Ağrı ili Hakkında Bilgi

AĞRI İLİ

ağrı

ağrı

AĞRI ili hakkında yazılmış genel eserlerden başka faydalanabilmek için başvuracak hiçbir kitap bulam adık. Eserde A ğrı ilinin yazılan, baştan başa mahalline gönderdiğimiz ekibimizin bizzat derleyip topladığı malûmatla vücude gelm iştir. Bıı . malûmatın derlenmesi esnasında isimlerini aşağıda yazdığımız zatlar sıh h a t itibariyle kıymetli bilgiler vermiş, kolaylıklar göstermek suretiyle kılavuzumuza büyük yardım larda bulunmuşlardır. Bilgi edindiğimiz zatlardan başta A ğrı valisi Sayın H ilm i Balcı olmak üzere, J1 İdare Heyeti Başkanı M üştak A kta n , Mektupçu vekili Cemal Özer, Bayındırlık Müdürü B ahri A vcıo ğ lu , Hususi Muhasebe Müdürü H a yri Tekm an, V eteriner Müdürü ve H alkevi Başkam Selim Y a ta ğ a n , Tarım Müdürü K em al E rilkun, Sağlık Müdürü A z iz D oğan, Milli Eğitim Müdürü M elih K ın a y, D aİterdar N aci Sıral, Muhasebe Müdürü Celâl Oztur.an, V arid at Müdü&S O sman Süel, Ticaret O dası Başkâtibi A r if A racıtekin, Tüccardan Jjmum î Meclis âzası A li O sman K ılıç, Eleşkird kaymakamı R ıfa t E rd a l! Tutak Kaymakamı F ahri A kısh a li, Doğubayazıt Kaymakamı Fahri K utlu, Patnos Kaymakamı K em al Eren, Malmüdürü M u za ffer A kın cı, A ğrı Merkez J. Bölük K. Yüzbaşı K âzım Doğru, Daimî Encümen zasm dan İbrahim L o rt’dur. EAĞRI İL VE İLCELERİNEfjNASILIGİDİLİR B atıda bulunan bütün illerden A ğ rı ya gidsn yol E rzu ru m ’ Aaa ge­ çer. Bu ile gitmek istiyen yolcular E rzurıım ’a kadar trenle, buradan itibaren de belirli günlerde’ işliyen tran sit otobüsleri veya şahıslara ait kamyonlarla gidebilir. A yrı ili merkezi Erzurum’a. 1&7 Km. lik muntazam bir şosa ile bağlıdır. İl güneyde bulunan Van’a 254 K m ., B itlis’e de 293 Km. lik karayolu ile bağlı olup, bu illere yazın hususî surette temin edilen tekerlekli vesait ile gitmek imkânı vardır. (İlin ve ilçelerin yollan hakkına yol batı­ sında daha geniş bilgi verilm iştir). COĞ RAFÎ DURUMU AĞRI ili yüksek yaylanın doğusundaki arazi üzerinde bulunm akta ve T ürk – İran sınırının bir kısmı bu il topraklarından geçmektedir. İl kuzeyde K ars, batıda E rzurum , güney batıda M uş, güneyde B itlis ve Van, doğuda İran topraklariyle çevrelenmiştir. Bu sınırlar içinde A ğ rın m yüz ölçümü 11269 Km. karedir. II avucundan su içen banm az. T. K. 4 76 TCJRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ARAZİ DURUMU AĞRI ili, Türkiyenin en arızalı ve yüksek bölgeleri üzerinde bulunup çukur yerlerini doğuya akan Sarısu ile M urat suyunun kenarındaki çok dar ve ince vadiler teşkil etm ektedir. B uralarda ortalam a yükseklik 1000 – 1500 metre arasındadır. İlce merkezleri 1500 – 2000 metre yüksekteki arazi üzerinde kurulm uşlardır. Büyük bir kısmı 3000 metreden daha yüksek dağlarla kaplı A ğ r ı ilinde, aynı adı taşıyan ve 5165 metre yükseklikteki dağ, Türkiyenin en yüksek noktasını ve dünyanın belli başlı arızalarından birini teşkil eder. Arazide yer yer kalkerden müteşekkil çıplak dağ kitleleri görüldüğü gibi büyük bir kısmını da püskürük sahalar teşkil eder.

agrı dağı

agrı dağı

Buralarda bir yandan püskürmelerle yüksek tepeler, diğer taraftan şiddetli çöküntüler sonuncunda ovalar meydana gelmiştir. İlde, A ğ rı, Tendurük, A la , K öse, K anlı, Z iyaret ve Subhan dağları sayılabilecek önemli irtifaları bulunan dağlardır. A ğ rıd a ğ ı, ilin doğusunda ve D oğubayazıt ilçesinin kuzeyinde bulunur. A ra s ovasının güneyinde bulunan bu dağ ovada küçük tepeler teşkil Yurt dem ek kendi evin dem ektir. Onu tanım azsan sahibi olam azsın.

etmeden birdenbire yükselmekte ve batıya doğru uzanan bazı yükseklikler teşkil ederek Bingöl dağlarına bağlanm aktadır. A ğ r ı D ağı 128 Km. lik bir çevre içinde 1188 Km. karelik bir saha işgal etm ektedir. Kuzey batıdaki B üyük A ğ r ı’nın 5165 m., güneydoğudaki K üçük A ğ r ı’nın 3625 m irtifalı zirveleri en yüksek noktalardır. Bu iki zirve arasında Serdarbulak denilen 2687 metre irtifada basıkça ve dar b ir bel vardır. B ü yü k A ğ r ı hafifçe kubbeleşmiş bir huni şeklinde olup zirvesinden 1000 metre aşağılara kadar kar sah aları ve gılasyeler iner. Kuzey doğu mailesinde yukardan aşağıya Yakup Vadisi denilen derin bir yarık vardır. K üçük A ğ rı da sivri tepeli dik bir huni şeklindedir. A ğ r ı D a ğ ı bu bölgede bulunan diğer bazı dağlar gibi volkaniktir. Burada sık sık zelzeleler olur. 1840 yılında vukubulan zelzelede arazinin kayması yüzünden 2000 kadar nüfusu bulunan A g u v i Köyü ta ­ mamen harap olmuştur. A ğ r ı D ağı üzerinde daima kar bulunm akla beraber buradan hiçbir ırmak çıkmaz. Büyük mailelerde ancak Serdarbulak ve Yakup menbaı denilen iki kaynak vardır. Küçük Ağrı Dağında daimî k ar bulunmamakla beraber kaynak da yoktur. Büyük A ğrıda daimî kar hududu kuzeyde 4179, güneyde 3942 metreye kadar iner. K ar ve yağmur sularını dağ kendisi içer. F ak at içtiği sularla kendisini tah rip eder ve kayalar mütemadiyen parçalanarak çukurlara doğru gürültülerle iner. Bu sebepten bu dağa çıkılırken yuvarlanan taşlar büyük güçlüklerle aşılır. Bu yüzden dağa çıkmak için en uygun mevsim ağustos ve eylül aylarıdır. Bu dağ üzerinde yükseldikçe ufuktaki manzara genişler. Yüzlgfce Km. uzaklıktaki dağlar ve göller gözönüne serilmiş gibi görünür. Şehir ve köyler ufak taş parçaları gibi kalır. A ğ r ı D a ğ ı yakınındaki dağların yanında mavi gök içine dalm ış beyaz bir bulut hissini verir. H er zaman beyaz tüllerle örtülmüş gibi görünen tepesinin bulutsuz zamanlarını görmek mümkün olmıyan bir haldir. E leşkird İlçesinin b atısın d a v e 3300 m etre yü k sek liği bulunan Köse D ağı da yu varlak ve çıp lak bir dağdır. Tendürük Dağı, Van ile İl sınırı üzerindedir. Sönmüş bir yanardağ olan T endürük’ün etrafı eski lâv akıntılariyle örtülü olup yamaçlarındaki çatlaklardan ara sıra hafif duman sütunları yükselir. B uralardan uçan kuşların düştükleri dahi görülür. Bu dağın kuzey yamaçları dik, güney yamaçlarında bulunan K ılm ç deresi de çok arızalıdır. Tendürük’iin en yüksek noktası 334 3 metreyi bulur. Bu dağdan batıya doğru gidildikçe yine volkanik olan A la D ağına geçilir. Üzerinde güzel yaylaları bulunan bu dağın güney yamacı hafif arızalıdır. İlin en güneyine volkanik bir kitle olan Subhan D a ğ la rı bulunur. 4460 metre kadar yükseklikte bulunan ve pek muntazam bir şekilde yükselen bu dağın da sivri tepeleri etrafında eskiden kalma lâv akıntıları aşağıya doğru sarkar. Bunlardan başka K anlı, Z iyaret, H am a D ağlarıda sayılabilecek önemdedirler. Yüksek dağlar üzerinde ve yazın hayvanların otlatıldığı Diyadin İlçesinde A la d a ğ , S in ek, E leşkird, M ergenir, Şahgöl yaylaları vardır. Bu yükseklikler arasında oldukça geniş düzlükler de görülür. Bunlardan D oğubeyazıt, D iyadin, E leşkird, K araköse, ve T utak ovaları sayılmağa değer düzlüklerdir.

Bayazıt Ovasının ortalam a yüksekliği 1800 metre kadardır. Bu ova pek düz olmayıp güney taraflarında 60-70 metre kadar yükselen volkanik kayalı tepeler bulunur. O rtaya doğru kayık olan bu kayalar, Ağrı eteklerinde tekrar meydana çıkar. B aharda yeşeren bu ova yazın tek rar sararır. Pek seyrek görülen köyler bu ıssız ovayı canlandırır. Ovanın merkezi, kuzeydeki K ızıld a ğ eteklerinde K alker kayaları üzerinde kurulmuş B a ya zıt şehridir. D iyadin Ovası çok geniş değildir. K ar sulariyle beslenen birçok çaylar buradan geçen M urat suyuna karışır. O va düz olmayıp yer yer bir çok tepeler görülür. Burası da Doğubayazıt ovası gibi yazın yeşeren bir isteptir. B aharda Diyadin ovası kadar otlak yer az bulunur.

Fakat yaz ortalarına doğru otlar yavaş yavaş sararm ağa başlar. Burada da köyler seyrektir.

Eleşkird Ovası bütün doğu yaylasındaki ovaların en büyüğüdür. Karaköse yakınında yüksekliği 1650 metre kadar olan bu ova, durgun bir su gibi dümdüz uzanır. Ortasından Murat suyu geçmekle beraber bu ova da isteptir. F akat ötede beride sulak yerlerde çayırlara, akarsu kenarlarında çalılık ve söğüt ağaçlarına daim a rasgeliııir. Yüksek ovaların eıı verim lisi olan Eleşkird ovası, ekseriyetle ziraat yapmağa m üsaittir. Köylerin etrafındaki sulanmış tarlaları ve çayırlariyle çok güzel görünüşleri vardır. Ovanın kuzeyinde Eleşkird, ortasında Karaköse bulunur. Erzurum-Tebriz şosası ile Van Gölü kenarından ve Patnos üzerinden gelen yol bu ovadan geçer. Bunlardan başka M urat s\ıyunun T utaktan itibaren meydana getirdiği ince şerit halinde güneye doğru uzanan ve denizden 1500 m etre kadar yükseklikteki düzlük de, sayılm ağa değer olup, buradan daha güneye doğ­ru Malazgird ovasına geçilir.

