Arjantin

Arjantin

Güney Amerika’da ülke. Latin Amerika’nın ikinci büyük ülkesi olan ve Güney Amerika kıtasının güney kesiminin büyük bölümünü kaplayan Arjantin, doğuda Şili (bu ülkeyle Tierre del Fuego’u [Ateş Ülkesi] paylaşır), kuzeyde Bolivya ve Paraguay, kuzeydoğuda Brezilya ve Uruguay’la sınırlıdır. Doğuda ve güneyde uzun bir kıyı şeridiyle Atlas okyanusuna açılır. Kuzeyden güneye uzunluğu yaklaşık 3 500 km, en geniş yeri de yaklaşık 1400 km’dir. Arjantin, ayrıca Latin Amerika’nın en büyük nüfuslu üçüncü ülkesidir (Brezilya ve Meksika’dan sonra) ve yarı kıtanın toplam nüfusunun yaklaşık % 7’sini barındırır. 1987’de başkentinin 1995’ten başlayarak Buenos Aires’ten Viedma-Carmen de Patagones’e aktarılması kararı alınmışsa da, bu karar 1990’da süresiz olarak ertelenmiştir. Arjantin, Batı yarıkürenin en gelişmiş ülkelerinden biridir. Eskiden büyük ölçüde canlı hayvan yetiştiriciliğine ve tarım ürünlerine dayanan ekonomisi, yavaş yavaş sanayi ve hizmetler kesimine kaymıştır. 1950’den bu yana dünyanın başlıca ticaret ülkeleri arasında yeralmaktadır.

Arjantin

Arjantin Cumhuriyeti

GENEL BİLGİLER.Yüzölçümü:2766889 km2.Başkenti ve en büyük kenti: Buenos Aires 10 500 000 nüf. (çevre belediyelerle, 1990 tah.). TOPLUM YAPISI. Nüfusu (1991): 32 470 000; yoğunluğu: Km2’ye 11,7 kişi. Nüfus dağılımı (1989): Kentlerde % 86,2, kırsal kesimde % 13,8. Yıllık nüfus artış hızı (1991): % 1,1. Resmî dili: İspanyolca. Başlıca dini: Katoliklik.

EĞİTİM ve SAĞLIK. Okuma-yazma oranı (1988): Yetişkin nüfusun % 94’ü. Üniversite sayısı (1988): 52. Hastage yatak sayısı (1990): 147 000.Hekim sayısı (1984): 81 260. Ortalama ömür (1990): Kadınlarda—74;erkeklerde—67. Bebek ölüm oranı (1989): 1 000 canlı doğumda 29,8.

EKONOMİ. GSMH (1989): 77,2 milyar dolar; kişi başına ulusal gelir 2 160 dolar. Etkin nüfus dağılımı (1989): Hizmetleri—% 57,5; sanayi1—’% 30,5; tarım)—î% 12. Dış ticaret (1990): Dışalım—3,8 milyar dolar; dışsatım!—»1 2 , 1 milyar dolar; ticaret yaptığı başlıca ülkelerj— ABD, Brezilya,Almanya, Japonya, Hollanda. Para birimi: 1 peso = 10 000 austral.

YÖNETİM. Türü: Cumhuriyet. Yasama gücü: Parlamento. Yönetim bölümlenmesi: 22 eyalet, |1 federal bölge, 1 “ulusal toprak”.

ULAŞIM. Demiryolları (1988): Toplam 39 738 km. Karayolları; (1988): Toplam 208 350 km (% 23’ü asfalt). Başlıca limanları: 7. Başlıca havaalanları: 1 0 .

