Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

ÂLEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED

ÂLEMLERE RAHMET HZ. MUHAMMED (s.a.v.)
Vahyin sırrına ermiş peygamberler, Cenab-ı Hakk’ın lütuflarına mazhar olmuşlardır. Bazıları melekut âlemini, bazıları göklerin esrarını, bazıları mahlukatın hükümdarlığını, bazıları Cennetin ahvalini ve yine bazıları da Cenab-ı Hakk’m âyetlerini seyr ve müşahede eylemişlerdir.

Her Peygamber ve velinin arzulayıp yükselmek istediği en üstün makamlara ve hatta Cemâlullah’ı müşahedeye, mükâlemeye yükselen tek seçilmiş nebi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’dir. Bu yönü ile O; Halilullah’tır, Habibullah’tır, Kelimullah’tır.

Cenab-ı Hakk’ın ruh olarak yarattığı ilk insan olmasına rağmen, maddesiyle bu âleme en son peygamber olarak teşrif etmiştir. Bir kudsi hadisde; “Sen olmasaydın, sen olmasaydın âlemleri yaratmazdım”, buyurulmuştur. Bu yüzden Peygamberimiz, sebeb-i hilkattir. Bu münasebetten olacak ki, O’na, Fahr-i Âlem de deniyor.

Sebeb-i âlem olan Peygamberimiz, aynı zamanda Rah-meten li’l-âlemindir. Nitekim “(Ey Muhammed), biz seni

ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik”1’3, buyu-rulmuştur.

Sadece âsi ve mücrimlerin şefii olmayıp veli ve nebilerin de şefiidir. Şöyle ki: Rûz-i Mahşerde peygamberler, Peygamberimiz’in haklarında şefaat etmelerini niyazdan sonra Cenab-ı Vacibü’l-Vücud’un emir ve müsaadesiyle şefaat edebileceklerdir. Bu yönü ile O’na ‘Şefi-i Ruz-ı Ceza’ denir. Bunun için O, hem dünya ve hem de ukba için hidayet ve feyiz kaynağı olmuştur. Burada söz yine Mah-mud Hüdai’nin olsun:

“Kudumun, âleme zevk ü sefâdır, yâ Resulellah!

Zuhurun, derd-i Uşşaka devadır, yâ Resulellah!”

Mübarek vücutları, Hakk’ın nisbet kokularını taşırdı. Bazılarının zan ve iddia ettikleri gibi O, sadece bir beşer değildir. O, bir beşerdir ama, Tecelligâh-ı Hak olan bir beşer… Kulluk makamında ekmel bir kul…

Hâtemü’l-Enbiya olan Peygamberimizin, Hakk’ı gösteren ayna olmasıyla da adı, Mirâtü’l-Hak olmuştur. Kur’ân’da; “Biz seni (ümmetine) şâhid, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik”1 b; “(Ey iman edenler!) Allah’a ve O’nun Peygamberine itaat edin…”1-0, buyuruluyor.

O, bir âlemdir; o âlemden de Hak görülür, Hakk’a gidilir.

Peygamberimiz, aynı zamanda ‘canlı Kur’ân’dır. Yani mücerret hakikatler, Peygamberimizde müşahhas hale gelmiştir.

Nitekim, bu mânâya işaretle Cenâb-ı Hak; “O, heva-dan konuşmaz, Ofna inen Kur’ân veya O’nun söylediği sözler), kendisine vahyedilen vahiyden başka birşey

değildir”1^, buyurmaktadır. Onun için, O’nun sözleri hükümdür; inkârı mutlak küfürdür. Ve O, kemâli ile insan-ı kâmildir. Mutlak insan-ı kâmilden murad da Hz. Fahr-i

Âlem Efendimiz’dir. Varlıktan soyunup yoklukta Hak ile olmak, yok olma nisbetine göre O’nu temsil eder; yani kemâl nisbetine göre.

Buraya gelmişken şu hususu beyan etmek zaruridir:Ce-nâb-ı Hak, bu büyük âlemini ‘insan’ denilen usta (mimar) için bir malzeme yığını olarak yaratmıştır. Durum bu olunca; kâinat malzemesini şekilden şekile sokacak insanın mükemmellik durumuna göre bu âlem şekil kazanır, değer alır.

Şimdi zübde-i âlem olan Fahr-i Âlem Efendimiz’in kemâli, mukayese edilemeyeceğine göre, kâinat O’nun döneminde ekmel devrini yaşamıştır. Bunun için de O’nun devrine ‘Asr-ı Saadet’ veya ‘Nur Asrı’ yahut ‘Asr-ı Hidayet’ denir. Bu devirde yaşayan Ashab’m örnek hayatı hiçbir devirde yaşanamamış ve Ashab gibi ekmel bir nesli tarih kaydedememiştir.

O kâmile veraset, ne nisbette fazla olursa, o devir, o asır, Asr-ı Saadet’in devamı veya parçası olur.

Asrımızın maddî ve mânevî bunalımda olması, o ek-melin vârislerinin azalması ve beşerin Vâris-i Resulullah’a ters düşmesi sebebiyledir. O kâmilin hakikatlerine ters düşmek, saadeti temin etmede kâinatı şekillendiren mimarlardan mahrum olmak demektir.

Fahr-i Âlem buyuruyor: “Bu ümmet içerisinde kırk kişi İbrahim meşrebi üzerinde, yedi kişi Musa meşrebi üzerinde, üç kişi İsa meşrebi üzerinde, bir kişi de benim meşrebim üzerinde bulunur. Bunlar, mertebelerine göre insanların efendisidir”.1 e Peygamberimizin belirttiğine göre bunlar ile yağmur yağdırılır. Allah, bunlar vasıtasıyla belâyı def eder ve bunlar yüzüsuyu hür-metine insanları rızıklandırır. •

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.