AKİF’İ ANARKEN

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

AKİF’İ ANARKEN
İnsanlık hayatı, her devirde kavgalara sahne olmuştur. Esasen kavgaların, harplerin temelinde yatan asıl faktör inançtır. Harplerde mücadele eden toplar, tüfekler, kılıçlar ve kalkanlar çarpışan inançların sözcülüğünü yapmışlardır. Bugün bile, Batı ile olan münasebetlerimizin temelinde inançların mücadelesi yatmaktadır. Bugün Batı dünyası, inancı adına ve hesabına ictimâî, İktisadî ve hukukî müesseseler oluşturmuştur. Tarihte Batı, topyekün İslâm âleminin karşısına Haçlı zihniyetiyle çıkmıştır. Her çıkışında da bu milleti karşısında bulmuştur. Bizi harp sahnesinde mağlup edemeyen Batı, kendi içimizden mağlup etmiştir. Kendi içimizden sözcüler, avukatlar tutmuştur…

Osmanlı’nın çöküş döneminde, Batı dünyası adına fikri planda faaliyet gösteren iki ana ekolü görüyoruz. Bunlardan birinin başını Tevfik Fikret, diğerinin başını ise kuru bir ırkçılık akımına dayanan Ziya Gökalp çekmiştir. Son derece tutarsız ve mantıksız olan bu ekollerin karşısına, Mehmet Akif, bin yıl İslâm’a hizmet eden bu milletin görüşüyle, oluşuyla, fikriyatıyla çıkmıştır. Onun için Akif, zaman anasından ölmemek üzere doğan mütefekkir, sa

natkâr, mücahid, Hak dostu ve vatansever bir insandır.

Yunan-Helen kültürüne samimiyetle inanan ve Prome-te efsanesini din olarak kabul eden Tevfik Fikret, bir yandan Müslümanların inancına saldırıp, diğer yandan Batı’nın çürümüş ahlâkına, her türlü rezaletine davetiye çıkarırken, Akif; çürümüş, çöp sepetine atılmış ahlâkın değil, Batı’dan; ilmin, tekniğin ve sanatın alınması gerektiğini savunuyor ve şöyle diyordu:

Alınız ilmini Garb’m, alınız san’atını;

Veriniz hem de mesainize son sür’atini.

Yine, Batı’nın bölme plânlarından biri olan ırkçılık akımını körükleyenlere de şiddetle karşı çıkmış, “inananlar kardeştir”, prensibine göre milletin kardeş olduğunu hatırlatıp, Lazcılıkla, Kürtçülükle, Türkçülükle, Arapçılıkla ayırım yapmanın milletin felâketine sebep olacağını izah ederek şöyle demiştir:

Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez;

Son siyasetse bu; hiç böyle siyaset yürümez.

Sizi bir aile efradı yaratmış Yaradan;

Kaldırın ayrılık esbâbmı artık aradan!

Bugün A.B.D. birçok devletlerden müteşekkil, S.S.C.B. yine birçok cumhuriyetlerden oluşmuş bir devlet; Avrupa Topluluğu, Hristiyan Avrupa ülkelerinden oluşmuş bir teşkilat iken bizim içimize yapılan müdahalelerin altında çok sinsi plânların yattığı şüphe götürmez bir gerçek olmaktadır.

Akif’in şiirlerini okurken, “Köse İmam”da olsun, “Mahalle Kahvesi”nde olsun, “Küfe”de olsun; bozulmuş insan unsurunun ele alındığını ve bu insanın düzelmesi gerektiğine dikkat çekildiğini görüyoruz. Bu insanların, Kur’ân inancına bağlanması ve inanan herkesin Kur’ân’ı tam olarak yaşaması gerektiğini dile getirirken, Kur’ân’ın maddi ve manevi hayatımızı teminat altına alan İlâhi prensipler mecmuu olduğuna işaret etmekte ve bunun böyle

anlaşılmadığından yakmmaktadr.
Ya açar Nazm-ı Celîl’in bQkarz vaprağlno.

