ALLAH KELÂMININ İNSAN KELÂMI ÜZERİNDEKİ ÜSTÜNLÜĞÜ HAKKINDA VÂRİD OLAN ÂYET VE SAHÎH HADÎSLER

Kudsî hadîste buyuruluyor ki: «Azîz ve Celîl olan Allah buyuruyor: Kur’ân ve beni anmak kimi benden bir şey istemekten alıkorsa, ona, dileyenlere verilenlerin en üstününü veririm. Allah sözünün diğer sözler üzerindeki üstünlüğü, Allah’ın mahlûkatı üzerindeki üstünlüğü gibidir.»8*8 cl-Itkan kitabında da aynı konuya yer verilmiştir. Diğer hadîs-i şerifler: «Kur’ân’m diğer sözler üzerine olan fazileti, Rahmân olan Allah’ın mahlûkatı üzerindeki üstünlüğü gibidir.»839 «Sizden biriniz Rabbİsiyle konuşmak istediğinde, Kur’ân okusun.«Sözün hayırlısı, Allahü Teâlâ’nm kitabıdır.»311 Mürsel bir hadîste Hazret-i Ali’den (R.A.) yapılan rivâyette buyuruluyor ki: «Kur’ân, Allah’tan başka her şeyden daha üstündür. O halde kim Kur’ân’ın kıymetini bilip saygı gösterirse; şüphesiz ki o, Allah’a saygı göstermiş olur. Kur’ân’m kıymetini bilmeyen, ona saygı göstermeyen kimse ise, Allahü Teâlâ’nm hakkını küçümsemiş olur. Allah katında Kur’ân’m say- gıdeğerliği, babanın evlâdı üzerinde olan saygıdeğerliği gibidir. Kur’ân şüphesiz ki şefaat edicidir, şefaati umulur; çetin bir mücadelecidir; her yönüyle tasdik olunur. Kur’ân kime şefaat ederse, o cidden şefaate mazhar olmuş olur; Kur’ân kimi hasım görüp mücadele ederse tasdik olunur. Kim de onu arkasına atarsa, Kur’ân onu cehenneme sevkedip götürür. Hamele-i Kuran, Allah’ın rahmetiyle çevrilip örtünmüşler, Allah’ın nurunu giyinmişler; Allah kelâmına saygı göstermişlerdir. Kim onlara düşmanlık ederse, şüphesiz ki Allah’a düşmanlık etmiş olur. Kim onları dost ve yâr edinirse, şüphesiz ki Allah’ı dost ve yâr edinmiş olur’.. Ey Kur’ân’ı kalbinde, dimağında taşıyanlar! Kitabına saygı göstermekle Allah’ın buyruklarına boyun eğip «evet» deyin ki Allah size olan sevgisini artırsın ve sizi halka sevdirmiş olsun.. Kur’ân’a kulak verip dinleyenden dünya kötülüğünü itip uzaklaştırsın. Onu okuyandan da âhiret belâlarını gidermiş olsun. Allah kitabından bir âyet dinleyen kimse için bu, bir küme altından hayırlıdır. Kur’ân’dan bir âyet okuyan kimse için bu, gök kubbe altındaki her şeyden hayırlıdır Kur an’da şüphesiz bir sûre, büyük bir sûre vardır ki Allah katında o sûrenin kadri pek yücedir; kıyâmet günü sâhi- binc (kendisini okuyup amel edene) Allah katında şefaat edecek ve onun şefaatine mazhar olanlar Rabi’â ve Mudar kabilelerinden daha çok olacaktır. O sûre YÂSÎN sûresidir.»842 Bilmiş ol ki; Allah kelâmı olan Kuran kadim (öncesiz)
