Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

3. Cumanın Son Sünneti

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Hz. Peygamber (s.a.) in, cumanın farzından sonra kaç rek’at namaz kıldığı ve kaç rek’at namaz kılınmasını istediği mevzûunda çeşitli rivâyetler vardır ve bu rivâyetlerde geçen rek’at sayısı iki, dört ve altıdır. Hanbelîler bu rivayetlerin hepsini değerlendirmiş ve «iki, dört veya altı kılabilir; hiç kılmasa da olur» demişlerdir. (41). Hanefî mezhebinde Ebû-Hânife dört, Ebû-Yûsuf ve Muham- med ise altı rek’atı tercih etmişlerdir. (42) Bu altı rek’atm dördü bir selâmda, ikisi bir selâmda kılınır. İmam Şafiî iki selâmda dört rek’atı tercih etmiştir. Bazı muhakkik âlimler de bu mevzüdaki çeşitli rivâyetleri tetkik ettikten sonra şu neticeye varmışlardır: Camide kılınırsa dört rek’at, evde kılınırsa iki rek’at. (43)
Netice:
Hadislere ve İslâm âlimlerinin tetkiklerine göre: 1. Cumadan önce camiye gelen kimsenin iki rek’at tahiy- yetü’l-mescid kılması, zamanı varsa bir miktar da nâfile namaz kılması sünnettir. İkincisini evinde de kılabilir. 2. Cumanın farzı iki rek’attır. 3. Cumadan sonra camide kılınacaksa dört, evde kılınacaksa iki rek’at namaz kılmak sünnettir. 4. Müctehidlerin ekseriyetine göre sünnet namazları evde kılmak daha iyidir.
F — Zuhr-i Âhir:
Bundan önceki bölümde cuma namazının sünnet ve farzının kaç rek’at olduğunu tesbit etmiştik. Bunlardan başka, cumanın son sünnetinden sonra bazı kimselerin zuhr-i âhir adıyla dört, vaktin sünneti adıyla da iki rek’at daha namaz kıldıkları görülmektedir. Yukarda anlatılanlar dışında vaktin sünneti diye bir namaz yoktur. Zuhr-i âhire (son öğle namazı) gelince: Bundan maksat, cuma kılınmış olduğu halde -şayet sahih olmamış ise- mükelleflere farz olan ve cuma sahih olmadığı için üzerlerinden düşmemiş kabul edilen o günkü öğle namazıdır. «Şayet cuma sahih olmamış ise» ifâdesi cumanın sıhhatinin şartlan üzerinde müctehidlerin ihtilâf etmiş olmalanna dayanmaktadır. Şartlanndaki ihtilâf dolayısıyla cumanın sahih olmaması ihtimâline dayanarak zuhr-i âhiri kılmanın hükmü nedir? Yani bu namazı kılmak farz mı, sünnet mi, mekruh mu, bid’at ve memnû mudur? Bu mevzûdaki görüşleri iki grupta toplamak mük ündür:
1. Kılınmasına Taraftar Olanlar: Bunlar da kılınmasında birleşmekle beraber farz mı, sünnet mi, ihtiyat mı mevzuunda farklı kanaatler ileri sürmüşlerdir. Hemen hepsinin hareket noktası bir şehir veya büyük köyde, birden fazla camide cumanın sahih olmaması ihtimalidir. Cumanın sıhhatinin şartlarını tetkik ederken bu ihtilâfı ele almıştık. a) İmam Şafii «bir şehirde iki veya daha fazla yerde cuma kılınmış ise önce kılanların cuması sahihtir. Sonra kılanların cuması olmamıştır (bâtıl) ve öğleyi yeniden kılmaları farzdır» demiştir. Şâfiî’ye göre hangisinin önce kıldığı belli değilse, hepsinin öğleyi yeniden kılmaları gerekir. (44) İmam Şafii’den sonra gelen ve ona tâbi bulunan Şafiî müc- tehid ve fakihleri yukardaki hükmün, ihtiyaç olmadığı halde cumanın birden fazla camide kılınmış olmasına ait bulunduğunu; şayet caminin mükelleflere göre küçük olması gibi bir mazeret varsa birden fazla camide kılınabileceğini, böyle olunca da öğle namazını kılmanın farz olmayacağını, ancak sünnet olabileceğini ifade etmişlerdir. (45) Hanbelilerin görüşü de şafiîlerinki gibidir. (46) Bu iki mezhebin