Oidipus

Oidipus, Yunan mitolojisinde, bilmeden
babasını öldürüp annesiyle evlenen Thebai
kralı. Homeros, gerçeği öğrenince Oidipus’
un annesinin kendini astığını söyler; buna
karşılık Oidipus’un yaşamının sonuna değin
Thebai’de hüküm sürdüğü anlaşılır. Özellikle
Sophokles’in Oidipus Tyrannos (Kral
Oidipus, 1941) ve Oidipus epi Kolono
(Oidipus Kolonosta, 1941) adlı yapıtlarından
bilinen Homeros sonrası gelenek ise,
vurgular ve ayrıntılar bakımından önemli
farklılıklar gösterir.
Öyküye göre Thebai kralı Laios’u uyaran
bir kâhin, oğlu tarafından öldürüleceğinisöyler. Bu nedenle Laios, karısı İokaste
(Homeros’ta Epikaste) bir erkek çocuk
doğurunca bebeğin ayak bileklerini delip
birbirine bağlayarak (“şişmiş ayak” anlamındaki
Oidipus adı buradan gelir) Kithairon
Dağına bırakır. Bir çoban çocuğa
acıyarak onu yanına alır. Ardından, Korinthos
kralı Polybos ile karısı Oidipus’u evlat
edinerek kendi çocukları gibi büyütürler.
Oidipus ergenlik çağına girdiğinde Delphoi’
ye gider; oradaki kâhinden babasını öldürüp
annesiyle evlenmeye yazgılı olduğunu
duyunca bir daha asla Korinthos’a dönmemeye
karar verir.
Thebai’ye giderken yolda Laios’la karşılaşır,
çıkan kavga sonunda onu öldürür. Daha
sonra Sfenks’in (Sphinks) Thebai halkının
başına bela olduğunu öğrenir. Sfenks her
geçene bir bilmece sormakta ve yanıt veremeyenleri
öldürmektedir. Oidipus bilmeceyi
çözünce Sfenks kendini öldürür. Oidipus
ödül olarak Thebai tahtına çıkar, annesi dul
Kraliçe Îokaste’yle evlenir; Eteokles, Polyneikes,
Antigone ve İsmene adında dört
çocukları olur. Daha sonra gerçek ortaya
çıkınca İokaste intihar eder. Bir başka
öyküye göre Oidipus kendini kör ettikten
sonra Antigone ve İsmene ile birlikte sürgüne
gider, kayınbiraderi Kreon’u kral naibiatar. Atina yakınlarındaki Kolonos’ta ölen
Oidipus’u toprak içine çeker; bundan sonra
Öidipus yörenin koruyucu kahramanı
olur.
Oidipus söylencesi gerçek bir olaya dayanıyor
olabilir; ama öyküdeki masal öğelerini
gerçek olgulardan ayıklamak olanaksızdır.
Oidipus’a Arnavutluk, Finlandiya, Kıbrıs
ve Yunan halk söylencelerinde rastlanır.
Oidipus öyküsü Seneca’dan bu yana Pierre
Corneille, John Dryden ve Voltarie gibi
birçok oyun yazarı tarafından işlenmiş, 20.
yüzyılda özel bir ilgi görmüştür. Igor Stravinsky’nin
Oedipus Rex oratoryosu, André
Gide’in Oedipe’i (1931) ve Jean Cocteau’
nun La machine infernale’i (1934; Saatli
Bomba, 1967) bu öyküye dayanır. Sigmund
Freud, öykünün eski biçimlerinde Oidipus’u
harekete geçiren ya da karakterini belirleyen
duygularla ilişkisi olmamakla birlikte,
bir oğulun annesine duyduğu sevgiyle babasına
duyduğu kıskançlık ve nefreti belirtmek
için Öidipus karmaşası (kompleksi)
terimini kullanmıştır

Share This:

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)