dir. okunur, hafızalarda tutulur, kâğıt üzerine yazılır ve yazılıdır. Cenâb-ı Hak kendi kitabı hakkında, yine kendi kitabında buyuruyor ki: «Puta tapanlardan biri sana sığınırsa, onu himayene al; tâ ki Allah’ın sözünü dinlesin.. Sonra da onu güven içinde olacağı yere ulaştır..»343 «Ey Muhammed! Doğrusu sana vahyedilen bu Kitâb, Levh-i Mahfuz’da bulunan şanlı bir Kur’ân’dır.»844 «Doğrusu bu Kitâb, sâdece arınmış olanların dokunabileceği, saklı bir Kitâb’da mevcudken âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiş olan Kur’ân-ı Kerîm’dir..»345 Bu âyetlerin tefsirinde Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyurmuşlardır : «Aybaşı hâli olanla cünüp kimse Kur’ân’ı okumasınlar. (Yazılı) Kur’ân’la birlikte düşman ülkesine yolculuk yapmayın!» Her ne kadar Allah kelâmı zâtı itibariyle birse de Kur’ân’m şerefi diğer indirilen kitaplara karşı ahkâm ve sevâbının çokluğuyladır. Nitekim Cenâb-ı Hak onun bu şerefine işâretle buyuruyor ki: «Allah, âyetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitâb’ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların bu Kitâb’dan tüyleri ürperir. Sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah’ın zikrine yumuşar ve yatışır.»348 Sonra bilmiş ol ki: Kur’ân-ı Kerîm’in güzelliğine bir son ve sınır yoktur. Onun kelime ve cümle dizisinin üstünlüğüne ve anlamının gönül alıcılığına bir had yoktur. Muhakkak ki Kur’ân, bütün enbiyâ ve mürsellere indirilenin en güzeli ve en mükemmelidir. Diğer semavî kitaplara nisbetle ahkâm âyetleri daha çok olan bir Kitâb’dır. Çok açık ve seçik olduğuaz kelimeyle çok mâna ifade ettiği ve bir benzerinin getirilmesinde herkesi acze düşürdüğü için de sözlerin en güzelidir. Hem Allah Kelâmı kadîm (öncesiz) dir. Başkasının sözü ise mahlûktur ve sonradan meydana çıkmadır. «HALBUKİ O, DEĞERLİ BİR KİTAB’DIR. GEÇMİŞTE VE GELECEKTE ONU BÂTIL KILACAK YOKTUR.» Yâni bu Kitab’m yararları çoktur ve O’nun bir benzeri de yoktur. Geçmişte haber verilen ile gelecekten verilen haber O’nu bâtıl (hükümsüz) kılamaz. Diğer bir tefsirle âyette geçen BÂTIL’dan maksad, şeytan’dır. Şöyle ki, şeytan o Kitab’ı değiştirmeye güç getiremez; ona bir kelime ilâve ya da ondan bir kelime noksan edemez. Diğer bir mânay- lar Daha önce indirilen Kitaplardan Kur’ân’ı yalanlayan bir haber gelmiyeceği gibi ondan sonra da yazılan hiç bir kitap onu hükümsüz edemez veya yerine başka bir şey getiremez. Evet işte bu Kitab, HÂKİM VE ÖVÜLMEĞE LÂYIK OLAN ALLAH KATINDAN İNDİRİLMEDİR.347 Allah onu dilediği şekilde hikmetiyle indirir ve onu dilediği kuluna verir. Cenâb-ı Hak Kur’ân’daki ahkâmıyla ve kendi ef’aliyle övülmeğe lâyıktır. Çünkü her şey O’nun hizmetiyle meydana gelir. Hazret-i Ali’den (R.A.) yapılan rivâyete göre, o Resûlüllah (S.A V.) Efendimiz’in şöyle buyurduğumu duymuş : «Haberiniz olsun ki ileride bir fitne olacak!» Bunun üzerine ben kendisinden sordum : — O fitneden çıkış yolu nedir? Ey Allah’ın Resûlü! «Allah’ın Kitabı’dır. Çünkü o Kitab’da sizden öncekilerin haberi ve sizden sonrakilerin ahvâli, aranızda meydana gelecek olan mes’elelerin hükmü vardır. Kur’ân, hakkı bâtıldan kesin olarak ayırandır. Onda gayr-i ciddî hiç bir şey yoktur. Kim onu bir zalimden korkarak terkederse, Allah onu kırıp helâk eder. Kim Kur’ân’dan başka bir şey ile doğru yolu ararsa, Allah