ARI.

Anların bütün böcekler gibi altı bacağı ve bütün zarkanatlılar {Hymenoptera) gibi iki çift zarsı kanadı vardır. Uzunluğu 1-3 cm arasında değişen gövdeleri baş, göğüs ve karın olmak üzere üç bölümden oluşur. Başlarında üç tane basit, iki tane bileşik göz (petekgöz), duyu organı olan ipliksi uzantılar (duyargalar) ve ağız bulunur. Bacakları ve kanatlan ortadaki göğüs bölümündedir. En arkadaki kann bölümü gövdenin öbür bölümlerinden daha uzundur ve halka biçimindeki bölütlerden oluşur.

 
Dünyanın her yanında, özellikle çiçeklerin bol olduğu yerlerde yaşayan arıların 12.000

Anların besini, çiçeklerin ürettiği balözü ile çiçektozudur; ama yalnız İşçi anlar çiçektozu toplar. İşçi balanlannın arka bacaklannda bir çiçektozu kesesi vardır.
Gövdelerine bulaşan çiçektozu taneciklerini bu keseye doldurup, kolonideki bütün arıların beslenebilmesi için kovana taşırlar. Çiçekten çiçeğe konan anlar aynı zamanda bitkilerin döllenmesine de aracı olur.
kadar türü tanımİanmıştır. Bunlardan bir bölümü insan için değerli bir besin olan balı üretir; bir bölümü ise başka anlann yuvala-nnda bannan ya da yumurtalannı bu hazır yuvalara bırakan asalak anlardır.
Bir an erişkin duruma gelinceye kadar dört gelişme evresinden geçer: Yumurta, larva, pupa (krizalit) ve erişkin. Yumurtadan çıkan bir larva bol bol çiçektozu, balözü ve bal yiyerek geliştikten sonra pupa evresine girer. Bu evredeyken biçim değiştirerek kanatlı ve erişkin bir anya dönüşür.
Anlann gövdesi, özellikle arka bacaklan ve kanniannm altı ince tüylerle kaplıdır. Arka bacaklanndaki fırça gibi tüyler temel besinleri olan çiçektozlannı toplamaya yarar. Anlar ile yabananlannı ayıran başlıca özellik, anlarda bazı gövde tüylerinin çatallanmış olmasıdır. Aslında yabananlan anlar kadar tüylü değildir. Ama bazı asalak anlar yabananlanna öylesine benzer ki, bu en yakın akrabalann-dan ancak göğüslerindeki çatallanmış tüyleriyle ayırt edilebilirler.
Aym familyanın (Apidae) üyeleri olan balan-lan ve toprakanlan genellikle bulutlu havalarda çiçektozu toplamaya çıkarlarsa da, anlann çoğu gün ışığını sever. Bu böceklerin çiçeklerden uzakta yaşaması olanaksızdır.
Athos Millington-Ward
Çünkü çiçeklerden topladıklan çiçektozu ve emdikleri balözüyle beslenirler. Balözü emmelerini sağlayan boru biçimindeki dilleri bazen gövdeleri kadar uzundur. Çiçektozunu yalnız dişiler toplar. Bu iş için başvurduklan yöntem son derece ilginçtir. Toprakanlannın ve balanlannın dişilerinde arka bacakların dış yüzeyi hafifçe çukurlaşarak bir oyuk biçimini almıştır. Bu oyuğa çiçektozu kesesi denir. Dişi an, gövdesindeki tüylere yapışan çiçek-tozlanm, arka bacaklannda bulunan ve çiçektozu fırçası denen kıllarla fırçalayarak alttaki çiçektozu kesesine doldurur. Böylece iri ve sımsıkı bir çiçektozu topağı oluşturur. Yap-rakkesen anlar ise çiçektozlannı kanniannm alt bölümünde toplarlar.
Anlann en büyük yaran bitkilerin tozlaşmasına yardımcı olmalandır. Çiçekler arasında dolaşırken erkek çiçeklerden aldıkları çi-çektozlannı dişi çiçeklere taşır ve böylece bitkilerin döllenmesine aracıhk ederler. Döllenme sonucunda oluşan meyvenin tohumla-nndan yeni bitkiler gelişir; bu bitkiler de anlann gelecek kuşaklanna çiçektozu ve balözü sağlar {bak. ÇİÇEK; Tozlaşma).
