ŞABAN AYI

ŞABAN AYI, Mübarek üç aylardan İkincisi. Müslü-
manlar arasında “mübarek üç aylar” olarak bilmen
Receb, Şaban ve Ramazan aylan, İslâm Dîni’nin kıymet
verdiği aylardır. Allahü teâlâ kullanna çok acıdığı
için bazı gecelere, gün ve aylara kıymet vermiş, bu gece,
gün ve aylardaki duâ, tövbe, namaz ve oruç gibi ibadetleri
kabul edeceğini bildirmiştir. Kullannm çok ibadet
yapması, duâ ve tövbe etmeleri için böyle gece, gün ve
aylan sebeb kılmıştır. Şaban ayı içinde Berât gecesi
vardır. Berât gecesi, Şaban aymın onbeşinci gecesidir.
Allahü teâlâ, ezelde, hiç birşey yaratmadan önce, her-
şeyi takdir etdi, diledi. Bunlardan bir yıl içinde olacak
herşeyi, bu gece meleklere bildirir. Kur’ân-ı kerîm, Levhilmahfûza
bu gece indi. Resûlullah “sallâllahü aleyhi ve
sellem” bu gece, çok ibadet ve duâ ederdi (Bkz. Berât
Gecesi).
Şaban, Ramazana hazırlık ayıdır. Hadîs-i şerifte,
“A yların en sevgilisi, Ram azana kavuşturan
Şaban a yıd ır ” ve “Şaban aym a, şaban denmesi,
onda Ram azan için büyük hayırların te ş ’
üb e tm e si (d a ğ ılm a sı); R a m a za n a y ın a
ram azan denm esi,, bu ayda günahların yan ­
m ası sebebiyledir ” buyuruldu.
Allahü teâlâ Şaban ayını, Resülullah’a (s.a.v)
mahsus bir ay kılmıştır. Şaban ayının üstünlüklerinden
biri de budur. Peygamberimiz (s.a.v): “Şaban
benim ayım , R eceb Allahü te&l&mn ayı, Ram azan
da benim üm m etim in ayıdır. Şaban günahlara
keffaret ayı, Ram azan ise günahların
tem izleyici a yıd ır ” buyurdu. Şaban; hayırların
açıldığı, bereketlerin indiği, hataların terk olunduğu,
günahlann örtüldüğü bir aydır. Bu ayda Peygamber
Efendimize (s.a.v.) çok salevat-i şerife getirilir. Şaban
ayı, Peygamberimize salâvat ayıdır. Nitekim, Allahü
teâlâ, Ahzab sûresi 56’ncı âyetinde: “E lb ette ki,
Allahü teûlû ve m elekleri, p eygam beri üzerine
sal&t ederler. E y imûn edenler! Siz de O ’na
salût ve selûm okuyun” buyuruyor. Salât, Allahü
teâlâdan rahmet, meleklerden şefâat ve istiğfar, m ü­
minlerden duâ, senâ (övme)’dir. (Bkz. Salevât-ı şerife)
Resûlullah (s.a.v) Efendimiz Şaban ayını oruç
tutarak geçirirdi. Nafile oruçlannın en üstünü hangisidir?
sorusuna cevap olarak: “Oruçların en
üstünü, Ram azan-ı şerife ta’zim ve hürm et için
Şaban ayındatutulan oruçtur” buyurdu. Hanımları
Hz. Âişe validemiz tarafından, Şaban ayında
devamlı oruçlu jgörülüp hikmeti sorulduğunda,
buyurdu ki: “ Ya A işe!Şaban öyle bir aydır ki, O
senenin içinde ölecek kim senin isim leri deftere
yazılıp, m elekülm evte (can alıcı meleğe)
teslim olunur. Ben, ancak oruçlu bulunduğum
halde ism im in deftere geçirilm esini arzu
ederim ” buyurarak cevap verdiler.
Müslümanlar Şaban ayını, gafletten uzak olarak,
günahlardan temizlenme ve geçmişte işlemiş olduktan
günahlara tövbe ve istiğfar ederek, Ramazan
ayını karşılamak için fırsat ve ganimet bilirler: Bir ay
evvelden başlayarak Ramazana hazırlık yaparlar. Bu
ayın sahibi olan Muhammed aleyhisselâm vasıtası ile
Allahü teâlâya kavuşmaya -çalışırlar. Şaban, Receb
ile Ramazanı birleştiren köprü gibidir. Geçen günlerden ibret alınır, bugünkü gün ganimet bilinir, yarın ise tehlikelidir.
Şaban ayının faziletini, üstünlüğünü bildiren diğer
hadîs-i şerifler de buyuruldu ki:
“Şaban, Receb ile Ram azan ayları arasında
bir aydır. İnsanlar bundan gafildir. H albuki
Şaban ayında kulların am eli Allahü teûl&nm
dergâhına çıkarılır. Ben Şabanda oruçlu oldu­
ğum halde am elim in çıkarılm asın ı arzu
ederim ”.
“Receb ayının diğer aylara üstünlüğü, K u r’
ûn-ı kerim in diğer kitaplara üstünlüğü gibidir.
Şabanın diğer aylardan üstünlüğü, benim
diğer peygam berlerden üstünlüğüm gibidir.
Ram azanın diğer aylarda üstünlüğü, Allahü
teûlûnın diğer insanlar üzerine üstünlüğü
gibidir”.
“Şabanın onbeşinci gecesinde Allahü teâ ­
lâ nın kulları üzerine rahm eti zuhur edip mü’
m inleri m ağfiret eder, bağışlar. K a firlere ise
mühlet verir. K in ve hased sahibi olanları bu
sıfatlarını terk edinceye kadar kendi hâllerinde
bırakır”.
ŞADIRVAN, Etrafındaki çok sayıda musluktan
abdest almak için ekseriya cami avlusunda yapılan
çeşme. Genellikle mermerden olan duvarları dörtgen,
altıgen, sekizgen veya çokgen şeklinde yapılırdı.
Cami avlularında, medreselerde yapılan, devamlı
suyu akan şadırvanların üstü çadır şeklinde bir kubbeyle
örtülürdü. Bu kubbe abdest alanları yağmur ve
güneşten korumak için dışarı doğru taşardı. Suyun
toplandığı hazne kısmı suyun kirlenmemesi için süslü
mermer taşlar veya demir parmaklıklarla korunurdu.
Muslukların karşılarına rahatça abdest almak için
sabit oturaklar yapılır, suyun sıçramaması için de
havuz etrafında derince yalaklar açılırdı.
Şadırvanların Türk-İslâm mimarisinde önemli bir
yeri vardır. Ait oldukları cami mimarisi uslubunda
yapılan şadırvanların Anadolu’da birbirinden güzel
örnekleri vardır. Sivas’taki Gök Medresedeki şadırvan
(1270), Fatih Câmii (1470) avlusundaki şadırvan,
Edirne Selimiye Câmii avlusundaki şadırvan, Bursa
Ulu Câmii içindeki şadırvan, Konya Mevlânâ Dergâhı
avlusundaki şadırvan san’at değeri ve tarihî kıymeti
çok olanların en önemlileridir.

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)