tatbikatında cuma namazı, ihtiyaç olmadığı halde birden fazla camide kılınmışsa ilk kılmandan sonrakiler bâtıl sayılmakta -şüphe hâlinde hepsi bâtıl sayılmakta- ve öğle namazı yeniden kılınmaktadır. Eğer cuma namazı ihtiyaca binâen birden fazla camide kılınmış ise bu takdirde bâtıl sayılmamakta, ancak ihtiyaten öğle namazının kılınması tavsiye edilmektedir. Bugün hemen her şehir ve büyük köyün -cumayı kılsın kılmasın- namaz ile mükellef bulunanlarını bir cami almayacağına göre kılman cumalar şâfiîlere göre de sahihtir ve öğleyi kılmak farz değildir. b) Hanefîlerden bazılarına göre birden fazla camide veya köyde kılman cumanın sıhhatinde şüphe bulunduğu için ihtiyaten, cumadan sonra, herkesin kendi başına şu niyetle bir namaz kılması iyi olur: «Vaktine yetiştiğim halde henüz edâ etmediğim veya henüz üzerimden düşmeyen son farzı yahut son öğleyi kılmaya niyet ettim.» işte bu namaz zuhr-i âhir denilen namazdır, dört rek’attır, birinci oturuşta ettahiyyat okunur, dört rek’atta da fatihaya bir süre veya yeteri kadar âyet ilâve edilir. Şüphe mevcutsa bu namazı kılmak vâcib, değilse mendup- tur. (47) Zuhr-i âhirin kılınmasını müdâfaa edenlerin delilleri şüphe ve ihtiyattır. Aslında şâfiîler ihtiyaç sebebiyle birkaç camide kılman cumanın sahih olduğunu kabul ediyorlar. Hanefî mezhebinde sahih ve tercihe şayan görülen mütâlâa da birkaç camide kılman cumanın sahih olduğudur; hattâ bu mezhep ihtiyacı da şart koşmamıştır. îşte buna rağmen, mâdem ki «sahih olmaz» diye de bir görüş vardır, ve mâdem ki bu görüşe göre cumanın sıhhati şüphelidir, şu halde ihtiyaten öğle namazı kılınmalıdır ki borçlu kalınmasın denilmektedir.
2. Zuhr-i Âhir Kılmmamalıdır Diyenler:
Bunları da iki gruba ayırmak mümkündür: a) Birinci gruptakiler, şüphenin ibâdeti ifsâd edeceğinden hareket ederek zuhr-i âhiri kılmak mekruh olur diyenlerdir. Bunlara göre cuma gibi mübârek ve çok sevaplı bir ibâdeti edâ edenler, «bu namaz şu ihtilâf sebebiyle belki sahih olmamıştır» şüphesiyle son öğle namazını (zuhr-i âhiri) de kılarlarsa, cuma namazlarını ifsad ve iptâl etmiş olurlar. Ayrıca bunu gören halk, cuma namazının farz olmadığını, öğlenin farz olduğunu, yahut da bir vakitte ikisinin de farz olduğunu zanneder. İşte bu sebeble zuhr-i âhiri kılmak mekrûhtur. Bu görüşü İbn Nüceym (v. 970/1563) el-Bahru’r-râık’ta ileri sürmüş, Alâuddin el-Haskefi (1088/1677) de ed-Durru’l-muh- târ’da benimseyerek nakletmiştir.İbn Âbidin de el-Makdisî’ye uyarak şöyle demiştir: «Eğer bu namazı kılmak böyle bir yanlış anlayış ve fesada sebeb o- lursa açıkça kılmmamalıdır; havas bunu evinde kılmalıdır.» (49) b) İkinci grupta olan zevat bid’at esasından yürüyerek zuhr-i âhirin kılınmasını meneden ve günah sayanlardır. Şev- kânî, Sünen-i Ebû-Dâvud şârihi allame M. Şemsuddin el-Azi- mâbâdî, Cemâlüddin el-Kasimi, Mustafa el-Galâyini, Ali eş- Şebrâmellisi, M. Reşîd Riza el-Huseynî(50) gibi zevatın içinde bulunduğu bu grubun delilini şöylece hülâsa etmek mümkündür: «Bâtıl olduğunu bilerek cuma namazı kılmak haramdır; cumanın sahih olduğuna marnlıyorsa öğle namazını kılmaya ihtiyaç yoktur; böyle bir namaz (zuhr-i âhir) sahâbe, tâbiûn ve müctehid imamlar devrinde kılınmamıştır; dinde olmayan bir ibâdeti âdet haline getirip ona yamamak bid’attır; bunu yapan günahkâr olur…


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.