Abdurrahman III

Endülüs Emev; hanedanımın en büyük hükümdarı ve ilk halifesi. Ekim 912’den başlayarak babadan oğula geçen Kurtuba (Cordoba) emiri sanıyla„saltanat sürmüştür. 929’da halife unvanını almıştır. Emirliği. Abdurrahman Ekim 912’de, 21 yaşında büyükbabası Abdullah’ın yerine Kurtuba emiri .oldu. Zekâsı ve kişiliğiyle büyükbabasının açıkça gözdesi haline gelmiş, hükümdar. sülalesinin öbür şehzadelerine yeğlenerek onun tarafından tahtın vârisi seçilmişti. Dış görünüşü ile açık tenli, yakışıklı, tıknaz ve bacakları kısa bir kimse olarak betimlenir. Ayaktayken boyu çok kısa görünür, oysa at sırtında çok heybetli olurdu. Tahta çıkar çıkmaz Kurtuba’da hemen benimsendi. Babasının son saltanat yıllarında ülkenin dört bir yanındaki dağ kalelerine yuvalanan asi çeteleri, Kurtuba’nm egemenliğini iyice sarsmışlardı. Abdurrahman hiç zaman yitirmeden ve büyük bir enerjiyle bu egemenliği yeniden kurmaya girişti. Tahta çıktıktan on gün sonra ilk asinin kesik kafasını Kurtuba’da teşhir ettirdi. Bundan sonra da uzun * süre hemen her yıl önce Güney, sonra Orta ve Batı İspanya’da asilere karşı seferler düzenledi. Baş düşmanı gizli-Hıristiyan bir asi olan Bobastro hâkimi Ömer İbn Hafsun’du. Abdurrahman’ın stratejisi sürekli saldınlar- la Hafsun’un kalelerini rahatsız etmekti. Monteleón seferiyle başlayarak Elvira, Gırnata (Granada) ve Jaén illerinde, her biri doğrudan ya da dolaylı olarak İbn Hafsun’a bağlı 70 kâleyi fethetti. 913’te İşbiliye’yi (Sevilla) ele geçirdi. Bunu Algeciras, Ray- yu, Sidonia ve Carmona fetihleri izledi. 917’de İbn Hafsun ölünce isyan bir sonuca var amadan çözüldü. Çocuklan yakalandı ya da öldürüldü, isyanın merkezi olan Bobastro ise 928’de yerle bir edildi. 933’te< amansız bir kuşatmadan sonra Tuleytule (Toledo) düştü ve böylece Kurtuba egemenliğine karşı koyan son Müslüman kalesi ortadan kalkmış oldu. Hıristiyanlara karşı açılan seferler. Abdurrahman, bir yandan da, kuzeydeki Hıristiyan bölgesinden gelen tehditlere son vermek zorundaydı, Başlıca tehlike kaynağı Leoıi Krallığı idi. 913 yazında, sonradan Leon kralı olan Galicia vasal kralı II. Ordono, Müslüman topraklanna karşı bir sefer düzenledi. Bu sefer sırasında II. Ordono’nun Evora’yı (Talavera) yağmalayıp kentin Müslüman halkını kılıçtan geçirtmesi, Müslüman İspanyasında büyük bir- kızgınlık uyandırdı. Abdurrahman karşı saldmya geçme karan verdi ve bu karannı 920’de Muez seferine bizzat komuta ederek uygulamaya koydu. Osma ve San Esteban de Gormaz kalelerini ele geçirdi ve ardından 26 Temmuz 920’de birleşik Leon ve Navarra ordulannı Valdejunquera’da bpz- guna uğrattı. Dört yıl sonra, 924 bahannda Navarra’ya bir sefer daha düzenledi ve başkent Pamplona’yı yağmaladı. Bu iki seferle Abdurrahman Hıristiyan İspanya ile sınirlannı yedi yıl boyunca güven altına almayı başardı. Ancak 932’de tahta geçen bir sonraki Leon kralı II. Ramiro korkulacak bir düşman olduğunu gösterdi ve hiç vakit geçirmeden JMüslüman topraklarına saldınlar düzenlemeye başladı. İki hükümdar sonunda 939’da karşılaştılar. Ramiro, Simancas Hendeği (Shant Mankus) denilen’ yerde Müslümanlan ağır bir yenilgiye uğrattı. Abdurrahman canını zor kurtardı. Bu yenilgiden sonta Abdurrahman bir daha hiçbir seferin komutasını bizzat üstlenme- meye karar verdi. Ancak Hıristiyan başarısının arkası gelmedi. 