Allah’ın Evinde İbadet: Hac

Kâbe… Mekke’nin ortasında, siyah elbisesiyle, sade; ama gör
kemli bir yapı… Beytullah, yani Allah’ın evi… Başka bir şeye,
kimseye ya da işe değil, sadece ve sadece Allah’a ait olmak anla
mında Allah’ın evi. Yeryüzünde Allah adına yapılan ilk ev ve ilk
ibadet yeri… Güven, hidayet, bereket, birlik ve daha nice değerin
simgesi…
Kâbe… Müslümanların kıblesi, namazlarda döndüğümüz yön.
Nerede olursanız olun… İster Afrika’da ister Asya’da ya da
Amerika’da, hiç farketmez. Küçük bir köyde ya da gökdelenlerle
çevrili bir şehirde de olabilirsiniz. Kışın hiç bitmediği, karların
hiç erimediği bir kutup ülkesinde ya da senenin
bütün aylarında sıcaktan kavrulduğunuz bir
Ekvator ülkesinde… Kâbe, dünyanın neresinde
olursa olsun bütün müslümanların günde beş
defa yüzlerini çevirdikleri ortak yer…
Ve yolculuk… Kâbe’ye yapılan kutsal yolculuk.
Yoluna gücü yetenlerin Kâbe’yi ziyaret etmesi
Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır. İşte hac,
bu ziyaretin, bu yolculuğun adıdır. Bu yolculukta ziyaret edilen
sadece Kâbe de değil. Arafat, Müzdelife, Mina, Safâ, Merve uğra
nılan duraklardan sadece birkaçı… Bu yolculukta gidilecek birçok
yer, yerine getirilecek birçok görev var. Gidilecek bütün yerler ve
yerine getirilecek tüm görevler Allah ile bağlantı kurmaya birer
vesiledir. Yeri, zamanı, ayrıntıları Allah tarafından belirlenmiş bir
yolculuktur hac; insanın kendi içinde yaşamasını dilediği dönü
şümde Allah, kulunu yalnız bırakmamıştır.
Hem yolculuk hem de ibadet… Müslümanların olağan günlük
hayatlarını, yaşadıkları yerlerde bırakarak çıktıkları bir yolculukve ibadet. Bu yüzden hacca giden müslüman bütün varlığını or
taya koyar; bedenini, ruhunu her şeyiyle bu yolculuğa adar.
lıdır. Mekke çevresinde, mîkât denilen yerler, hac bölgesinin
sınırlarını çizer. Buraya ulaşıldığında haccın ilk farzını yerine
getirme zamanı da gelmiştir artık. Mîkâtta ihramlıklar giyilir.
Bir anda herkes aynı sade elbiseye bürünür. Dil, ırk, cinsiyet,
ekonomik ve sosyal farklılıklar… Hepsi önemini yitirmiştir
artık. Zaten hac geride bırakmaktır; zamanı, mekânı, eşyayı…
İhramlı olmak, her an ibadet halinde olmaktır. Gezerken,
uyurken, yemek yerken, namaz kılarken, Kâbe’yi tavaf eder
ken… Atılan her adımda unutulmaması gereken bir şey vardır
artık: “Ben ihramlıyım.”
İhram, başka zamanlarda ve mekânlarda serbest olan davranışların
terkedilmesi, kişinin kendisine birçok şeyi yasaklaması anlamına
gelir. Oruçluyken yemek yemenin, namaz kılarken gülmenin yasak
olması gibi haccın da kendine özel bazı kısıtlamaları
vardır. Çiçek koparmak, ağaç kesmek, sa
bu anı beklemiş gibi hisseder kendini… Bek
leyiş bitmiş, muhteşem buluşma gerçekleşmiştir. Allah’ın evi kar-
şısındadır. Artık dil susar, kalp konuşur. O anki hisler dua yerine
geçer, o an dile getirilen dualar kabul edilir.
Hac, sınırları belirlenmiş bir ibadettir. Belirli bir mekâna bağ
sakal tıraşı olmak, dikişli elbise giymek,
avlanmak gibi. İhramlı kişi kendine
konulmuş yasakları kabul etmekle,
Hareme doğru yola çıkmaya hak
kazanır. Çünkü orası herkesin ve her
şeyin güvende olduğu yerdir.
