daha sonra bir süre Gürcülerin eline geçti. Sonra yeniden Selçuklu topraklarına katıldı. XIII. yy’da Moğol ve İlhanlı akınlarına uğrayan yöre, XV. yy’da Uzun Haşan tarafından Akkoyunlular devleti topraklarına katıldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Artvin’i de içine alan yöre Osmanlı topraklarına katılıp (1536-37), Livane sancağı adı verilerek Erzurum beylerbeyliğine bağlandı. Bir süre sonra Osmanlı devletinin elinden çıkıp, 1549’da geri alındı ve XVI. yy’ın sonunda Çıldır eyaleti kurulunca, Artvin bu eyalete bağlanan Livane sancağının merkezi oldu. XIX. yy’a kadar kesintisiz Osmanlıların elinde kalan Artvin, bu yüzyılda iki kez Rus işgaline uğradı. 1828’de- ki Rus işgalinden sonra, 1829’da imzalanan Edirne Muahedesi’yle geri alınıp, Trabzon eyaletinin Batum sancağına bağlı Livane kazasının merkezi oldu. 1877- 1878 Osmanlı-Rus savaşının sonunda imzalanan Ayas- tefanos ve Berlin Antlaşmaları gereğince Rusya’ya bırakıldı. Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar süren bu işgal döneminde yerli halk zaman zaman Ruslara karşı direnişe geçti. Sözgelimi Kasım 1914’te bir sınır taburu Rus birliklerini bozguna uğrattı ve Ruslar Artvin’i boşaltmak zorunda kaldılar. Ne var ki, 2 Kasım 1914’te böylece geçici bir süre için kurtulmuş olan Artvin, dört ay sonra yeniden Ruslar tarafından alındı. Çarlık yönetiminin yıkılmasından sonra yeni Sovyet hükümetiyle : 18 Aralık 1917’de imzalanan Erzincan ateşkes antlaşmasıyla Ruslar Artvin’i boşalttılar. Savaşın sonunda imzalanan Brest-Litovsk antlaşmasıyla SSCB, ile Türkiye arasındaki sınırın 1877-1878 savaşı öncesindeki duruma döndürülmesi öngörüldüğünden, Os- manlı birlikleri yeniden Artvin’e girdiler. Ama 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi’yle Osmanlı ordusunun 1914’ten önceki sınırları gerisine çekilmesi kararlaştırılınca, Artvin boşaltıldı ve 17 Aralık 1918’de İngilizler tarafından işgal edildi. Nisan 1920’ye kadar süren bu işgalden sonra, İngilizler çekilirken Artvin’i Gürcistan’a bıraktılar. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hü- kümeti’nin askerî ve diplomatik başarıları sonucunda, 27 Şubat 1921 ‘de Artvin kesin olarak Türkiye topraklarına katıldı ve aynı yıl kurulan Artvin sancağının merkezi oldu.

GÜNÜMÜZDE ARTVİN

Cumhuriyetten senra 1927’de yapılan ilk sayımda kentin 2 943 olan nüfusu, önceleri çok yavaş bir biçimde artarak 1970’e kadar 10 000’i aşamadı. 1970’te 13 109’a yükselip, 1990’da 20 000’i aştı. Cumhuriyet döneminin başlarında sancaklar vilayete (il) dönüştürülünce (1924), Artvin kenti de yeni kurulan ve aynı adı taşıyan vilayetin (ilin) merkezi oldu. 1933 yılında bu vilayet lağvedildi ve Artvin yeni kurulan, merkezi Rize olan Çoruh vilayetine bir kaza merkezi olarak bağlandı. Daha sonra Çoruh ilinin merkezi oldu (1936). 1956’da ilin Çoruh adı Artvin’e dönüştürüldü. Artvin kenti günümüzde, arazi içine derince gömülmüş olan ve taban» bu bu kesimde 225 m’yi bulan Çoruh ırmağının kıyısındaki Çayağzı mahallesinden başlayarak ırmağın çok dik olan sol yamacında yayılır. Aşağı mahalleleri ile yukarı mahalleleri arasında büyük yükselti farkı olan bu yerleşme biçimiyle, Türkiye’nin başka hiçbir kentinde görülmeyen bir özellik taşır. Kentin kurulmuş olduğu vadi yamaçlarında, alçak kesimlerde zeytinlikler, yukarıya doğru incir ve nar, daha yükseklerde erik, elma gibi meyve ağaçları yaygınlaşır. Bu sıralanış, kentin aşağı mahalleleri ile yukarı mahalleri arasında iklim farkı da olduğunu gösterir: Gerçekten, aşağıdaki Çayağzı mahallesinde ağaçlar çiçek açtığı halde, yukardaki mahallelerin karlar altında bulunmasına oldukça sık rastlanır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)