Allah’ın Güzel İsimleri

En güzel nitelikler ve nitelemeler, bütün
güzelliklerin kaynağı olan Allah’a özgüdür.
Kur’an-ı Kerîm’de geçen “el-esmaü’l-hüsna”
ifadesi ‘Allah’ın güzel isimlen ’ anlamına gel
mektedir. Bu güzel isimler, hem Kur’an’da
kendi kelâmıyla hem de resûlünün(sa-s) sözle
riyle bize bildirilmiştir:
• Adi – (Adaletli): O, mutlaka ve daima âdil olup asla zulmetmeyen, aşırılığa gitmeyendir.
• Afüv – (Affedici): O, günahları hiçbir sorumluluk kalmayacak şekilde affeden, affetmeyi çok sevendir.
• Ahir – (Son): O, her şeyden sonra da mevcudiyeti devam edecek olan, varlığından sonrası olmayandır.
• Alî – (Ulu): O, her şeyin ötesinde ve her yönüyle yüce olandır.
• Alîm – (Bilen): O, gizli açık, büyük küçük her şeyi ve her bir şeyi en iyi bilendir.
• Allah – : Sadece O’na ait olan özel ismidir.
• Azım – (Muhteşem): O, bütün büyüklerin ve büyüklüklerin ötesinde, akıl almayacak denli yüce ve muhteşemdir.
• Azîz – (Yüce): O, mağlûp edilmesi imkân ve ihtimal dışı yegâne üstün gelendir.
• Bâis –  (Dirilten): O, ölü ya da uyur her şeyi kaldıran, gizli saklı olanları meydana çıkarandır.
• Bâkî – (Sonsuz): O, varlığı sürekli olup sonu olmayan, zamandan münezzeh olandır.

• Bari (Eksiksiz yaratan): O, tamamen kendine has, bütünüyle benzersiz ve hoş bir şekilde eksiksiz yaratandır

• Bâsıt – (Genişletip yayan): O, rızkı, gönülleri, imkânları genişleten, lutuf ve keremini esirgemeyip yayandır.
• Basîr – (Gören): O, gizliyi, açığı, saklananı, ortada bulunanı, her şeyi ama her şeyi görendir.
• Bâtın – (Gizli olan): O, zât ve mahiyeti gözlerden gizli olandır.
• Bedî‘ –  (Çok güzel yaratan): O, bir şeyi yok iken var edip en güzel şekilde yaratandır.

• Ber – (İyiliği çok): O, iyilik yapmayı düşünüp yapamayanlara, hatta kötülük yapmayı düşünüp vazgeçenlere bile iyilikler verendir.
• Câmi‘ – (Bir araya getiren): O, bütün varlıkları derleyip toplayan, birbirine zıt şeyleri bir araya getirendir.
• Cebbar – (Zorlayıcı): O, iradesini herkese ve her şeye rağmen daima yürüten, dilediğini zorla yaptırma gücüne sahip olandır.
• Celıl – (Heybetli): O, kimse ile kıyası mümkün olmayan heybet sahibidir.
• Evvel – (İlk): O, her şeyden önce var olup başlangıcı olmayandır.
• Fettâh –  (Hayır kapılarını açan): O, hayır ve güzellik kapılarım açan, imkânlar ikram edendir.
• Gaffar – (Bağışlayıcı): O, mağfireti bol olan ve günahları görmezden gelendir.
• Gafur –  (Affeden): O, günahları silip bağışlayandır.
• Ganî – (Ihtiyaçsiz): O, hiç kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayandır.
• Habîr – (Haberdar): O, olup bitenleri hiçbir gizli yönü kalmayacak şekilde bilen, her şeyden haberdar olandır.
• Hâdî – (Hidayete erdiren): O, doğru yola çağıran, yol gösteren ve hayra erdirendir.
• Hafld – (Alçaltan): O, kibirlileri, kötüleri, inkârcılan alçaltandır

• HaflZ – (Koruyan): O, koruyup kollayan, kötülüklerden, kazadan ve belâdan saklayandır.

• Hak – (Gerçek): O, inkârı ve reddi mümkün olmayan, varlığı kesin ve açık olandır.
• Hakem – (Hükmeden): O, iyiyi kötüden ayırt eden ve son hükmü verme yetkisi elinde olandır.
• Hakîm – (Hikmet sahibi): O, her şeyin en iyi tarafinı en iyi şekilde bilen ve yapacaklarını en iyi şekilde yapandır.
• Hâlik –  (Yaratan): O, her şeyi ve herkesi var edendir.