YÜZEYŞEKİLLERİ VE DOĞAL KAYNAKLAR

Yüzeyşekilleri. Batı kenarındaki And dağlarında Acon- cagua doruğunun 6 960 m’yle Batı yarıkürenin en yüksek noktasını oluşturmasına karşın, Arjantin genel olarak düz bir ülkedir. Dört coğrafi bölgeye ayrılarak incelenebilir: Pampalar, Patagonya, And dağları ve etekleri, kuzeydoğu bölgesi. Toplam yüzölçümünün yaklaşık dörtte birini, yani ülkenin bütün orta kesimini ve doğusunu kaplayan verimli Pampalar (çayırlar) bölgesi de kendi içinde ikiye ayrılır: Yılda yaklaşık 1 000 mm yağış alan yağışlı doğu Pampaları; ortalama yağışın 500 mm’nin altına düştüğü kurak batı Pampaları. Pampaların ve Colorado ırmağının güneyinde yer alan Patagonya, çorak bir yaylalar bölgesidir. Sert rüzgârların yaladığı bu yaylalar, dönem dönem akan sel sularının yataklarıyla derinlemesine yarılmıştır. Ülkenin batı kesimini kaplayan And dağları ve yaylalar bölgesi,¡And dağlarının başlıca sıralarını (güneydekiler alçak ve buzullu, kuzeydekiler yüksek ve kuraktır), Sierra de Cordoba (Cordoba dağları) tepelerini ve kuzeybatıda eski sömürge bölgesinin çöl ve dağlarını içine alır. Ülke topraklarının beşte birini kaplayan kuzeydoğu bölgesi, Chaco’nun ormanlarla kaplı ovalarını, astropikal iklimli Misiones bölgesini ve Parana ırmağı ile Uruguay ırmağı arasında yer alan, “Mezopotamya” diye adlandırılan düz ovalar ve alçak tepeler kesimini içerir.

Toprak. Pampaların toprakları dünyanın en zengin toprakları arasındadır; granit, vb. eski billursu kayaçların üstüne rüzgârın yığdığı taşsız birikintilerden (lös) oluşur. Ülkenin geri kalan toprakları daha az verimli, güneydeki çöl kumları verimsizdir.

İklim. Yer yer büyük farklılıklar gözlenmesine karşın, Arjantin’in büyük bölümü ılıman iklim etkisindedir. Yılın 14 günü sıcaklığın yaklaşık 45 °C olduğu Kuzey Cha- co’da yıllık sıcaklık ortalamasının 23 °C olmasına, kuzeydoğu kesimde de yağış ortalamalarının yüksekliğine (kış boyunca % 85 – % 90) karşılık, bu ortalamalar orta kesimde, Pampalar bölgesinde yumuşar: Ortalama sıcaklık 16 °C, yıllık ortalama yağış % 76. Daha güneyde Patagonya, serin rüzgârlı ve kurak bir iklim etkisindedir. And dağlarındaysa, yüksek doruklarda buzul soğuğu egemendir. Ülkenin kuzey üçte ikisinde, yılın en kurak mevsimi kıştır (mayıstan ağustosa | kadar). Yağışlar, doğudan batıya ve güneye doğru azalarak, Misiones’te yılda yaklaşık 2 000 mm’den, Buenos Aires’te 940 mm’ye, Chaco’da da 750 mm’ye düşer. Patagonya’da 250 mm’nin altında, ülkenin batı ve kuzeybatı kenarlarındaysa, yalnızca 50 mm’dir.

Akarsular ve göller. Arjantin’in akarsuları, tümü doğuda Atlas okyanusuna dükülen beş büyük akarsu sistemi oluşturur. Bunların en büyüğü, kuzeyde Plata halicine (Rio de la Plata) dökülen Parana-Paraguay-Uruguay ırmakları sistemidir. Bu ırmakların tümü, az çok ulaşıma elverişlidir. Pampaların birçok yerinde akarsu bulunmaz. Parana yamacından yükselmeye başlayan sarp kayalıklar güneybatıya doğru yönelir ve Rosario ile Buenos Aires’in güneybatısındaki bataklık alanıyla birleşir. Bu kesimde yağışlı mevsimde (ekimden nisana kadar) su düzeyi öylesine yükselir ki, yüzeyde sığ göller oluşur. Patagonya’nın başlıca ırmakları Colorado, Negro ve Chubut ırmaklarıdır.

 Buenos Aires'in meydanlarından birine bakan Parlamento binası. Güney Yarıküre'nin en büyük kenti olan Buenos Aires'te ve çevre belediyelerde, ülke nüfusunun üçte birinden çoğu yaşamaktadır.

