ABD’nin dışa yönelmesi.

1890’larda ABD dış siyaseti etkin bir saldırganlığa dönüştü. ABD’nin sanayi üretimi arttıkça, pek çok reformcu, dış pazar gereksinimini dile getirerek, ABD’nin Anglo-Sakson kültürünü tüm insanlığa taşımasının, dirlik ve düzeni ve ABD uygarlığını dünyaya yaymasının başlıca görevi olduğunu vurguladılar. 1895’te ABD, Venezuela ile Britanya İmaparatorluğu arasındaki Venezuela Sınır Anlaşmazlığına gözü kapalı karıştı. Venezuela’ya eşit bir devlet olarak davranamazsa, Monroe Doktrini gereğince ABD kuvvetlerinin kullanılabileceği konusunda İngiltere uyarıldı. 1895’te İspanya’ya karşı başlayan Küba devrim hareketi, sonuçta, Küba’yı özgürlüğe kavuşturmak uğruna İspanya’yla savaşa yolaçtı (1899). ABD bu savaştan Kü­ ba’da bir manda yönetimi kurmuş olarak ve Filipinler, Porto Riko ve Guam’dan oluşan bir ada imparatorluğu kazanarak çıktı. Ayrıca, 1898’de Hawaii adalarını ilhak etti. 1900’de ABD yönetimi, Çin bağımsızlığını destekleyen ve Çin pazarlarına tüm uluslar için eşit giriş hakkı tanıyan “Açık Kapı Politikası”nı açıkladı. William McKinley’in bir suikast sonucu öldürülmesi, 1901 ‘ de Theodore Roosevelt’i başkanlığa getirdi. Gururlu bir yurtsever olan Roosevelt, ABD’yi dünyanın büyük güçlerinden biri yapmakta kararlıydı. 1903’te, Kolombiya’dan bağımsızlığını kazanması için Panama’ya yardım etti. Sonra Panama’dan ABD için kıstak boyunca bir kanal açıp bunun denetimini elinde tutma hakkını sağladı. 1904’te, Monroe Doktrini’ne dayanarak, “kronik haksızlıkları” engellemek için ABD’nin Batı yarıküre ülkelerinin iç işlerine karışmaya yetkisi bulunduğunu vurguladı. Ertesi yıl, iyi niyet elçileri Rus-Japon Savaşı’nın sona erdirilmesine yardımcı oldular. Donanmayı iyice güçlendirmiş olan Roosevelt, “Büyük Beyaz Filo”yu ABD’nin gücünü göstermek için görkemli bir dünya turuna gönderdi (1907)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)