panorama

görsel sanatlarda, izleyicinin
karşısından iki yanına doğru uzanan düz ya
da kavisli bir zemine yapılmış, sürekli bir
öyküyü ya da manzarayı canlandıran resim.
Panoramalar genellikle tiyatro dekorları
gibi fazla ince olmayan ve dolaysız bir
tarzda resmedilir. 18. yüzyılın sonlarıyla 19.
yüzyılda yaygın olan panorama, aslında çift
gözmercekli resimlerin ve sinemanın, özellikle
de çizgi film ile cinerama sisteminin
atasıdır. Gerçek panorama büyük bir silindirin
iç yüzeyinde sergilenir. İlk uygulamada
çapı yaklaşık 18 m olan bir silindir
kullanılmıştır; daha sonra bu çap 40 m’ye kadar çıkarılmıştır. Silindirin ortasındaki bir
yükseltide duran izleyici kendi çevresinde
dönerek ufuk çizgisinin her noktasını görür.
Bir manzaranın ya da bir olayın ortasında
olma etkisi, çeşitli yollarla artırılabilir.
Örneğin izleyici ile silindirin yüzeyi arasındaki
boşluğa resimle bütünleşen üç boyutlu nesneler konabilir ya da ışığın resimden
yayıldığı izlenimini uyandıracak dolaylı aydınlatma
yapılabilir.
İlk panoramayı yapan İskoç ressam Robert
Barker idi. 1788’de Edinburg’da kentin
bir görünümünü, daha sonra da çeşitli
Londra panoramaları ve Napoleon Savaşları’ndan
(1801-15) sahneler sergilemişti.
Gene ilk panorama ressamlarından
biri olan Amerikalı John Vanderlyn 1816-19
arasında New York kentindeki Belediye
Parkı’nda inşa ettiği yuvarlak bir yapıda
oluşturduğu “Versailles Sarayı ve Bahçeleri”
(Metropolitan Sanat Müzesi, New York)
adlı panoramayı 1829’a değin sergiledi. 19.
yüzyılın ortalarında panoramalar çok sevilen
bir eğlence olmuştu. Bu dönemin önemli
yapıtları arasında, Henri Philippoteaux’
nun Fransız-Alman Savaşı’ndaki (1870-71)
bir olayı betimleyen “Paris Kuşatması”
sayılabilir. Philippoteaux’nun oğlu Paul
1883’te “Gettysburg Çarpışması” panoramasını
çeşitli ABD kentlerinde sergiledikten
sonra Pennsylvania eyaletindeki
Gettysburg’da sürekli bir yere yerleştirdi.
Yüzyılın ortalarında bir çeşit taşınabilir
duvar resmi olan rulo halindeki panoramalar
gözde bir eğlence ve eğitim aracı oldu.
Bu panoramalar uzun bir bez üstüne boyandıktan
sonra bez iki sopaya sarılıyordu.
Gösteri sırasında konuşma ve çoğunlukla
müzik eşliğinde bu bez bir sopadan öbürüne
yavaş yavaş sarılıyordu. Bazen tiyatrodaki
gibi gerçek duman, buhar ve ses efektleri de
kullanılıyordu. Bu rulo panoramaların en
uzunu ve en iddialısı, ABD’li ressam John
Banvard’ın, Mississippi Irmağı boyunca çeşitli
manzaraları resimlediği 370 m uzunluğundaki
panoramadır.
Panorama sanatının daha gelişmiş bir biçimi
de kâğıt ya da ipek üstüne elle yapılan
geleneksel Çin ve Japon rulo resimleridir.

Share This:

Hakkında Kırçiçeği

Kırçiçeği

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)