Buenos Aires’in meydanlarından birine bakan Parlamento binası. Güney Yarıküre’nin en büyük kenti olan Buenos Aires’te ve çevre belediyelerde, ülke nüfusunun üçte birinden çoğu yaşamaktadır.

 Pampalar bölgesinde•, Kuzey Amerika kovboylarının Arjantin'deki karşılığı olan, bir gaucho ("goço").

Pampalar bölgesinde•, Kuzey Amerika kovboylarının Arjantin’deki karşılığı olan, bir gaucho (“goço”).

 Atlas okyanusu kıyısındaki turizm kenti Mar del Plata, lüks kumarhaneleri, güzel otelleriyle ünlüdür. 8 km'lik kıyı şeridiyle ayrıca, dış ticarette önemli yer tutan balıkçılık sanayisinin de merkezidir

Atlas okyanusu kıyısındaki turizm kenti Mar del Plata, lüks kumarhaneleri, güzel otelleriyle ünlüdür. 8 km’lik kıyı şeridiyle ayrıca, dış ticarette önemli yer tutan balıkçılık sanayisinin de merkezidir

11 2

daha yağışlı olan And dağlarındaysa yaprakları dökülen ağaçlardan oluşan ormanlar ağır basar. Arjantin hayvan topluluğu bakımından da oldukça zengindir. And dağları bölgelerinde lama ve vikuna, alçak yerlerde jaguar, puma, maymun, geyik, tilki ve yaban domuzları başlıca hayvan türlerini oluşturur. Ülkede ayrıca, akbabalar dahil pek çok kuş türü, deniz ve göllerde de çeşitli balık türleri yaşar. Arjantin, dinozor fosilleri bakımından da çok zengindir.

Yeraltı gelir kaynakları. Arjantin’de çok çeşitli maden yatakları bulunursa da, çoğu hem küçüktür, hem de And dağları ya da Patagonya’nın ıssız köşelerinde yeralır. Önemli miktarda işletilen tek yeraltı gelir kaynağı petroldür ve yılda çıkarılan yaklaşık 21 milyon ton petrol, ülke gereksinmesini karşılamaya yeterlidir.

TOPLUM YAPISI

Arjantinlilerin çoğu ya XVI. yy’da ülkeye yerleşen İspanyol sömürgecilerin ya da XIX. ve XX. yy’larda gelen milyonlarca Avrupalı göçmenin torunlarıdır. Bir zamanlar çoğunluğu oluşturan melezler ya da “mestizolar” (Kızılderili-Avrupalı karışımı) ile yerli Kızılderili nüfusu, günümüzde ancak 30 000 kişilik bir azınlık topluluğu oluşturur. Köle olarak çalıştırılmak için getirilen siyahlarsa, toplum içinde erimiş ve ayrı bir ırk öbeği oluşturmayacak kadar öbür topluluklarla karışmışlardır. 1857-1940 arasında Arjantin’e gelen en büyük göçmen grubunu İtalyanlar (% 44) ve İspanyollar (% 31) oluşturmuş. Fransızlar, Almanlar, AvusturyalIlar, İngilizler, İsviçreliler, Portekizliler gibi öbür Batı AvrupalIların oranı % 10’u, Polonyalılar, Ruslar, Macarlar, Türkler ve Yugoslavlarınkiyse, % 9’u aşmamıştır. XX. yy. ortalarından bu yana birçok ParaguaylI, Bolivyalı ve Şilili de Arjantin’e göçmüştür. Arjantin’deki Yahudi topluluğu, Latin Amerika’da en büyük oranı oluşturmakta ve İsrail dışında, dünyadaki Yahudi topluluklarının en büyükleri arasında yeralmaktadır.

Dil. İspanyolca, resmî dil olmasının yanı sıra, halkın büyük çoğunluğu tarafından kullanılan dildir. Ama 350 yıldan bu yana, gerek söyleyiş, gerek anlam bakımından klasik İspanyolca’dan büyük ölçüde farklılaşmış, bir tür yeni Arjantin İspanyolcası’na dönüşmüştür. 1900 öncesinde Buenos Aires’te İtalyanca ve Portekizce’den alıntı kelimelerle zenginleşen ve “Lungardo İspanyol- cası” diye adlandırılan bu lehçe, özellikle başkentte çok yaygındır. Göçmenler ve torunları arasında ayrıca, gerek resmîdil İspanyolca’yı gerek geldikleri Avrupa ülkelerinin dillerini konuşanların oranı çok yüksektir: Bueonos Aires’te, İspanyolca dışındaki dillerde bir düzineye yakın gazete yayınlanmaktadır. Guarani, Kulua ve Tehuelçe gibi Kızılderili dillerini konuşanların oranıysa yalnızca % o 1 ‘dir.

