Rumeli Beş Yüz Sene OsmanlI’da Kaldı

Rumeli Beş Yüz Sene OsmanlI’da Kaldı

Bu meydan muharebesiyle;

* Osmanlı ordusu ilk defa bu kadar büyük bir müttefik Haçlı orduşuyla karşılaşmış ve kesin olarak zafer elde etmiştir.

* Balkan halklarının geniş çaptaki hücum ve mukavemeti  defa ezici bir şekilde kırılmıştır.

* Rum eli’deki Osmanlı hâkimiyeti sağlamlaştırılarak 500 senelik bir hükümranlığın yolu açılmıştır.

* Bu zafer, Bizans ve Sırp baskısından kurtulan Balkan halklarının milli benliklerini korumalarını ve yarımadanın yeni ve farklı bir sosyal yapı kazanmasını sağlamıştır.

* Sırplar ve diğer Balkan milletleri Osmaıılı hâkimiyeti altında, eski devirlerin sefaletinden kurtulup derli toplu bir devlet düzeni içerisinde yaşamışlardır. Bu savaş ile istiklâlini kaybeden Sırplar, ©smanlı’nın adaletli yönetimi sayesinde benliklerini korumuşlardır. Ancak Osmanlı’nın zayıflamasından sonra, Fransız ihtilali ile başlayan milliyetçilik akımlarını körükleyen yabancı güçler, 1804’te Sırpların Osmanlı’ya isyan etmesine sebep oldular. 1817’de Miloş Obrenoviç’in “Baş knez” ünvanıyla tanılmasıyla Sırp prensliği kuruldu.

Ama yine Osmanlı burada asker bulundurmaya devam etti. Fakat Sır lar tamamen bağımsız olmak için mücadeleye devam ettiler. Hatta 1859’da, Sultan Birinci Murad’ı Kosova Muharebesi’nde şehid eden Miloş’un, güya kanlı kılıcı ile silahlarını Baş Knez Miloş Obrenoviç’in eline teslim ettiğini gösteren resimler yaptırılıp Belgrad’ın birçok yerinde teşhir edilmişti. Neticede, Berlin Antlaşmasıyla 1882’de Sırbistan Krallığı ilan edildi.

Birinci Murad Han zam anında Osm anlı Devleti (1360-1389)

Birinci Murad Han zam anında Osm anlı Devleti (1360-1389)

“Muharebede Sırp- lar mağlup oldukları halde böyle bir günde toplanmaları ve buna da çok büyük önem vermeleri, halk arasında intikam almak fikrini uyandırmak ve bunu canlı tutmak maksadına dayandığı anlaşılıyor.”

Kosova Savaşı’nın 500. Yıl Dönümü ve Sırpların Yaptığı Şenlikler

Sırplar, “Vodov Dan” dedikleri ve Kosova Savaşı’nın yıl dönümü olarak kabul ettikleri 28 Haziran tarihini hiçbir zaman unutmadılar. Niteldin Kosova Muharebesi’nin 500. yıl dönümünde Sırplar büyük şenlikler yapmaya karar vermişlerdi. O tarihlerde Osmanlı tahtında bulunan Sultan İkinci Abdülhamid Han bu meseleyi yakinen takip ediyordu. Osmanlı’nın Belgrad sefiri (büyükelçi) Yusuf Ziya Bey, İstanbul’a çektiği telgrafta şunları bildiriyordu:

“Kosova Harbi’nin 500. senesine denk gelen haziranda Sırbistan’ın her taralında şenlikler yapılacaktır. Şenliklere katılmak üzere Kral Aleksandr, devlet adamları ve askerler, Kuruşevaç şehrine gidecekler. Kosova Muharebesi’nde Sırplar mağlup oldukları halde böyle bir günde toplanmaları ve buna çok büyük önem vermelerinin, halk arasında intikam fikrini uyandırmak ve bunu canlı tutmak maksadına dayandığı anlaşılıyor.” Verilen bu rapor üzerine Sultan Abdülhamid Han Sırbistan’da şenliklerin usulünce yapılarak taşkınlık yapılmaması ve propagandacılara izin verilmeyeceğine dair kendisine teminat verilmesini istemiştir. Sırplar, şenliklerin Osmanlı hükümetine
1

karşı düşmanca bir mahiyette yacağınımemleketin kendi tarihî hadiseleri için yapılan şenlikler gibi olduğunu, buna da kimsenin itirazının olamayacağını belirtirken; Sırp hezimetine rağmen Birinci Mu- rad’ııı şehid edilme başarısının (!) da ilan edileceğini söylemişlerdir. Ayrıca, Sırp ve Karadağlı serserilere aleyhte tezahürat yaptıramayacağına dair de teminat vermişlerdir. Bu teminata rağmen her ihtimali düşünen Sultan İkinci Abdülhamid Han, sınır bölgelerinde meydana gelebilecek hadiselere karşı tedbirli olunmasını ve sınıra yığınak yapılmasını emretmiştir. Nitekim 28 Haziran 1889’da Sırp Prensliği, verdiği sözleri bir kenara bırakıp “Barbar Osmanlı” sloganlarıyla nümayişler düzenlemiştir. 1914’te Saraybosna’da Avusturya veliahdına suikast düzenleyen Sırp milliyetçisi Princip’in ve 1921’de yeni Yugoslavya anayasasını kabul ederken Sırp yönetiminin, 28 Haziran’ı yeni “Vodov Dan” seçmeleri ilginçtir. Dikkat çekici olan bir başka konu da, Sırpların “Peç Manastırı” merkezli olarak, Kosova’yı sürekli “Kadim Yurt olarak ele geçirme ve 14. yüzyılda yıkılan Sırp Krallığı’nı tekrar diriltme arzularıdır. Dahası, Sırplar bu yolda kendilerine bütün Avrupa’nın destek vermesinin tarihî ve dinî bir borç olduğunu da düşünmektedirler. Onlara göre, 1389’da bölgede can veren Sırp Krallığı, Avrupa’nın güvenliği için kendini feda etmiştir.

Kosova’da Miloş Anıtı

1912’de Kosova bölgesini ele geçiren Sırplar, Sultan Murad Türbesi’nin bahçesine Miloş Obiliç’in, yani Miloş Kabilaviç’in anıtını dikmek için yıllarca uğraşmışlardı. Ancak bölgedeki Müslümanların, Sırpların bu teşebbüslerini engellemeleri üzerine onlar da anıtı Kosova Ovası’na diktiler.

Kosova Savaşı’mn 600. Yılı ve Miloseviç Sırplar, Birinci Kosova Muharebesi’ni hiç unutmadıklarım 1989da da göstermişlerdi. Miloseviç iktidara gelikten bir süre sonra, Osmanlı-Sırp Kosova Savaşı’mn 600. yıldönümü için 1989’da Kosova’da büyük bir miting düzenleyip, hainler yüzünden yenildikleri bu savaşın intikamını alacağını söyleyerek Müslüman katliamının kapısını .ıtşıını؛lı؛’ia Avrupa’da bunlar olurken Türkiye’de 26 Nisan 1989’da “Kosova Savaşı’mn 600. Yıldönümü” adıyla bir sempozyum yapıldı ve bildiriler 1992’de Türk Tarih Kumu tarafından kitaplaştırıldı. 2008’de bağımsızlığını ilan eden Kosova, bünyesinde hâlen yüzlerce Osmanlı eserini barındırmakta ve bunların bir da hızla restore edildektedir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)