Anagnorisis

Anagnorisis (Yunancada “tanıma”), edebiyat
yapıtlarında, sarsıcı bir gerçeği öğrenme.
Aristoteles Poetika’da anagnorisis’ten,
tragedyada olay örgüsünün temel öğelerinden
biri olarak söz eder. Bununla birlikte
komedya, destan ve sonraları romanda da
bu öğe yer almıştır. Anagnorisis, çoğunlukla,
gerçek kimliği daha önceleri bilinmeyen
kişilerin kim olduğunun ortaya çıkmasıdır
(örn. babanın, yabancı sandığı birinin oğlu
olduğunu öğrenmesi, ya da tersi). Bunun en
güzel örneklerinden biri, Sophokles’in Oedipus
Rex (Kral Oidipus) adlı oyununda
habercinin Oidipus’a doğumuna ilişkin gerçeği
açıklaması ve Oidipus’un karısı İokaste’nin
aslında annesi, dört yol ağzında
öldürdüğü adamın babası ve kendisinin de
Thebai kentine uğursuzluk getiren korkunç
bir günahkâr olduğunu öğrenmesidir. Buradaki
“tanıma” sanatsal açıdan da çok doyurucudur,
çünkü peripeteia (baht dönüşü) ile
aynı anda yer alır. Peripeteia trajik sonucu
hazırlayacak biçimde, talihin talihsizliğe
dönüşmesidir. Ama anagnorisis her zaman
peripeteia ile birlikte yer almaz. Örneğin
Odysseia’da Phaiaklarm kralı Alkinoos,
ozanından gemisi parçalanmış bir yabancıyı
Troya Savaşı türküleriyle eğlendirmesini
ister; bunun üzerine yabancı da ağlamaya
başlayarak Odysseus’un ta kendisi olduğunu
açıklar. Aristoteles, oyun yazarlarının
uyguladığı değişik anagnorisis biçimlerini
ele alır. Bunlann en basiti, (Aristoteles’e
göre yeteneksiz yazarların kullandığı) yara
izi, nişan, alamet gibi öğelerle kişinin tanınmasını
sağlamaktır. Olay örgüsü içinde
doğal olarak ortaya çıkan anagnorisis çok
daha ilginçtir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)