ZEUS

ZEUS — Seninle uğraşacak vaktim mi vardı sanıyorsun?
HALİM — Ya şimdi neden uğraşıyorsun öyleyse? Vaktin pek mi
bollaştı ?…
ZEUS — Seni doğru yola çevirmek istiyorum. Nasıl yarattıysam
öyle kal. Yaşa ve öl. Kendini bulmaya kalkma.
HALİM — Doğru yol dediğin buysa, benden paso. Ben, kendimi
aramakta devam edeceğim.
ZEUS — Ne bulacaksın sonunda sanki?
HALİM — Senin buldurmamak istediğini.
ZEUS — Ahmak… Onu hiçbir zaman bulamazsın sen.
HALİM — Şu halde otur oturduğun yerde, rahat et. Neye kuşkulanıyorsun
ikide bir ?…
ZEUS — Bir vakitler, karım Akıl Tanrısı Themis’i göndermiştim
Argos’a. Niçin ondan yararlanmadın ?
HALİM — Benim aklım bana yeter, karının aklı senin olsun.
ZEUS — Şımarıksın… Seni böyle şımartanları cezalandıracağım.
AHLİM — Şımartanları bir yana bırak da, yapabiliyorsan, beni
«ezalandır.
ZEUS — 0 da olacak gerektiği gün.
HALİM — Haydi bakalım, işte Argos meydanları… Seni savaşa
çağırıyorum. Kendine güveniyorsan ortaya çık.
ZEUS — Kaç solukluk ömrün kaldı ki… Gebereceksin yakında.
HALİM — Ölümün beni, benden alacağını mı sanıyorsun? Ne kadar
zavallısın. Ölüm, benim içimdeki tohumu yok edemez. Ben, her zaman
senin karşında olarak, sonsuza kadar devam edeceğim.
ZEUS — (Hiddetinden ya da aczinden titrer) Görürüz.
Orhan HANÇERLÎOĞLU

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)