Papalık Devletleri

k îl îs e d e v l e t l e r i olarak
da bilinir, İtalyanca s t a t i p o n t if ic i ya da
s t a t i d e l l a c h ie s a , İtalya’nın orta kesiminde,
756-1870 arasında papanın hüküm sürdüğü
topraklar. Bugünkü İtalya’nın Lazio
(Latium), Umbria ve Marche bölgeleri ile
Emilia-Romagna’nın bir bölümünü içine
alan bu toprakların hem büyüklüğü, hem de
papalık denetiminin ölçüsü yüzyıllar boyunca
değişmiştir.
Daha 4. yüzyılda papalar Roma çevresinde,
Aziz Petrus’un Mirası olarak anılan
geniş toprakları mülk edinmişlerdi. 5. yüzyıldan
sonra Batı’da Roma imparatorluk
gücünün çözülmesiyle birlikte, barbar istilaları
karşısında sığınılacak bir güç olarak
görülen papaların Orta İtalya’daki nüfuzları
arttı. 750’lerde Lombardların bütün yarımadayı
ele geçirmesi tehlikesi karşısında
Papa II. (III.) Stephanus Frank hükümdarı
III. Pepin’den (Kısa) yardım, istedi. Pepin’
in müdahalesiyle, Bizans İmparatorluğu’
nun bölge üzerindeki egemenlik iddiaları
yok sayılarak Orta İtalya toprakları Roma
piskoposluğuna verildi. Pepin’in bu bağışı
(754) papalığın dünyevi iktidar iddiası için bir temel oluşturdu. Pavia Antlaşması’yla (756) Lombard kralı Aistulf İtalya’nın kuzey
ve orta kesimlerindeki kimi topraklardan
vazgeçti. Böylece papa Ravenna çevresinin,
Adriyatik boyunca Rimini’den Ancona’ya
kadar uzanan Pentapolis’in ve Roma
bölgesinin yönetimini ele geçirdi. 11. yüzyıl
sonlarında Normanlarla ittifak kurularak
Benevento Düklüğü ele geçirildi (1077). 9.
ve 10. yüzyıllarda yerel feodal beylerin
güçlenmesine ve daha önemlisi 11. yüzyıl
ortalarındaki Tayin Çatışması’ndan 14. yüzyıla
değin Kutsal Roma-Germen imparatorlarıyla
papalık arasında -süren mücadeleye
karşın, ortaçağ boyunca papalar bölge üzerindeki
egemenliklerini sürdürdüler. Toscana
kontesi Matilde’nin papalığa bağışladığı
(1102) ama sonuçta İmparator V. Heinrich’e
kalan (1111) topraklar nedeniyle imparatorlukla
ilişkiler daha da gerginleşti. Ama
papalığın hükümranlığı gerçek olmaktan
çok itibariydi. Özellikle Romagna’da yerel
yönetimlerin güçlenmesiyle papaların gücü
zayıfladı. Papalık merkezinin Roma’dan
Avignon’a taşınmasıyla (1309-77), 1417’
deki Büyük Bölünme’ye (Skhisma) değin
Papalık Devletleri’nde yerel bağımsızlık
geçerli oldu. Papa tarafından vekillerine
(vicarius) verilen birçok köy aslında yöredeki
ailelerce yönetiliyordu.
15. yüzyıl ortalarından sonra Rönesans
papaları Orta İtalya’da papalık erkini yeniden
kurmaya çalıştılar. II. Julius döneminde
(1503-13) Papalık Devletleri’nin kesin
sınırı kuzeyde Parma ve Bologna’dan başlıyor,
Adriyatik boyunca Umbria’yı içine
alarak Roma’nın güneyindeki Campagna’ya
kadar uzanıyordu. Bununla birlikte papalığı
uluslararası politikada önemli bir güç odağı
haline getirme girişimleri başarıya ulaşamadı.
16. yüzyılın sonlarına doğru papalık
toprakları yalnızca birkaç küçük İtalyan
devletinden oluşuyordu.
17. ve 18. yüzyıllarda, din adamlarından
oluşan yönetimin Papalık Devletleri’nin
geri kalmış ekonomisini düzeltme yolunda
çok az ilerleme sağlayabilmiş olmasına karşın
Rönesans papalarınca yerel bağımsızlık
aleyhine başlatılan merkezileştirme hareketi
sürdürüldü.
Napoleon döneminde 1790’ların sonlarında
Fransızlar yarımadanın denetimini ele
geçirince, Papalık Devletleri’nin yönetimi
papadan alınarak önce 1798-99’da Cisalpina
ve Roma cumhuriyetlerine, sonra da 1808-
09’da İtalya Krallığı ile Fransız İmparatorluğu’na
devredildi. Fransız Devrimi sırasında
Papalık Devletleri’ne de sıçrayan özgürlükçü
düşünceler, bu toprakların 1815 Viyana Kongresi’yle
papaya geri verilmesinden sonra da
etkisini sürdürdü. 1830-3l ’de Papalık Devletleri’nde,
1849’da da kısa ömürlü başka bir
Roma cumhuriyetinde din adamlarının yönetimine
karşı ayaklanmalar çıktı.
19. yüzyılda, İtalyan birliğini amaçlayan
Risorgimento (Yeniden Yükseliş) hareketi
süresince Papalık Devletleri hem İtalya’yı
ikiye bölmesi, hem de papalığın bağımsızlığını
korumaya yönelik yabancı müdahaleler
nedeniyle ulusal birlik önünde bir engele
dönüşmüştü. Sonunda Papalık Devletleri’
nin yeni Italyan devletine katılması sağlandı.
1859’da Avusturya’nın yenilgisinden
sonra papalık topraklarından Romagna,
Umbria ve Marche İtalya Krallığı’na katılmayı
seçtiler. Fransız birliklerinin 1870’te
Roma’dan çekilmesiyle, son papalık toprağı
olan Roma bölgesi Italyan birliklerince ele
geçirildi ve Roma İtalya’nın başkenti oldu.
Ama papalar dünyevi iktidarlarını yitirdiklerini
kabul etmediler ve “Vatikan’daki
mahkûmlar” olarak kaldılar. Papayla İtalyan
devleti arasındaki ilişkiler 1929 Laterano
Antlaşması’yla(*) Vatikan Devleti’nin
kurulmasına değin çözümsüz kaldı

Share This:

Hakkında SevgiG.

SevgiG.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)