papa

Katolik Kilisesi’nin en yüksek ruhani
önderi, Roma piskoposu.
Özellikle 3-5. yüzyıllar arasında bütün
piskoposların resmî sıfatı olan Yunanca
pappas (baba) unvanı günümüzde de Doğu’da
İskenderiye patriği ile Ortodoks papazlar(*)
için kullanılmaktadır. Buna karşılık
Batı’da, Latinceye papa biçiminde geçen
unvan 9. yüzyıldan beri yalnızca Roma
piskoposunu belirtmektedir. Ama papanın
öteki sıfatları bu unvanına göre daha resmî
nitelik taşır. Vatikan’ın resmî kılavuzu Annuario
Pontificio’da söz konusu sıfatlar
şöyle sıralanır: Roma piskoposu, İsa Mesih’
in vekili (vicarius), Havarilerin başının
(Aziz Petrus) ardılı, Batı Kilisesi’nin en
yüksek piskoposu (pontifex), Batı patriği,
İtalya’nın en yetkili piskoposu (primatus),
Roma bölgesi başpiskoposu ve metropoliti,
Vatikan Devleti’nin hükümdarı.
Öğreti düzeyinde papa, Hz. İsa’nın havarilerinin
önderi olarak kabul edilen Aziz
Petrus’un ardılı sayılır. Matta İncili’ne
(16:18) göre Hz. İsa Aziz Petrus’a “Sen
Petrus’sun ve kilisemi bu kayanın (Yunanca
petra) üzerine kuracağım” biçiminde seslenerek
onu evrensel kilise üzerinde yetkili
kılmıştır. Gerçekte Petrus’un, Katolik Kilisesi’nin
ilk önderi olduğunu doğrulayan
tarihsel bir kanıt bulunmamakla birlikte,
hem Petrus’un, hem de Paulus’un Roma’da
gömüldüğü inancı, Roma’daki kıyımlarda
çok sayıda Hıristiyanın can vermesi, buradaki
kilisenin zamanla Hıristiyanlıkta bağlayıcı
sayılan ilkeleri savunması ve Romanın
imparatorluk başkenti olması, papanın bütün
kilise kurumu üzerinde eksiksiz yargı ve
yönetim yetkisi kazanmasının tarihsel temelleridir.
Katolik öğretisine göre, kilisenin en yüksek
öğretmeni konumuyla papa, belirli koşullarda
iman ve ahlak konularında dile
getirdiği öğretilerde hiçbir zaman yanılmaz.
Papanın yanılmazlığı öğretisi, Tanrı’nın kiliseye
söz verdiği kayranın kıyamet gününe
değin onu ayakta tutacağını vurgulayan
kusursuzluk kavramıyla ilişkilidir. Gerçekte,
Katolik Kilisesi’nin sonradan heretiklikle
mahkûm ettiği papalar da (örn. I.
Honorius [625-638]) olmuştur. Daha sonra
I. Vatikan Konsili (1869-70) papanın yanılmazlık
konumuyla (ex cathedra: “kathedradan”
ya da “tahttan”) konuştuğundan söz
edilebilmesi için gerekli koşulları belirlemiştir.
Papanın belirli bir iman ya da ahlak
sorununda bütün kilisenin geri alınamaz
rızasını talep etmesi bu koşullardan biridir
ve bu talebe çok ender başvurulur. Papanın
öğreti, ahlak ya da disiplin konularında
genellikle piskoposlara seslenen genelgelerinde
(encyclicus) yanılmazlık özelliği varsayılmaz.
II. Vatikan Konsili’nin (1962-65)
piskoposlarla ilgili kararı, piskoposlar topluluğunun
yetkisinin papanın bu organın
başkanı olarak taşıdığı yetkiden ayrılamayacağını
belirtmekle birlikte, papanın ayrıcalıklarını
vurgularken belirli bir dengeyi de
gözetmiştir. Ortodoks Kilisesi’nin uzun süredir
papa için de patriklere özgü onursal
üstünlük konumunu tanımaya hazır olmasına,
birçok Protestanın ise yakın geçmişteki
bazı papaların üstlendiği manevi önderliği
olumlu karşılamasına karşın, Katolikliğin
papalık öğretisi günümüzde de ekumenik
hareketin^) önünde önemli bir engel sayılmaktadır.
Papalar ve karşı-papaların tam
listesi için bak. s. 391.

Share This:

Hakkında Kırçiçeği

Kırçiçeği

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)