Din. Arjantin halkının % 90’dan çoğu katolik, % 2’si protestan, % 2 ‘den azı da musevidir. İnanç özgürlüğü anayasada güvence altına alınmış olmakla birlikte, ka- toliklik kutsal din tanınmış, cumhurbaşkanı ve başbakanın katolik olmaları koşulu konmuştur.

Nüfus. Arjantin, Latin Amerika ülkeleri arasında nüfus artış oranı en yüksek ülkelerden biridir; bu yüzden de hızlı nüfus artışına bağlı bazı sorunlarla karşı karşıyadır. Her şeyden önce, ülkenin nüfus dağılımı oldukça dengesizdir: Nüfusun beşte biri büyük kırsal alanlara dağılmıştır; üçte biri Buenos Aires ve çevresinde, aşağı yukarı yarıya yakını Buenos Aires, Rosario, Cordoba, La Plata ve Mendoza kentlerinde yaşamaktadır. Küçük kentlerde, kasabalarda ve köylerde sağlık tesisleri yoktur. Arjantin, kentleşme oranı açısından, Batı yarıküredeki ülkeler arasında ABD’yi geçerse de, toplam nüfus yoğunluğu, Latin Amerika ülkeleri arasında oldukça geride, dünya ortalamasının da üçte birinin altındadır.

Eğitim ve sağlık. Arjantin’de okuma-yazma bilenlerin oranı % 90’ın üstündedir. Ücretsiz zorunlu öğretim, büyük çoğunluğun ilkokula gitmesini sağlar. Sonra, ilkokulu bitirenlerin büyük çoğunluğu ortaöğrenime başlar, ama çok azı tamamlayabilir. Latin Amerika’nın en büyük üniversitesinin (Buenos Aires Üniversitesi) yanı sıra, ülkede birçok özel üniversite de vardır. Arjantin’de ortalama ömür yaklaşık 70 yıldır ve sağlık hizmetleri (özellikle kentlerde) oldukça iyidir.

Kültür. Arjantin eskiden beri kültür yaşamının yüksekliği ve sanat etkinlikleriyle önemli bir yer tutmuştur. Ülkenin uluslararas^ün yapmış başlıca yazarları arasında Jorge Luis Borges, Julio Cortazar ve Manuel Puig sayila bilirj(Bk. AMERİKA, LATİN [EDEBİYAT]). 1950 yıllarından sonra ülkedeki siyasal ve ekonomik kargaşa güzel sanatların gelişmesine engel olmuşsa da, Buenos Aires’te hâlâ, dünyanın en büyük müzik etkinliklerinden bazıları (özellikle ünlü Colon Tiyatrosu’nda) düzenlenmektedir.

EKONOMİ

Sömürge döneminden bu yana, ülke ekonomisinde dış ticaret önemli rol oynamaktadır. Sömürgeciliğin başlangıcından bu yana geçen üç yüzyıllık sürede, bazı ekonomik dönemler ayırdedilebilir. 1 600’den 1750’ye kadar yaban sığırları ve atların derileri için avlanmaları önemli bir etkinlik olmuştur. 1700’den 1850’ye kadar yarı evcilleştirilmiş hayvanlardan büyük sürüler oluşturularak, “estancia’lar (büyükbaş hayvan yetiştirilen çiftlikler) kurulmuştur. Sömürge döneminin başlangıcından, XIX. yy sonuna kadar elde edilen yağlar ve salamura etler, Amerika’daki büyük tarım işletmelerinde çalışan kölelerin beslenmesi için (ayrıca, denizcilerin yemesi için) yurt dışına satılmıştır. 1830-1900 arasında, büyük koyun sürüleri oluşturulmuştur. XIX. yy’ın ikinci yarısında Avrupalı göçmenlerin akı- nıyla Arjantin ekonomisinde büyük değişiklikler olmuş, 1920 yıllarının sonunda Arjantin ekonomisi, Latin Amerika ülkeleri arasında birinci sıraya yerleşirken, birçok Avrupa ülkesinin de önüne geçmiştir. Ama, özellikle 1940 yıllarından bu yana ekonomik gelişme, kamu kesimindeki giderlerden kaynaklanan büyük bütçe açığı, dış ticaret açığı ve büyük çapta borçlanma nedeniyle gerilemiştir. Yüksek enflasyon ve dış borçla ilgili ekonomik bunalımın üstesinden gelebilmek için hükümet, 1985’te, yeni bir para biriminin (“austral”) benimsenmesi dahil, acil reformlar uygulamıştır.