 

AĞRI İli İKLİMİ

Türkiyemizde kışların en soğuk ve uzun geçtiği bir bölgedir. A razinin yüksek ve denizlerden uzak olması dolayısıle İlde şiddetli bir kara iklimi hüküm sürmektedir. Bu bölgede kış termom etrenin — 30° ye kadar altına düştüğü, yazın ise en çok + 3 5 ° ye k adar üstüne yükseldiği görülür. Burada doğu rüzgârları hakim olup, en şiddetli rüzgârlar ekseriyetle mevsim dönemlerinde kendisini gösterir. Yağış bakımından bütün yüksek yayla m ıntakalarıııda olduğu gibi en göze çarpan özellik yağışın daha ziyade kar şeklinde oluşudur. Karın kalınlığı ortalam a 0,50 metreyi geçmemekle beraber uzun müddet yerde kaldığından münâkalenin kızakla yapılmasını ieapettirir K ışlar çok uzun sürüp, k ar ovalarda ancak nisanda erimeğe başlar. Yüksek dağ­ larda mayıs sonlarına k adar kaldığı gibi, Büyük Ağrı Dağının tepesine yakın karların erimesile yeniden yağması bir olur. İlde altı ay kış, iki ay bahar ve dört ay k adar y az vardır.

AKAR SULARI AĞRI

İlinde bulunan sular; biri doğuya diğeri de güneye olmak üzere iki sath ı maili takip ederler Türkiyemizin büyük ırm aklarından birisi olan Fırat , -Murat suyu- ismini alan bir kolu bu il içinden doğar.

Bu suyun kaynaklarının birisi doğudaki A ladağm da, diğeri de batıdak Ç akm ak dağındadır. (A ladağından doğan kolu Diyadine kadar kuzeye doğru rak ilçenin 5 Km. kadar güneyinde sağdan Sultanhisar suyunu aldıktan sonra batıya yönelir. Buradan itibaren sırasiyle Diyadin ve Karaköse ovalarının ortasından geçer. Doğuda Çakmak dağından çıkan kolu ise doğuya doğru Eleşkird ovasından akarken soldan ve sağdan bir takım kollar alarak büyür) bu iki su il merkezinin güneyinde birieşip ayni yönde T utak ilçesinin doğusundan akışına devam ederek il sınırlarından çıkar. Doğuya akan Sarısuyu, B a lık gölü, G erneok suları besler. Bu su İran topraklarından Aras ırmağına karışır

G O L L E R : İlde üç göl mevcut olup bunlar, Doğubayazıt İlçesi topraklarında bulunm aktadırlar. Kuzeyde Sinek dağı eteğindeki B alıkgölü, 2241 metre yükseklikte olup yüz ölçüsü 25 Km. kare kadardır, çinde pek nefis balıklar bulunan bu gölün suları S a rısu ‘ya dökülür. Doğubayezıt ilçesinin 6 Km. kadar doğu kuzeyinde Ş eyh li ve bunun 5 Km. kadar kuzeyinde D anilkel gölleri vardır. Bu göllerin suları, civarda oldukça geniş bataklıklar meydana getirirler. Bundan başka Patnos ilçesinin güneyinde Sarısu Bucağı arkasından geçen ve aynı ismi taşıyarak Murat suyuna karışan dere de etrafında bataklık meydana getirir. Bu bataklıklarda bir m iktar kamış yetişm ekte ve evlerin dam lapnı örtmek için kullanılm aktadır.

ZİRAAT VE BİTKİ DURUMU

Yukarıda bahsedildiği gibi A ğrı ilinde yağışın ve ısının az’ olm ası ve bilhassa yazların kurak ve kısa geçmesi ve arazitıin volkanik olm ası gibi sebeplerden ötürü orman bulunm am akta ve ağaçlar kendiliğinden güç yetişmektedir. Büyük A ğrıda 2900 metreden aşağıda ötede beride seyrek bulunan H ö ş ağaçları istisna edilirse dağlar tamamen çıplaktır. Ancak yaylalardaki kaynak kenarlarında baharda biraz -ot bulunur. O valardaki ırmak ve su kenarlarında da Sö ğ ü tlü kler, şehir civarlarına yeniden dikilmeğe başlayan ve daima bakım istiyen A ka sya la r vardır. İl arazisinin büyük bir kısmı otlak halinde ölüp ziraat alanı pek azdır. H er yıl ekilen topraklar arazinin °/o 17 sini, Mera ve O tlak, Ürün getirm iyen topraklar da °/o 83 ünü teşkil eder. Burada ziraat ancak 2300 metre yükekliklere kadar olan yerlerde yapılır. B aharda vukubulan so­ ğuklar bazen tohum ları dondurur ve mahsulü tam amen mahveder. Bu hale yerli halk «E kin üşüdü» der. Buna mukabil uzun zaman kar altında kalan yayla ve mer’alar b aharda ve yaz başlangıcında baştanbaşa çayırlarla örtülür, ekilen topraklar bilhassa Eleşkird ovasında d aha geniş yer kaplarlar. Ağrı ilinde ekilen toprakların her yıl °/0 85 inde B uğday ziraati, geri kalan kısım larda da A rp a ile pek az m iktarda Ç avdar, Mısır, N o h u t, M ercimek, P atates ziraatı yapılır. H er yıl alınan mahsul bazaıı m ahalli ihtiyaca bile kâfi gelmez. Buğday, N ohut ve Mercimek Karaköse ve T utakta, Mısır Eleşkird ovasında, P atates Patnosta diğer yerlerden fazlaca ekilir. İlde meyvacılık ve bağcılık hiç yoktur. Sebze ziraatı da son zamanlard a Eleşkirdde başlam ıştır. Bununla beraber baklagiller, sebze, meyve, Kağızman ve Iğdırdan getirtilir. Bazı dere kıyılarında yabanı Nane (yarbuz) ile Diyadinde sebze yerine yenilen ve ilce ziraatınde isimleri sayılan bazı nebatlar yetişmek

HAYVANCILIĞI

AĞRI arazisinin büyük bir kısmını yayla ve otlaklıkların ] teşkil ettiğini yukarıda söylemiştik. B urada halkın birinci plânda meşgul’olduğu iş hayvancılıktır. Uzun müddet k ar altında kalan toprak b ah ard a yemyeşil olur. Bu mevsimde buralardaki ovalarda sayısı pek çok olan küçük ve büyük baş hayvanlar görülür. Y avaş yavaş ovalar l kuruyup fbir*istep halini alınca sürülerin başında bulunan göçebe lıalk A ğrı, Tendürük ve daha diğer dağlar üzerinde bulunan yaylalara çıkarlar, ilde her cinsten vergiye tâbi hayvan m iktarı 850 bin kadardır. Bu m iktarın °/0 75 ini K oyun, 0 o 15 ini S ığ ır, geri kalan kısmını da çokluklarına göre K ıl keçisi A t, D eve, Eşek ve K a tır teşkil eder.

İlde bulunan koyunlar iri cüsseli olan K aram an cinsidir. Bunların büyük bir kısmını da K ızıl karam anlar teşkil eder. Bundan başka kuzeyde bir m ik ta rd a H erik denilen ince yapağın K afkas koyunları bulunur. Sığırların bir kısmı kısa boylu ve küçük cüsseli yerli K ara ırk olmakla beraber, daha çok Doğu kırmızı ırk hayvanlarla bunların melezleridirler. Doğu kırmızı ırk sığırlar et, süt t bakı- mından d ah a verimli olup m iktarları gün geçtikçe artm aktadır. İldeki yerli ırktan A tlar cüsse itibariyle pek küçük olup meşakkate çok m ütehamm ildirler. İl merkezinde açılan bir Aygır deposu h er tarafa damızlık göndermek suretiyle melez hayvan miktarının fazlalaşm asına çalışm aktadır. İlde A rıc ılık da oldukça önem lidir.*Eleşkird’in. beyaz balı ’ bilhassa m uhitte çok aranır. Yüksek dağlarda Yabani keçi ve K o yu n ile boz ve beyaz A y ı, S a n ­ sar, T ilki bol m iktarda bulunur. Köse dağında bilhassa iyi cins Sansar avlanır. Bunlardan başka Ördek, Toy, Keklik gibi kuşlarla çeşitli y ılanlar boldur. Buradaki büyük cüsseli Yılan derilerinden istifade edilmesi ilgililerce zaman zaman düşünülmektedir.

YERALTI SERVETLERİ VE MADENLERİ

AĞRI ili yeraltı servetleri bakım ından fakirdir. Her ne kadar Kösedağ eteklerinde Linyit dam arları var ise de henüz incelenmemiştir. İl merkezine 25 Km. mesafede Ham ur bucağı yakınında Perubey köyünde Tuz memlehaları vardır. Burada Tuz kuyulardan çekilen sularla elde edilir. Y ılda 350 – 500 ton k ad ar istihsal edilen tuz civara hayvanlarla nakledilmektedir. A ğrı’ya 17 Km. mesafede Kamışlı köyü yanında K am ışlı yapı taşı ocakları vardır. Makbul taşları bulunan bu ocaktan başka, civarında A ğ a – dere ocağı da halen işletilm ektedir. A ğrı ile Kağızman arasındaki şosa üzerinde ve Karaköseye 10 Km. mesafede beyaz ve kırm ızı damarlı Mermer çıkartılan ocaklar bulunup ayrıca bu bölgede kireç ve alçı taşı da çıkarılmaktadır.

SANAYİİ AĞRI ilinde sayı!abilt*’ek sanayi kurum lan yoktur. El emeğine dayanan bazı sa n a tla r m ahallin medeni ihtiyaçlarını karşılıyabilecek durum da değildirler. İl merkezine ait köylerde 100, Eleşkirdde 80, T utakta 30 kadar el tezgâhı bulunup bu tezgâhlarda K ilim , Şal, Ç adır bezi gibi eşya dokunur. Bunlardan başka kadınlar ellerinde nakışlı yün çorabı ve eldiven de örerler. A ğrıda yapılan güzel keçelerin bölgede önemli bir mevkii vardır.

ZİRAAT VE BİTKİ SANAYİİ

Ziraî san atlar üzerinde çalışan, il merkezindeki bir un fabrikasından başka birşey yoktur. Bazı su kenarlarında bulunan küçük değirmenler de vardır. H ayvan m iktarı pek çok ve halkın büyük bir kısmı bu iş ile meş­ gul bulunmasına rağmen hayvan m ahsullerinden Yün, Tiftik ve Deri umumiyetle ham olarak dışarıya sevkedilir. Tutağın 15 kadar köyünde makinelerle, diğer bölgelerde de yayıklardan çıkarılan yağ ile beraber, imal edilen beyaz ve tulum Peynirleri m ahallin ihtiyacını karşıladıktan başka •dışarıya da sevkedilirler. İlde araba, saban demirlerini tam ir edebilen demirci dükkânları da -vardır. TİCARETİ AĞRI İlinin ticareti hayvan m ahsullerine dayanır. H ayvanların çokluğu bu ile civardan h a ttâ pek uzaklardan alıcı celbetmekte, hayvan mahsulleri üzerinde de büyük mikyasta alım satım yapılm aktadır. A ğrı hayvan tüccarları ayaklarına kadar gelen m üşterilerden fazla kazanç elde ettiklerini söyledikleri, aşağıdaki mısra çok güzel bir şekilde anlatm aktadır.

