AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ (MÜZİK)

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ (MÜZİK)Ekran Alıntısı

Başlangıçta yüzlerini karaya boyamış beyazlardan oluşan halk şarkıcısı
toplulukları, yarım daire biçiminde oturarak çalıp söylerlerdi. En sık
kullanılan çalgılar
{soldan sağa)
kastanyeti andıran kemik parçaları
,Ekran Alıntısı
bançolar, akordiyon ve tefti. 1820 yıllarında ortaya çıkan halk şarkıcısı
toplulukları, turnelerle ülkeyi dolaşır ve hafif

canlı bir müzik yaparlardı.
Bu müzik, sonradan ragtime’a dönüşmüştür.
Stephen Foster, XIX. yy’da ABD
halk şarkılarının en tanınmış
bestecisiydi.
O ld Folks At Hom e
gibi
basit melodilerinden ve lirik
baladlarından çoğu
,
günümüzde bile
söylenmektedir. Foster, 1850
yıllarında Christy topluluğu için
birçok parça bestelemiştir.
keziydi ve ABD’li besteciler tarafından yapılmış Ameri­
kan müziği çağrısı ilk kez oradan yükseldi. William
Henry Fry’ın (1813-64) 1845’te Philadelphia’da sah­
nelenen operası
Leonora
, bir ABD’li besteci tarafından
bestelenen ilk opera oldu; George F. Bristow’un ( 1825-
1898), 1855’te New York’ta sahnelenen
Rip Van Win

kle’
i, konusunu ABD’den alan ilk operaydı. Fry ve Bris­
tow çalgı müziği de yazdılarsa da, topluca ele alındığın­
da, ikisinin de çalışmaları önemli değildir.
XIX. yy’m ortalarından önce müzik batıya, özellikle
de Avrupa doğumlu kalabalık bir nüfusu barındıran
kentlere doğru yayıldı. St. Louis, Milwaukee, Cincinna­
ti ve Chicago, orkestraların, operaların ve koroların ku­
rulmasında öncülük ettiler. Müzik dernekleri kuruldu
ve bazıları kalıcı orkestraların çekirdeğini oluşturdular:
1842’de New York Filarmoni Orkestrası kuruldu. New
York’ta ve başka yerlerde birkaç kısa ömürlü orkestra
kurulduktan sonra, 1881 ‘de Boston Senfoni Orkestrası,
1891’de Chicago Senfoni Orkestrası kuruldu. Bu or­
kestraların henüz hiçbiri kurulmamışken, New Orle-
ans’ta bir opera binası yapılmıştı (1810).
Klasik müzik orkestralarının kurulması ve gelişmesi,
nitelikli orkestra şeflerine gereksinme duyulmasına yol
açtı. Jullien’in orkestrasında keman çalmış olan Theo­
dore Thomas ( 1835-1905), 1864’te kendi topluluğunu
kurup, 1869’dan sonra topluluğuyla bütün ülkeyi do­
laştı. Daha sonra, aralarında New York Filarmoni Or-
kestrası’nın bulunduğu birkaç yerleşik orkestrayı yöne­
tip, 1891’de Chicago Senfoni Orkestrası’nı kurdu ve
yöneticiliğini üstlendi.
ABD’de bandolar da halk tarafından çok tutulmak­
taydı. Bilinen en eski bando konserlerinden biri,
1771’de Boston’da Josiah Flagg’in (1737-95) 64. Alay
Bandosu tarafından verildi. XVIII. yy’daki bandoların
çoğu, askerî birimlere bağlıydılar ve küçük borazan ve
davul topluluklarıydılar; ama, halka açık konserlerde
yoğun ilgi görüyorlardı: Ayrılık Savaşı patlak verdiğin­
de, 3 000’den çok bando vardı. Savaştan sonra konser
dünyasındaki yerlerini,
When johnny Comes Marching
Home’
un (johnny. Yuvaya Dönünce) bestecisi Patrick
Sarsfield Gilmore (1829-92)
ve The Stars and Stripes
Forever
(Daima Yıldızlar ve Çubuklar),
El Capitan
(Yüzbaşı) ve
The Washington Post
marşlarının bestecisi
John Philip Sousa’nın çalışmalarıyla korudular. Gilmo-
re, Louisiana’daki Kuzeyli kuvvetlerinin bando şefiydi.
Savaş sona erince New Orleans’da kaldı ve 500’ü aşkın
çalgıcı ile 5 000 kişiden kalabalık bir koroyla konser
verdi. Daha sonra kendi bandosunu kurdu ve birçok
turneye çıktı. Sousa’nın etkisi daha da çok oldu. 1880 –
1892 arasında ABD Deniz Kuvvetleri bandosunu yöne­
tip, Gilmore’un ölümünden sonra onun en iyi müzikçi-
lerinden bazılarını kiralayarak kendi topluluğunu kurdu
ve ABD’nin her yanında, ayrıca çeşitli Avrupa ülkelerin­
de konserler verdi.
Ayrılık Savaşı’ndan önce müzikle ciddi biçimde uğ­
raşmak isteyen her öğrencinin, Avrupalı usta müzikçi-
lerle, özellikle de Almanlarla çalışması gerekiyordu;
çünkü ABD konservatuvarları henüz planlama aşama-
sındaydı. Yerli müzikçilerin ortaya çıkışı ve müzik okul­
larının gelişmesi eşzamanlı yürüdü: ABD’de günümüz­
de bir özel ve kolej destekli müzik okulları sistemi var­
dır; ama, müzik eğitiminin ilk örgütlenmesinden bu ya­
na, ancak yüzyılı biraz aşkın süre geçmiştir: İlk müzik
konservatuarı, Oberlin Koleji (1865) oldu; onu iki yıl
sonra Boston’daki New England Müzik Konservatuvarı
izledi. Aynı yıl Cincinnati ve Chicago’da müzik okulları
açıldı; Harvard’a ilk müzik profesörü 1875’te atandı.
Günümüzde ülkede, müzik eğitim programı olmayan
herhangi bir eğitim kurumu yok gibidir.
Gene de, XIX. yy’da ABD’deki müzik okullarının iş­
levi, hazırlama kurumlan olmaktan öteye gitmiyordu.
Edward A.

