Anı

anı, kişisel yaşantı ve gözleme dayanarak
yazılan tarih ya da kayıtlar. Otobiyografiye
çok benzeyen ve sık sık onunla karıştınlan
anı genellikle, başta dışsal olaylara verdiği
önem derecesi bakımından otobiyografiden
ayrılır. Otobiyografi yazarları öncelikle kendilerini
konu edinirken, anı yazarları çoğunlukla
çeşitli tarihsel olaylarda rol oynamış
ya da bu olaylann yakın gözlemcileri
olmuş kişilerdir ve başlıca amaçlan bu
olaylan tanımlayıp yorumlamaktır. Örneğin,
17. yüzyıldaki İngiliz İç Savaşı birçok
anının yazılmasına yol .açmıştır. Bunlar
arasında en önemlileri Edmund Ludlow ve
Sir John Reresby’nin Memoirs’ıdır (Anılar).
Fransızlar bu yazı türünde özellikle yetkinleşmişlerdir.
Çağının en usta anı yazarlanndan
biri olan Duc de Saint-Simon’un,
inceden inceye çizilmiş karakterleriyle ünlü
Memoires\ (Anılar) 1690-1723 arasındaki
dönemi kapsar ve XIV. Louis’nin saray
yaşamıyla ilgili paha biçilmez bir bilgi
kaynağıdır. Bir başka usta Fransız anı
yazan, yaşamının son yıllannı yapıtı Memoires
d’outre – tombe’a (1849-50; Mezann
Ötesinden Anılar) adayan Chateaubriand’
vikontu François-Rene’dir. 20: yüzyılda birçok
tanınmış devlet adamı ve asker, başlanndan
geçenleri ve gözlemlerini anı kitaplannda
anlatmışlardır. II. Dünya Savaşı anılan
arasında en önemlileri Vikont Montgomery’nin
anılan (1958) ve Charles de Gaulle’ün
Memoires de guerre’idir (1954-59;
Savaş Anılan). Doğu edebiyatlannda en
eski ve önemli anı örneklerinden biri Hindistan’daki
Babür İmparatorluğu’nun 16.
yüzyılda yaşayan hükümdarı Babür Şah’ın
Vakayi’ sidir.
Osmanlı edebiyatında erken dönemlerden
başlayarak yazılan çeşitli tezkirelerde, gazavatnamelerde,
vakayinamelerde anı türüne
yaklaşan bölümlere rastlanır. Evliya Çelebi’nin
Seyahatname’sinde ya da bazı sefaretnamelerde
de yer yer bu özellik görülür.
Ama bir edebiyat türü olarak anı tanımına
uyan yapıtlar yeni edebiyat döneminde
yazılmıştır. Batılılaşma ile Türkiye’de yaşamın
oldukça hızlı bir değişim sürecine
girmesi, yazarlann anı yazmaya özellikle
eğilim göstermelerinin nedeni olabilir. Halit
Ziya Uşaklıgil’in Kırk Yıl (1936) ve Saray ve
Ötesi (1940-42) adlı yapıtları; Hüseyin Cahit
Yalçm’ın Edebî Hatıralar’\ (1935) ve
1976’da kitap halinde basılan Siyasal Anılar*
ı; Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun çocukluğunu,
edebiyatçılarla ilişkilerini ve
siyasal yaşamını anlattığı Anamın Kitabı
1957), Gençlik ve Edebiyat Hatıraları
1969), Zoraki Diplomat (1955) ve Politikada
45 Yıl (1968); Şevket Süreyya Aydemir’
in “bir ömrün hikâyesi içinde bir çağın
tarihi” olma iddiasını taşıyan Suyu Arayan
Adam’ı, Türk anı yazımının bellibaşlı birkaç
örneğidir.
Yakın dönemde, edebiyat yanı ağır basan
anılann yanında, bir bakıma tarihyazımın
yerine geçen siyasal anılar daha da çoğalmış,
ülkenin siyasal tarihinde çeşitli roller
üstlenmiş kişilerin yazdığı kitaplar, siyasal
anı edebiyatını zenginleştirmiştir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)