M arta bir merek [l] A brilde yarı gerek M ayısta birkaç p art [ 2] ot gerek H aziranda keyfedek ilden dışarıya sevkedilen m allar içinde C anlı hayvan, Yün, D eri, B ağırsak, P eynir, Y a ğ , İçyağı başta gelen maddelerdir. H er yıl 400 ton k ad ar yağ, 300 ton k ad ar da çeşitli Peynir, 100 bin kadar koyun ve sığır ile 100 bin kilodan fazla Y apağı dışarıya sevkedilir. İçyağı, K avurm a, T ulum peynirinin büyük bir kısmı E rzurum a, y a ğ , deri ve yü n büyük merkezlere, av derisi, bağırsak An İstanbul’a gönderilir.

AĞRI İli, Türkiyemizi doğu komşularımıza bağlayan önemli bir yol üzerinde bulunm aktadır. Trabzondan başlayarak yüksek yayladan doğuya doğru uzanan büyük tran sit yolu, il arazîsi ortasından, K araköse, E leş- kird ve D oğubayazıt ilce merkezlerinden geçmek suretiyle İran sınırına varır. İl topraklarında demiryolu yoktur. Bununla beraber Erzurum – S a rı­ kam ış arasındaki dar h a t üzerinde bulunan (H orasan) A ğrının en yakın bir istasyonudur. • A ğ r ı iline gitmek için Erzurum a kadar trenle, buradan aktarm a yapılıp dar h a t ile H orasana kad^r yine trenle mütebaki kalan kısımda karayolu ile gidilebilirse de, kolaylık ve ucuzluk bakım ından daim a Erzurıım dan itibaren karayolu tercih edilir. Bu suretle il, batıdaki merkezlerle Erzurum üzerinden münasebette bulunur. A ğrı ili merkezi karayoliyle E rzurum a 187, Trabzona 518 Km. uzaklıktadır. Doğuya doğru Tahrana kadar uzanan bu tran sit yolunun 199 Km. lik kısmı Ağrı topraklarında bulunup yol üzerinde sığınaklar ve bakım evleri de vardır. Erzurum dan itibaren H orasana kadar kısmen dar h at demiryoluna paralel olarak uzanan şosa 38 Km.de Pasinlere, 58 inci Km. de Çobandede, 85 inci Km. de H orasana ulaşır. B.ı istasyondan itibaren demiryolundan ayrılan yol, H orasan başlangıç addedilirse 68 inci Km. de Eleşkirde, 102 nci Km. de Ağrı ili merkezi K araköse ye varır. Bu yol çok muntazam olup yalnız^E leşkird-K araköse arası kısmen tam ire m uhtaçtır) A ğrıya giderken H orasana 18 Km. mesafede bulunan A ras (Veli Baba) bucağından itibaren yolun takriben 13 Km. lik kadar bir kısmı, solda bulunan kızıl renkli kayalıklardan müteşekkil Veli Baba B o ğ a zı denilen bir boğazdan geçer. A rastan itibaren 26 ncı Km. de bu yolun en arızalı bulunan kısmı geçilir. Buraya Tahir g ed iğ i denilmekte olup rakımı 2800 m. dir. 15 Km. kadar devam eden bu gedikte birçok virajlar bulunm aktadır. Karaköseden itibaren İrana doğru uzanan 32 inci Km.de D iyadine ait Taşlıçay Buca­ ğına, 56 ıncı Km. de D iyadin ilcesine ayrılan yol kavşağına ulaşılır. (D iyadin tra n sit yolunun güneyinde olup esas yola 5 K m . lik köprüleri yapılm am ış ve tesviye halinde bir şube yolu ile bağlıdır) 97 nci Km. de de D oğ u b a ya zıt a varılır. Bu ilçenin doğusunda muhteşem bir gümrük kapısı vardır ki, İrana gidecek yolcuların gerekli muameleleri yapılır D oğubayazit D iyadin arasındaki tran sit yolu üzerinde Boti karayolu ‘lensinde İpek G ediği namile m aruf bir gedik ile eski tran sit yolu üzerinde Koço Gedikleri bulunup bunlar kışın tipi yüzünden kapanırlar.AĞRI ili merkezini, güneyde bulunan ve Patnos ilçesi üzerinden ge­ çen bir yol, bir taraftan Kana diğer taraftan B itlis’e bağlar. PatnosE rciş üzerinden geçen Van yolu 254, Patnos – A h la t – T atvan üzerinden geçen B itlis yolu da 293 Km. dir. K araköseden güneve doğru uzanan yol 15 inci Km. de Ham ur Bucağı, 83 üncü Km. de P atnos ilcesine, 141 inci Km. de Ercişe, 254 üncü Km. de de Vana, ulaşır. B itlise giden yol, Patnostan Ercişe giden yolun 56 ıncı Km. sinde güneye ayrılır. Bu noktadan itibaren 71 inci Km. de A dilcevaza, 96 ncı Km. de A hlata, 129 uncu Km. de T atvana, 154 üncü Km. de B itlise varır. Bu yolların bazı kısım ları tesviye halinde olup büyük bir kısmı da âdi yollardır. II merkezini, kuzeyde K a ğ ızm a n üzerinden geçen bir yol da K ars’a bağlar. Bu yolun 29 uncu Km. sinde Cumaçay Bucağı bulunup 97 nci Km. sinde A ra s nehrine ulaşılır. A ğ r ı – K a ğ ızm a n arası 109, K a ğızm anK ars arası ise 73 Km. dir. Bu yolun da A ğ r ı ili arazisinde kalan kısmı ham bir karayolu halindedir. AĞRI ili’nin E leşkird, D iyadin ve D oğubayazıt ilçeleri, yukarıda bahsedildiği gibi tran sit yolu üzerindedirler. Bunlardan E leşkirt 34, D iya d in 61, D oğubayazıt ise il merkezine 97 Km. mesafededirler. D oğubay a z ıt ayrıca 61 Km. lik bir ham yol ile İğ d ır a, 80 Km. lik bir yol ile de Çaldırana bağlıdır. T utak ve P atnos ilçelerine, H am ur Bucağına kadar aynı yoldan gidilir. Buradan ayrılan bir ham yolun 25 inci Km. sinde Tutaka yayılır. Bu ilce, il merkezine 40 Km.lik âdi bir yolla bağ­ lıdır. Patnos ile İl merkezi arası 83 Km.lik bir karayoludur. Patnos diğer taraftan M a la zkird – B ulanık üzerinden geçen 164 Km.lik bir kara yolla da Muşa bağlıdır.

TAŞITLARI İlin doğubatısıııda uzanan tran sit yolu üzerinde Devlet Demiryolları otobüs servisine ait otobüslerle yolculuk yapılır. Bu otobüsler Trabzondan itibaren – G üm üşhane – B ayburt – E rzurum dan, E leşkirt ilçesi, A ğ r ı ili merkezi, D iyadin, D oğubayazıttaa geçerek hududa kadar giderler. H er türlü konforu bulunan otobüslere, yolcuların zatî ve ev eşyalarını taşıyan kamyonlar da refakat eder. Batıdan gelerek P atnos ve T u ­ ta k ilçelerine gitmek isteyen yolcular İl merkezinde başka bir nakil vası­ tası bulmak mecburiyetindedirler. Bu otobüs servislerinden başka H arasan İstasyonu ile İl Merkezi arasında isliyen şahıslara ait kamyonlara da tesadüf olunur. Bu yol üzerinde Talu G ediği civarındaki Talu Köyünde iki kahvehane olup, yolcular bu kahvelerde dinlenir ve yiyecek bulabilirler. Bu gedik kışın karla kapandığından tekerlekli vesait yerine kızak kullanılır. İl merkezinden Vana ve B itlise kadar uzanan yollarda hususî surette temin ve tedarik edilen motorlu ve tekerlekli taşıtlarla ancak yazııı gidilebilir. A ğrıdan K a ğ ızm a n a yazın hayvanlarla gidilebilir. Bu yoldan ekseriyetle sebze ve meyva getirilir. Yerli halk bu yola (A h to la r) yolu der. D oğubeyazıt – İğ d ır arasındaki yolda yazın tekerlekli araba işliyebilirse de araba bulunamaz. Bunun için bu iki ilce arasında hayvanla nakiyat yapılabilir. Biiyük A ğrının batısından geçen bu yol üzerindeki Ç illi Ç engel) gediği m eşhurdur. E leşkird – T utak arasındaki karayolu Ş irya n Suyunun üzerinden ve necradan geçmekte olduğundan, Tutaka. gidecek yolcular suyun az olduğu yaz mevsiminde ancak hayvanla gidebilirler. E leşkird ile S a rıka m ış yazın araba işliyebilecek âdi bir yolla birbirlerine bağlanm ışlardır. 1 içinde cöylü nakil işinde mevsimine göre kağnı, hayvan ve kızak kullanırlar.

NÜFUS VE İDARÎ BÖLÜMÜ 1940 sayımına göre A ğ r ı ilinin 5 7 384 dü kadın, 64093 ü erkek olmak Izere nüfusu 121477 dir. ilin 5 ilçesi, 7 bucağı, 665 köyü bulunm akta olup, son teşkilâta göre İdarî bölümü şu şekildedir: İlçeler B ucaklar K öy adedi Merkez ilçesi (Karaköse) Cumaçay H am ur Eleşkird (Zidikan) — 86 Diyadin Taşlıçay 112 D oğubayazıt Musun 79 Patnos Sarısu (Aktepe) Sultanm ut 106 Dedeli

