ABDURRAHMÂN-II

W “ r
k î »
w /ı 1 ; t
I t> ■ Ji Jftm
, – % 7 3 ı< — . ■ , • •’ ‘Ş£İ/t *. * j -• •• fpm^ • • ■
W * ;
S
ABDURRAHMÂN-II ; Endülüs Emevi Devletinin dördüncü sultanı. 792 (H.176) senesinde Tu- leytula’da doğdu. Babası Birinci Hakem’in vefâ- tı üzerine 23 Mayıs 822 târihinde otuz yaşında tahta çıktı. İlk olarak iç isyanları ve karışıklıkları bastırdı. Sonra fetih ve gaza hareketlerine girişen Sultan Abdurrahmân, ilk altı sene İspanyollara karşı, Kuzey Endülüs bölgelerine sefer yaptı. Frank topraklarında ilerliyerek, Narbon’a kadar fethetti. 826 senesinde yerli Berberîler ve gayri müs- limler tarafından Takoronna şehrinde Tusîl isminde bir Berberinin liderliğinde yapılan isyânı; Gânim komutasında gönderdiği bir ordu vâsıtasıyla bastırdı. 844 senesinde Endülüs sâhillerine saldıran Normanları büyük bir bozguna uğrattı. 848’de Mayorka Adasında oturan halkın çıkardığı isyânı bastırmak üzere üç yüz gemilik bir filo gönderdi. İsyân, ada fethedilerek bastırıldı. Böylece memleket sükûn ve huzûra kavuşturuldu. Kaleleri tekrar tâmir ve inşâ ettirdi. Bir tersâne yaptırarak denizciliği geliştirdi.
Birinci Abdurrahmân tarafından yaptırılan ve İkinci Abdurrahmân tarafından genişletilen Kurtuba Ulu Câ- miinin içi.
yi ve başına sarık sarmayı severdi. Cenâze namazlarında bulunur, Cumâ ve bayram namazlarında hutbe okurdu. Hastaları ziyâret eder, halkın arasına sık sık çıkarak onlarla görüşüp sohbet eder, dertlerini dinlerdi. İslâmiyete tam uyar, haramlardan, dînin yasakladığı şeylerden son derece sakınırdı.
Yeni Rehber Ansiklopedisi 49
ABDURRAHMÂN BİN MEHDf
Cenâze namazını halîfe hazret-i Osman kıldırdı. Cennet-ül-Bakî Kabristanına defnedildi. Çok cömert ve hayırsever bir zât olan Abdurrahmân bin Avf, Peygamber efendimizin zamâ- nmda üç defâ malının yarısını Allah yolunda verdi. Birinci defâsında dört bin, ikinci defâsında kırk bin dirhem ve üçüncü defâsında kırk bin altın tasaddukta bulundu. İri yapılı, beyaz tenli, güzel yüzlü olup, sevimli idi. Her hâlinde ve işinde Re- sûlullah’a (sallallahü aleyhi ve sellem) bağlı olan Abdurrahmân bin Avf radıyallahü anh, Resûlul- lah’ın feyz ve ilminden çok istifâde etmiş, fazîlet ve kemâlat îtibâriyle yüksek dereceye kavuşmuştu. Allah korkusu, Resûlullah sevgisi, doğruluk, iffet ve şefkatle doluydu. Dünyâ malına ve servetine hiç değer vermezdi. 65 hadîs-i şerîf rivâyet etmiştir. Bâzı büyük sahâbiler kendisinden hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuşlardır. Cennet’le müjdelenenlerdendi. Resûlullah sallallahü aleyhi ve sellem onun hakkında; “Gökte- kiler ve yerdekiler katında sen eminsin.” buyurdu. Resûlullah’tan bizzât rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden bazıları: Dikkat edin, Cennet için hazırlanan yok mudur? Kâbe’nin Rabbine yemin olsun ki, Cen- net’te tehlike diye bir şey yoktur. Cennet parlayan bir nûr, etrâfa yayılan bir kokudur. Bi- nâları kuvvetlidir. Irmakları devamlı akar, bol ve kemâle ermiş meyve yeridir. Orada hûrîler vardır. Cennet’te üzüntü ve keder yoktur. Nimetleri devamlıdır. Eshâb-ı kirâm; “Biz O’na hazırlanmışız.” dediler. Bunun üzerine Resûl-i ekrem: “İnşaallah deyiniz.” buyurdu ve cihâdı anlattı. Bir yerde vebâ hastalığının çıktığını duyduğunuz vakit oraya gitmeyiniz. Bulunduğunuz yerde vebâ görüldüğü vakit kaçarcasına oradan uzaklaşmayınız. Serveti çoğaltanlar helâk oldu. Ancak Allah’ın fakir kullarına verip, bu servet ile hayırlı amel işleyenler müstesnâ. Ne yazık ki bu gibiler de azdır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.