Aylık Arşiv: Haziran 2016

Yavuz Sultan Selim Han Nasıl Padişah Oldu?

Yavuz Sultan Selim Han Nasıl Padişah Oldu? “Asker çekip babamızın üzerine yürümek bize düşmez. Hakk ın katında ve halkın yanında zemmediliriz, belki de şiddetli azap görürüz” Tarihçilerden bazıları Yavuz Sultan Selim H an’ın, babası Sultan İkinci Bayezid Han’ı tahttan zorla indirip yerine geçtiği konusunda bir görüş ileri sürmektedirler. Bu görüşün doğru olmadığı kaynaklarda açık ve net bir şekilde kaydedilmektedir. Sultan ...

Devamını Oku »

Rumeli’ye İlk Adım

Rumeli’ye İlk Adım Bizans İmparatoru Kantakuzenos, Çimpe Kalesi’ni 10 bin altın karşılığında Bizans’a terk etmesini Orhan Gazi’ye teklif etmişti. 1 4. yüzyılın başlarında henüz bir beylik olan OsmanlIlar, bulunduğu bölgede hızla büyümeye devam ediyordu. Bu sırada etrafındaki beylik, devlet ve imparatorluklarla çeşitli münasebetleri olmaktaydı. Osman- lı askerleri Rumeli’ye birçok kere geçmişlerdi. Orhan Gazi, Rumeli’ye geçmeyi çok arzu ediyordu. Bu niyetle ...

Devamını Oku »

Resimli Gazetemi ? Gazeteli Resim mi ?

Resimli Gazetemi ? Gazeteli Resim mi ? Sedat Simavî, Haftalık Resimli Gazete isimli bir gazete çıkarmaktaydı. Gazetesinde çok daha fazla resim konulmasını istediği için bir gün Süleyman Nazife yazılarım kısa kesmesini ve uzatmamasını söyler. Süleyman Nazif in cevabı şöyle olur: “Birader siz Resimli Gazete değil, gazeteli resim çıkartmak istiyorsunuz galiba… Bir  Mesele Getirme de Başka Bir Şey istemem Rusya sefiri ...

Devamını Oku »

İlim Başka İrfan Başkadır

İlim Başka İrfan Başkadır Ömer Seyfettin, halkın okumamış olanlarının, ilim sahibi olmasalar da irfan sahibi olduklarını; okumuşların bile kavrayamadığı bazı gerçekleri kavradığını söylerdi. Bunu ifade etmek için, “Azizim, Türk halkı âlim değildir, ama âriftir” sözünü sık sık tekrarlardı. Ülkede zarurî ihtiyaç maddelerinde bile sıkıntı çekildiği, hatta bazılarının karneye bağlandığı Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Ömer Seyfettin Batı Anadolu’da bir lisede öğretmendi. ...

Devamını Oku »

LAHANA KADAR BAŞ, ON PARAYA TIRAŞ!..

LAHANA KADAR BAŞ, ON PARAYA TIRAŞ!.. Sevvar berberlerin eski İstanbul’da özel dükkânları yoktu. Genellikle büvük kahvehanelerin bir köşesinde berberlik yaparlardı. Kullandıkları malzemeler, berberin ekonomik gücüne göre toprak, bakır veya gümüşten olurdu. Bu berberler kalabalık yerlere gider, “Lahana kadar baş, on paraya tıraş!..” diye bağırarak müşteri toplamaya çalışırlardı. Çeşitli meslek gruplarından insanların, Anadolu’dan yeni gelenlerin, iş arayanların buluştuğu Eminönü Meydanı ve ...

Devamını Oku »

Osmanlı Mekteplerinde Mukafatlar

Osmanlı Mekteplerinde Mukafatlar Daha çok 19. asrın ikinci yarısından itibaren yaygınlaşan mükâfatlar, kademelerine göre başarılı olan öğrencilere aferin, tahsin, imtiyaz, takdir, taltif, mükâfat ve zikr i cemil isimli belgelerin verilmesi yoluyla olurdu. Bunlar bizim takdir ve teşekkürden farklı olarak yıl sonunda değil, yıl içinde çeşitli zamanlarda, çeşitli vesilelerle verilirdi. Bugün okullarda öğrencilere verilmekte olan takdir ve teşekkür belgeleri hepimizin malumudur. ...

Devamını Oku »

Biliyor musunuz?