KARAKÖSENİN COĞ RAFÎ MEVKİİ VE TARİHİ Doğusunda D iyadin, batısında E leşkird, kuzeyinde K a ğ ızm a n gü­ neyindi T utak ye P atnos ilçeleri bulunan A ğrı merkez ilçesi aşağı yukarı il arazisinin ortasına rastlam aktadır. Trabzon – İran tran sit yolu üzerinde Z iya ret v.e K öse dağlarının çevrelediği E leşkird ovasının en güzel yerinde, M urat nehrinin kuzey kıyısında ve A ğrı dağının 117 Km. batısında bulunan K a ra kö se şehri, batı cihetine doğru hafif bir şekilde yükselen düz bir arazi üzerine kurulmuştur. M urat nehrine karışan Taşlı suyu şehrin batısından, K örçayı ise güneyinden geçerler. E rzurum un 165 [ Km. doğusunda bulunan K araköse, denizden 1640 metre yüksekliktedir. Cum huriyet devrine gelinciye kadar, yüzyıllardanberi ihm al edilmiş, doğu bölgemizin bir parçası olması ve ilin gelişimi bakım ından pek kısa sayılan bir zamandan beri il merkezi haline konulmuş bulunması sebebiyle medenî bir şehir karakteri göstermekten çok uzak olan K a ra ­ köse, ancak bugün başladığı yenilik ve ileri hamleler sayesinde gelecekte doğunun büyük ve güzel bir şehri olabilecektir Hemen dibinden ve ayrı yönlerden iki suyun geçmesine rağmen ağaçsız ve gölgesiz bir halde göze batan şehirde yeni yeni A ka sya , S ö ­ ğ ü t fidanları yetiştirilm ek suretiyle çoraklık giderilmeğe çalışılm akta, açılan yeni yollar etrafına yapılan evlerin plânlı olması dikkate alınm aktadır. Evlerin çoğu kerpiçten ve tek katlı, pek azı da iki katlı ve üstleri topraktır. Ç arşı binalarının çoğu taş duvarlı, çatıları saç kaplıdır. Esasen bütün şehir içinde çatısı kiremitle örtülü olan yalnız Hükümet kona­ ğı ile T ransit oteli vardır. Bahçeli ev yok gibidir. E rzurum yönünden gelen ve şehire batıdan giren şosa A ta tü rk caddesi ve buna bağlanan diğer bir yol ile çarşının içinden geçen yolların etrafında serilmiş olan şehrin genel görünüşü sönüktür. Yeni yapılmış olm alarına rağmen dam lan saçla kaplı O kul, H astahane, H a lkevi, Z iraat B ankası, Belediye ve diğer resmî dairelerin yapıları, çarşı binalarının bazıları, şehri nisbeten güzelleştirm ektedirler. Ana yollarının [bir* kısmı parke döşeli, bir kısmı âdi kaldırım veya şosa olan şehrin, ———— -— —- ————– etrafı çiçekli ve çimenli Şehitler abidesi ile H a lk e vi bahçesi ayrı birer güzellik köşesini teşkil e tmektedirler. D üzlükte bulunmasına rağ ­ men geniş bir alanı kaplıyan şehirde sık, sık rastlanan çeş­ meler insana ferahlık vermekte, tek minareli camiin ise şehrin görünüşüne yaptığı tesir kayda değer m ahiyettedir. İsadan önce ve sonra bulunduğu mevki icabı başta Iran olmak üzere muhtelif milletlerin birçok alçılılarına sahne oldu­ ğundan şüphem iz bulunmamasına rağmen, A ğrı merkez ilçesinin kendine has ele alınacak dökiimanter bir ta rih i yoktur. Ş ehrin geçmiş yıllar içindeki durumunu ve hayatını ancak uzun zaman bağlı bulunduğu, birçok yıllar bir sancak merkezi olan ve 1926 yılına kadar da il merkezliği yapan bugünkü D oğubay a z ıt ilçesinin tarih in d e a r a m a k ___________________ _____ ve bulmak mümkün olduğu gibi, D oğubayazıtm tarihinden ve ta- Karaköse Tayyare Şehitleri Abidesi liinden ayrılığı bulunmadığını düşünmek daha doğru olur. 1876 yılına kadar köy olan ve K araköse adiyle anılan Ağrı bu tarihte ilce yapılmış ve nihayet ,¡1926 yılında’da II merkezi haline getirilm iştir E S Kİ E S E R L E R İ VE Â B İ D E L E R İ Yakın bir zamana k adar köy hayatı yaşayan ve hiçbir sanatkârın, kumandan veya Hükümdarın şimdiye kadar barınm adığı bu yerde bugün mimarî değeri haiz hiçbir esere rastlanm am aktadır. Yalnız 20 Km. doğusundaki K üpkıran ve H arâbegöl Köyleri arasında eski bir kale harabesi vardır ki, büyük blok taşlarla yapılmış olan bu kalenin bir çok mazgalları mevcuttur.

Bundan başka şehrin 20 Km. güneyindeki H am ur deresi etrafında kayalar oyulmuş, 100-150 kişinin sığınabileceği m ağaralar da dikkati çekmektedirler. • Şehirde ATATÜRKün bir tunç büstü ile bir de Şehitler A bidesi vardır.

NÜFUSU 1940 sayımına göre Merkez ilçesinin nüfusu 35.205 olup m ahalli kayıtlara göre bu m iktarın 7.917 si şehirde, geri kalanı köylerdedir. Bu nüfusun çoğu çobanlık ve çiftçilik yapm akta, kadınlar ise daha ziyade dokuma ve yağ, peynir işleri üzerinde çalışm aktadırlar. Esasen genel sağlık şa rtlarının yayılması ve sağlık teşkilâtının halka daha çok yaklaşması nüfusun artm asına çok tesir etm iştir.

TİCARETİ AĞRI Merkez ilçesi toprakları killi olmasına rağmen, ziraata elveriş­ lidir. Yağış derecesinin yılda 590 milimetre olması ziraat çalışm alarına faydalı bir âmil sayılabilir. Bununla beraber ziraat m ahsulleri ile kendini idare edebilen Merkez İlçesi halkı özelliğini hayvancılıkta gösterm ekte ve bu atanda ileri bir durum kazanmış bulunm aktadır. Z iraat alanında sert ve yumuşak B uğ d a yla beraber A rpa, Ç avdar, N ohut yetiştirilm ekte ve son yıllarda sebzeciliğe de yer verilm ektedir. H ayvancılıkta, S ığ ır, K o yu n , A t en fazla yetiştirilen hayvanlardan bazılarını damızlık, bazılarını kasaplık olarak diğer illere satarlar. H ayvan m ahsulleri arasında ticareti yapılan D eri, Yapağı, Y a ğ baş- lıcalarıdır. Hayvancılığa çok önem verildiği için şehirde bir aygır deposu tesis edilmiş ve bundan gerektiği kadar faydalanm a yolu tutulm uştur. A tçılığı teşvik gayesile panayır zamanları diğer illerden de gelen at sahipleri arasında a t koşuları da tertip edilir. A yrıca 15 mayısta açılan ve arasız olarak her gün kasımın 15 ine kadar devam eden hayvan pazarı şehrin, h atta bütün il ticaretinde tesiri görülen bir alış veriş merkezidir. H aziran, temmuz, ağustos ayları pazarın en hareketli zamanını teşkil eder. Belediyenin buradan her yıl 30 – 40 bin lira ihtisap vergisi aldığı düşünülürse bu pazarın şehrin ticaret hayatındaki yeri daha iyi belirtilmiş olur. Bu pazarda faaliyet mevsiminde 18-25 bin arasında S ığ ır ve M anda, 1 5 -2 0 bin arasında A t, 50 – 90 bin arasında da K oyun ve K eçi satışı yapılm aktadır Bundan başka beş gün devam etmek üzere her yılın 25 haziranında hayvan ve hayvan m ahsulleri panayırı açılır. Buraya yalnız il tüccarları değil, diğer illerden de birçok kimseler alış verişe, mal alm ağa ve satm ağa gelirler. Keza her yılın 12 eylülünde belediyenin ve il özel m uhasebesinin idaresinde açılan ehli hayvan sergisinin şehir ticaretinde hayvancılığı teşvik bakım ından oynadığı rol büyüktür. Ehli hayvancılıkla beraber A ğrı dağlarında yapılan avcılık neticesinde av hayvanlarının derileri de ticaret hayatında yer alır. Şehirde Körçav akıntısından faydalanan ve günde onbeş ton kadar un yapan M em iş K ardeşlere a it un fabrikası şehir ihtiyacını karşıladığı gibi En büyük m eziyet insanlara heyecan verebilm ektir.

diğer ilçelere ve h atta illere bile un gönderdiği zamanlar olm uştur. B uıı fabrikasından başka M urat N ehri üzerinde 3, K örçayda 5 ve K örçayıı kolu K eşiş Suyu n d a da 2 un değirmeni daha vardır. Keza şehire 25 Km. mesafede Ham ur Bacağındaki Perubey memleha sından 350-500 ton k ad ar istihsal edilen T uz da merkezin başlıca ticare maddelerinden biri sayılm aktadır. Uzun yıllar H alı, K ilim , Çorap ve Keçelerinin mükemmelliği ile üı alan A ğ rın ın bu alandaki durum unu dikkate alan Ekonomi Bakanlığı bı eski sanatın gelişmesi için bütün ille beraber Merkez ilcesine de 100 kada tezgâh vermiş, bu tezg âh lar köylere dağıtılm ıştır. K araköse nin iktisadi faaliyet ve ticareti hemen, hemen hayvancılıği dayanm aktadır. H alk to p rak tan yiyeceğini tem in etmekte, hayvancılıkta! ve hayvan mahsullerinden geçinmektedir. Gerek komşu illere, gerekse yur dun diğer bölgelerine hayvan ve hayvan m ahsulleri ihracına mukabil he; çeşit mamul mal alır. H ırd a va t, Züccaciye, A tta riye, T uhafiye en önde ge lenleridir. A ğ r ı Merkez ilçesinin ticaret ve ekonomik hayatı bugün halkın orta halli yaşatacak durum da bulunm akta ise de gelecekte bilhassa hay vaııcılığm gelişmesini ve ulaştırm a işlerinin kolaylaşması sayesinde bı durum un daha yüksek bir dereceye ulaşacağı m uhakkaktır. Bugün şehirde 4 fırın ile çeşitli iş gören 300 kadar tüccar ve esnat vardır. Z iraat Bankasının Şubesi ekonomik ve ticaret hayatında çok faydalı olm aktadır.TÜCCAR VE İŞ ADAMLARI A d ı ve Soyadı A bdullah ve Lütfi Güngör Abdülrezzak K urt Abdülrezzak Sidal A bdülkadir Şefkatli A hm et Genç Ali Osman Kılıç Aziz Gökbakan Aziz Y urtkuran Cemal Şenol Fevzi Akın smail Şefkatli ve Halefi Boran Kâmil Elçi M ahir özbilgi Memiş Kardeşler Zeki ve kardeşi İsmail A ras Çalışma A lanı M anifatura, yapak ve yün tüc. M anifatura ve canlı hayvan Tuhafiye ve kavafiye Av derisi ve m anifatura Gaz, benzin bayii ve nakliyatçı Singer makineleri, çuval ve makara M anifatura, koyun, deri, bağırsak Erzak m üteahhidi, yapağı ve hayvan alım satımı. M anifatura, yapak ve yüıı K avafiye ve ham deri M anifatura, yağ ve yün M anifatura, mamul deri M anifatura ve canlı hayvan Un fabrikatörü M anifatura ve canlı hayvan

TAŞITLARI Şehirde taşıt vasıtalarının başında transit yolu üzerinde çalışan otobüslerle posta kam yonları gelir. Bu kamyonlar E leşkird, H asankale, E rzurum ve D oğubayazıt arasında çalışırlar. A yrıca at arabalariyle ve kış mevsiminde kızaklarla, ulaştırm a işleri görülürse de, hayvanlarla da nakliyat yapılm aktadır.

OTELLERİ Şehirde iki otel vardır. Bunlardan biri T ransit, diğeri Yeşil Yurt otelidir. T ransit oteli, H a lil D ilenin idaresinde, elektriği, sobası vardır; 65 yataklıdır. A yrıca lokanta, gazino ve kıraathane kısım ları da bulunan bu otel A ğrı şehrine gidecek yolcuların ihtiyaçlarını karşılıyacak durumdadır. Banyo tesisatı da yapılmak üzeredir. Suyu şehir içindeki çeşmelerden temin edilmektedir. Yeşil Y urt oteli, A h m et G enç’in idaresinde, 40 yataklıdır; kahvehane kısmı da vardır.

LOKANTALARI T ra n sit oteli lokantasından sonra H a k kı E rg in ’in lokantası gelmektedir. Bundan başka bir kebapçı bir de tatlıcı bulunmaktadır.

