ağaç

ağaçEkran Alıntısı
Boylu ve odunsu kara bitkilerinin genel adı. Bir ağaç genellikle, tek odunsu gövdesiyle olgunlaştığında boyu en az 6-8 m’yi bulan dik duran bir bitki olarak tanımlanır. Bununla birlikte çevre koşullarına ve yaşa bağlı olarak, bazı ağaç türlerinde ağaççık (Bk. AĞAÇÇIK) ve sarılgan bitki özelliklerinde büyüme biçimleri gözlenebilir. Çok büyük boyutlarda büyüyebildikleri ve uzun yıllar yaşayabildikleri için, çevre sistemine egemendirler. Sözgelimi, sekoya (Sequoia Sempervivens), herhangi bir ağaç türünün ulaşamayacağı yüksekliktedir (112 m); dev sekoyanın {Seguoiadendron giganteum) gövde çapı 9 m’yi bulabilir. Boy olarak daha kısa olmasına karşılık, Higori çamı (Pinus aristata), bilinen en uzun ömürlü ağaçtır; birçok uzun ömürlü ağacın yaşı 100-250 yıl arasında değişirken, Higori çamı 4 600 yıl yaşar. SINIFLANDIRMA Ağaçlar çeşitli yollarla sınıflandırılabilir; ama en kaba biçimiyle, üretken yapıları temel alınarak iki büyük öbeğe ayrılırlar: Açıktohumlular; kapalıtohumlular. Tohumları az ya da çok açık pulcuklar üstünde duran açıktohumlular daha ilkel bir öbektir; çevreye saçılan tohumları çoğunlukla kozalak biçiminde bir araya gelmiştir. Çam (Pinus), köknar|(/4b/es), ladin (Picea), vb. çok iyi bilinen ağaç cinslerini içeren açıktohumlular öbeği, kozalaklılar, yapraklarını dökmeyenler, iğne yapraklılar, yumuşak odunlu ağaçlar diye de adlandırılırlarsa da, bu yanlış adlandırma, yanılgılara yol açabilir. Söz gelimi, Sago palmiyeleri de denilen sikalar (Cycas, Zamia) açıktohumlular içinde sınıflandırılırlar, ama kozalak benzeri üretken yapıları bulunmasına karşın, bunlar gerçek kozalak olmadığından, kozalaklı bitki sayılamazlar. Bazı açıktohumlularda, sözgelimi ginkgoda (Cinkgo bilo- ba), iğne yapraklar yerine geniş yapraklar vardır. Bazı açıktohumlu bitkiler yapraklarını dökerler. Aynı biçimde bazı açıktohumluların son derece sert odunsu gövdeleri vardır. Kapalıtohumlular öbeği, çok daha fazla evrimleşmiş kara bitkilerini içerir. Kapalıtohumluların çiçekleri, yumurtalık işlevi gören bir meyve içinde kapalı duran tohumlarını çevreye yayarlar. Başlıca kapalıtohumlular arasında meşe (Quercus), kayın (Fagus), kavak (Popu- /us), huş (Betula), kiraz (Prunus), laleağaç (Lirioden- dron), karağaç (Ulmus), dişbudak (Fraxinus) ve akça
ağaç (Acer) cinsleri sayılabilir. Kapalıtohumlu ağaçlar, kış mevsiminde yapraklarını döken sert odunlu ağaçlar diye tanımlanırlarsa da, bu tanımlama da yanlıştır: Bazı kapalıtohumlular, sözgelimi Okaliptüs cinsinde yer alan birçok tür, kışın yapraklarını dökmezler; bazı çiçek açan kapalıtohumluların, odunları oldukça yumuşaktır. Ağaçların bilimsel olarak sınıflandırılması türler, cinsler ve aileler arasındaki ilişki evrimsel temeline dayandırılmasının yanı sıra, yukarda betimlenen üretken yapı özelliklerine de bağlıdır; meyve, tomurcuk ve kabuk özelliklerinden de, ağaç kimliğinin tanımlanmasında yararlanılır. YAPI VE İŞLEV Ağaçlar yapıları bakımından dört ana parçaya ayrılırlar: Dal ve dalcıklar da dahil gövde; yapraklar; kökler; üretken yapılar. Gövde. Gövde ağacın dik durmasına yarar; su ve besleyici maddelerin yukarı doğru, karbonhidrat hareketinin de aşağı doğru ulaştırılmasını yönetir. Aslında, gövdenin çok az bir bölümü canlı hücre öğeleri içerir. Gövde öğeleri, kesiti merkeze doğru olan bir düzlemde sıralanırlar. En dıştaki kabuk, genellikle ölü hücrelerden oluşur ve gövdenin canlı hücrelerini korur. En içteki soymuk, gövde ve kök sisteminin her yerine çeşitli organik maddeleri ulaştıran canlı hücrelerden oluşmuştur. Kabuk ile soymuk arasında, kendi kendilerine üreyebilen bölünür dokuların ya da farklılaşmamış hücrelerin oluşturdukları ince bir büyüyebilentabaka,|dışarıidoğru yer alır. Büyütken doku denilen bu tabaka, dışarı doğru soymuk dokuları ve içeri doğru ksilemleri üretir. Ksi- lemlerfarklılaşarak, besisuyu ve odun kalbini oluştururlar. Büyütken dokunun yanında yer alan besisuyu, öncelikle su ve besleyici maddeleri gövde içinden ağaç tacına ya da gövdenin en yüksek kesimlerine, dallara ve yapraklara taşımakta kullanılan ölü hücrelerden oluşur; yaşlı ağaçların iç kabuklarındaki odun kalbini, içlerinde çeşitli organik ve inorganik kimyasal birikintilerin bulunduğu ölü hücreler oluşturur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*