Arılar çiçeklerden emdikleri balözünü “bal kursağı” denen özel bir kesede hiç sindirmeden biriktirir ve yuvaya döndükten sonra bu kesenin içindeki balözünü ağızlarından çıka-np ya yavrularını besler ya da bal yapımı için depolarlar.
Yalnız dişi ânlâniTiğhesi vafdir. Savunmâ=“ sız olan erkek anlann tek işlevi üreme zamanında dişileri, döllemektir. Bunun dışında yuva yapmak ya da yavru anlar için besin^ toplamak gibi herhangi bir görev üstlenmezler. .
Anların çoğu, sanıldığının tersine, toplu yaşama alışkanhğında değildir. Her dişi başka anlardan yardım beklemeksizin ayn bir yuva kurar ve yavrulannm bakımım tek başına üstlenir. Yuva yapmak için toprağın altında tüneller kazar ya da ağaç gövdelerindeki oyuklan kullanırlar. Gene de yalnız yaşayan anlardan bazılan yuvalannı birbirinden çok uzağa değil yan yana kurar; hatta bazen ayn yuvalara açılan tünellerin girişi ortaktır.
Anlann yalnızca birkaç türü, örneğin balarılan ile toprakanlan toplu halde yaşar. Koloni denen ari ailesinde bir anaan (anbeyi ya da kraliçe) ile erkek ve işçi anlar vardır. Çoğunluğu oluşturan işçi anlar koloninin günlük işlerini yapan dişilerdir. Toplu yaşayan anlar yalnız yaşayan anlardan farkh olarak balmumu üretebilir. Bal kursağı çeperinden salgılanan balmumu, annın kann bölütlerini oluşturan parçalann arasından incecik pullar halinde çıkar. Anlar, oldukça yüksek sıcaklıklarda bile erimeyen balmumuyla hazırladık-lan peteklerde kışın kullanacaklan bah ve çiçektozunu biriktirir, yumurta ve larvalan banndınrlar.
Balarılan
İnsanlar balından yararlanmak üzere an yetiştirmeye binlerce yıl önce başlamış ye bu yararlı böceklerin bir türünü evcilleştirmiştir. Koyanda beslenen evcil balarılannın bazen yuvalanndan kaçtıklan olur. Ama doğaya döndüklerinde bile ağaç kovuklannda yaptık-lan yeni yuvalannda abştıklan kovan düzenini sürdürdükleri ve aynı biçimde yaşadıktan gözlenmiştir. Balansının hazırladığı petekler çift yüzlüdür ve her iki yüzünde yüzlerce göz ya da odacık bulunur. Çok ince balmumun-dan yapılan petek gözleri düzgün altıgenler biçimindedir. Ancılar, kovandan kolayca çıkarabilmek için petekleri tahta çerçevelerin arasına yerleştirirler {bak. Ariolik).
Balanlan peteklerin içini rasgele değil belli bir düzene göre doldurur. Peteğin tepesinde
bir yay oluştürarâk iki’kenarda yanya kadar inen gözler bal doldurmak için ayrilmıştır. Bu bal gözlerinin altındaki birkaç sıra petek gözüne çiçektozu topaklan yerleştirilir. Peteğin orta ve alt bölümlerindeki gözlere ise anaan yumurtalannı bırakır. Büyük bir an kolonisinde 60 bin kadar işçi an vardır ve
İşçiArı Anaan ErkekAn – – /i
Üstte: Anaan peteğin gözlerine küçük, beyaz yumurtalarını bırakıyor (üstte solda). Bu yumurtalardan işçi arılar, erkek arılar ya da yeni^ anaarılar çıkacal^ır. Koyana yeni bir anaan gerektiğinde, seçilen larva özel bir petek gözünde bakıma alınır (üstte ortada) ve yalnız ansütüyle / beslenir. Anşütü işçi anlann başlarındaki ^ _ salglbezlerince üretilen beyaz, koyu kıvanıiı yeçok besleyici bir maddedir. Anaan adayı gelişmelini tamamlayınca odacığından dışarı çıkar (üstte sağda). Ortada: Arıaan ve çevresindeki işçi arılar. Anaan, işçi anlarda bağımlılık yaratan özel bir madde salgılayarak kovanda düzeni ve birliği sağlar. Altta: Salanlarında işçi arı, anaan ve erkek annın orantılı boyutlan;
Arıların dans dili.