■ Hanya fatihi Silahdar Yusuf Paşa’nın, Dalmaçyalı fakir bir çocuk iken bir kış günü çıplak ayaklarına bir çift eski kundura giydiren kadına, vezir olduktan sonra bu eski kunduraları, içlerine altın doldurarak iade ettiğini…   ■ Bir Hint elçisinin Dördüncü Murad’a ge tirdiği hediyeler arasında fil kulağından ya pilmiş ve üzerine gergedan postu kaplan mış, ok işlemez denilen kalkanı Sultan Mu ...

Devamını Oku »

”Balık Kavağa Çıkınca”

”Balık Kavağa Çıkınca” Eskiden, denizde balığın bol olduğu sezonlarda İstanbul’da Yemiş İskelesi’nde ve Balık Pazarı’nda başlayan satış halkası semt semt genişlermiş. Eğer çok fazla balık olursa Tophane’den Rumeli Kavağı’na ve Üsküdar’dan da Anadolu Kavağı’na kadar balık satışı yayılırmış. Balıkçıların Rumeli ve Anadolu Kavağı’na kadar gitmesi ise ancak seyrek görüleli bolluklarda olurmuş. Bir gün yaşlı bir kadın balık almak için pazara gelmiş, ...

Devamını Oku »

Ağlayan Komutan

Ağlayan Komutan Mehmet Akif anlatıyor: Her sabah Sultanahmet Camii’ne erkenden giden bir zat vardı. Mihrabın bir kenarında saçı-sakalı bembeyaz olmuş bu ihtiyar adanı, ümitsiz bir şekilde durmadan ağlıyordu. Nihayet bir gün yanma sokuldum: – M uhterem, dedim. Allah’ın rahmetinden bu kadar ümitsizlik olur mu? Niye bu kadar ağlıyorsun? Bana: – Beni konuşturma. Kalbim duracak, dedi. Çok ısrar edince anlattı: – ...

Devamını Oku »

Romanya

Romanya Karpat Dağları’nın yemyeşil dokusundan Karadeniz’in berrak sularına uzanan tarihî bir ülke… Ülke adı: Romanya Yüzölçümü: 238 391 km* Sahil :idire ؛ 225 km Diller: Romence, Macarca. Din: Romanya Ortodoksları, Roma Katolikleri, Diğer Katollkler, Protestanlar, Ateist, Müslümanlar. Nüfus: 21.504.442 Başkent: Bükreş Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet İdarî bölümler: 40 bölge ve 1 belediye. Milli bayram: Birleşme Günü (Romanya ileTransilvanya’nın), 1 ...

Devamını Oku »

Deryaların Serdarı

Deryaların Serdarı   “Koca Kaptan” olarak anılan Kılıç Ali Paşa; Kanunî Sultan Süleyman, İkinci Selim Han ve Üçüncü Murad Han zamanlarında Osmanlı Devleti’ne hizmet etmiş, 16 yıl Osmanlı donanmasın ın gelişmesinde çok büyük hizmetlerde bulunmuştur. Turgut ve Piyale Paşalarla beraber Barbaros Hayreddin Paşa’nın en şanlı talebelerinden ve Türk denizcilik tarihinin en büyük şahsiyetlerinden olan Kılıç Ali Paşa’nın asıl adı Uluç ...

Devamını Oku »

Balkanlarda Osmanlı İzleri

Balkanlarda Osmanlı İzleri   Blagay kasabasının içinde bulunduğu topraklar, Fatih Sultan Mehmed tarafından Osmanlı mülküne dâhil edilmiştir. Mostar şehrindeki tarihî Mostar Köprüsü’nün altından akan Neretva Nehri’ne paralel olarak güneye doğru giderken, ana yoldan sola dönen dar bir yol Blagay kasabasına çıkar. Mostar’a 15- 20 kilometre uzaklıkta olan kasabaya ulaştığınızda sizi yolun sağ tarafındaki Hünkâr Camii veya nam-ı diğer Kanunî Camii ...

Devamını Oku »

Osmanlı Devletinde Sıbyan Mektebi

Mamsa Karaoğlanlar Köyünde Mekteb-i ibtidâide (ilkokul) Mükâfat Merâsimi

Osmanlı Devletinde Sıbyan Mektebi Sıbyan mektepleri, çocukların okuma yazmayı öğrendikleri ilk yerdir. Osmanlı Devleti kendisinden önce hüküm sürmüş olan İslâm devletleri gibi, çocukların okuma yazmayı öğrenerek ilim tahsil edebilmesi için her türlü gayreti sarf etmiştir. Evlatlarının tahsiline asırlar boyunca çok dikkat etmiş olan ecdadımız, yaptırmış olduğu camiler, mescitler, medreseler ve imaretlerin yanına ekseriya bir de sıbyan mektebi yaptırmayı ihmal etmemiştir. Birer ...