Macdowell, Franz

Liszt’in koruduğu ve
% Avrupa’da da tanınan
ABD’li bir bestecidir.
1896’da Columbia
Üniversitesi’nin ilk
müzik profesörü
olmuştur.
Altta)
XIX. yy. bestecilerinden
ve eğitimcilerinden Lovvell
Mason, Boston parasız
yatılı okul sistemine müzik
eğitimini sokmuştur.
(Üstte)
“İsveç bülbülü” diye ün salan Jenny Lind, 1850-51’deki başarılı
turnesiyle ABD’li izleyicileri büyülemiştir. O dönemde yapılmış bu
karikatürde
,
hayranlarının taşkınca davranışları alaya alınmıştır.
gı onarımcılığı yaptılar ve müzik toplulukları kurulması­
nı örgütlediler. Yerli bir üslubun yanı sıra, gelişmiş bir
müzik beğeni düzeyinin temelini atan bu ilk besteciler-
yorumcular-öğretmenler arasında Alexander Reinagle
(1756-1809), Benjamin Carr (1768-1831), James He­
witt (1 770-1827) ve Gottlieb Graupner (1767-1836) sa­
yılabilir.
XVIII. yy’da Pennsylvania, Ohio ve Kuzey Caroli-
na’daki Moravyalılar yüksek bir müzik yaratıcılığı düze­
yine ulaştılar. Kuzey Almanya’da son büyük dönemin
yapıtlarıyla karşılaştırılabilecek düzeyde koro müziği
ve çalgı müziği besteleyip çaldılar. Ama dinsel toplu­
luklar dışındaki yaşamdan uzak kaldıkları için, müzikle­
ri “Amerikan Üslubu”nun gelişmesini etkileyemedi.
ONDOKUZUNCU YÜZYIL
XIX. yy’da ABD’de doğan besteciler, yorumcular, eleş­
tirmenler, orkestra şefleri ve eğitimciler, ülkeyi Avru­
pa’daki uygulamalara oldukça yaklaştırdılar. Ancak,
Amerika Birleşik Devletleri, en yüksek düzeyde müzik
için, yüzyıl daha dışardan gelen müzikçilere ve müziğe
bağımlı kalacaktı.
Boston Haendel ve Haydn Derneği’nin kuruluş yılla­
rının önden gelen kişilerinden, Boston Müzik Akademi-
si’nin de kurucusu (1832) olan Lowell Mason, ABD’de
XIX. yy’da müzik yaşamını birkaç yönden etkiledi:
ABD’ye Avrupadan çok sayıda Avrupa koro müziği ge­
tirdi; parasız yatılı okullarda müzik eğitiminin öncülü­
ğünü yaptı; yayıncılar, org ve piyano yapımcıları, öğret­
menler ve besteci Daniel Gregory Mason’ı (1873-
1953) içeren bir müzik topluluğunun temellerini attı. O
ve çağdaşları olan Thomas Hastings (1784-1872), Willi­
am Bradbury (1816-68) ve İsaac B. Woodbury (1819-
58), XX. yy’da da eskimeyen birçok ilahi yazdılar.
Avrupa’da 1848 Devrimi’nden sonra birçok Alman
müzikçisi Amerika Birleşik Devletleri’ne göç etti. Bun­
ların en önemlilerinden biri, ülkede birkaç yıl turneler
yaparak, daha önce konser müziğinin hiç bilinmediği
yerlere bu müziği götüren, 25 müzikçiden oluşan Ger­
mania Müzik Derneği adlı orkestraydı. Bu arada birçok
öğretmenin yanı sıra, çok sayıda şarkıcı ve çalgıcı kent­
lere yerleştiler: Konser sanatçıları turnelere çıkarak, kü­
çüklü büyüklü her boyda topluluğun önünde çaldılar.
AvusturyalI piyano virtüözü Henri Herz, Norveçli ke­
mancı Ole Bull,İsveçli soprano JennıyjLind ve Fransız’or-