Üstte solda: İşçi arı dikey duran peteğin üstünde yukarıya doğru yöneldiğinde öbür işçi arılara Güneş’e karşı uçmalarını bildirir.
Üstte sağda: Güneş’i arkalarına alarak uçmalarını istediğinde aşağıya doğru yönelir.
Belli bir zaman dilimindeki gidiş geliş sayısı besin kaynağının kovandan uzaklığını gösterir.
Altta solda ve sağda: Arının uçtuğu yön ile düşey arasındaki açı da besin kaynağının kovana viB Güneş’e göre açısını verir. Bu çizimlerde, gözcü arıyı çevreleyerek duyargalarıyla onun hareketlerini izleyen öbür işçi arılar gösterilmemiştir.
r ’ c
bunlann hepsi dişidir. Bu işçi anlann iğnesinin ucu olta iğnesi gibi kıvnktır. Bu yüzden saplandığı yerde kalır ve bir kez sokan balansı iğnesini yitirdiği için ölür. îşçi arılardan daha iri yapıh ve kocaman gözlü olan erkek anlann tek görevi, sürü oluşturma (oğul verme) zamanında genç anaanyı döllemektir. Yaz sonunda bu görevini yerine getiren erkek anlar işçi anlar tarafından kovandan atıhr ve işçi anlann bakımıyla yaşamaya alışkın olduk-lan için çok geçmeden açlıktan ölürler. Koloninin bütün yükünü taşıyan işçi anlar yazın o kadar çok çalışırlar ki ancak altı hafta kadar yaşayabilirler. Ama yaz sonunda yumurtalardan çok sayıda işçi an çıkar ve bütün kış yaşayan bu işçiler koloninin bakımını üstlenir.
Bii:- işçi an erişkin duruma gelip petekteki gözünden dışan ı çıktığı anda kovanda onu bekleyen pek çok iş Vardır. Üç hafta boyunca petek gözlerinin bâkımını ve temizliğini üstlenir. Ardından anaannın bıraktığı yunıurtalar-dan yeni çıkan larvaların beslenmesine yar-
dımcı olur. Daha sonra balmumu üretmeye başlar ve bununla yeni petek gözleri hazırlar. Üçüncü haftanın sonunda ilk kez kovandan dışan çıkarak çiçektozu ve balözü toplamaya yollanır. Ama kovandaki işlerini, örneğin kanatlannı yelpaze gibi sallayarak kovanı serinletme görevini de aksatmaması gerekir. Anlar arasında yalnızca kovanda ya da yalnızca dışanda çalışan işçi aynmı yoktur; ne iş yapılacaksa bütün işçiler görevlendirilebilir.
îşçi an bol balözü toplayabileceği bir yer, sözgelimi bir yonca tarlası bulduğunda taşıyabileceği kadar balözünü bal kursağına doldurur ve kovana döndüğünde öbür işçilere bu kaynağın yerini bildirir. Bü iletişim için iki ayn dans geliştirmişlerdir. “Çember dansı”nda işçi an peteğin üstünde önce bir yöne, sonra öbür yöne koşarak küçük bir çember çizer. Bu gösteri, besin kaynağının kovandan en fazla 45 metre uzaklıkta olduğu anlamına gelir. Kaynağın bulunduğu yer 90 metreden daha uzaksa, işçi an bu kez karın bölümünü
ARI—329
sallayarak peteğin üstünde sekiz çizecek bi-, çimde uçar. İşçi annın .bu “kuyruk sallama dansı”nı öbür işçi anlar büyük bir dikkatle izler ve sekiz çizerken hangi yöne doğru uçtuğuna, karnını kaç kez salladığına bakarak besin kaynağının yerini ve uzaklığını saptarlar.