950’de Ramiro ölüp de Hıristiyan bölgelerinde iç savaş çıkınca Abdurrahman daha önceki yenilgilerinin acısını çıkarttı. 958’de sürgündeki Leon kralı Sancho, Navarra kralı Garcia Sanchez ve annesi Kraliçe Toda, Kurtuba’da. Abdur- rahman’a bağlılık yemini ettiler.Abdurrahman’m Kuzey Afrika politikası Kayrevan’daki (bugün Tunus’ta) Fatımileri hedef alıyordu. Fatımilerin Kuzey Afrika üzerinde denetimlerine son vermek amacıyla onlara karşı ayaklanmalar başlattı ve donanmasını göndererek kıyı kentlerini yağmalattı. 931’de Ceuta kenti Kuzey Afrika operasyonlarında üs olarak kullanılmak üzere tahkim edildi. Ama Abdurrahman’m saltanatının sonlanna doğru Fatımi gücü arttı ve Fatımi komutanı Cevher, ondan yana olan güçleri geri püskürtmeyi başardı. Fatımilerle çatışmalar bir sonuca ulaşamadan 10. yüzyıl boyunca sürüp gitti. Erken gelen başarılannın bir sonucu olarak, belki de onun isteğiyle, bazı saray şairleri Abdurrahman’m halife sanını almasında ısrar ettiler. 929’da Bobastro’nun düşmesinden kısa bir süre sonra Abdurrahman bu sanla birlikte ululayıcı en-Nasır li-Dinillah (Allah Dininin Yardımcısı) sanını da aldı. Halife oluşunun, nedenleri, içte prestijini artırmak, dışta ise Fatımilerin bu onurlu payeye duyduklan özleme son vermekti. Önemi. Saltanatın sağlamlaşması Müslüman İspanyasına büyük refah getirdi. Bunun bir belirtisi olarak Abdurrahman’ın som altın ve gümüş para basan bir darphane kurdurması gösterilebilir. Abdun^hman aynı zamanda imar işlerine büyük önem verdi. Kurtuba Camisi ve hükümdarlık sarayını yenileyip eklemeler yaptırdı. Büyük harcamalarla ailesini ve yöneticilerini barındıracak yeni bir saltanat kenti, Medinetü’z- Zehra’yı inşa ettirdi. Yöresel hanedanların ortaya çıkmasını önlemek için sık sık valilerini değiştirerek devlete ilişkin konularda ve kamu hizmetleri üzerinde sıkı bir denetim oluşturdu. 949’da öz oğlunu kendisine karşı komplo hazırladığı için idam ettirdi. Hoşgörülü saltanatı sırasında Hıristiyan ve Yahudi cemaatleri gelişti. Ünü ülkesinin smırlannı öylesine aştı ki, saltanatının sonlanna doğru Kurtuba Akdeniz çevresinde neredeyse İstanbul’a eş bir ün kazandı. Alman kralı I. Otto ve Bizans imparatoru gibi uzak ülke krallan bile Kurtuba’ya elçi gönderdiler. Kurtuba’da 3.000 cami, 100.000’den fazla ev ve dükkânın bulunduğu söylenir. Tüm İslam halifeleri arasında en uzun saltanat süren ikinci kişi olması, akıllı ve cesur siyasetinin tam anlamıyla gelişmesine fırsat tanıdı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*