• Halîm – (Yumuşaklık sahibi): O, acıması ve bağışlaması öfkesinden daha önde olan yumuşaklık sahibidir.
• Hamîd (Övülen): O, her bakımdan övgüye ve teşekküre lâyık olandır.
• Hasîb – (Hesaba çeken): O, kullarını hesaba çeken ve onlara hesaba çekici olarak yeterli olandır.
• Hay – (Diri): O, sonsuz bir hayatla daima dipdiri olandır.

• Kabız – (Can alan): O, kullarına verdiği canı geri alandır.
• Kadir – (Kudretli): O, kudretine sınır olmayan kudret sahibidir.
• Kahhâr – (Kahreden): O, hak edenleri şiddede kahreden, zalimleri berbat edendir.
• Kavi – (Güçlü): O, her şeye kuvveti yeten güç sahibidir.
• Kayyûm – (Ayakta tutan): O, son bulmayan, daim olan ve evreni koyduğu kaidelerle yönetip her şeyi ayakta tutandır.
• Kebîr – (Büyük): O, karşısında her büyüklüğün küçücük kaldığı büyüktür.
• Kerîm – (Çok cömert): O, her türlü iyiliği ve bütün faziletleri kullarına bol bol ikram edip dağıtandır.
• Kuddûs – (Noksanlıklardan arınmış): O, her türlü noksandan ırak ve noksanlık yakıştırmalarından uzak olandır.

•Latîf –  (Lütfeden): O, bütün fayda ve güzellikleri kullarına lutfedendir.
•Mâcid –  (Şanı yüce): O, şanın ve şerefin kaynağı olan sonsuz üstünlük ve kerem sahibidir.
•Mâlikü’l-mülk –  (Varlığın sahibi): O, her türlü varlığın ve varlık üzerindeki otoritenin sahibidir.
•Mâni‘ –  (Engel olan): O, istediği zaman istediği şeylere engel koyandır.
•Mecid – (Şerefli): O, benzersiz bir şeref sahibidir ve her türlü şerefi kullarına bahşedendir.
•Melik –  (Buyrukları tutulan): O, görünen ve görünmeyen bütün âlemlerin sahibi ve hâkimi olan ve buyrukları yerine getirilendir.
•Metîn – (Dirençli): O, çok güçlü, kuvvetli ve sapasağlamdır.
•Muahhir –  (Geriye bırakan): O, istediği kişiyi veya şeyi diğerlerinin ardına bırakıp tehir edendir. o ^ oy 9 B •Mugnî – (Zenginlik veren): O, hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, dilediğini muhtaç olmaktan kurtarıp zenginleştirendir.
•Muhsî – (Sayan): O, en ince teferruatıyla sayacak kadar her şeyi bilendir. A o’ Muhyi – (Hayat veren): O, her türlü hayatı ve canlılığı verendir.
•Muıd – (Yemleyen): O, ölümden sonra bitki, hayvan her türlü canlıyı yeniden diriltendir.
•Muiz –  (Yücelten): O, izzet ve şeref verip yüceltendir.
•Mukaddim – (Öne geçiren): O, istediği kişiyi veya şeyi, diğerlerinin önüne geçirip yakınlaştırandır.
•Mukl (Aziklandiran): O, bedenlerin ve ruhların gıdasını yaratıp veren, her şeyi bilip her şeye gücü yeten ve herkesi koruyandır.
•Muksıt –  (Adil): O, ölçüyü ve dengeyi daima gözetip adaletle hükmedendir.