Sanayi, madencilik ve enerji. Sanayi, ekonomide önemli rol oynamakta, etkin nüfusun dörtte biri bu kesimde çalışmaktadır. Başlıca sanayi kolları arasında besin sanayisi ve dışsatıma yönelik etlerin işlenmesinin yanı sıra dokuma, çimento, petrol, kimya, demir-çelik sanayileri ile otomobil ve çeşitli makineler yapımı sayılabilir. Madencilik dalında etkin nüfusun çok küçük bir yüzdesi çalışır: GSMH’ye katkısı da ancak % 2 ‘dir. Petrol, doğal gaz, kömür ve demir filizi yatakları dışında Arjantin’de maden yatağı yok gibidir. Enerji üretiminin büyük bölümü, güç kaynaklarından uzak olan Buenos Aires ve çevresinde tüketilir: Arjantin’in petrol ve doğal gaz yatakları Bolivya sınırı yakınında ve Patagonya’da, hidroelektrik üretimi alanlarıysa And dağlarında ve Brezilya sınırındadır. 1982’den bu yana, elektrik gereksinmesinin % 50’si, hidroelektrik tesislerinden sağlanmaktadır. Bulunan, ama henüz işletilmemiş uranyum yataklarıyla Arjantin, Latin Amerika’nın en önemli nükleer gücünü oluşturmaktadır. Yakın gelecekte ülkenin enerji gereksinmesininin yaklaşık % 7’sini bu kaynaktan karşılaması beklenmektedir.

Tarım, ormancılık ve balıkçılık. Arjantin dünyada buğday, çavdar, mısır ve keten üretiminde ilk on iki ülke arasında yeralır. Hayvancılıkta da dünya sıralamasında ön sıralardadır. Arjantin topraklarının yaklaşık % 60’ında, tarım uygulanır. Çiftliklerin yaklaşık yarısı özel mülkiyetin, geri kalanı çoğunlukla dernek, kooperatif, eyalet ya da şirketlerindir. Toprakların % 25’ini, büyük bölümü kuzeyde, astropikal iklimli Misiones’de ve Chaco’da bulunan ormanlar kaplar. En değerli kereste ağaçları (arokaryala- rın, yanı sıra selvi, çam, melez çam ve meşeler) Pata- gonya’dadır.

Balıkçılık sanayisi, 1960 yıllarının başından bu yana büyük ölçüde gelişmiştir. Daha çok et ağırlıklı olan Arjantinlilerin “damak zevki” oldukça değişmiş ve öbür Güney Amerika ülkeleri arasında geride kalınsa da, balık üretimi 1972-1982 arasında aşağı yukarı iki kat artmıştır. Balıkçılık daha çok Atlas okyanusu kıyısının kuzey yarısı açığında yapılır. Avlanan başlıca balıklar barlam balığı, uskumru ve hamsidir.

Ulaşım. Arjantin, Güney Amerika’nın ulaşım sistemi en gelişmiş ülkesidir. Buenos Aires, ulaşım ağının kavşak noktasıdır; yük ve yolcu trafiğinin büyük bölümü karayollarıyla taşınır.

