Ahlâk ve Toplum

Bir toplumun, üyesi olan bireyden birtakım durumlarda gös
termesini beklediği tutum ve davranışlar vardır. Bu toplumsal
beklentiler, bireyin diğer bireylerle, ailesiyle, akrabalarıyla, kom
şularıyla vb. arasındaki ilişkileri, davranışları, tutumları düzenle
yici işlev görür. Örf ve âdet (gelenek ve görenek) terimleriyle ifade
edilen toplum beklentileri, birçok sosyal içerikli ilişkiyi düzen
lemekte, yönetmekte ve denetlemektedir. Çeşitli kökenlerden
kaynaklanmış ve kuşaktan kuşağa aktarılmış olan gelenek ve
görenekler bir anlamda toplumun yapa yapa alıştığı, artık sorgu
lamadığı birtakım toplumsal huylar ve alışkanlıklardır.
İnsan dışında diğer bütün canlılar, kendilerine doğuştan sunulan
bir ortamda yaşarlar. İnsan ise kendisine sunulan bu tabii ortam
üzerinde tasarrufta bulunur, eylem ve etkinlikleriyle onu değiş
tirir. İnsanın bütün bu eylem ve etkinlikleri
sonucunda ortaya çıkan ürünler toplamının
adı kültürdür.
Çevresini, ürettiği kültürle imar ederek
dünyayz. dönüştüren insan, bunu yaparken
aynı zamanda kendisini de yeniler. Böylece
insan ile kültür arasında karşılıklı bir et
kileşim doğar. Bu etkileşimin bir benzeri,
insanlardan oluşan toplum ile insanlar ara
sında cereyan eder. Söz konusu etkileşim
den kaynaklanan çok yönlü ve çok boyutlu
ilişkiler yumağı bireyden bireye, toplumdan
topluma, kuşaktan kuşağa üzerine yenileri
eklenerek aktarılır, işlevini kaybeden unsur
lar ise unutulup yok olurİnsan, tabiatı gereği diğer insanlarla bir arada
yaşarken çeşitli kurallara uyar. Bu kurallar hukuk,
ahlâk ve din çerçevelerinde oluşur. Hukuk, insan
ların bir devletin uyruğu olmakla uymayı kabul
ettikleri yasalar zeminini ifade eder. Ahlâk, yasalar
zemininde de karşılıkları bulunan, ancak insanın
içinde daha köklü bir yere sahip olan iyi, doğru ve
güzele dair değerlerin meydana getirdiği zemindir.
Din, hem hukuk hem de ahlâk zeminlerini ku
şatan daha geniş ve daha sağlam bir zemin teşkil
eder. Örf ve âdetler ise, her üç zeminde birtakım
arka planları bulunan, farklı toplumlarda benzer
lerine rastlanmakla beraber daha çok belirli bir
toplumda geçerli olan, yazılı olmayan kurallardır.
Ö rf ve adetlerde yansımasını bulan toplumsal
beklentilerin kimisi gerçekten insanların hayrına,
kimisi de zararınadır. Ahlâk, bireyin her eylemin
de olduğu gibi bu toplumsal alışkanlıkların ve
beklentilerin de sorgulanmasını, aklın, vicdanın ve
dinin mihengine vurulmasını bekler. Zira ancak
böylelikle yanlış, kötü ya da çirkin olduğu halde
kuşaklar boyunca sorgulanmadığından devam
edegelen uygulamalardan ve beklentilerden kur
tulmak mümkün olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*