BERBERLERİ Kendi adlariyle anılan İhsan ve Süleym an K aram an, S efer D urak, Sahri Salanturdur.

KIRAATHANELERİ T ran sit ve YeşilYurt otellerinin kıraathanelerinden başka aynı derecede k ıra a th a n e yoktur. Yalnız halkın rağbet ettiği M ustafa A rslankoç idaresindeki S ö ğ ü tlü kahvesi de bu ihtiyaca cevap vermektedir.

HAMAMLARI Ş ehirde ihtiyacı giderebilecek durumda temiz bir hamam vardır.

KÜLTÜREL VE SOSYAL DURUMU KARAK0SE şehrinde kültür alanında özel bir çalışma göze çarpm aktad ır. Pek yeni bir şehir olan K araköse taze bir kültür hayatına m aliktir. Şehirde bir ortaokul, iki ilkokul bulunduğu gibi köylerde de okul sayısı lıer öğretim yılı başında artm aktadır. Bugün merkez ilce ve köylerinde 40 ilkokul bulunm aktadır. O kulların gençlik terbiyesinde gördüğü işi şehirdeki H a lk e v i de oldukça geniş bir şekilde başarm ağa çalışm aktadır. Ş ehrin güzel ve büyük yapılarından biri sayılan H a lkevi çatısı altında kültürel bilim ler sağlandığı gibi tem siller verilmekte, okuma, yazma, biçki, dikiş, dokumacılık kursları açılm aktadır. Beden, ruh, fikir terbiyesinde faydalı olmak amacına varm ak için çalışan H a lkevin in bir de kütüphanesi vardır. 1200 ü aşmış bulunan kitap sayısı ile büyük bir boşluğu dolduran bu kütüphane ayrı bir mektep rolü oynamaktadır. Henüz m atbaa bulunmadığı için, yayın yapılam am aktadır. F akat yurdun diğer köşelerin le yayınlanan gazeteleri takip etmek, eserleri okumak mümkündür. Çün- :ü bu vazifeyi gören H aşan Çal ve M ehmet Siiel adında iki kitapçı rardır. Spor çalışm aları halkın en çok sevdiği bir iştir. Şehirde münasip bir per spor alanı olarak seçilmiştir. Burada aynı zamanda millî törenler yapılmaktadır

Spor faaliyetlerinin başında kayak gelmektedir. Bu spor ekseriya merkeze 3 Km. mesafedeki K üpkıran Köyü sırtlarında yapılır. Bilhassa panayır zam anlarında tertip edilen at koşuları da özel bir ilgi ile karI şılanm aktadır. Avcılıkta, sayılmağa değer bir gelişme gösterm ektedir. Bütün yu rtta olduğu gibi H ava, Çocuk Esirgeme, K ızıla y Kurumlarının burada da birer şubesi vardır. Esasen hayır sever olan Karaköst halkı bu kurum lan her zaman desteklem ektedir.

FOLKLÖRÜ KARAKOSE halkının folklörü de Büyük Türk M illetinin derin folklö kaynağına dökülen bir ırmak sayılabilir. İnceden inceye üzerinde uğraşıl mamış olmakla beraber K araköseAs kılavuzumuz için yapılan gezi, bura da genel olarak inanç, anlatış, gelenekler; folklor yönlerinden diğer Tür il ve ilçelerinden esaslı ayrılık bulunmadığını gösterm iştir. Düğünler, mı aşeretler, ölüm ve doğumlar karşısındaki durum ları, eğlenceleri, oyunlar rakısları, şarkıları pekaz farkla diğer doğu illerimize benzem ektedir. K endi düşünce ve bilgileriyle kanaat edenler cahillerdir.

Dil Türkçedir. A rada bazı Acem kelimelerine de rastlanm aktadır. Bu ise şehrin daha doğrusu ilin coğrafî durumunun yüz yıllar boyunca dile yaptığı tesirdir. Burada en ziyade söylenen halk türkülerinden Bican oyunu türküsü ve notasını yazmadan ¡jeçemiyeceğiz.

Oyan türküsü — 1 — Çıktım kerpiç dıvara Baktım ezelki yâra Ben baktım o bakmadı N alet gelsin o yara — 2 — Kerpiç dıvar daşlıdır Yârim kalem kaşlıdır Baktım o yar oturmuş Y ârin gözü yaşlıdır. K ıy a fe tle ri: K adınlar servetlerine göre üst üste göz alan daha çok kırmızı ve kavuniçi rengi entariler giyerler. Bu entariler 7 veya daha fazla da olabilirler. H er üste gelen gömlek veya entari altında kalandan kısadır. Böylece her katın rengi göründüğü gibi kaç tane olduğu da tesbit edilebilir. K adınlarda başlık takm ak adeti o kadının zengin ve asıl olduğuna işarettir B aşlıklar altın ve gümüş sikkelerle süslenir. Ayrıca boncuk dizilerini de kullanırlar. K adınların çoğu ata binmekte m ahirdirler. Bununla beraber dışarı işlerden ziyade ev işlerinde çalışırlar. K ızların evlenme sırasında oğlan tarafı, kız tarafına başlık verir. F akir gençlerin evlenmesi işinde kız babasına ağırlık olarak verilecek hayvanlar civar köylerden teberru edilir

