Asur

Asur

Mezopotamya'da yukarı Dicle boyunda yer alan Asur İmparatorluğu, büyüyerek İ.Ö. VII. yy'da en parlak dönemini yaşamış ve Güneybatı Asya'nın büyük bölümünü egemenliği altına almıştır.

Mezopotamya’da yukarı Dicle boyunda yer alan Asur İmparatorluğu, büyüyerek İ.Ö. VII. yy’da en parlak dönemini yaşamış ve Güneybatı Asya’nın büyük bölümünü egemenliği altına almıştır.

Mezopotamya’da yukarı Dicle bölgesinde, günümüzdeki Irak’ın kuzey kesiminde, Tartar vadisinden Zagros dağlarına kadar uzanan alana verilen ad. Dicle ve kolları ile Büyük ve Küçük Zap tarafından sulanan, ılımlı yağışların sulamasız tarımı olanaklı kıldığı ve önemli yapı taşı kaynakları bulunan Asur, sulama yapmanın zorunlu ve kerpicin başlıca yapı malzemesi olduğu Babil’e oranla daha avantajlı durumdaydı. Asur bölgesinin adı, aynı adlı krallığın da ilk başkenti olan, Dicle’nin küçük Zap ile birleştiği yerin hemen kuzeyinde kurulmuş Asur kentinden kaynaklanır. Günümüzde Asurlular diye adlandırılan, Sami dili konuşan halkın kralları, İ.Ö.| 2 0 0 0 | döneminde (yaklaşık İ.Ö. 1900-İ.Ö. 1550) bu topraklarda bütünlüğü sağladılar ve etkisi orta Fırat boyunca yayılan, batıya doğru da, Asurlu tüccarların ticaret merkezleri kurmuş oldukları Orta Anadolu’da duyulan bir krallık kurdular.

Ne var ki, İ.Ö. 1800’e doğru Hititlerin bölgeye yerleşmeleriyle, Asurlular Anadolu’nun dışına püskürtüldüler. Babil’in de Hammurabi döneminde hızla gelişmesi, Asurluların Mezopotamya’daki gücünün kısıtlanmasına yol açtı. İ.Ö. 1550’ye doğru AsurMitanni krallığının egemenliğini kabul etmek zorunda kaldı ve Mitanni krallığı çökünceye (Ö.İ. 1365’e doğru) kadar bağımsızlığını kazanamadı. Yavaş bir yeniden canlanma döneminden sonra, İ.Ö. 1000’den başlayarak yeniden güçlenen Asur Krallığı İ.Ö. IX. yy’da Asurnazirpal II ve Salmanasar döne- minlerinde yeniden çok parlak bir dönem yaşadı. Bu krallar döneminde, batıda Akdeniz’e kadar bütün küçük krallıklar yağmalandı ve yıllık vergiye bağladı. İ.Ö. 800’den sonra bu güçlü sülale yavaş yavaş gerilemeye başladı ve İ.Ö. yaklaşık 748’de çöktü. Ama İ.Ö. 745’te Tiglatpileser lll’ün tahta çıkmasıyla, Asur İmparatorluğu yeniden parlak bir dönem yaşadı. Babil’e egemenliğini kabul ettiren Asur, Batı’daki devletleri de yeniden vergiye bağladı. Sargon ll’nin (İ.Ö. 721-705) kurduğu son Asur sülalesiyle imparatorluğun yönetim bakımından da sağlam biçimde örgütlendiği bu dönemde, Elam ve Medler ülkesi de Asur’a bağlandıktan sonra, Asurbanibal döneminin (yaklaşık İ.O. 6 6 8 -İ.Ö. 626) ardından imparatorluk yeniden gerilemeye başladı  ve İ.Ö. 612’ye doğru Medler ve Babillilerin Ninova kentini yıkmalarıyla imparatorluk sona erdi. Asur’un sırasıyla dört başkenti olan Asur (Kalat Şer- kat), Ashurbanipal ll’nin kurdurduğu Calah (Nimrud), Sargon ll’nin hisar-kenti Dur Şarrukin (Horsabad) ve Sennaherib döneminde kurulmuş olan Ninova, arkeologların yaptıkları kazıfar sonucunda ortaya çıkarılmış, elde edilen buluntular, Asur uygarlığının görkemini (Asurlular acımasız savaşçılıklarının yanı sıra, güzel sanatlar, mimarlık ve edebiyattaki başarılarıyla ünlüdürler) ortaya koymuştur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)