paranoit bozukluklar

temelinde kuşkulanma
ve kuşku sanrıları (hezeyan) olan bir
grup ruhsal bozukluğa verilen ortak ad.
Paranoya ile paylaşılmış ve akut paranoit
bozuklukları içerir.
Bilinen en eski paranoit bozukluk paranoyadır.
Bu terimi ilk kez 1863’te Alman
psikiyatr Kari Ludwig Kahlbaum kullanmış,
1913’te yurttaşı Emil Kraepelin hastalığı
tanımlamıştır. Oldukça seyrek görülen paranoit
bozukluklarda sistemli ve iyi düzenlenmiş
sanrılar vardır. Kişilik bütünlüğünün
korunmasına karşın yaşam bu sanrılara göre
ayarlanmıştır. Örneğin kıskançlık paranoyasında
kıskanılan kişiyi izleyip gözlemek
yaşamın temel amacıdır. Dava paranoyasında
ise kişi haklılığını kanıtlamak için sürekli
davalar açar, ama öte yandan işini ve
toplumla olan bağlarını sürdürür. Paranoyada
birey kendini çoğu kez olağanüstü güçlerle
donatılmış olarak görür.
Paylaşılmış paranoit bozukluklarda, karıkoca
gibi yakın yaşayan iki kişiden birinde
kuşku sanrılarının olması durumunda, öbürünün
de bunların bir bölümünü ya da
tümünü paylaşması söz konusudur. Genellikle
bozukluk aynı anda iki kişide birden
görülmez; birinde azalır ya da kaybolurken
öbüründe ortaya çıkar.
Akut paranoit bozuklukta savaş, göç,
tutsaklık, hapislik, izlenmiş olma gibi bir dış
etken söz konusudur. Genellikle paranoit
kişilik yapısı temelinde gelişen bu bozuklukta
paranoit sanrılar geçici olmakla birlikte
yinelenerek kalıcı duruma gelebilir.
Örneğin, trafik kazası geçirerek aylarca
yatağa bağlanan biri, çevresinin canına
kasteden insanlarla dolu olduğuna, bunların
kendisini hastaneye kapatarak öldürmek
amacıyla kazayı hazırladıklarına inanabilir.
Paranoit bozukluklarda temel düşünce
biçimine yansıtma mekanizması egemendir
(bak. savunma mekanizması). Kişi kendinde
beğenmediği düşünce ve özellikleri
yadsıyarak başkalarına yükler ve onlardan geliyormuşçasına algılar. Örneğin güvensiz,
içine kapanık ve yalnız bir kişi, bu durumundan
ötürü kendine olan kızgınlığını
karşısındakilere yansıtarak “bana karşı
komplo kuruyorlar”a dönüştürür. Böylece
kendine güvensizlik yerini, başkalarının onu
yok etme isteğine ilişkin düşüncelerle sanrılara
bırakır; böylelikle bunaltı (anksiyete)
önlenir ya da alt edilir.
Paranoit bozukluklar psikiyatride tedavisi
en güç hastalıklar arasındadır. Hastanın
çevresi ile hekime olan güvensizliği ve
kuşkuları tedaviyi güçleştirir. Bu nedenle
bazen hastane tedavisi gerekebilir. Hekimin
açık ve dürüst davranması hasta-hekim
ilişkisinin kurulmasına, hastanın hekime
güven duyarak tedavi olmasına katkıda
bulunabilir.

Share This:

Hakkında SevgiG.

SevgiG.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)