YETİŞTİRDİĞİ BÜYÜK ŞAHSİYETLER VE MİLLETVEKİLLERİ AĞRI ilinde memleket ölçüsünde kıymetli kimselerin yetişmiş olmaları muhtemel bulunm akla beraber bu hususta gerekli vesika ve kayıtlar bulamadığımızdan, ancak Milletvekillerini kaydediyoruz. A ğrı ili halkını bugün Büyük Millet Meclisinde üç Milletvekili tem sil etm ektedir. H alit B ayrak, R ıfk ı R e fik P asin, H üsam ettin Tuğaç. SAĞLIK DURUMU Şehrin kanalizasyonu yoktur. Mevcut pazar yeri fennî değildir. Belediyenin idare ettiği mezbaha tesisatı tamamlanmamış bir durumdadır. H alkın bir kısmı suyunu kuyulardan temin etm ektedir. Bu genel tesislerin durum ları sağlık hayatı üzerinde hiç şüphesiz tesirini göstermektedirler. Bununla beraber şehirde salğın halinde h astalık lara rastlanm aktadır. E trafta büyük bataklık ve göller bulunmadığı halde akarsuların ayakları kenarlarında vücut bulmuş olan bataklıklarda sivrisinekler hâsıl olmakta, bu yüzden Karakösede sıtm alılara rastlanm aktadır. Bununla beraber alı­ nan sıkı tedbirlerle sıtm a ve bulaşıcı diğer hastalıklarda ortadan kalkm aktadır. H alkın sağlığını koruyan resmî teşkilâttan başka şehirde özel M illetçe yaşam a, bilgi ile olur. 92 TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ idareye ait dahiliye ve hariciye servisleri bulunan 50 yataklı hastane çok faydalı olm aktadır. Ş sh ird î N im et Siim erin «M erkez» adında bir eczanesi vardır. İÇME S U L ’A R I Şehirde iki türlü su vardır. Biri içilir diğeriyle temizlik işleri yapılır ve başka ihtiyaçlar karşılanır. H er iki su da şehir içindeki çeşmelerden temin edilir. İçme suyu, şehrin 6 Km. kuzeyindeki lram us mevkiinden çimentodan yapılmış büz tâb ir edilen borularla şehre getirilm iştir. Evlere k adar su tesisatı olmadığı için halk bu suyu beş çeşmeden alm aktadır. Bu su iyi bir içme suyu sayılabilir. Gerek kullanma, gerekse içme suyu çeşmelerinden başka, bir kısım kuyular da, halkın su ihtiyacını giderm ektedir. ŞİFALI SULARI Şehire 7 Km. mesafede D am kat köyünd; yerden kaynayan ve demir mürekkebatını m uhtevi karbonatlı soğuk bir su vardır. M urat nehri K ıyılarında birbirine 300 metre mesafede iki kaynaktan ibaret olan ve açıkta duran, tesisatı bulunmayan bu sudan, yol müsait olduğu için, halk içme suretiyle faydalanm aktadır.. Yine şehre 32 Km. uzaklıkta, D oğubayazıt tra n sit yolu üzerinde M urat kıyısında, demir mürekkebatlı ve karbonatlı içme olarak kullanılan, mide hastalıkları için şifalı olan bir kaynak daha olup aktığı yerde kirem it renginde iz bırakm aktadır. IŞIK DURUMU Şehirde elektrik vardır. Ceryanı Memiş K ardeşlerin un fabrikasından temin edilmektedir. D aha ziyade resmî daireler, oteller, kahvelerle beraber m ahdut kimseler bu ceryandan faydalanm aktadırlar. H alktan bir kısmı petrol lâm bası ve mum yakm aktadır. Tezek yalnız şehirde değil bütün İl içinde biricik yakacak m addesidir. Şehirde resmî ve özel bütün binalarda yakacak olarak tezek kullanılır. Koyun tezeğini makbul sayarlar. Kalıp haline getirilen bu tezekler parça parça kesilmek suretile kilo ile satılır. MUHABERE VASITALARI Şehrin dış şehirlerle telefonla irtibatını tem in eden ve halkın faydalandığı telefon tesisatı yoktur. Mevcut şebeke jandarm anın emrinde asayiş bakım ından istifade edilir bir durum dadır. T elgraf m uhaberesi yapmak her zaman mümkündür. A bası yok, poyraza karşı gider. TDRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ 93 EĞLENCE VE MESİRE YERLERİ H alk burada kendisini işe verdiğinden davarı, atı ve tarlası ile uğraşm akla en büyük zevki duym akta, neşe ve eğlenceyi d ah a ziyade at koşularında aram akta ise de bu da yılın belirli zam anlarında yapılm aktadır. Bunun dışında kahve gazino gibi yerlere pek rağbet yoktur. Bu sebeple eğlence yeri yok gibidir. H slkevin m sinem ası sosyal hayata faydalı tesirler yaparak halkı eğlendirm ektedir. Bir iki kıraathane ve gazinodan başka halk boş zam anlarında şehirde Sıddıkige M ahallesindeki değirmeni döndüren su kenarındaki S ö ğ ü tlü ğ e gider. Müsait mevsimlerde ise civar dağlarda ava çıkılır ve kayak sporları yapılır. Yurttan sesleri radyoda değil m ahallinde dinleyiniz. E s k id e n A n a d o lu k ö y le r in e g id e n le r , m is a fir g id e c e k le r i y e r le r e k a lıv e , ş e ­ k e r g ö tü r ü r le r d i. Ş im d i k ita p v e f a y ­ d a lı m e c m u a la r g ö tü r ü r le r . S iz d e ö y le y a p a r s a n ız iy i k a r ş ıla n ır s ın ız . T. K. 94 TÜRKİYE KILAVUZU -AĞRI İLİ DOĞUBAYAZIT İLÇESİ DOĞUBAYAZIT, Trabzon – İran transit yolunun geçtiği ve kendi adı verilen düz bir ova üzerinde ve A ğrı dağının 15 Km. batısında kurulmuştur. E sk i D oğubayazıt, bugünkü kasabanın 6 Km. doğusunda yüksek v e sert bir arazi üzerinde idi. 1938 de şimdiki yeri olan ■Sarioî/a’daki is ­ tasyon mevkiine indirilm iştir. K asaba düz bir arazide bulunm asına rağ ­ men ilce umumiyetle dağlık bir bölgededir. Denizden yüksekliği 1700 metre olan ilçenin yüz ölçüsü 2310 Km. karedir. D oğubayazıt, K araköseye 9 3 Km. mesafededir. K asaba yeni oldu­ ğundan cadde ve sokaklar geniş ve muntazamdır. Evler kısmen ta ş ve kısmen de kerpiçten yapılmış olup birer ve ikişer katlıdır. Resmî binalar hariç diğerlerinin dam ları to p rak tır. H üküm et konağı, İlkokul, Belediye, H a lkevi başta gelen yapılardır. K asabada halen elektrik yoktur. Evler petrolla aydınlatılır. T a şıt vasıtaları: kam yon, araba, kağnı ve hayvanlardır. Sultan Yıldırım Bayazıta izafeten B a ya zıt ismi verilen ilce 1514 de O sm anlılara geçtikten sonra bir müddet, Van hudut m uhafızlığına bağ­ lı, B a ya zıt m uhafızı adı verilen D erebeylerle idare edilmiş ve derebeyliğin ilgası üzerine sancak olarak E rzurum iline bağlanm ıştı. K urtuluş Savaşının sonuna kadar sancak halinde idare edilen Bayazıt, Cum huriyet’in ilânında yapılan İdarî değişiklikler sırasında müstakil sancak olmuş ve sancakların İle çevrilmesi üzerine, il merkezi olmuştur. Bu sırad a İğ d ır ve Tuzluca ilçeleri de Bayazıt iline bağlanm ıştır. 1926 yılında Bakanlar Kurulu karariyle, il merkezi K araköse ye nakledilmiş ve ile de A ğ rı denmiştir. Bayazıt ilce haline sokulmuş, İğdır ve Tuzluca ilçeleri de K arsa verilm iştir. Resmî m uhaberatta vukua gelen yanlışlıkların önüne geçilmek maksadiyle 1935 de Bayazıt ilçesi D oğubayazıt adını alm ıştır. D oğubazıtm eski yeri yoldan uzak sarp kayalıklar içinde bulunması ve inkişafa müsait olmaması yüzünden 1938 yılında ilce merkezi 6 Km. mesafede bulunan metruk Sarıova istasyonu mevkiine (D oğubay a zıt) adiyle naklolunmuştur. D oğubayazıtm , çok eski zam anlara uzanan zengin ve değişik bir ta rih çağını yaşadığı anlaşılm aktadır. Yine çok eski zam anlarda H itit D evletinden ayrılan ve H a ti (H a ld i) adını alan Türkler, S encar dağlarından A ra ra t (A ğ rı) dağlarına, A ras kıyısındaki Alagöz dağından, Gökçegöl kıyılarına k ad ar Doğubayazıtı de içine alan geniş bir sahayi hakim iyetleri altına alm ışlardır. A sû r kitabeleri, vaktiyle A ğrı bölgesiİe V an topraklarının bir kısmında Löhordo adlı bir Türk hükümeti bulundu­ ğunu kaydeder. Bu devleti bazı tarih ler Löhordo ve bazı ta rih le r de (O ra rtü ) diye tanım aktadır. İsrail oğulları O rartüye A ra ra t dediklerinden bu bölgenin en yüksek dağı da o zaman Orartii ve sonradan A ra ra t Ç alışm ak, za fe r ve saadetin babasıdır. TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ 95 (D o ğ u b a y a zıt ilçesi) adını alm ıştır. Bu hükümetten sonra Ağrı ve dolayısiyle Doğubayazıt İran idaresine, daha sonra Büyük İskender in İran’ı fethi sırasında İskendere ve onun ölümünden sonra da Selefkos idaresine geçmiştir. İsadan önce 250 tarihlerinde, burası İrandaki P art K rallığı ile Rom alılar arasında birkaç defa el değiştirm iştir. D oğubayazıt ve çevresi milâdi 625 tarihinde A ra s kıyılarına gelen H azer Türkleri tarafından zaptedilm iş ve 639 da da A ra p ların eline geçmiştir. O ta rih ­ lerde İslâmiyetin yayıldığı bu topraklar H azer Türkleriyle A rapların mücadele sahası olmuş ve birkaç defa el değiş­ tirm iştir. A nadolu’yu ellerine geçiren Bizanslıların buraya kadar gelip gelmedikleri bilinememektedir. Milâdı 1040 tarihinde b u ­ rası evvelâ İran Selçukilerinin ve sonra da K onya S elçu kilerinin hüküm ve idareleri altına geçmiştir. Selçuk T ürkleri bu çevreyi ve bilhassa Erzurumu im ar etmişler, bağ ve bahçelerle süslemişlerdir. D oğubayazıt 1231 ta rih ­ lerinde A ladağ bölgesile birlikte M oğol idaresine geçmiş ve onların bir yaylası olmuş­ tur. M ogollardan Orgun H an A ladağda bir saray yaptırm ış­ tır. B ilahara Doğu Bayazıt İl hanilere ve onlardan sonra da A zerbaycanda Hükümet kuran ve Selçukilerden olan E rsina O ğullarına ve 1368 tarih in d e de K arakoyunlularm idaresine geçmiş ve bir m üddette Tim ürlen ğ in istilâsına uğram ıştır. Kısa süren Timürlenk işğalinden sonra yine K arakoyunlulara d aha sonra A kko yu n lu – lara ve nihayet O sm anlı h akimiyetine geçmiştir. K a n u n î S u lta n Süleym an Tebrize g itmek için buradan geçtiği gibi tsh a k Paşa s a ra y ı’m n cam i m ethali 1635 de IV . S u lta n M urat da İran muharebelerine giderken yine buradan geçmiş ve halen kendi adını taşıyan bir de yol vücude getirm iştir. E ski eserleri: Bayazıt Kalesi ve surları : _ Eski Bayazıt kasabasının kuzeyinde kayalıklar arasında yaptırılm ıştır. İnşa ta rih i belli değildir. Tim ürlenğ’in güçlükle zaptettiği kalelerden biri de budur. Bu kalenin etrafında bugün kısmen harap bir de sur vardır. En tem iz hava kır havasıdır. 