Kâbe’yi ilk görüş; bütün yolculuğun en
unutulmaz anıdır. İnsan, bir ömür boyuVe Kâbe’nin etrafında bir insan seli… Herkes aynı kardeşlik
ve birlik ruhu içinde aynı yöne doğru dönmeye başlar. Tavaf…
Kâbe’yi tavaf. Hacerülesved’in bulunduğu köşeden başlayarak ka
tılırsın tavaf edenlerin arasına. Kâbe’nin etrafında dönersin, dö
nersin, dönersin… Işığın etrafında dönen pervane gibi yaratanın
evinin etrafında döner, herkesle beraber ona yakarırsın. Hataları
nı bağışlaması için, hep yanında olması için…
Ve Mescid-i Haram’da, Kâbe’nin karşısında ilk namaz… Hu
zurun aynası Kâbe… Etrafında dünyanın her bir yöresinden on
binlerce insan… Kalabalıktan birisin sadece. Kalabalığın içinde
yok gibisin. Ama Kâbe’nin etrafında halka halka namaz kılan
müslümanların arasında gerçek varlığını keşfedersin.
Mescid-i Haram’da namaz kılmak… Kim bilir, kimler namaz
kıldı burada daha önce? Senin alnını koyduğun yere kaç kişi yüz
sürdü? Hz. İbrâhim, Hz. İsmâil, Hz. Muhammed,(s *s) Hz. Ebu
Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali… Malezyalı, Etiyopyalı,
Hindistanlı, Kanadah, Mısırlı, Japon, Türk, Fransız, Arnavut
müslümanlar… Yüzyıllardır Kâbe’yi ziyaret eden bütün müslü-
manlarla, bütün peygamberlerin yolundan giden samimi mümin
lerle bir arada olduğunu hissedersin. Tarih akıp giderken dünden
bugüne değişmeyen bir şey olduğunu hatırlarsın: Hac…
Safâ ve Merve tepelerine doğru giderken bütün hacıların zih
ninde yüzyıllar öncesinin bir hatırası canlanır: Hz. İbrâhim, eşi
Hâcer ile oğlu Ismâil’i Mekke’ye getirmiş ve burada bırakmıştı.
O zamanlar Mekke’de kimse yoktu. İsmâil ise henüz bir bebekti.
Yanlarındaki su bitmiş ve Hâcer su aramaya başlamıştı. Hâcer,
bebeğinin çölün ortasında susuz kalmasının telâşıyla oradan ora
ya koşturuyordu. Tam bu sırada Allah yardımını göndermiş ve
İsmail’in ayağının dibinden Zemzem suyu kaynamaya başlamıştı.
İşte bu sıkıntılı ve telâşlı gününde Hz. Hâcer, Safâ ve Merve tepeleri arasında gidip gelmişti. Hacılar da Safâ ve Merve arasın
da gidip gelirler. Tam yedi kez… Safâ’dan Merve’ye, Merve’den
Safâ’ya… Tekrar tekrar… Tıpkı Hâcer gibi koşarcasına yürürsün.
Buna say denir. Say, bir arayıştır. Hâcer su arıyordu. Sen ne arı
yorsun?
“HacArafat’tır.” Böyle diyor Hz. Peygamber.(sas) Arafat,
Mekke’nin doğusunda bir bölge. Arafat’ta vakfe… Hacda yapılma
sı gerekli amellerden biri. Vakfe “durma, duraklama” demek. Ha
reketli bir ibadet olan hacda durmak… Kısa bir süre için Arafat’ta,
Hz. Peygamber’in(sas) Vedâ hutbesini okuduğu yerde durmak…
Göz alabildiğince uzanan beyaz çadırların arasında… Bir günlü
ğüne kurulan bu şehirde… Uçsuz bucaksız bir insan okyanusu
olan bu şehirde. Yapman gereken şey sadece durmak… Durmak ve
düşünmek.
Kurban bayramı sabahı hac biter. Haccın kudamasıdır kurban
bayramı. Kurban da haccın teşekkürü. Haccı ve umreyi birlikte
nasip eden Allah’a şükrümüzün nişanesi. Artık günahlarından
yıkanmış, hayata yeni başlayan bir kişi gibisin. Hayata yeni bir
canlılıkla ve yeni bir bilinçle katılacaksın. Nasd şükretmezsin ki?
Allah’ın emrine; Hz. İbrâhim’in, Hz. Ismâil’in ve son peygam
ber Hz. Muhammed’in(sjLi) sünnetine uyup Allah’ın evini ziyaret
edenleri bekleyen bir hediye de var: cennet.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.