Anaarı
Anaan, işçi anların ve bu dişilerin arasından seçilerek özel olarak yetiştirilecek yeni ana-anlann çıkacağı yumurtalan yumurtladığı için kovanın hem en önemli, hem de en tembel üyesidir. Toprakanlannda anaarı çiçektozu toplarken, balanlannın anaarısı kendini bile besleyemez. Çevresinden hiç eksik olmayan işçi arılann ağızlanyla taşıdıklan besinleri kendi ağzına vermelerini bekler. Son derece ürkek olan ve dokunulduğunda bile ’ sokmayan anaanlar birbirleriyle karşılaştıklann-da kıyasıya dövüşürler.
Anaannın yumurtalanndan çıkan larvalar arasından en sağlıkhian yeni anaan adaylan olarak seçilir. îşçi anlann hazırladıktan özel petek gözlerinde beslenen bu genç adaylann öldürücü iğnelerine hedef olmak istemeyen eski anaarı, 15 bin kadar anyla birlikte kovandan aynlıp yeni bir sürü oluşturmak üzere başka bir yere yerleşir. Bu arada petekteki özel yuvalannda gelişmelerini tamamlayan genç anaan adaylan da kalabahk bir sürüyle kovandan aynlabilir. Böylece kovandaki an sayısı iyice azalıp, işçi an fazlası kalmadığında oğul verme eylemi sona erer. O zaman işçi anlar, büyük olasılıkla kovandaki yeni anaan-lardan birinin de yardımıyla, henüz petek gözlerinden çıkmamış olan bütün anaan aday-lanra öldürürler. Rakipsiz kalan anaan bir çiftleşme uçuşuna çıkarak kısa sürede 10 kadar erkek anyla çiftleşir ve kovana dönerek koloninin başına geçer.
Bir an kovanı her yıl oğul vermez. Bu olay büyük ölçüde kovanda biriken bal miktanna, kolonideki birey sayısına ve hava koşullanna bağlıdır. Anaan öldüğünde ya da üretkenliğini yitirdiğinde, işçilerin kendileri için yeni bir anaan yetiştirmesi balansı topluluklannın en ilginç özelliklerinden biridir. İşçiler, larvalar arasından seçtikleri yeni adaylan, tükürük bezlerinden salgıladıklan ansütüyle beslerler.
Böylece, kendileri gibi birjşçi an olması gereken herhangi bir larvayı bir anaanya dönüştürürler. Bir anaarı yıllarca yaşar ve bu süre; içinde 1,5, milyon yumurta üretebilir. Erkek balarılan genellikle anaannın döllenmemiş yumurtalanndan çıkar.
■ t ^
Toprakarıları ve İğnesiz Arılar –
Yeryüzünün özellikle soğuk bölgelerinde yaşayan toprakanlan, Laponya gibi en kuzeydeki ülkelere kadar yayılmıştır. Bu arılann genç anaansı kışı toprakaftında uyuyarak geçirir. Bahar geldiğinde yuvasından çıkar ve kolonisini kuracağı bir yer aramaya başlar. Örneğin bir farenin yeraltında kazdığı ve içini kuru otla döşediği yuva bunun için uygun bir yerdir. Anaan bu yuvada balmumundan bir göz hazırlar ve içine altı ya da yedi tane yumurta bırakır. Aynca ürettiği ballan biriktirmek için gene balmumundan genişçe bir kap .yapar, Yumurtadan çıkan laryalann çok fazla beslenmesi gerektiğinden, anaan gün doğumundan gün batımma kadar yavrulan için balözü ve çiçektozu toplar.
Larvalar iki hafta sonra iyice gelişir ve salgıladıktan ipeksi ipliklerle kendilerine sert bir koza örerler. Anaan, birbirine bitişik olan bu kozalara gövdesini iyice yaslayarak pupalanm ısıtırV Yaklaşık iki hafta sonra işçi toprakanla-n kozalarını delerek dışarı çıkarlar. Balanla-nnda olduğu gibi anaandan daha küçük yapıh olan bu işçi anlar hemen işe koyularak yeni çıkacak anlar için olabildiğince çok yiyecek toplamaya girişirler.
