Pangermenizm

Almanca p a n g e r m a n is –
m u s ya da a l l d e u t s c h t u m , Almanca ya da
Germen dillerinden birini konuşan halkların
siyasal birliğini amaçlayan hareket.Hareketin kökeni, I. Napoleon’a karşı
verilen bağımsızlık savaşının (1813-15) yol
açtığı Alman birliği ülküsüydü. Bu ülkü
Friedrich Ludwig Jahn ve Ernst Moritz
Arndt gibi ilk Alman milliyetçileri tarafından
özellikle vurgulandı. Grossdeutschland
(Büyük Almanya) çözümünü savunanlar,
Avusturya İmparatorluğu’nda yaşayan Almanları
tek bir Alman devletine bağlamak
istiyor, başkalarıysa İskandinavları da bu
birliğe katmayı amaçlıyordu. Hareketin bazı
üyeleri de Orta ve Doğu Avrupa’nın yanı
sıra Felemenk ülkelerinde Almanca konuşan
halkların da birleşmesinden yanaydı;
bunlar Felemenkçe ve Flamancayı da Almancanın
birer lehçesi sayıyorlardı. Friedrich
List, Paul Anton Lagarde ve Konstantin
Franz gibi yazarlar Avrupa’da barışın
sağlanabilmesi için Orta ve Doğu Avrupa’
mn Alman egemenliğine girmesini gerekli
görüyor, kıtanın bu bölümünde Alman
egemenliğinin İS 9. yüzyılda Drang nach
Osten’\e (Doğu’ya yöneliş) başladığını savunuyorlardı.
Gobineau kontu Joseph Arthur’un
Essai sur l’inegalite des races humaines
(1853-55; İnsan Irklarının Eşitsizliği
Üzerine^ Deneme) adlı çalışmasında savunduğu
“Âri ırk” kavramından etkilenen pek
çok Alman, Kuzey ya da Germen “ırkı”nı
yüceltiyordu.
Pangermenizm 1894’te Leipzig’li profesör
ve milletvekili Ernst Hasse’nin Alldeutscher
Verband’ı (Pangermen Birliği) kurmasıyla
örgütlü nitelik kazandı. 1891 ’de daha gevşek
bir yapıda kurulan Allgemeiner Deutscher
Verband’ın (Genel Alman Birliği)
temellerine dayanan birliğin amacı, özellikle
Almanya dışında yaşayan ve Almanca
konuşan gruplar arasında milliyetçi bilinci
geliştirmekti. Üç ciltlik Deutsche Politik
(1905-07, 3 cilt; Alman Siyaseti) adlı çalışmasında
Hasse, Almanların Avrupa’da yayılmacı
bir tutum izlemesi çağrısında bulundu.
Avusturya-Macaristan’da Georg Ruter
von Schönerer ve Kari Hermann Wolf
Pangermen duyguları dile getirdiler; Slavlara,
Yahudilere ve kapitalizme karşı bir
tutum benimsediler.
Bu görüşler Adolf Hitler’in düşünce yapısının
oluşmasında büyük rol oynadı. Weimar
Cumhuriyeti döneminde (1919-33)
Pangermenistler yayılmacı görüşleri savunmayı
sürdürdüler. Bunlar arasında en açık
sözlü ve etkin güç Hitler’in Nazi Partisi’ydi.
Yayılmacı propagandanın dayanaklarından
biri, tarihi bir tür coğrafi determinizme
bağımlı sayan jeopolitik kuramıydı. Münihli
profesör Kari Haushofer, Raum und Volk
im Weltkriege’nin (1932; Dünya Savaşında
Yaşam Alanı ve Halk) yazarı Ewald Banse
ve Volk ohne Raum’un (1926; Yaşamalansız
Halk) yazarı Hans Grimm’in savunduğu
yayılmacılığa dayanan Hitler, bu yaklaşımla
Avusturya’yı ve Çekoslovakya’nın Almanca
konuşulan bölgesini ilhak etti, ayrıca Polonya’dan
toprak talebinde bulundu. Almanya’nın
II. Dünya Savaşı’nda uğradığı yenilgi
yalnızca Üçüncü Reich’a ve onun Avrupa
üzerinde kurduğu egemenliğe son vermekle
kalmadı, aynı zamanda Almanya’nın Doğu
Avrupa’da eskiden elinde tuttuğu toprakları
yitirmesine, doğuda geniş toprakların elden
çıkarılmasına ve Almanların elinde kalan
toprakların da iki devlete bölünmesine yol
açtı. Bu tarihten sonra Pangermenizm etkisini
yitirdi.

Share This:

Hakkında SevgiG.

SevgiG.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)