Y A ’KÛB “Aleyhisselftm”

Kenan diyarında
yaşayan insanlara gönderilen peygamber. İshak aleyhisselamın
oğlu ve Yûsuf aleyhisselamın babasıdır. Ya’kûb
İbranice bir isim olup, Saffetullah yani Allahın saf ve
temiz kıldığı kul manâsınadır. Adı. İsraildir. Oniki oğlu
vardı. Bunların torunlarına Benî İsrail denir. Herbirinin
sülalesine torun manasına “Sıpt” ve hepsine birden
torunlar mânâsında “Esbât” denir. Sonradan Yahudi
denildi.
Ya’kûb aleyhisselamın bol serveti ve oğulları vardı.
O’nun neslinden ya’ni İsrail oğullarından çok peygamber
gelmiştir. Hatta Mûsa (a.s.), Hârun (a.s.), Dâvud
(a.s.), Süleyman (a.s.), Zekeriyya (a.s.), Yahya (a.s.) ve
İsâ (a.s.) onlardandır.
Ya’kub aleyhisselam halis, salih ve bitmeyen bir
sabır sahibi olup, hidayete erdirilmiş seçkin ve hayırlı
bir kimse idi. Kenan diyarındaki insanları doğru yola
davet etmek üzere, Allahüteâlâ tarafından peygamber
olarak gönderildi. Oniki oğlu vardı. Bunlar içerisinde en
çok Yûsuf aleyhisselamı severdi. Yûsuf aleyhisselam iki
yaşında iken annesi vefat etmişti. Bu oğluna karşı çok
muhabbeti olduğundan onu iyi korumaya çalışırdı.
Yusuf aleyhisselamın yedi yaşında gördüğü bir rüyaüzerine ona ilerde peygamberlik verileceğini anlamıştı.
Ya’kub aleyhisselamın diğer oğulları Yûsuf aleyhisselama
hased ettiler. Hile ile onu kıra götürüp kuyuya
attılar. Babalarına da onu kurt yedi dediler. Fakat o
bunun yalan olduğunu, oğlunu kurt yemediğini, O’nun
hayatta olduğunu anlamıştı. O’na olan muhabbetinden
dolayı yıllarca hasret ateşi ile yandı. Kavuşacağı günü
sabırla bekledi. Ağlamaktan gözlerine perde inip görmez
oldu.
Yûsuf aleyhisselâm atıldığı kuyudan kervancılar
tarafından çıkarılıp Mısır’a götürülmüştü. Orada Sultan
oldu. Yıllar sonra kıtlık sebebiyle Mısır’a giden
kardeşlerini tanıdı. Yakup aleyhisselamın oğulları
üçüncü defa Mısır’a gidince Yusuf aleyhisselâm kendini
onlara tanıttı. Onları affedip gömleğini de babasına
gönderdi. Ya’kub aleyhisselam o gömleği yüzüne
gözüne sürünce gözleri açıldı.
Ya’kub aleyhisselâm daha sonra oğlunun daveti
üzerine bütün akrabasını alarak Mısır’a gidip, oğlu
Yûsuf aleyhisselâma kavuştu. Diğer oğullarının affedilmesi
için çok dua etti. Onlarda tevbeettiler(Bkz. Yûsuf
aleyhisselâm).
Ya’kub aleyhisselam oğulları ile Mısır’da kalıp on
yedi sene de orada yaşadı. Vefat edince Şam diyarında
babası Hz. İshak’ın yanına defn edilmesini vasiyyet etti.
Yûsuf aleyhisselam babası Ya’kub aleyhisselamı
Halilür-Rahmana götürüp orada dedesi İshak aleyhisselamın
yanına defn etti.
Kur’ân-ı kerîmde Yûsuf suresinde ve Bakara suresi
132, 133, 140, Âl-i İmrân sûresi 84-93, Nisa sûresi 163,
En’am sûresi 84, Hud sûresi 71, Meryem sûresi 6,49,58.
âyetlerinde Ya’kub aleyhisselâmdan ve faziletlerindin
bahsedilmektedir.
Ya’kub aleyhisselâmın beş çeşit mucizesi vardı:
1- Düası bereketiyle bir koyunun kamından dört
kuzu doğmuştu. Bir kavim gelip, ey Allahın Peygamberi,
geçen sene koyunlanmız hiç doğurmadı. Cenâb-ı
Hakka duâ ediniz, hem bu seneki, hem de geçen seneki
kuzuları birden versin diye rica ettiler. Ya’kûb aleyhisselâm
duâ edince, her bir koyundan dörder tane doğmak
suretiyle koyunları çoğaldı.
2- Sesi sürekli olup, üç konaklık yerden bile duyulurdu.
Düşman askerine bağırdığı zaman korkularından
hep kaçarlardı.3- Hazreti Ya’kûbun attığı şey, pek uzaklara
giderdi. Oğullarını Amalika kavmi ile muhârebeye gönderince,
muhârebe esnasında Yehuza adlı oğlunun,
süngü veya mızrak ile silahı parçalanmıştı. Yehuza,
silahım kırıldı babacağım, bir silah gönderiniz diye
seslendiği anda, hazreti Ya’kûb işitip, bir dağ başından
önceki gibi bir silâh attı ve seslendi. Yehuza sesini işitip,
silahı aldı ve hemen düşmana saldırdı ve gâlib geldi.
Halbuki aralarında 360 km.lik mesafe vardı.
4- Ya’kûb aleyhisselâmın duâsı bereketiyle büyük ve
küçük dağlar yerlerinden kalkmışlardır. Ken’an ahâlisini
dine davet ettiği vakit, orada bulunup, yörenin iki
tarafını darlaştıran dağların başka yere nakl olunmasıyla,
yerlerinin geniş bir saha olmasını istemişlerdi. Ya’
kûb aleyhisselam duâ edince, muradlan hâsıl olup
■yerleri geniş ve düzlük olup havası da gayet güzel olarak*
Hicaz’da en güzel yer olarak tanınmıştır.
5- Kenan ahâlisini îmâna davet ettiği vakit, oturdukları
yerlerde bulunan dağlık ve taşlık yerlerin, bütün
tepe ve taşların toprak olmasını teklif etmişlerdi. Ya’
kûb aleyhisselâm dua edince, diledikleri gibi olmuştur.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)