Amerikan cumhuriyetinde birbirinden uzaklaşan görüş­ ler

Yeni federal Kongre için yapılan ilk seçimleri (1789), yeni sistem yanlıları büyük bir çoğunlukla kazandılar. George Washington bütün oyları alıp, rakipsiz olarak başkan seçildi. 30 Nisan 1789’da geçici başkent Quasi Savaşı’nı sona erdiren ABD-Fransa barış anlaşması Fransa’da, Mortefontaine’de 1800’de imzalandı ve 1801’de onaylandı. Napolyon geniş Louisiana Bölgesi’ni 1803’te AB D’ye satınca, Yeni Dünya’da Fransız imparatorunun emelleriyle ilgili korkular yatışmış oldu. New York City’de andiçerek göreve başladı. Böylece cumhuriyetçi özerk hükümet denemesi Amerika’da yeniden başladı. Maliye bakanı Alexander Hamilton’un önderliğinde, Kongre, federal hükümetin gelirleriyle eski yönetimin tüm borçlarının ödenmesini kabul etti. İç borçların büyük bölümü değeri iyice düşmüş olan paraya çevrilmiş durumdaydı. Kongre, eyalet borçlarının yeni ulusal hükümetin çıkardığı değer bakı­ mından daha yüksek tahvillerle değiştirilmesini onayladı. Böylece bir kalemde yeni yönetimin parasal kredisi güvence altına alınmış oldu. Ancak Güneyliler, bunun Kuzeyli spekülatörleri daha zenginleştirmeye yaradığı­ nı ileri sürerek plana güvenmediklerini açıkladılar. Ço­ ğu güneyli ayrıca, yeni ulusun New Englandlılar tarafından yönetileceğinden korkuyordu. Bu grubun güneydeki köleciliği ve yaşama biçimlerini durmadan eleştirmesi onları incitmekteydi. 1791 ‘de Hamilton, Kongre’ye ABD Bankası’nın kurulması kararı aldırmayı başardı. İngiltere Bankası model alınarak kurulacak banka, hükümet gelirlerini alıp kasalarında tutabilecek, para basabilecek, eyalet banCeneral William Flenry Flarrison komutasındaki ABD b irlik le ri1812 Savaşı sırasındaki Thames Çarpışmasında (5 Ekim 1813) İngilizler’i ve müttefikleri Kızılderilileri yenilgiye uğrattılar. Kızılderili önder Tecumseh’in öldürüldüğü bu çarpışma, Kuzeybatı’nın ABD denetimi altına girmesini sağladı. 378 ABD (TARİH) (Sağda) 1815-1850’deki batıya doğru göç dalgası sırasında, binlerce Amerikalı üstü örtülü arabalarla ovaları aştı. (Altta) Kaliforniya ‘daki “altına hücum” (1848-1849) sırasında madenciler, ırmak yataklarında ve yakınında altın aradılar. kalarını düzenleyebilecek ve kasalarındaki vergi paralarını uygun gördüğü işlere yatırmakta serbest olacaktı. Ülkenin en büyük kapital gölünü kontrol edebileceği için, ulusal ekonominin gelişmesini biçimlendirebilecekti. Hamilton ayrıca, ABD fabrikalarının gelişmesini hızlandırmak için koruyucu gümrük vergileri çıkarılmasını da önerdi. Kısacası, Federalist Parti diye anılacak siyasal grubun ekonomik felsefesini kurdu: Yönetim kapitalistlere her tür yardımı sağlayarak ekonomik büyü­ meyi etkin biçimde özendirmek zorundadır; serpilip büyüyen kentler ve güçlü bir sanayi düzeni, Amerika’nın geleceğidir. Aşırı ulusçu tutumu, ona New York City ve Philadelphia’daki seçkinlerin yanı sıra, New England’lı “Yankee”lerin de desteğini kazandırdı. Öte yandan, kırsal kesim insanları olan Güneyliler, kentlerden ve kendilerine uzak bankerlerin gücünden korkuyorlardı. Thomas Jefferson’un önderliğinde, Federalistler’in ABD’yi anglikanlaştırma görüşüne karşı savaşıma giriştiler. Jefferson, yönetimle kapitalistler arasındaki sıkı bağların sonuçta kaçınılmaz olarak yolsuzluk ve sömürüye yol açacağını açıkladı. Orta Atlantik eyaletleri önceleri ulusçu Federalistleri desteklediler. Böylece Washington 1792’de ikinci kez seçildi. 1796’da bu kez John Adams başkanlığa seçildi. Ancak, bu eyaletlerdeki İskoçlar, Mandalılar, Almanlar ve HollandalIların çoğu Yankee’lerden hiç hoşlanmıyordu. Philadelphia ve New York City’de giderek büyüyen işçi sınıfı, Federalist seçkinlere karşı tavır aldı. 1800’de Orta Atlantik eyaletlerinin etnik azınlıkları, bu bölgenin, bir Virginialı olan Jefferson’ın ve başkanı olduğu Demokrat Cumhuriyetçi Parti’nin ardında toplanmasına yardım ederek, başkanlığı Jefferson’un kazanmasını sağladılar. Bundan sonra, 1860’a kadar çok az aralıklarla, Güney ve Orta Atlantik eyaletleri federal yönetime birlikte egemen oldular. ABD Anayasası siyasal partilerden hiç söz etmemiş olmasına karşın, parti sisteminin gelişmesi için on yıllık bir dönem yetmişti. Siyasal partiler, Amerika’nın yönetim sisteminde bütünün ayrılmaz bir parçası olarak kalacaklardı. Ancak, 1790’larda dışişleri ön plana geçti. Cumhuriyetçilerin basitlik ve sessizlik hayalleri yıkıldı. İngiltere ile devrimci Fransa arasında bir dizi savaş bu dönemde başladı ve Amerikalılar istemeden bu kaynayan kazanın içine çekildiler. ABD, Jay antlaşmasıyla (1794) İngiltere’nin savaş süresince ABD ticaret gemilerine ve yüklerine el koymasına istemeyerek razı oldu. Buna karşılık İnğilizler, Amerika topraklarındaki batı kalelerini boşaltacaklar ve İngiliz Batı Hint Adaları’nı ABD ticaret gemilerine açacaklardı. Amerikan ticaret gemilerine karşı Fransız donanmasının uyguladığı saldırılar, açık denizlerde John Adams yönetiminde Q u a si Savaşı’na (1798- 1801) yolaçtı. Federalistler’in Fransız istilasının yakın olduğu yolundaki propagandaları, hükümeti eleştirmeyi kesinlikle yasaklayan Düşmanlık ve İsyana Teşvik Yasaları’nın (1798) çıkarılmasıyla sonuçland

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)