Ticaret. Arjantin, tarihi boyunca ticaretini oldukça tutmayı başarmışsa da, 1970 yıllarından başlayarak dış ticareti sık sık açık vermiş, 1980 başlarında bu sorunu çözmek için dışalımda kısıtlamaya gidilmiş ve para değerinde sık sık ayarlamalar yapılmıştır (böylece dışalım uzunca bir süre gerilemiştir). Üretimi sürdürmek ve artırmak için dışalımı yapılan ürünlerin başlıcaları kimyasal maddeler ve makinelerdir.

DEVLET YAPISI VE KURUMLAR

Arjantin, 22 eyalet, bir “ulusal toprak” ve bir federal statülü başkentten oluşan başkanlık tipi federal bir cumhuriyettir. Sonradan birçok değişiklikler yapılmış 1853 Anayasası’yla yönetilir. 1930’dan bu yana rejim sık sık anayasal kurumların çoğunu kapatan bir dizi askerî yönetimle kesilmiştir. Devlet organları arasında güçler ayrımı sağlanmış olmakla birlikte, başkanın yönetim ve yargı alanlarında çok fazla yetkisi vardır: Planlar hazırlayıp, kendi yasa tasarılarını Parlamento’ya sunabilir; Millet Meclisi’nin onayı olmaksızın hükümet üyelerini ve öbür yüksek görevli memurları atayabilir. Ayrıca, acil durum ilan edip bütün anayasal hakları “yasal olarak” askıya alabilir. Parlamento, bir Senato ile bir Millet Meclisi’nden oluşur. Millet Meclisi üyeleri 4 yıl için, Senato üyeleri 9 yıl için seçilirler. Başkan 6 yıl için seçilir ve ardarda iki dönem görevde kalamaz. Federal yargı gücü, üyeleri Senato’nun onayıyla başkan tarafından atanan Yargıtay’dadır. Eyalet hükümetleri belirli bir özerklikten yararlanmakla birlikte Anayasa değişikliklerinde söz hakları yoktur. Federal hükümet, cumhuriyetçi bir yönetim biçimi sağlamak için eyalet hükümetlerine müdahale edebilir.

TARİH

XVI. yy’ın başında, AvrupalIların Güney Amerika’yı bulup, sömürgeleştirmelerinden önce, günümüzdeki Arjantin topraklarında, çoğunluğu göçebe 300 000 kadar Kızılderili yaşamaktaydı.

Sömürge dönemi. 1516’da Güneydoğu Asya’ya bir geçit arayan İspanyol Juan Dıaz de Solis, günümüzdeki Arjantin topraklarına ilk adım atan Avrupalı oldu. Plata halicine doğru ilerleyip, her iki kıyısındaki toprakları İspanya’ya bağladı. Ama çok geçmeden Kızılderililer tarafından öldürüldü; yanındakiler de İspanya’ya döndü. 1526’da, İspanya’nın hizmetinde çalışan Sébastian Cabot, Parana ve Paraguay ırmaklarının kaynağına doğru ilerleyip, Kızılderililerin gümüştakılarından etkilenerek, ülkenin başlıca ırmağına Rio de |la Plata (“Gümüş ırmağı”), ülkeye de Argentina (“gümüşlü”) adını verdi. Beklendiği kadar gümüş bulunmadığı anlaşılınca, İspanya Krallığı bu bölgeyle ilgilenmekten vazgeçti. 1536’da Pedro de Mendoza,Buenos Aires’i kurduysa da, İspanyollar birkaç yıl sonra Kızılderili saldırıları karşısında, Asuncion’a (Paraguay) çekilmek zorunda kaldılar. XVI. yy. ortalarından yaklaşık 1700’e kadar, And dağları üstünden ve Büyük Okyanus kıyısından gelen İspanyollar, Santiago del Estero (1553), Mendoza (1561), San Juan (1562), Tucuman (1565), Cordoba (1573), Salta (1582), La Rioja (1591 ) ve San Luis (1596) kentlerini kurarak, yerleştiler. Buenos Aires, kalıcı bir yerleşme merkezine dönüştüğü 1580’den sonra, hem doğu kıyısının başlıca limanı olması, hem de Portekiz sömürgesi Brezilya’ya güneyden tampon bölge oluşturan konumu sayesinde gelişmeye başladı. 1776’da kurulan La Plata Genelvalili- ği’nin (günümüzdeki Arjantin, Uruguay, Paraguay topraklarını ve Bolivya’nın güney kesimini içeriyordu) merkezi olan (o tarihe kadar Arjantin, Peru Genelvaliliği’ne bağlıydı) kentin büyümesi, daha da hızlandı.