kestra şefi Louis Jullien, aralarından ancak bazıları iyi bir
müziğin ne olduğunu bilen çok sayıda izleyici topladı­
lar. Yorumcular, gösteri dünyasının bir parçası haline
geldi. P. T. Barnum, Jenny Lind’in konserlerini düzenle­
di. Gene Barnum’la anlaşan Jullien, çoğunlukla müziği­
ni gölgede bırakan beceri gösterilenleriyle, izleyicileri
kendine bağladı. ABD doğumlu piyano virtüözü Louis
Moreau Gottschalk, 1853’te Avrupa’daki çalışmaların­
dan döndü ve büyük Avrupalı virtüözlerinkiyle rekabet
eden konser turnelerine çıktı. Ancak, birkaç istisna dı­
şında, Amerikalıların XIX. yy’daki müzik beğenisine Al­
man gelenekleri ve beğenisi egemen oldu. ABD do­
ğumlu müzikçiler, yalnızca sıradan kesimi ilgilendiren
müzikle uğraşmaktaydılar.
Vokal müzik, çoğunluğu en dolaysız biçimde etkile­
yen müzikti ve bu dalda, belki de halk şarkıları söyleyen
Avrupalı grupları model alan, şarkı söyleyen aileler bü­
yük ün kazandılar. Bunların içinde en tanınmışı, şarkı
söyleme etkinliklerini özellikle içkiden kaçınma ve kö­
leliğin kaldırılması gibi toplumsal amaçlarla birleştiren
Hutchinson ailesiydi.
1820 yıllarında ortaya çıkan halk t şarkıcıları ,şov,
şarkı ve tiyatroyu birleştirmekteydiler. Bu tür şarkı, dans
ve komedi-skeç şovları aşağı yukarı yüzyıl boyunca
halkın en beğendiği türler arasında yer aldı. Başlangıçta
bunların tümü, siyah makyajı yapan beyaz yorumcula­
rın elindeydi; ama, 1850’lerin ortalarında, siyahlar da
gösterilerde yer almaya başladılar. T.D. “Daddy” Rice
(1808-60) tarafından başlatıldığı sanılan halk şarkıcıları­
nın bu gösterileri, D/x/e’nin bestecisi Daniel Decatur
Emmett (1815-1904) ile E.P. Christy (1815-62) tarafın­
dan geniş kitlelere yayıldı. Bu tür, Stephen Collins Fos-
ter’ın müziğini geniş kitlelere tanıttı ve sanatçıya yeterli
bir kazanç sağlayamasa da, büyük bir ün sağladı. Fos-
ter’ın
Jeanie with the Light Brown Hair
(Açık Kestane
Saçlı Jeanie), Camptown ftaces (Cam ptown Yarışları)
adlı şarkıları, 200’ü aşkın şarkısı arasında en tanınanları­
dır. Geniş kitlelere yayılma bakımından Foster, o döne­
min bütün Amerikalı bestecilerini gölgede bıraktı; ya­
pıtları melodik nitelikleri ve şiirsellikleriyle ün saldı.
Çağdaşları arasında İngiltere doğumlu besteciler Jo­
seph P. Knight (1812-87;
Rocked in the Cradle of the
Deep
[Derinliğin Beşiğinde Sallandı]) ve Henry Russell
(1812-1900;
Woodman
,
Spare That Tree
[Oduncu, O
Ağacı Kesme]) ile Amerikalı besteciler Septimus Win­
ner (1827-1902;
Whispering Hope
[Fısıldayan Umut] ve
Listen to the Mocking Bird
(Alaycı Kuşa Kulak Ver]),
John H. Hewitt (1801-90;
All Quiet Along the Potomac
[Potomac Boyunca Her Yer Sakin]) sayılabilir.
New York kenti, yeni doğmakta olan bir sanat merkezidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)