Yaz sonuna doğru yuvadaki işçi-an sayısı lOO’ü bulur. Bu arada larvalardan bazılan anaan, bazılan da erkek an’olarak ■ gelişir. Anaan erkek anlarla çiftleşip yumurtalannı gözlere bırakır ve burada gelişen yeni-anaanlar gelecek bahara kadar ^ bannacaklan yeri seçmek üzere yuvadan aynhrlar. Geriye-ka-lan bütün erkek anlar, işçi anlar ve eski anaan ölür. Balanlanndaki gibi yıllarca ve yaz-kış sürebilen koloni yaşamı toprakanlannda yoktur. Toprakansı yaşam çevrimini bir yılda tamamlar ve baharda yeni kuşaklar için yeni bir çevrim başlar. Yalnız tropik bölgelerdeki top-rakarısı kolonileri balanlannda olduğu gibi oğul vererek bir yıldan çok sürebilir.
Balanlan gibi toprakanlannın da soktuğu
330 ARI
zaman ağn veren bir iğnesi vardır. Ama tropik bölgelerdeki toprakanlannm bir bölümü iğnesizdir. Bu iğnesiz anlardan bazılan yuva-lanna zarar vermeye kalkışanların üzerine sürüler halinde saldırarak gözlerine ve kulakla-nna üşüşür, bazen de yüzlerine yapışkan ve acı bir sıvı bulaştınrlar. Güney Amerika’da yaşayan bazı iğnesiz anlar, insanlann oyuk kütükler içinde yaptıklan derme çatma kovanlarda umulmadık’kadar çok bal verir. Bu arılar peteklerini reçine, balmumu, hatta bazen çamur katılmış bir kanşımdan yaparlar. Ama bu petekler, balanlannın düzgün altıgenlerden oluşan kusursuz petekleriyle karşılaştırılamayacak kadar kabadır.
i.’
Yalnız Yaşayan Arılar
Yeryüzünün hemen her yerine dağılmış olan arı türlerinin büyük bölümü topluluk oluştur-maksızın, ayn yuvalarda yaşar. Bu grubun en tanınmış örnekleri madenci arılardır. Dişileri yeraltında- 20 cm kadar derine inen yuvalar kâzdıklan için bu anlara madenci arı denmiştir. Dişi arının genellikle seyrek otlar arasındaki çıplak bir alarnda kazdığı bu yuva, kena-nndaki küçük toprak tepeciğiyle hemen dikkâti çeker; Kazılan tünelin sonunda hepsi ayrı bir yöne giden yan tüneller bulunur. Bu tüneller, bir annıri yumurtadan çıkıp kanatlı bir erişkine dönüşmesine yetecek genişlikte odacıklardır. Dişi arı bu odacıklardan her birine bal ve çiçektozundah hazırladığı bir “an ekmeği” ile bir yumurta bırakır, sonra yuvanın girişini toprakla kapatır. Yumurtadan çıkan larvalar bu yiyeceklerle beslenip gelişerek pupa evresine girer ve baharda kanatlı bir an olarak dışan çıkar. Toprakanlan gibi madenci anİann yaşam çevrimi de bir yıllıktır. Yalnız yaşayan anlardan çoğu erişkin hale geldikten sonra birkaç haftadan fâzla yaşayamaz. Topluluk oluşturmayan ânlânn ılıman iklimlerde yaşayan türleri kış aylannı olgun larvalar ya da genç erişkinler olarak toprakaltında-ki odacıklannda geçirirler.