Bağımsızlık. 1806’da, Napolyon Savaşları’nda Buenos Aires, İngilizler tarafından işgal edildi. Jacques de Liniers’nin (1753-1810) yönettiği sömürgeciler ordusu, İspanyol egemenliğini yeniden kurduysa da, özellikle Napolyon’un Fernando Vll’yi İspanya’da tahttan indirdiği dönemde, Amerika’daki sömürgelerin Ispanya’yla bağları iyice zayıfladı. 25 Mayıs 1810’da Buenos Aires’te bir ayaklanma patlak verdi ve bir cunta, tahttan indirilmiş olan kralın adına yönetimi üstlendi. Hemen ardından, Manuel Belgrano’nun önderliğindeki tam bağımsızlık hareketi hızla yaygınlaştı ve kralcıların yenilmesiyle, 9Temmuz 1816’daTucuman’da bağımsızlık bildirisi imzalandı. Buenos Aires’te merkezî bir hükümet kurulmasını isteyenler ile sürü çobanlarının desteğini sağlayan eyaletlere özerklik tanınması yanlıları arasında patlak veren çatışmada, federalistlerden Buenos Aires valisi, ülkeyi gerçek bir diktatörlükle yönetmesini sağlayacak biçimde durumunu sağlamlaştırıp, ulusal bütünlüğü korumaya çalıştı. Devrilmesinden sonra, günümüzde de yürürlükte olan başkanlık tipi anayasa kabul edildiyse (1853) de, Buenos Aires, Anayasa’nın öngördüğü federal yapı içinde yer almasına kadar (1863) ayrıcalıklı durumunu korudu.

Ekonomik gelişme. XIX. yy’da ülkenin dönem dönem anarşi içine yuvarlanmasına karşın, ekonomide oldukça ilerleme gerçekleştirildi. Bartolome Mitre (1862-68) ve Domingo Sarmiento’nun (1868-74) başkanlıkları döneminde, ülkeye gelen göçmen sayısı arttı; devlet yönetiminde eğitim sistemi kuruldu; demiryolları döşendi; canlı hayvan besiciliği gelişti. General Julio Roca (1880-|1886, 1898-1904 arasında başkanlık yaptı), 1879’da Kızılderilileri kesin olarak yenilgiye uğratmayı başarıp, Pampalar bölgesini beyazların yerleşimine açtı. Göçmen toplulukların ve orta sınıftan kentlilerin desteğini sağlayan Radikal Parti kurulup, 1912’de gizli oy sistemiyle yapılan seçimleri kazandı (o tarihe kadar, bütün hükümetlerde denetim büyük toprak sahiplerinin ve ordunun elinde kalmıştı), Radikal Parti adayı Hipolito İrigoyen (1850-1933), 1916’da halkın oyuyla seçilen ilk Arjantin başkanı oldu ve Arjantin’in yansızlık siyasetini Birinci Dünya Savaşı’nda uygulamayı başardı.

