ALMAN MÜZİK DRAMASI

Brahms XIX.yy. müziğinin tutucu kanadını temsil ederken, Richard Wagner sanatı ilerleten radikal güçlerden biri olmuştur. Wagner, operayla, Carl Maria von Weber’in çalışmalarıyla gündeme gelen bir biçimde ilgilendi. Der Freischutz\( 1821) ve Euryanthe’de (1823), drama ve hareketliliği tanımlamada orkestraya görülmemiş bir önem vererek, singspiel geleneğinde büyük bir adım attı. Ayrıca, belirli bir karakteri, nesneyi, hareketi ya da tiradı temsil eden müzik temasının (leitmotiv) kullanımına öncülük etti ve temsil ettiği karakteristikleri yükseltti. Bir anlamda, leitmotiv, operaya senfoni ve sanata uygun temasal bir düzen getirdi (sonatın temaları düzenli bir mantıkla sıralanırken.! leitmotiv dramatik bağlam olarak tanımlanmaktadır). Wagner, boş karakterlerinin ve dramanın izin verdiği ölçüde,Heitmotivin kullanımını genişletti. Wagner’in armoni dili, müziğe mistik bir duyum katan kromatizmin zaptedilemeyen kullanımıyla damgalanmıştır. Olağandan daha büyük orkestralar için operalar bestelediğinden Wagner, güçlü, dramatik sesli, zengin orkestraların önünde söyleyebilecek şarkıcılar aramıştır. Operaları­ nın ¡birçoğu, bölümler, karakterler ve topraklarının insanları çerçevesinde geçen milliyetçi çalışmalardır. Dört bölümlük\Der Ring der Nibelungen (1848-74) çevrimi eski tanrıların mitolojisine dayalı bir epik dramadır. Wagner’in çalışmalarındaki karmaşıklık ve ölçülülük hiçbir !zaman aşılamadıysa ardından gelenler opera sanatının bestelerini ilerletmek için başka yöntemler buldular. Richard Strauss, çalışmaları ve bazı ilk dönem operalarında – Salome ( 1905) ve Elektra ( 1908)-, dinleyicleri, seçimleriyle ve kullandığı renkli müzikle şaşırttı. Öte yandan, Der Rosenkavalier {1911), Intermezzo (1923) ve Capriccio (1941) gibi çalışmalarında modern tonlama dili ve orkestra yapısı ile seçkinliğin yeniklasik denebilecek duyumu arasında ilginç bir denge kurdu. Strauss’un en son orkestra çalışmaları senfonik şiirlerdir. Operalarına benzer biçimde, bunlar da Till Eulenspiegel’in Neşeli Maceraları (1895) gibi hafif olanlar ve Böyle Buyurdu Zerdüşt (Also Sprach Zarathustra, 1896) ve Bir Kahramanın Hayatı (Ein Heldenleben, 1898) gibi daha ciddi olanlar vardır. Diğer besteciler, orkestranın ses tonlarını kullanan ve operanın kaynaklarını daha hafif, daha popüler bir yola çeken çalışmalar yarattılar. Bunların en ünlüleri arasında, renkli orkestra valsleri ve küçük operası Die Fledermaus(*\874) ile tanınan Strauss’un oğlu, orkestra şefi Johann Strauss; kendini, operetlere adayan Alman besteci Albert Lortzing( 1801 -51); Şen Dul (Die Lustige Witwe, 1905) adlı yapıtıyla ünlü Macar kökenli Viyanalı besteci Franz Lehar, operet sanatını XX.yy’a taşıdılar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)