96 TORKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ( D o ğ u b a y a z ıt ilç e s i) İshak Paşa Camii ve S a ra y ı: İshale Paşa Camii ve Sarayı, takriben 150 sene evvel Bayazıt M ıhafızı B ehlül Paşa tarafından yaptırılm ağa başlanmış ve oğlu İshak Paşa tarafından sonradan tam am lanm ıştır. Üs – lûp ve mimarisinin tenasübü ile oldukça zengin tezyinat ve değerli mermer sütunlariyle dikkati çeken bir yapıdır. Burası türbe, medrese, zindan, kale, harem gibi kısım ları ih tiv a eder. Birinci cihan savaşını müteakip zaman zaman ta h rib a ta maruz kalmış, bugün de adeta yıkık bir haldedir. Yalnız cami ve mimarîsi ile medrese ve kalenin bazı kısım ları bütün haşmetile meydandadır. B ir a n ın m eçhul bir m im ar ta rafın d an 30 senede ikm al ed ild iğ i sö y len ­ m ektedir. K ervansaray: Eski Bayazıt’ın kuzey batısındaki M usun Bucağının K u ca k Köyündedir. Mimarî tarzına göre İran Selçukileri tarafından yaptırıldığı anlaşılm aktadır. K asabada bunlardan başka ta rih î değerde 12 cami ve S kilise vardır 1940 sayımına göre kasabanın 920 si kadın 4563 ü erkek olmak üzere 5483, İlçenin bucak ve köylerile birlikte 25268 nüfusu vardır. İlçenin M usun adında bir b u cağı ve 79 köyü m evcuttur. Nüfus kesafetine nisbetle, ziraata müsait çok geniş arazisi olmasına rağmen halk, maziden kalma itiyadın neticesi olarak, d aha ziyade hayvancılıkla uğraşır, İlce ihtiyacının bir kısmını karşılayacak kadar B u ğ ­ day, A rp a , Ç avdar, gibi m ahdut ürünler elde edilmektedir. İklim , Toprak ve su gibi bir çok garantilere m ıkabil az elde edilen bu ürünlerden başka, ova kısım larında Pam uk, Ç eltik, K endir yetişmesine elverişli arazi ds mevcuttur. D oğubayazıtın tic a re ti: H ayvancılık ve hayvanlardan elde edilen m ahsulleri teşkil eder. Çok müsait olan yaylalarda başta K oyun olmak üzere fazla sayıda çeşitli hayvanlar beslenir. Köylülerin ekserisi, yazın yaylalara çıkar ve elde ettikleri yağ, peynir, deri ve yün ile kazançlarını temin ederler. F akir tabakada, eşeklerle kamış, tezek, geven nakletmek suretiyle geçinirler. İlce, ticaretinin mühim bir kısmını K araköse ve Erzurum ile yapar TÜCCAR VE İŞ ADAMLARI Çalışma A lanı M anifatura, koyun, yün, yağ tüccarı A d ı ve Soyadı Bekir Çakan H akkı Tanrıverdi » » * » » Şsrif Pire » » » » » Şevket Dudu » » » » » Şsvket K ızıldağ » » » » » T ah ir Ş ahin -> » » » » Yusuf Ş ahin » »•»’■»» K asabada biri A li Ö ksü z’e ait 10 yataklı ve diğeri A bdullah Ö ztü rk ’e ait 5 yataklı han biçimi iki otel, bir aşçı dükkânı, iki berber ve iki kahvehane vardır. Biri merkezde ve dördü de köylerde olmak üzere ilce dahilinde 5 öğretmenli ve 9 tane de eğitmenli ilkokul mevcuttur. E gem enlik Ulusundur. TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ (D o ğ u b a y a zıt İlçe si) 97 H alkevi, 350 ciltlik kütüphanesiyle kültür hayatının gelişmesine hizmet etm ektedir. M usun Bucağında bir H alkodası bulunm aktadır. İlçede Sıtm a azdır. Bulaşıcı hastalıklar yok gibidir. H ususî idareye ait beş yataklı bir dispanser vardır. 6 Km. mesafeden künk borularla getirilen ve bir çeşme ile kasabaya dağıtılan bir içme suyu vardır. Bu su bugün için ihtiyacı karşılıyam adığından tesisatın genişletilmesi ve daha bol su temini için çalışılm aktadır. Ilce’de ekşi su adı verilen birkaç tane maden suları vardır. Bunlardan birisi •’ K asaba içindedir. Lezzeti ekşi ve soğuktur. Çeşme halinde olup içme olarak kullanılır ve hazmı kolaylaştırır. D iğ e ri: Yine K asaba içindedir. Ayrı bir kaynaktır. Soğuk bir sofra suyudur. Hazmı kolaylaştırır. Ü çâ n cü sâ : Bayazıt – M uradiye şosası üzerinde olup K asabanın 10 Km. batısına düşer. Soğuk ve gazlı bir sofra suyudur. Hazmı kolaylaş­ tırır. K asaba ile eski Bayazıt arasındaki bahçeler ve yeşillikler halkın mesire yerleridir. K uvvet şurubunu aram a, fın d ık üzüm ye. Y o lc u lu k ta ih tiy a t e n a s p ir in , k in in g ib i k o m p r im e ilâ ç la r ile b e r a b e r in iz d e bir m ik d a r p a m u k , g a z v e s a r g ı b e z i, k o lo n y a v e te n tü r d iy o t b u lu n d u r u r sa ­ n ız m ü ste r ih g e z e r v e r a h a t e d e r s in iz . T. K. 98 TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ DİYADİN İLÇESİ DİYADİN : K araköse – D oğubayazıt tran sit yolunun 5 Km. güneyinde ve M urat nehri kıyısında düz bir arazide kurulm uştur. Denizden yüksekliği 1925 metre olup yüz ölçüsü 1810 Km. karedir. Evlerin hepsi bir katlı olup çoğu taştan ve bir kısmı da kerpiçten yapılm ıştır. Damları topraktır, bahçeleri yoktur. K asabada biri henüz tesviye halinde, diğeri de Hükümet Konağından Belediyeye doğru açılm akta olan iki cadde vardır. Bu caddelerin kenarında söğüt ve akasya ağaçlarına tesadüf edilir. H üküm et ko n a ğ ı, İlko ku l, Belediye ve P a rti binaları ile Jandarm a D airesi başta gelen yapılardır. Bu binaların çatıları saçtır, Evler petrolle aydınlatılır. K asaba 61 Km. lik muntazam bir şosa ile K araköse’ye bağlıdır. Yazın bu yolda tekerlekli ta şıt vasıtaları kullanılırsa da kışın atların çektiği kızaklarla yolculuk ve nakliyat yapılır. Diğer ta şıt vasıtaları kağnı a t ve öküzdür. K araköse’den gelip giden bir posta kamyonu vardır. İlce toprakları ta rih boyunca doğudan batıya doğru O ğuz Türk’lerinin, İra n ’ lıların, S elçu ki’lerin ordularına geçit vazifesi görmüştür. Yine sıra ile bu milletlerin eline geçen ve nihayet T ürk’lerin A sya’dan A nadolu’ya yayılmaları sırasında Türk kültür ve nüfusu altına girm iştir. A kko yu n lu U zun H a şa n ’ın oğlu Ziyaettin burada bir kale yaptırm ış ve ismine izafeten Ziyaettin adını verdiği Evliya Çelebi seyahatnamesinde yazılıdır. Zamanla Z iya ettin kelimesi D iyadin şekline girmiş ve ilçeye ad olmuştur. 1858 tarihinde Bayazıt Sancağına (şimdiki Doğubayazıt) bağlanan Diyadin, 1860, 1876 ve 1914 tarihlerinde üç defa yabancı işğaline uğramıştır. İlce dahilinde’ bugün harap bir halde bulunan bir cami, K asabaya 15 Km. mesafedeki M aya Köyün de yüksek kayalara oyulmuş m ağaralar ve m ezarlar gibi ta rih î eserler vardır. A yrıca M urat nehri kıyısında ve kasaba’nm 7 Km. güneyindeki kaplıcalarda ta ş haline gelen teressübattan vücut bulmuş iki köprü vardır. Evliya Ç elebi’nin ( Germabı ibretnüm a ) tâbirini kullandığı bu köprüler üzerinden her türlü nakliyat yapılm aktadır. İlçenin 1940 sayımına göre 16513 nüfusu vardır. Bunun 8252 si kadın ve 8261 i erkektir. K asabanın nüfusu 1110 dur. İlce’nin Taşlıçay adında bir bucağı ve 112 köyü vardır. İlce arazisi dağlıktır. Bununla beraber Diyadin-Taşlıçay arasında geniş b ir vadi vardır. Z iraat bölgesi bilhassa burası ve dağ etekleriyle düzlüklerdir. Bu itibarla ekilecek toprak azdır. Meyva, bağ olmadığı gibi sebzecilik de yoktur. K endiliğinden yetişen Çiriş, Ç ayşır, Yem lik, K u ş­ ekm eği, E velik gibi bitkiler sebze yerine kullanılır. Merâ ve otlak çok olduğu için halk, hayvancılıkla uğraşır. Umumiyetle halk orta hallidir. H ayvancılık ilce’nin başlıca gelir kaynağını A d a la r M arm ara’nın incisidir. TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ( D iy a d in ilç e s i) 99 teşkil eder. Karaköse pazarına götürülerek satılan canlı hayvanlarla bunların m ahsulleri olan Yün, Deri, Y ağ, P eynir, belli başlı ticaret m allarıdır. TÜCCAR VE İŞ ADAMLARI A d ı ve soyadı Çalışma alanı Bahri özm en Koyun, yün, m anifatura, yağ tüccarı K ahram an Yüce » » » ve yapağı tüc. Şamil Azizoğlu Koyun ve m anifatura tüccarı Şamil Peker » » » ve yün tüccarı Tevfik T atar » » » yün ve yağ tüccarı İki aşçı dükkânı ve seyyar bir berber vardır. O tel yoktur. Misafirler kahvehanedeki kerevetler üzerinde yatırılır. Biri Merkezde ve ikisi de köylerde olmak üzere İlce dahilinde halen 3 ilkokul vardır. H alkevi ile bu evin 300 ciltlik bir kütüphanesi mevcuttur. Ayrıca Taşlıçay Bucağında da H alkodası vardır. Folklor ■’ Eski kıyafet erkeklerde bir buluz üstüne gümüşle işlenmiş bir bel kemeri ve altında bir kilot pantolon ve çizme, başta yapak, kü- lâh etrafında püsküllü b ir eşarp bulunurdu. Şimdi kıyafet zamana uygundur. Kadın kıyafetleri ise halen uzun etekli entari f 4-5 entari üstüste g iyerler) belleri kuşaklı, başta Kofilc denilen ta s biçiminde bir başlık, bu başlığın etrafı zenginlerde altın, fakirlerde sarı penezlerle süslenmiştir. A yaklarında iskarpin yerine kundura vardır. A nanevi âdetleri ■’ Misafire hürm et, cirit oynamak, düğünde yarış yaparak hediye almak, gelin eve girerken eşiğe basacağı sırada önüne su serpmek ve bir yemek kaşığını ayağının altına atm ak (gelin basarak kaşığı kırar) gibi âdetler vardır. İlce’de sıtm a azdır. K asabada hususî idareye ait 5 yataklı bir dispanser ve bir belediye ebesi vardır. K asaba’ya 5 Km. mesafede âdi yolla gidilen D a vu t Ç erm ik’i, Köprü Ç erm ik’ı ve Yılanlı Ç erm ik’i adında üç sıcak su vardır. D avat Ç erm ik’i ‘ K asabanın 10 Km. kuzey doğusunda ve D avut köyü yanındadır. Sıcak ve kükürtlüdür. C ilt hastalıkları için iyidir. Banyo olarak kullanılır. Köprü veya D eli Ç erm ik’i • K asabanın güneyinde ve iki buçuk saat mesafededir. M urat nehrinin kenarında ve köprüye yarım sa a t uzaklıktadır. Sıcaktır, hafif kükürt kokar, tesisatı yoktur. Yılanlı Ç erm ik’i .’ M urat nehrinin kenarında ve K asabanın iki saat güneyindedir. Sıcaklığı + 5 0 ° dir. K ükürt kokuludur. C ilt hastalıkları ve yaralar için iyidir. İçinde zarar vermiyen bir metre k ad ar uzunlukta yı­ lanlar bulunur. A lışık olm ıyanlar korkarak istifade edemezler. K arbonatlı s u : M urat nehri kenarında ve K asabanın güneyindedir. Sıcak ve ekşi lezzetlidir. Hem banyo hem de içme olarak kullanılır. Kalp ve dam ar hastalıkları için faydalıdır. Çermik : K asabanın kuzeyinde ve 20 Km. mesafededir. Sıcak ve hafif kükürtlüdür. Romatizma ve deri hastalıkları için iyidir. İy i kullanılan enerjinin başaram ıyacağı hiçbir şey yoktur. 100 TÜRKİYE KILAVUZU -AĞRI İLİ ELEŞKİRD İLÇESİ ELEŞKİRD Kasabası, Köse D ağı’nın güney doğusunda ve kendi ismini taşıyan ova üzerindedir. K asaba batı kuzeye doğru hafifçe yükselmekte olan bir arazi üzerindedir. Yüz ölçüsü 1090 Km. karedir. ¡ran – Trabzon transit yolu üzerinde bulunan E leşkird 34 Km. lik bir şosa ile K araköse’ye bağlıdır. T aşıt vasıtaları kağnı ve hayvandır. E rzurum ve K araköse cihetlerinden girişte manzara daha güzeldir. Bu kısımda söğüt ağaçlarından ibaret bir yeşillik göze çarpar. Evler kısmen taştan ve eskesriyetle kerpiçten yapılm ıştır. Birer katlı olan evlerin damları topraktandır. Kiremitli çatısı ve beyaz rengiyle H üküm et K onağı, Belediye ve H a lk e vi binaları başta gelen yapılardır. Evler petrolle aydınlatılır. E leşkird, 1687 -(1099) senesindenberi ilce merkezi olarak Toprakkale köyünde iken, bundan ondokuz yıl önce bugünkü yere nakledilm iştir. İlce merkezi eskiden 1500 evli ve 7000 nüfuslu bir kasaba iken, bir ■çok savaşlara sahne olması, birkaç defa yabancı işgaline uğraması yü­ zünden bugün 100 evlik bir köy haline gelmiştir. Toprakkale köyünde, hangi devre ait olduğu bilinemeyen bir kale harabesi ve kapısında 1687 – (1099) tarih in i taşıyan ve M irza bini A bdi P aşa tarafından yapıldığı anlaşılan k ârgir bir cami vardır. İlce eskiden Bayazıt sancağı’na bağlı iken, sancakların kalkm ası ve bilahara A ğrı ilinin teşekkülü üzerine buraya bağlanm ıştır. 