Yahut üfler geçeriz bir ölQnütr toprağma ’

İnmemiştir hele Kur’ân, bUniM haWay/a bilin.

Ne mezarlıkta okunmak, ne ^ jd bakmak için,

Akif ’e göre, insanın iç ve dış tabiatını organize eden âyetlere inanmanın yanında, bu jetleri hayatî prensipler haline getirmenin mutlak zarureti Hardır Sadece ‘inandım-demenin ve de çalışmadan bir mice bekıemenin yahut münzevî bir hayat yaşamanın anUmı yoktur Bu nQktada tevekkülün de yanlış aniaş.ldığına g;aret ederek> kulun e,jn. den gelen bütün gayreti sarfettikter sonra gerisjni Rabb-ine havale etmesi anlamına gelen teve|*ülü doğru anlamayanları sert bir dille eleştirmektedir:

Çalış dedikçe Şeriat, çalışm^ıodurdun;

Onun hesabına birçok hurâje ujdurdun-

Sonunda bir de tevekkül soku^ırup araya,

Zavallı dini onunla çevirdin *naxcaraya!

“Eğer bu millet insanlığın, k»/betmişse, izmihlale uğrayan ahlâkı neticesin^ ^etmiştir ve onu yeniden kazanması lâzımdır- di^en Akif güze, ahlâk[ elde edebilmenin “güzel ahlâk. ^masT1,amak için gönderi. len” Resulullah’a tabi olmakla Ve Onun getirdiği inanç sistemini aynen kabullenmekle mümkün 0ıacaöını vurgulamaktadır:

Ne irfandır veren ahlâka yüks<>m ne uicdandır;

Fazilet hissi insanlarda Allah korb:ıısundandır

İmandır o cevher ki, İlâhi ne tyjyü’tfür/

İmansız olan paslı yürek sinede ytfttür

Âkif söz konusu olunca, vatan., va Bn aşkını hatırıama.

mak mümkün değildir. Aşkıyla yan,p tutuştuğu vatan ona göre rastgele bir kara parçası d^ild r; inancınm hakim

olduğu yerdir vatan. Leylâ, Mecnun için ne ise vatan da Akif için odur:

Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-

Ebedî, yurdumun üstünde benim, inlemeli.

Sahipsiz olan memleketin batması haktır;

Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır.

Akif’e göre; sinesinde zerre kadar vatan aşkı olan hiç bir kimse vatanın esaretine, parçalanmasına, paylaşılmash na tahammül edemezdi, etmemeliydi…

Nasıl tahammül eder, hür olan, esaretine;

Kör olsun ağlamayan, ey vatan felâketine!?

Cehennem olsa gelen göğsümüzle söndürürüz!

Bu yol ki Hak yoludur, dönmek bilmeyiz yürürüz.

Akif vatan için her şeyini vermeye hazırdır:

Canı, cânânı, bütün varımı alsın da Hûdâ;

Etmesin tek, vatanımdan beni dünyada cüdâ.

İşte Akif’te vatan bu, vatan aşkı bu… Bu vatanın par çalanmaması lâzım. Mezhep ve meşrep mensuplarının hangi ırktan olursa olsun her birinin bu milletin bünyesinde bir yeri vardır. Buna saygılı olmak lazımdır. Aksine hareket edilirse ve sen-ben kavgasına girilirse bu millet için kıyamet işte o zamandır:

Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;

Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.

Zaman geçtikçe, Âkifin nesillere ışık tutan mesajının daha iyi anlaşılmasını temenni ediyor, yazımızı onun “dua”sıyla noktalıyoruz:

Kuran ayaklar altında sürünsün mü İlâhi! Âyâtm üstünde yürünsün mü İlâhi!

Çöksün mü nihayet yıkılıp koskoca bir din! Çektirme İlâhi bu kadar zilleti; âmin! Velhamdülillahi Rabbi’I-âlemin… •


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.