Devamını Oku »

Bedenler Çürüyüp Toprak Olacak

Bedenler Çürüyüp Toprak Olacak

Devamını Oku »

Sanki Yedim Camii

Sanki Yedim Camii Eskiden insanlar, hayır ve hasenatta, “halimiz vaktimiz yerinde değil” deyip bir kenara çekilmezler, canlan bir şey almak veya yeyip içmek istediği zaman: “Sanki yedim, sanki içtim.” deyip o şeyi almazlar, ona verecekleri parayı bir köşede biriktirirlermiş… Tarihî eserlerin kendilerine mahsus isimleri ve hikayeleri vardır. İsimlerinden dolayı dikkati çeken bu gibi eserlerden aynı anda birkaç yerde olduğu da ...

Devamını Oku »

Bursa’nın Ayasofya’sı

Bursa’nın Ayasofya’sı Bursa denilince akla ilk  gelenlerden olan Ulu Cami, ortasındaki açık  kubbesi, kitabesi, duvarları süsleyen hat yazıları, mihrabı gibi birçok hususiyeti yanında bazı sırları da barındırm aktadır. Bunların en ileinçlerinden birisi hiç şüphesiz caminin ortasında bulunan havuzdur. Yıldırım Bâyezid Han babası tarafından başlanmış olan Ulu Cami’niıı inşaatını tamamlamaya çalışırken Ulu Cami inşaatı ortasında fakir bir kadına âit olan tek gözlü ...

Devamını Oku »

Zekasıyla Herkesi Hayran Bırakan Bir Âlim

Zekasıyla Herkesi Hayran Bırakan Bir Âlim “Ben insanlarla konuşurken aklımın yarısı ile konuşurum. Aralarında anlaşmazlık olan iki kişinin muhâkemesini yaparken bütün aklımla dinler, dikkatimi tamamen mesele üzerinde toplarım.” Emevîler devrinde Basra’da kadılık yapması sebebiyle Kadı İyâs olarak tanınan İyâs bin Muâviye bin Kurre, Miladî 666 (H. 46) yılında doğmuştur. Dedesi Ashâb-ı Kirâm’dan, babası ise Tâbiîn’dendir. Basra’da yetişen İyâs bin Muâviye, ...

Devamını Oku »

EŞSİZ KÜLTÜR KENTİ KÜTAHYA

EŞSİZ KÜLTÜR KENTİ KÜTAHYA Selçuklu’nun sınır beldesi, Germiyanoğulları Beyliği’nin merkezi, OsmanlI’nın şehzadeler şehri Kütahya kuruluşun ve kurtuluşun diyarıdır. Bilinen tarihiyle M.Ö. 3000’li yıllardan günümüze birçok medeniyete ve kültüre ev sahipliği yapmış ve hâlâ bu engin tarih ve kültür mirasının izlerini taşıyan güzide Anadolu şehri, kendine has bir ruh, renk, koku ve kimliğe sahiptir. Kütahya’ya varmadan daha yollarda, karşılaşacağınız güzelliklere hazırlanırsınız. ...

Devamını Oku »

Tik Ağacını Özel Kılan En Büyük Özellik

Tik Ağacını Özel Kılan En Büyük Özellik Tik ağacı her türlü hava şartlarına dayanabilen, yüz yılların yıpratamadığı bir ağaçtır. Madenler arasında elmasın yeri ne ise ağaçlar arasında “Tik Ağacı “nin yeri de odur. Tıpkı elmas gibi nadir bulunur; çok yoğun ve reçineli bir dokuya sahiptir ve son derece dayanıklıdır. Kullanıldığı zamanki şeklini yüzyıllarca muhafaza eder; herhangi bir bozulma, eğilme, çekme ...

Devamını Oku »

KIYMETİ EŞSİZ İSTANBUL

KIYMETİ EŞSİZ İSTANBUL Dünya tarihinde çok büyük hadiseler vardır. Bunlar içinde öyleleri vardır ki, tarihin akışını değiştirmişlerdir. İşte bu hadiselerden biri de çağ açıp çağ kapamış olan İstanbul’un fethidir. İstanbul dünyanın en eski ve en güzel şehirlerinden birisidir. Tarihî ve tabiî güzelliklerinin yanında Avrupa kıtasıyla, Asya kıtasının Karadeniz boğazı ile birbirine bağlandığı mevki olma- sı itibariyle de stratejik bakımdan çok ...

Devamını Oku »