Yalnız yaşayan anlardan çoğunun yuvası toprağın altında, bazılannıhki de ağaçlann oyuklanndadır ; bir bölümü de başka böceklerin açtığı oyuklarda yuvalanır. Bu grubun en yaygın örneği olan yaprakkesen anlann dişisi, yaşh ağaç kütüklerinin çürümüş odununu
oyar. Daha sonra, keskin çeneleriyle kopardığı yaprak parçalânyla bu oyuğun içinde ayn ayn odacıklar yapar. Büyükçe kesilmiş yaprak parçalan odalann duvan olur, daha küçük ve yuvarlak parçalar da kapak olarak kullanıhr. Üst üste yerleştirilen bu odacıklann her katı, yakından bakıldığında ince uzun bir puroyu andınr. Dişi arı bu odacıklara yumurtlar ve yumurtadan çıkan larvalann beslenmesi için yanlanna bal ve çiçektozu karışımından hazırladığı bir yiyecek topağı bırakır. Çiçektozlan-nı kannlanmn altında toplayan yaprakkesen anlann bazı türleri, yâlnızca boş salyangoz kabuklannı yuva olarak kullanırlar.
Ihman iklimlerde yaşayan duvarcı anlann yuvası çimentodan yapılmış gibi sağlamdır. Bu anlann dişisi korunaklı bir yerde, genellikle kayalann ya da saçâklann altında yanm portakal büyüklüğünde bir yuva hazırlar. Bir duvârcı ustasının elinden çıkmışçasına sağlam olan bu yuvanın içi çok sayıda odacığa bölünmüştür. Bütün yalnız yaşayan anlar gibi bu anlann dişisi de yumurtlamadan önce yuvasına bal ve çiçektozu depolar.
Yalnız yaşayan anlann en önemli ortak özelliği, yavrular için yeterince yiyecek bıraktıktan sonra yumurtalarla ve yavrularla bir daha hiç ilgilenmemeleridir. Üstelik yâvrula-nn bakımını üstlenecek işçi anlar olmadığından, yalnız yaşayan anlann yuvaya bıraktığı yumurta sayısı bir düzineyi geçmez.
Guguk Arıları
Yabananlan gibi göz alıcı renklerle bezenmiş olan bu anlar guguk kuşlanndân esinlenerek böyle adlandınlmıştır. Çünkü yumurtalannı başka kuşlann yuvalanna bırakarak yavrula-nnın sorumluluğundan kaçan guguk kuşlan gibi bu anlar da “yuva asalağı”dır. Dünyanın hemen her yierinde görülen guguk arılânnın dişisi, yalnız yaşayan anlann yuvaları üzerinde yavaş yavaş uçarak yumurtalannı bırakabileceği bir yer arar. Uygun bir yuva bulduğunda hızla içeri süzülür ve ânnm kendi larvalan için topladığı yiyeceklerin üstüne bir yumurta bırakır. Guguk ansının larvası hızla gelişir ve yuvadaki yiyeceklerle yetinmeyip, yuva sahibinin larvalannı da yer.
Bazı guguk anlan toprakanlanna çok benzer ve yumurtalannı bu toplu yaşayan anlann
ARICILIK 331
yuvalanna bırakmaya özen gösterir. Dişi guguk ansı baharda bir toprakarısının yuvasına girmeye çalışırken işçi arılar onun yabancı olduğunu anlayarak saldınr ve yuvadan atmaya uğraşırlar. Ama guguk ansının sert derisi onu iğnelerden çok iyi korur. Böylece işçi arılar bir süre sonra bu davetsiz konukla uğraşmaktan vazgeçerler. Yuvaya yerleşen guguk arısının ilk yaptığı iş anaanyı öldürerek onun yerine geçmek olur. Ne olup bittiğini anlamayan işçi toprakaniarı, sahte anaannın yumurtala-nna ve çıkan yavrulara tıpkı kendi kardeşlerine baktıkları gibi özenle bakarlar. Ama yeni anaannın yumurtalanndan çıkan larvaların hiçbirisi işçi an olmaz. Gelişmelerini tamamlayan erkek ve dişi guguk anları yuvadan uçarak ayrılır ve çiftleşirler. Yeni guguk anaanla-rı ertesi yıla kadar gizlenerek havaların ısınmasını bekler ve baharda yeniden toprakansı yuvalannın üzerinde uçmaya başlar. <

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*