Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

A R İ S T O (A ris to te le s )

Eski Yunan filozofu. Babası Nikomakhos, Makedonya Kralı II. Amyntas’ın sarayında hekîm idi. Aristo, 17 yaşından 37 yaşına kadar Eflâtun (Platon)’un talebeliğini yaptı. Eflâtun ruhların nakline inanırdı. Teslis inancını ilk olarak ortaya çıkaran budur. Ef- lâtun’un yanında özellikle mantık ve metafizik alanlarında çalıştı. Ayrıca hukuk, matematik, astronomi ve tıb alanlarında çalışmalar yaptı (Bkz. Eflâtun). Hocası Eflâtun’un ölümünden sonra gezgin bir hayat sürdü. Daha sonra M akedonya’ya döndü. Kral Filip’in oğlu İskender’in öğretmeni oldu. İskender tahta çıktığı zaman şöhreti daha da yayıldı. A tina’da Apollon Lykeion Tapınağı yanında bir okul yaptırdı. Ondan sonra bu seviyede ıçılan okullara lise adı verildi. İskender’in ölümü izerine itibârını kaybetti. Dinsizlikle suçlandı. O ia buna kızarak Ağrıboz Adasındaki Khlasis’e »itti ve ertesi yıl burada 62 yaşında öldü. Hellenistik devirde A risto’nun düşünce ve )kuluna önem verilmemiştir. Fakat daha sonra skolastik devirde Aristo’nun eserleri önem kaza- ıarak resmî metinler hâline gelmiştir. Eserleri, Aristo’nun konuşmalanndan notlar alınarak 4 grup- a toplanmıştır:
1. Felsefe yazıları: Ruh, gökyüzü, fizik üze- ine sekiz kitaptan meydana getirilmiştir. Târih, ha- ât ve hayvanlarla ilgili düşünceleri de bu kitab- arında toplanmıştır.
2. Mantık yazıları: Daha sonra buna Organon dı verilmiştir. Yorumla ilgili, Kategoriler, To- ikler, Metafizik ve Sofut Helenler üzerine 14 ki- ıptan meydana gelmiştir.
3. Pratik felsefe yazıları : Atmalıların ana- asası gibi. 4. Şiirler. A rictn P flntıın’ıın ffftriislp.rindftn np.k avrıl
A R İS T O
yıllarda batıda tek bilinen Aristo mantığı idi. On ikinci yüzyıla kadar Aristo’nun eserleri din dışı olarak okutulmuş; bu yüzyıldan sonra Aristo’nun mantığından istifâdeye çalışılmıştır. Ancak Rönesans hareketleriyle ve Endülüs’ün tesiri ile ilimde yeni yeni buluşlar ve ilerlemeler kaydedilince, Aristo’nun fikirleri çürütülmüştür. Fârâbî, İbn-i Sinâ, İbn-i Rüşd ve El-Kindî gibi kimseler İslâm inancına, yâni kelâm bilgileri arasına Aristo’nun fikirlerini yerleştirmeye uğraştılar. Fakat İmâm-ı Gazâlî gibi büyük İslâm âlimleri bunlara karşı çıkarak, gerekli cevâbı verdiler. Nitekim Aristo, bütün felsefeciler ve tecrübeleri, hayalleri ile îzâha kalkışan bütün maddeciler gibi, akıl ile îzâh edilemeyen konuların çoğunda yanılmıştır. Bir yandan bir çok hakikatleri meydana çıkarırken, bir taraftan da ilmin gelişmesine mâni olmuştur. Meş- hûr Alman kimyâgeri Prof. Fritz A m d’ın İstanbul’da çıkan Türkçe Tecribî Kimyâ kitabında; “Fen ve ilim terâkkisinin hemen hemen bin beş yüz sene içinde durmuş olması, kısmen Aristo felsefesinin kabahatidir.” yazısı bu durumu en güzel şekilde îzâh etmektedir. Aristo’nun felsefesi: Aristo, diyaloga yer veren karşılıklı konuşma tipi yazılar yazmıştır. Ancak bu yazılar zamanla kaybolmuş ve geriye yalnızca ders ve araştırma notlan kalmıştır. Aristo, hocası Eflâtun’un idealar fikrinden hareket etmiştir. Eflâtun idealan bir gerçek kabûl ederken, Aristo bunu kabûl etmemiştir. Ona göre sâdece elimizle tutup, gözümüzle gördüğümüz varlıklar gerçektir. Yine ona göre fikirlerimiz, bu fikirlerin ilgili olduğu şeylerden, duyulardan ayrılamaz. Eflâtun’un idealar fikrine karşı çıkmakla berâber, o da idea kavramından hareket eder: Bütün varlıklar madde ile şekilden meydana gelmiştir. Şekil, aktif bir ideadır; maddeye niteliklerini veren odur. Bu sebeple gözle göremediği idealan inkâr yoluna gitmiştir. Tanrı fik ri: Aristo bütün evrenin en alt maddesini teşkil eden dört unsura (hava, toprak, ateş, su) beşinci bir unsur ilâve eder. Bu unsura Aithe- ra = Ether ismini vermiştir. Ona göre dört unsur nesneleri meydana getirir. Ether ise gök tabakalarını meydana getirmektedir. Bu tek sınırlı ve sonsuz uzayın merkezinde yeryüzü bulunmaktadır. Gökler dünyâyı sarmakta ve hepsinin durmadan hareketini ve düzenini sağlayan kendisi hareketsiz olan nihâî kuvvet olan tanrı vardı. Avrupa’da bu
CTÖriİ c l p r i n i OCtfAtlAtv»; *•———- 1 ’ , – – 1 A 1
————— – c,-t *y————–v——————©~t-v» ————-mi mmm———–olmuş ve krallık, dînî – askerî – kazâî, üç imtiyazı üç kişilik bir heyetin eline vermek mecbûriyetin- de kalmıştır. Bu üç kişi ya kral âilesinden, ya asil âileler arasından kendilerine eşit kimseler tarafından ölünceye kadar veya belli bir süre için seçilirlerdi.
Yeni Rehber Ansiklopedisi 260
ce yapılan işleme çarpma işlemi denir. 5 sayısı çarpılan, 3 sayısı çarpan, işlemin sonucu da çarpım diye isimlendirilir. x sembolü çarpı diye okunur. Genellikle a.b veya basitçe ab şeklinde de yazılabilir. 3. Çarpma işleminin değişme özelliği: ab=ba
Ârif Nihâd Asya’nın şiir dili, halk dilinden, herkesin anlayabileceği gerçek bir Türkçeden meydana gelir. Türkün büyük zaferlerini, insanımızın ince ruhluluğunu, askerimizin kahramanlığını zevk ve inançla söyleyen bir şâirimiz- dir. Eserleri: H eykeltraş (1924), Yastığım ın Rüyâsı (1930), Bir Bayrak Rüzgar Bekliyor (1946), Ru- bâiyyât-ı Ârif (1956), Kıbrıs Rubâileri (1964), Nisan (1964), Kubbe-i Hadrâ (1956), Emzikler (1964), Kökler ve Dallar (1964), Yürek (1968), Aynalardan Kalan (1969), Şiirler (1971), Basamaklar (1971). Nesir olanlara gelince; Kanatlar ve Gagalar (1945), Enikli Kapı (1964), Terâzi Kendini Tartamaz (1967), Onlar Bu Dilden Anlar (1970), Aramak ve Söyleyememek (1976), Kanatlarını Arayanlar (1976) belli başlı eserleridir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.