1930’LU YILLAR

Ekonomik bunalım ve Avrupa’da faşizmin tırmanışı 1930’lu yıllarda Amerikan edebiyatına egemen oldu. Proleter edebiyat bilinçli olarak, işçi sınıfı saflarında protestolara (ve bazı durumlarda devrime) yol açmayı amaçladı. John Dos Passos üçlem esi\U.S.A.’de (ABD, 1930; 1932; 1936) bu çağı kronolojik olarak anlattı. James T. Farrell, Studs Lonigan’da ( 1935) natüralist ayrıntılar getirdi, Meyer Levin de The Old Bunch’da (Eski Takım, 1937) aynı yolu izledi. Bugün Clifford Odets ve Sidney Kingsley’in oyunları ile John Steinbeck’in son derece başarılı olan The Grapes of Wrath’\ (Gazap Üzümleri, 1939), dönemin açıkça siyasal nitelikli yapıtlarından çok daha iyi hatırlanır. Toplumsal bir bilinç taşıyan edebiyatla aynı dönemde, bunlardan kopuk bir eleştiri okulu ortaya çıktı. Yvor Winters ve Richard P. Blackmur’un temsil ettikleri «yeni eleştiri »ye, Güneyli eleştirmenler, Cleanth Brooks, John Crowe Ramsom, Allen Tate ve Robert Penn Warren egemen oldu. Henry Miller ile Nathanel West gibi yenilikçilerse, dönemin edebi ya da siyasi gelişmelerinden nispeten etkilenmeyen yazarlar oldu. 1930’lu yıllardan başlayarak birçok Amerikalı yazar, bellibaşlı anlatım biçimleri olarak kısa öyküden yararlandılar. Bu biçimin bellibaşlı sembolleri arasında John O’Hara ve Katherie Anne Porter da vardır. Onları 19401ı ve 1950’li yıllarda Carson McCullers, Eudora Welty ve Flannery O’Connor izledi. Donald Barthelme ve John Updike gibi yazarlar, tıpkı John Cheever gibi, enerjilerinin büyük bölümünü kısa öyküye adamayı sürdürüyorlar. Kısa polisiye öykülerle romanlar da gene 1930’lu yıllarda James M. Cain, Raymond T. Chandlerve Dashiell Hammetsayesinde mükemmel halegeldi.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)