• Muktedir –  (İktidar sahibi): O, her şeye kuvveti ve kudreti yetendir.
• Musavvir –  (Şekillendiren): O, her şeye şekil ve özellik veren, yarattıklarını güzel güzel şekillendirendir.
• MÜ’mİn – (Güvenlikte kılan): O, inananları güvende kılan ve insanların tek güvenci olandır. * fi • Mübdi’ – (Başlatan): O, varlıkları yok iken var eden ve varlığı başlatandır.
• MÜCÎb – (Duaları kabul eden): O, kulunun dualarına cevap verip dilediklerini yerine getirendir.
• Müheymin – (Hükmü altına alan): O, kâinatın bütün işlerini görüp gözeten ve hükmü altına alandır.
• Mümît -(Öldüren): O, ölümü yaratan ve öldürendir.
• MÜntakim –  (İntikam alan): Suçluları hak ettikleri şekilde cezalandırandır. x ✓ jj 0 ‘ • Müteâlî – (Görkemli): O, her türlü yücelik ve yüksekliğin en üstününe sahip olandır.
• Mütekebbir – (Haşmetli): O, azametinde, yüceliğinde ve büyüklüğünde tektir. fi 0′ • MÜZİl – 3 JJJl (Değersizleştiren): O, zillete düşürüp alçaltan, alçalttığım değersiz kılandır.
• Nâfi‘ -(Fayda veren): O, dilediğine dilediği faydayı verendir.
• Nur – (Aydınlatan): O, aydınlığın kaynağı ve aydınlatandır.
• Râfi‘ – (Yükselten): O, kullarım derece derece yaratıp maddeten ve mânen yücelten, şereflendirendir.
• Rahîm – (Bağışlayan): O, engin merhamet sahibidir.
• Rahman – (Esirgeyen): O, bağışlayıp esirgeyen ve ayırım yapmadan nimetlerini bütün kullarına yayandır.

• RakTb – (Gözeten): O, yarattıklarını her an kontrol altında tutan ve onlardan bir an bile gafil olmayandır.
• Raûf –  (Çok şefkatli): O, kullarına çok şefkatli ve merhametli davranandır.

• Reşîd – (Yol gösterici): O, her işi isabetli olan ve kullarını doğru yola yönlendirendir.
• Rezzâk – (RlZlklandiran): O, sayısız canlının azıklarını yaratıp verendir.
• Sabûr – (Çok sabırlı): O, çok çok sabırlı olandır.
• Samed – (Muhtaç olmayan): O,bütün varlıkların ihtiyaçlarım karşılayan, fakat hiç kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı bulunmayandır.
• Selâm – (Esenlikte kılan): O, esenlik, selâmet, barış ve kurtuluş kaynağıdır.
• Semî‘ – (İşiten): O, gizli açık söyleneni, gönülden geçenleri, her şeyi ama her şeyi işitendir.
• Şehîd – (Her şeyin tanığı): O, her şeyi gözleyip gören ve her şeye şahit olandır.
• Şekûr – (Fazlasıyla karşılayan): O, az iyiliğe çok ödül veren, verdiği ödülü de kat be kat arttırandır.
• Tevvâb – (Tövbeleri kabul edici): O, kullarım günahtan ve isyandan dönmeye teşvik eden ve bütün günahları bağışlayandır.
• Vâcid – (Bulan): O, istediğini istediği anda bulandır.
• Vahıd – (Bir ve tek): O, artması ve eksilmesi olmayacak kadar bütün ve tek, eşi, benzeri ve ortağı olmayandır.
• vâlî – (Sahip): O, kâinatın sahibi, hâkimi, yöneticisi, nimeden- diricisidır.
• Vâris – (Mülkün asıl sahibi): O, mülkünü insanlara belirlediği bir süre ile bırakan ve tekrar o mülke sahip olacak olandır.
• Vâsi’ – (İlmi ve rahmeti geniş): O, ilmi gibi İhsam da, mağfiret ve merhameti de her şeyi kapsayacak kadar geniş olandır.

• Vedûd – (Seven): O, kullarını çok seven ve kulları tarafından da çok sevilendir.
• Vehhâb – (Karşılıksız veren): O, hiçbir karşılık beklemeden bol bol verendir.
•Vekîl – (Dayanılan): O, kendisine güvenilip dayanılan ve işlerin çözümü kendisine bırakılandır.
• Veli –  (Dost): O, kullarına yardımcı olan ve dostluk gösterendir.
• Zahir – (Varlığı apaçık olan): O, varlığı her tür işaret ve delille apaçık olandır.
• Zar –  (Zarar veren): O, dilediğine dilediği zararı verendir.
• Zü’l-celâli ve’l-ikrâm –  (Heybet ve ikram sahibi): O, her türlü iyilikle bol bol ikramda bulunan, eşsiz heybet sahibidir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)