onu saptırır. Şüphesiz ki Kur’ân Allah’ın sapasağlam bir urganıdır.» Yâni Kur’ân Allah’m ahdi ve azâbdan koruyucu olan emânetidir. Bir tefsirciye göre, Kur’ân Allah’ın hidâyet nurudur. Nitekim bir hadîs-i şerifte buyuruluyor ki:«Allah’ın Kitab’ı olan Kur’ân, gökten yere uzanan bir urgandır.» Bunun mâna ve yorumu: Kur’ân gökten yere uzanan bir nurdur. Diğer bir tefsirciye göre, Kur’ân sağlam bir sebeptir, kendisine güvenenler için vuslattır. Aldatıcı bir ülkeden, gönül açıcı (âhiret) yurduna yönelen ve böylece kalbini dünyadan çekip âhirete gönül veren kimse için gökten yere uzanan bir ışıktır. Kur an, hadîsin beyânına göre, sağlam, kopmaz bir urgandır. İnsanı rahmete ulaştıran sağlam bir yoldur. O, ZİKİR’dir. Üzerinde düşünülecek ve öğüt alınacak bir Kitab’dır. Kur’ân HAKÎM’dir. Âyetleri muhkemdir; sağlam ve sâbittir; kıyâme- te kadar hükümleri değiştirilemez. Diğer bir mânayla, Kur’ân hikmet sâhibidir; konuların bir araya getirilip tertiblenmesin- de mutlak hikmet mevcuttur. Kur’ân, DOSDOĞRU YOLDUR. Nefsî arzularının peşinde koşanlar ona sarıldığı takdirde sapıtmazlar; cadde-i haktan meyletmezler. BAŞKA DİLLER ONA KARIŞIP ŞÜPHELİ BİR DURUM MEYDANA GELMEZ. Ona karışan başka bir ifâde derhal anlaşılır. Hiç bir söz, Cenâb-ı Rabbi’l-Âlemîn’in sözüne benzemez. ÂLİMLER ONU OKUMAKTAN DOYMAZ. İlim adamlarının bilgisi Kur’ân’ı içine alıp kapsayamaz. Hiç kimse onun künhüne inemez. Her araştırma ve düşüncelerinde yepyeni mânalar karşılarına çıkar. Gizli perde arkasında kalmış nice bilgiler ortaya dökülür. KUR’ÂN çok okunup tekrar edilmekle eskimez. Onu okuyanların dillerinde, dinleyenlerin kulaklarında, düşünenlerin zihinlerinde ne kadar tekrar ederse etsin, yine de tazeliğini muhafaza eder. Her okuyuş ve dinleyişte bir öncekinden daha çok lezzet verir. İnsan kafasından ve elinden çıkan sözler ve yazılar böyle değildir. KUR’ÂN’IN ACÂİPLERİ BİTMEZ. Hiç bir kimse onun mânalarının künhüne varamaz. Çünkü onun mânaları çok hayret uyandırıcıdır. Faydaları da alabildiğine çoktur. O ÖYLE BİR KİTABDIR Kİ CİNLER ONU İŞİTİNCE OLDUKLARI YERDEN AYRILAMAMIŞLAR. O kadar ki, «biz hayret uyandıran bir Kur’ân dinledik! » demişler ve ilâve etmişler: «O Kur’ân doğruya irşâd edi
200 yor. Biz ona inandık.» Yâni o Kur’ân imâna ve hayra delâlet ediyor. Bu bakımdan onu tasdik ediyoruz. KİM BU KÎTAB İLE HÜKMEDERSE DOĞRUYA ERMİŞ OLUR. KİM ONUNLA AMEL EDERSE DOĞRUYU BULMUŞ OLUR. Onunla hükmeden adalet yapmış olur. Başkasını ona dâvet eden, dosdoğru yola çağırmış olur.848 Cenâb-ı Hak: «TOPTAN ALLAH’IN İPİNE SARILIN, AYRILMAYIN» buyuruyor.349 Katâde ve Suddî bunun tefsirinde diyorlar ki : «İp’ten maksad, Kur’ân’dır.» İbni Mes’ud’un (R.A.) Peygamber (S.A.V.) Efendimiz’den yapmış olduğu rivâyette buyuruluyor ki: «Şüphesiz ki bu Kur’ân, Allahü Teâlâ’nın ipidir. Bu ip apaçık bir nurdur. Fayda sağlayan bir şifâdır. Kendisine sarılıp bağlananı korur. Kendisine uyanı