Yakın tarih. Ne var ki, Radikal Parti’nin beklentileri verememesi düş kırıklıklarını artırdı ve 1930’da İrigo- yen’in, ikinci başkanlık döneminde bir darbeyle devrilmesiyle yönetim Muhafazakâr Parti’ye geçti. Kısa süre sonra da yeni bir darbeyle askerî diktatörlük kuruldu. Arjantin İkinci Dünya Savaşı boyunca yansız kalmayı başarıp, Almanya’ya ancak Mart 1945’te savaş ilan etti. 1946’da İşçi Partisi’nin ve katolik kilisesinin desteğiyle başkanlığa seçilen Juan Peron, iktidarda kaldığı 9 yıl boyunca, totaliter bir rejim uyguladı. Eşi Eva’yla birlikte işçilerin büyük sevgisini kazandı. Ne var ki, dönemindeki hızlı sanayi gelişmesi ve uyguladığı toplumsal düzeyi yükseltme siyaseti, önemli toplumsal ve ekonomik sorunlara yol açtı. Peron, Eylül 1955’te askerler tarafından görevden alınmasına ve İspanya’ya sürgün edilmesine karşın, Arjantin siyasetinde önemini korumayı sürdürdü. Onu izleyen askerî ve sivil başkanlardan hiçbiri, tam dönemini dolduramadı ve 18 yıllık sürgünden sonra Peron, 1973’te yeniden başkan seçildi. Ne var ki, yandaşları artık bölünmüş, kentlerde terör olayları (hem solcular hem sağcılar) başlamıştı; kendi de çok yaşlanmış ve hastaydı. Nitekim, ertesi yıl öldü ve yerine başbakanlığa getirmiş olduğu üçüncü eşi İsabel geçti. Bölünmüş peroncuları birleştirmeyi başaramayan, artan terör olaylarını ve enflasyonu denetim altına alamayan İsabel, Mart 1976’da askerî bir cunta tarafından devrildi. Cunta, solcu gerillalara karşı binlerce insanın kaybolduğu (büyük bir olasılıkla öldüğü) acımasız bir temizlik hareketine girişti. Bu arada ekonomik durum daha da kötüleşti. Cuntanın Falkland adalarını işgal girişimi, İngiltere’nin sert tepkisiyle boşa çıkarıldıktan (1982) sonra, bu askerî yenilgi, 1983’te başkanlığa Radikal Parti’den Raul Alfonsin’in seçilmesiyle, sivil yönetimin yeniden kurulmasını sağladı. Yıllık enflasyonun % 500’ü aştığı, dış borçların ödenemez duruma geldiği ekonomik bir bunalım ortasında işbaşına gelmiş olan Alfonsin, yıllık enflasyonun % 1 000’i aşması üstüne, Haziran 1985’te yeni bir para birimi benimsenmesini de içeren reform programını uygulamaya koydu. Enflasyon biranda büyük ölçüde düştüyse de, daha sonra yeniden yükselmeye başladı ve hükümeti, daha ileri boyutta önlemler almak zorunda bıraktı. Bu arada, Alfonsin hükümeti bir yandan da, 9 0 0 0 ‘in üstünde insanın kaybolmasından sorumlu görevlileri yargılamaya başladı: 1985 sonunda Jorge Videla, Roberto Viola ve öbür cunta üyeleri çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Ama çok geçmeden Alfonsin de, orduya ve muhafazakârlara ödünler vermeye başladı. 1987’de askerlerin baskısıyla, subayların çoğuna yargı bağışıklığı tanındı. Bu arada ekonominin gün geçtikçe kötüye gitmesi, başkentin dış semtlerinde ve Rosario kentinde, ayaklanmalara yol açtı. Bu ortam içinde yapılan başkanlık seçimlerini (Mayıs 1989) kazanan Carlos Saul Menem, Anayasa gereği yönetimi 10 Aralık’ta devralması gerekirken, Alfonsin’in 5 ay önce çekilmesiyle, 8 Temmuz’da başkanlık andı içti. Hemen sert ekonomik önlemler alan, yoğun bir özelleştirme kampanyasına girişen Menem, bütün bu önlemlere karşın, enflasyonu geri çekmeyi başaramadı. Üstelik ordunun desteğini alabilmek için, 1976-83 döneminde darbe yapmış üç cunta başkanı dışında, bütün işkenceci subayları da kapsamına alan bir genel af çıkardı (7 Ekim 1989). Aşırı sağcı subayların ayaklanma girişimini (3 Aralık 1990) bastırmayı başarıp, Körfez bunalımı sırasında, ABD’yle ilişkileri pekiştirerek, dış borçların ödenmesinde bazı kolaylıklar tanınmasını sağladı. Ağustos 1991’de Şili’yle sınır anlaşması imzalayıp, Arjantin, Brezilya Paraguay ve Uruguay arasında Güney Amerika Ortak Pazarı’nın kurulmasını sağlayacak antlaşmaya katkıda bulundu. Bu arada, alınan önlemlerin ilk sonuçlarını vermeleriyle enflasyonda önemli bir gerileme başladı. Ne var ki Menem, 1992 sonunda çeşitli yolsuzluklarla suçlanmaya başlandı.

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)