1940 sayımına göre kasabanın 771 i kadın ve 771 i erkek olmak üzere 1542, ilçenin ise köyleriyle birlikte 18577 nüfusu vardır. Bucağı olmıyan ilçenin 86 köyü mevcuttur. E leşkird ovası -ziraata çok m üsaittir. C ivar ilçelere nazaran burada hububat ekimi fazladır. İlce’de geniş m eralar ve otlaklar bulunduğu için hayvancılık, halkın başlıca meşgalesini teşkil eder. A rıcılık m ahdut ise de balı çok nefistir. C anlı hayvan, Deri, Yün, Y ağ, K ıl, P eynir, Çökelek, H ububat, P atates ilce’nin başta gelen ticaret m allarıdır. Ticareti daha ziyade K araköse, E rzurum , S iva s illeriyle yapar. TÜCCAR VE İŞ ADAMLARI A d ı ve soyadı Çalışma alanı A hm et Tekin Canlı hayvan ve kereste tüccarı Hamdi Güven ve kardeşleri M anifatura, canlı hay., yün, yapağı Kerim Dişçi » » » » » Mehmet A kkaya Canlı hayvan tüccarı Seyfet Ş imşek M anifatura, bal, canlı hayvan tüccarı İnsanları en ziya d e m üteessir eden şey, adem i m u v a ffa k iy e ttir. TDRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ( E le ş k irt! ilç e s i) 101 K asaba’da, bir han, bir fırın, bir aşçı dükkânı, iki berber ve iki kahvehane vardır. Biri merkezde dördü de köylerde olmak üzere ilce’de beş ilkokul vardır. A yrıca 16 tane de eğitm enli okul vardır. K asaba’da 300 ciltlik bir kütüphane ile bir H a lkevi ve M olla S ü ­ leym an ve H a n g ir köylerinde de birer H alkodası vardır. İlce’de sıtm a azdır. H ususî idareye ait 5 yataklı bir dispanser mevcuttur. K asabaya 5 Km. mesafedeki Köse dağı mevkiinden iyi vaziyette bir içme suyu getirilm iştir. Birkaç çeşme halinde sokalara dağıtıl niştir. Köse dağı eteğinde karbonatlı bir maden suyu vardır. Lezzeti ekşi ve soğuktur. A yrıca k asab a’ya 15 Km. kadar uzakta cilt hastalıklarına iyi gelen ılık diğer bir su daha mevcuttur. Çankırı en iyi tiftik yetiştirir. T ü rk d e m ir y o lla r ı ü z e r in d e s e y a h a t e d e r k e n is t e d iğ in iz y e r d e v e v a g o n iç in d e t e lg r a f m e r k e z i b u lu n a n h e r y e ­ r e , t e lg r a f v e r e b ilir s in iz . Bu v a z if e y i tr e n k o n d ü k tö r le r i y a p a r . B unu g e z ­ g in le r e h a tır la tır ız . T. K. 102 TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ PATNOS İLÇESİ PATNOS : Subhan dağının 25 Km. kuzeyinde ve K araköse, Erciş yolu üzerinde düz bir ovada kurulmuştur. K asabanın denizden yüksekliği 1600 metre ve ilçenin yüz ölçüsü 964 Km. karedir. 83 Km. uzunluğundaki bozuk bir şosa ile Karaköseye bağlıdır. T aşıt vasıtaları kağnı ve hayvandır. K araköse – E rciş yolu içinden geçer. Karaköse cihetinden k asab a’ya giriş daha güzeldir. Bu kısımda ilkokul, kaymakam evi ve belediyece yaptırılm ış birkaç memur evi göze çarpar. Şosanın 150 m etrelik kısmı daha iyi tanzim edilmiş ve iki tarafı amaçlandırılmıştır. K asabada evler birer katlı ve badanalıdır. D am ları toprakla örtü­ lüdür. Evler petrolle aydınlatılır. 1936 yılında M a la zkirt ilçesinin S ultanm ut, A h la t ilçesinin Sarısu ve Erciş ilçesinin D edeli bucaklarından mürekkep olmak üzere ilce P a tnos adiyle kurulmuştur. İlce oluncaya kadar Patnos bucak halinde M alazkirte bağlı idi. Selçuk T ürkleri’niıı 1071 tarihinde ve M alazkirt zaferinden sonra A nadoluda yerleşmiş olm alarına ve Patnosun da M alazkirt kasabasına kestirm e 30 Km. mesafede bulunduğuna göre ilçenin bu savaşlara sahne olduğu anlaşılm aktadır. 1514 de Osmanlı Padişahı Y a vu z S u lta n Selim , Ş ah İsm ail ile yaptığı Çaldıran m uharebesi’ni kazanm ış ve F ıra t nehrinden R um iye g ö ­ lüne kadar olan to p rak lar o zaman Osmanlı devletine katılm ıştı. Buna nazaran Patnos bölgesinin de bu sıralarda Osmanlı devleti’ne ilhak edildiği ve Yavuzun bu sefer esnasında buralarda konakladığı mevcut ta rih î eserlerden anlaşılm aktadır. Yavuz un vaktiyle buralardan geçtiğini gösteren ve onuıı kum andanlarına ait olduğu zannolunan üç küm bet vardır. Bu kümbetlerden birisi kasabaya 2 Km. mesafedeki Z iyaret, diğeri Subhan dağı eteğinde Taşkıran, üçüncüsü de D edeli bucağının A cım köylerindedir. 1940 sayımına göre k asab a’nın 372 si kadın ve 479 u erkek olmak üzere 851, .ilçenin köy ve bucaklariyle birlikte 13065 nüfusu vardır. İlçenin Dedeli, S u lta n m u t, Sarısu adında üç bucağı ve 106 köyü mevcuttur. P atn o s’un geniş ve verimli toprakları vardır. İlce ekonomisini ve ticaretini en ziyade hayvancılık teşkil eder. H ububat, sebze, canlı hayvan, yün, yağ, deri ve av hayvanları, ilçenin belli başlı ihraç m allarıdır. İhracatını umumiyetle K araköse üzerinden yapar. TÜCCARLARI VE İŞ ADAMLARI A d ı ve asaydı Çalışma A lanı A bdülbaki Y aşar M anifatura, koyun, yapağı, yağ tüc. A bdülbari Yıldırım » » » » » M alın kıym etin i azlığı arttırır. TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ( P a tn o s İ lç e s i) 103 A d ı ve soyadı B ahri Er genç Mecit Kilerci Salih A taseveıı Ş aban Ersan Çalışma A lanı M anifaturacı H alen otel, han, lokanta, aşçı dükkânı yoktur. Bir seyyar berber ve iki kahvehane vardır. Merkezde bir ilkokul ile bir H alkodası ve bu odanın 150 ciltlik bir kütüphanesi mevcuttur. Ayrıca, Sultanm ut ve Dedeli Bucaklarında da birer H alkodası bulunm aktadır. Subhan Dağı eteğinde bataklık yüzünden ilce kısmen sıtm alıktır. Fakat yeni tedbirlerle günden güne bu hastalık azalm aktadır. içme suyu 940 senesinde bir kilometre mesafeden künk borularla getirilm iş ise de bu borular bugün kırılmış oldğundan halk aynı suyu 150 metre mesafeden getirerek kullanm aktadır. Bu su kâfi gelmediğinden kasaba yanındaki kaynaktan faydalanılm aktadır. K asabaya 15 dakika mesafede D edeli Suyu üzerindeki Ziyaret köyü ve etrafı mesireliktir. E y Türk genci vatan sana em anettir. K ıla v u z u n d e v a m ı o la n v e 15 ilim iz i ih tiv a e d e n ik in c i c ild i h a z ır la n m a k ta o lu p , 6 a y a k a d a r s a tış a a r z e d ile c e k tir . T. K. 104 TORKİYE KILAVUZU -AĞRI İLİ TUTAK İLÇESİ Kuzeydeki sırtlara doğru hafifçe yükselen kasaba, M urat nehrinin kıyısında ve düz bir arazi üzerine kurul nuştur. Y anları ve arkası tepecikler ve sırtlarla çevrilidir. M urat nehri kasabanın kenarından geçer. İlçenin denizden yüksekliği 1500 metre ve yüz ölçüsü de 1890 Km. karedir. Karaköseye 40 Km. lik bozuk bir şosa ile bağlıdır. T aşıt vasıtası kağnı ve hayvandır. K asabada evler bir katlı olup üzerleri toprakla örtülüdür. Bir caddesi vardır. O da halen tanzim edilmemiştir. H üküm et K onağı, H a lke v i binası, Jandarm a dairesi göze çarpan yapılardır. Bunların çatıları saç, duvarları taştandır. Evler petrolle aydınlatılır. H alk umumiyetle hayvancılık ve çiftçilikle uğraşır. Kasabayı kuranların buraya tutulm uş yer m anasına T utak adını verdikleri anlaşılm aktadır. İlce coğrafî mevkiinin öne ni bakım ından tarih boyunca birçok muharebelere sahne olmuştur. Jranlılar’ın, R o m a h la r’ın, S elçu kiler’in hücumuna uğram ış ve zaman zaman bu milletlerin elinde kaldıktan sonra O sm anlt hâkim iyetine geç­ m iştir. Burası aynı zamanda Islâm , H iristiyan, Sünni, Ş iî ve Y ezidi denilen din ve mezhep cereyanlarının tesiri altında kalm ıştır. İlce IV. üncü Osmanlı P adişahı Y ıldırım B a ya zıt zamanında Tim ürlenğia ve onu takiben bir iki defa yabancı işğaline uğram ıştır. İlce topraklarında da bajlıca eski eserlerden: M irza C em a lverd i ve N adirşeh Köylari civarında yazıları okunamıyan ve muntazam taşları bulunan m ezarlıklar vardır. Bunların eski Türklere ait olduğu zanne dil.nektedir. İlce merkezi’ne 20 Km. mesafede ve güney doğu cihetinde K alekulu Köyü yanında Kale-i-hun (Kan Kalesi) adında bir kalenin izleri görülmektedir. K asabanın 15 Km. batısında H ive köyü yakınında ve yine kasabanın 12 Km kuzeyindeki Isaâbat köyü içinde iki büyük kilise harabesi mevcuttur. K asabaya 17 Km. uzakta ve N ohutlu köyü yanında kayalık bir arazide Bizanslılar’a ait olması muhtemel ve K aragöz diye anılan yeraltında diğer bir kilise vardır. N adirşeh köyü civarında üç gözlü ve kârgirdsn yapılm ış ta rih î bir köprü bulunm aktadır. 1868 tarihinden yakın zamana kadar Bayazıt Sancağına bağlı olan T u ta k sonradan ilce haline getirilm iştir. 1940 sayımına göre merkezin 382 si erkek, 346 sı kadın olmak üzere 728 ve ilçenin köylerile birlikte 12849 nüfusu vardır. Bilen bilm eyeni yener. TÜRKİYE KILAVUZU – AĞRI İLİ ( T u ta ‘i ilç e s i) 105 Bucağı olmayan ilçenin 96 köyü mevcuttur. İlçede hayvancılık ileridir. H ububat, Kavun ve Karpuzla beraber bilhassa hayvan mahsullerinden Peynir, Yün, Deri, Yağ ilce ticaretini teşkil eden maddelerdir. Tutak, ticaretini hemen tamamiyle Karaköse ile yapar, İlçede az m iktarda dokumacılık vardır. Bilhassa tiftik ve yün çorap fazla örülür. K asaba’da bir berber ve bir kahve mevcuttur. Biri Merkez’de ve üçü köylerde olmak üzere İlçede 4 ilkokul vardır. K asab a’da bir de H alkevi bulunm aktadır. Sayılı edip ve şairlerden M ehm et T e v fik Balcı, T utak için şunları yazmıştır: G eldi eyyamı b ah ar tüfe zemin oldu Tutak Yeşil atlası geyinüp taze gelin oldu Tutak H er ta ra fta n çimen can-ü-dile verdi safa Bu cihetten sanasın huldü berin oldu Tutak İlçede sıtm aya tesadüf olunursa da azdır. K asabanın içme suyu bir kilometre mesafeden künk borularla getirilm iştir. A yrıca iki çeşme varsa da birisi bozuktur. Z u lü m le yapılan çabuk yıkılır. Y o lc u lu k ta , m ü m k ü n , o ld u ğ u k a d a r a z e ş y a a lır s a n ız , r a h a t e d e r v e ü z ü lm e z s in iz . F a z la e ş y a s iz e a ğ ır lık , t e lâ ş v e ü z ü n tü v e r ir .

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)