kurtarır.» Mukaatil ve İbni Hibbân, «Allah’ın ip’i»nin tefsirinde diyorlar ki: «Allah’ın emrine sarılın, O’na tâatte bulunmaktan geri kalmayın.»880 İbni Cerîr’in Ebû Saîd el-Hudrî’den (R.A.) yapmış olduğu rivâyete göre, Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.) buyurdular ki: «Herhangi bir topluluk Allah’ın evlerinden bir evde toplanır da Kitabullah’ı okur ve kendi aralarında onu ders konusu yapıp çalışırlarsa, mutlaka melekler onları çepeçevre kuşatır, rahmet onları her yönden kapsayıp içine alır ve Cenâb-ı Hak onları kendi katindakilere anıp hatırlatır (melekler gibi). Onu okuyana bıkkınlık gelmez.» Bu son cümle şuna işarettir: Her tekrar edilen şey insana bıkkınlık verir; ancak Kur’ân değil… Çünkü Kur’ân sözlerin en güzelidir. Onu tekrar tekrar okuyan kimse, her defasında anlayış ve sevâb artırmış olur. O tekrar edildikçe daha tatlı mânaları meydana çıkar. İşte bu husus, Kur’ân’ın i’câzmdan (insanları acze düşüren özelliklerinden) biridir.Güzel yazıp güzel konuşanlardan bir kısmı demiş ki: «Kur an, hakkı meydana koyan, onu bâtıldan ayıran ve etrafa ışık saçan bir nûrdur. Doğruluk ifâde eden bir dildir, hayra delildir. Cennetin anahtarıdır.. Kısa anlatınca yeterlidir, açıklayınca şifâ vericidir. Tekrar edilince hatırlatıcıdır. Hükmedince engelleri aşar. O, ilimlerin denizi, hükümlerin divanı, sözlerin cevheri, hastalıkların şifâsıdır.» Ebû Ya’lâ ile Taberânî’nin Ebû Hüreyre’den (R.A.) yaptıkları rivâyete göre Resûlüllah (S.A.V.) Efendimiz buyurdular ki: «Kur’ân öyle bir zenginliktir ki ondan öteye fakirlik olmaz ve ondan öteye zenginlik de bulunmaz.» Diğeı bir rivâyette ise: «Kur’ân öyle bir zenginliktir ki onunla beraber fakirlik bulunmaz ve ondan öte zenginlik de olmaz.» «Kur’ân ile doygun olmayan, onunla doymayan kimse bizden değildir,» Resûlüllah (SA.V.) Efendimiz bu hadîsi, Sa’d’in yanma girdiğinde söylemişti ki o sırada Sa’d’in önünde iyice eskimiş, fersudeleşmiş pılı-pırtı bulunuyordu.3®1 Bu konuda büyük müctehid Ahmed bin Hanbel (rahme- tullahi aleyh) diyor ki: «Rabbimi doksan dokuz defa rüyamda gördüm. Kendi kendime fısıldadım; eğer yüzüncü defa görürsem kendisine yaklaşanları en üstün mânada yaklaştıran şeyin ne olduğunu elbette soracağım, dedim. Ve gördüm, dedim ki: Yâ Rab! Sana yaklaşanları en üstün mânada yaklaştıran şey nedir? Rabbim cevap verdi: «Yâ Ahmed! Kelâmımı okumaktır.» Bunun üzerine dedim ki: Anlayarak mı, yoksa anlamadan okumak mı? Buyurdular ki: «Anlayarak da, anlamayarak da…» Kur’ân en hayırlı sohbet arkadaşı olunca onunla birlikte hallerin en güzel ve en üstünü ile oturmak gerekir. Tâ ki bu oturuş bir zarar vermeye… Nitekim hadîs-i şerifte bu hususa işâretle buyuruluyor ki: «Nice Kur’ân okuyanlar var ki Kur’ân onlara lânet eder!.» Kafrâde Hazretleri diyor ki: «Kuran ile oturan kimse mutlaka ya bir fazlalık ya da bir noksanlık ile kalkar!

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.